Başvuru, disiplin cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, disiplin cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İzmir PTT Başmüdürlüğü Dağıtım ve Toplama Merkezi Müdürlüğünde şef olarak görev yapan başvurucu, disiplin amirinin 12/9/2012 tarihli işlemi ile 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun maddesinin B-(a) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun söz konusu disiplin cezasına karşı 28/9/2012 tarihinde yaptığı itiraz Disiplin Kurulunun 26/12/2012 tarihli kararı ile reddedilmiş, bu karar 22/1/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, kınama cezasına karşı yaptığı itirazın reddine dair Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle 25/3/2013 tarihinde İzmir İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkemenin 27/11/2013 tarihli kararıyla dava konusu işlem iptal edilmiştir. Söz konusu karar, davalı idarenin itirazı üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi Kurulunun (Kurul) 6/5/2014 tarihli kararıyla bozulmuş ve dava süre aşımı yönünden reddedilmiştir. Süre ret kararının gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir: Öncelikle 657 sayılı Kanun'un maddesi ile disiplin cezalarına karşı yapılacak itiraz, itiraz mercii ve itirazın tabi olacağı süre yönlerinden özel bir düzenleme yapıldığı, düzenlemenin özel niteliğinden dolayı söz konusu itirazın 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulanmıştır. Disiplin cezası aldığına dair tebligat yapılan ilgilinin bu işleme karşı doğrudan dava açmayarak itiraz yoluna başvurması hâlinde altmış günlük dava açma süresinin itirazın reddine ilişkin işlemin tebliğ tarihinden itibaren, itiraz cevap verilmemek suretiyle reddedilmişse 657 sayılı Kanun’un maddesinde düzenlenen otuz günlük cevap süresinin (zımni ret süresi) bittiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmiştir. Buna göre kınama cezası ile cezalandırıldığına ilişkin işlemin tebliği üzerine Disiplin Kuruluna itirazda bulunan başvurucunun, bu itirazının 657 sayılı Kanun'un maddesinde öngörülen otuz günlük süre sonunda zımnen reddi üzerine altmış günlük süre içerisinde dava açması gerektiği, itirazının reddine dair 26/12/2012 tarihli kararın 22/1/2013 tarihinde tebliği üzerine 25/3/2013 tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Kurulun 3/9/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 13/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 2577 sayılı Kanun'un "Dava açma süresi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış... gündür. Bu süreler;a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,(...)Tarihi izleyen günden başlar.(...)" 2577 sayılı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." 657 sayılı Kanun’un "İtiraz" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Disiplin amirleri tarafından verilen ... kınama ... ceza[s]ına karşı disiplin kuruluna, itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. ...Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir."B. Uluslararası Hukuk İlgili Sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin fıkrasında, açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişim hakkından söz edilmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkının da garanti altına alındığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama, Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleme'nin maddesinin birinci fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36). AİHM, adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak AİHM, bu sınırlamaların, kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek şekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin maddenin birinci fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; EdificacionesMarch Gallego S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34). AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme'yle uyumlu olup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının, ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, § 20). AİHM bu ilkeler uyarınca mahkemelerin dava açılabilmesi için öngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yargılama adaletinin zayıflamasına yol açacak düzeyde aşırı şekilcilikten hem de kanunlarda öngörülen usule ilişkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede aşırı esneklikten kaçınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM; kuralların, belirliliği ve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi hâlinde ve davaların esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasını önleyecek birtakım bariyerler oluşturma fonksiyonu görmeleri durumunda mahkemeye erişim hakkının zedeleneceğini ifade etmektedir (Eşim/Türkiye, § 21).