9. Ceza Dairesi 2012/3291 E. , 2012/7740 K. "" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, insan öldürmeye teşebbüs, patlayıcı madde bulundurma ve nakletme Hüküm : 1- TCK’nın 302/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- TCK’nın 82/1-c-g, 35/2, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- TCK’nın 174/1, 52/2-4, 53/1-2-3, 54/1-4, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/…
**9. Ceza Dairesi 2012/3291 E. , 2012/7740 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, insan öldürmeye teşebbüs, patlayıcı madde bulundurma ve nakletme Hüküm : 1- TCK’nın 302/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- TCK’nın 82/1-c-g, 35/2, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- TCK’nın 174/1, 52/2-4, 53/1-2-3, 54/1-4, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet Temyiz edenler : Sanık ve müdafii Duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-e, Ceza Muhakemesi Kanununun 202. maddelerinde düzenlenen bir tercümanın yardımından yararlanma hakkı, sanığın mahkemenin kullandığı dili anlamadığı veya konuşamadığı durumlarda geçerlidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3. maddesine göre Devletin dili Türkçe olup soruşturma ve kovuşturma faaliyetlerinde kullanılacak olan dil de Türkçe olmalıdır. Kamusal, kollektif ve aleni bir faaliyet olan kovuşturmanın diğer süjeleri doğal olarak ve kurala uygun biçimde kovuşturma dili olan Türkçe ile konuşurken, Türkçeyi anlayıp konuşabilen sanığın da mahkeme dilini konuşması, kovuşturma faaliyetinin amacına ulaşması bakımından zorunludur. Savunmanın yeterince anlaşılabilmesi ve gereğince değerlendirilebilmesi için, kovuşturmanın diğer süjelerinin Türkçeyi anlayıp konuşabilen sanığı mahkemenin dilinde aracısız olarak dinleyebilmeleri, yüzyüzelik ilkesinin amaç ve espirisine uygun bir gerekliliktir. Türk vatandaşı olup, Türkiye’de doğan ve Türkçe dilinde yeterli eğitim gören, savcılık ve sulh ceza hakimliğinde müdafi eşliğinde alınan ifadelerinde bizzat Türkçe olarak ayrıntılı ifade veren, cezaevinden Türkçe dilinde yazdırdığı dilekçeleri gönderen sanığın kovuşturma aşamasında da Türkçe dilini anlamak ve konuşmakta bir engelinin bulunmaması ve meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bildiğinin anlaşılması karşısında, temyiz dilekçesi ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen bu hususlara ilişkin itirazlara itibar edilmemiş, tercüman talebine yönelik olarak mahkemece yapılan işlem, gösterilen gerekçe de dikkate alınarak, savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmemiştir.