11. Ceza Dairesi 2024/5276 E. , 2025/2575 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/3064 Değişik iş SUÇ : Özel belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2021 tarihli ve 2021/4009 Soruşturma, 2021/3938 Karar sayılı…
**11. Ceza Dairesi 2024/5276 E. , 2025/2575 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/3064 Değişik iş SUÇ : Özel belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2021 tarihli ve 2021/4009 Soruşturma, 2021/3938 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Bartın Sulh Ceza Hakimliğinin 18.11.2022 tarihli ve 2021/3064 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.11.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2023/31110 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2024 tarihli ve KYB-2024/96214 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2024 tarihli ve KYB-2024/96214 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayetinde özetle, şüpheliler tarafından Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/181 esasına kayden açılan davada delil olarak sundukları 16/02/1969 tarihli gayrimenkul senedinin sahte olarak oluşturulduğu ve dedesinden kalan gayrimenkullerin şikayete konu senet ile şüphelilerin adına kaydolduğundan bahisle şikayetçi olması üzerine yürütülen soruşturmada, sahteliği iddia edilen senedin düzenlenme tarihi itibari ile zamanaşımına uğradığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, Sahte olduğu iddia edilen senedin Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesine delil olarak 2017 yılında sunulup kullanıldığının iddia edilmesi karşısında, sahtecilik suçunun kullanmakla da oluşacağı ve suç tarihinin de buna göre belirleneceği, bu tarih itibariyle zamanaşımına uğramasının sözkonusu olamayacağı cihetle, senedin kullanıldığı Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/181 esas sayılı dosyası celp edilip incelendikten sonra denetime imkan verecek şekilde inceleme tutanağı oluşturulması, senedin dosyaya ne zaman ibraz edildiği ve kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi, senet delil olarak kullanılmışsa senedin sahte olup olmadığı hususunda senet üzerinde adı geçenler ile şüphelilerin imzalarının alınarak kriminal inceleme yaptırılması, bilgi sahiplerinin tespiti ile beyanlarının alınması ve şüphelilerin savunmaları alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrasının; "Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 7. Özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için sahte olarak düzenlenen belge aslının ya da aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onaylanmış suretinin kullanılması ve suç tarihinin de buna göre tespit edilmesi gerekmektedir. 8. 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde belirtilen cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 9. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; dosyada fotokopisi mevcut 16.02.1969 tarihli gayrimenkul taksimine ilişkin özel belgenin, hukuk mahkemesinde delil olarak kullanıldığının iddia olunması karşısında; Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/181 Esas sayılı ve aynı Mahkemenin 2009/641 Esas sayılı dosyalarının getirtilerek incelenmesi, şüpheliler tarafından suça konu belgenin kullanılıp kullanılmadığının, kullanılmış ise en son hangi tarihte kullanıldığının kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, bu şekilde yapılan araştırma sonucu zamanaşımının gerçekleşmediğinin belirlenmesi durumunda, belge aslının temini ile şüphelilerin ve şikâyet dilekçesinde belirtilen Mustafa Bal'ın ifadesine başvurulması, mümkün olması durumunda imza ve yazıların aidiyetine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; “...soruşturma dosyasında mevcut suça konu sahteliği ileri sürülen senedin düzenlenme tarihinin 16/02/1969 tarihi olduğu, resmi belge niteliği taşıdığı iddia olunan senedin 52 yıl sonra sahteliğinin iddia olunduğu, zamanaşımı süresinin ise 8 yıl olarak kanunda düzenlendiğinin anlaşıldığı, sahteliği iddia edilen senedin düzenlenme tarihi itibariyle zamanaşımının gereçekleştiği...“ şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bartın Sulh Ceza Hakimliğinin 18.11.2022 tarihli ve 2021/3064 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.