13. Hukuk Dairesi 2015/11423 E. , 2016/9370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı duruşmasız davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı ... Özel Sağlık Hizmetleri vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmele
**13. Hukuk Dairesi 2015/11423 E. , 2016/9370 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı duruşmasız davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı ... Özel Sağlık Hizmetleri vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 02.12.2002 tarihinde hamileyken yere düştüğünü, sol kolunun bilek ve dirsekten kırıldığını, davalı şirkete ait Özel İzmir Hastanesine kaldırıldığını, davalı doktorun önerisiyle ameliyat olduğunu, ameliyattan sonra iyileşmeyince aynı doktora müracaat ettiğinde kolunun matkapla dirsek ve bilekten delinerek tavana asılması gerektiğini söylediğini, hamileliği nazara alınarak bu işlemin uyuşturulmadan gerçekleştirildiğini, 2. müdahale esnasında dayanılmaz acılar çektiğini, kırıkların yine iyileşmemesi ve kolundaki yaradan ağır bir koku ve akıntı gelmesi üzerine davalı doktor tarafından 3. kez ameliyat edildiğini, kırıklar yine iyileşmeyince .... Üniversitesi Hastanesine müracaat ederek oradaki ortopedi doktoru tarafından yapılan ameliyatların tamamen yanlış olduğu ve kolunun düzelme ihtimalinin neredeyse bulunmadığının söylenerek son çare olarak Bornova Trafik Hastanesinde bir doktora gönderdiğini, o doktorun da kolun düzelme ihtimalinin çok düşük olduğunu, bir çare olarak ameliyat olabileceğini söylediğini, ameliyatı müteakip iltihabın steril olmayan hastane odasındaki matkapla delme sırasında oluşabileceğini beyan ettiğini, kolun iyileşmesi için bir başka doktor tarafından da ameliyat edildiğini, hatalı ve çözensiz tıbbi müdahaleler sonucu sakat kaldığını, ruh sağlığının aşırı derecede bozulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ameliyat, ilaç, ulaşım, iş ve kazançtan yoksun kalma zararlarının tazmini için 10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın 2.12.2002 den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla maddi tazminat talebini 167.621,22 TL ya yükseltmiştir. Davalı doktor ve davalı şirket, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davalı doktor hakkında açılan ceza dava dosyası esas alınmak suretiyle, ceza dosyasında alınan Yüksek Sağlık Şurası raporunda özensiz ve yetersiz yaklaşımından dolayı davalı doktorun 4/8 oranında kusurlu olduğu, mahkemece alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporuna göre de davacının yüksekten düşme olayına bağlı humerus suprakondiller kırığı nedeniyle %50 oranında meslekten kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirlendiği, aktüerya bilirkişinin raporuna göre davacının toplam zararının 167.621,22 TL olarak hesaplandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 167.621,22 TL nın 02.12.2002 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, davalı doktorun kusur oranı %50 olmakla mükerrer ödemeye neden olmayacak şekilde bu miktarın 83.684,61 TL sının 02.12.2002 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalı doktordan tahsiline; her bir davalıdan 2.000,00'er TL dan toplam 4.000,00 TL manevi tazminatın 02.12.2002 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 397.) maddesi gereğince, kural olarak vekalet sözleşmesi, vekilin veya vekalet verenin ölümü ile kendiliğinden sona erer. Bu husus Mülga Borçlar Kanunu’nun 397. Maddesinde, “….vekalet, gerek vekilin gerek müvekkilin ölümüyle ve ehliyetinin zevali veya iflası ile nihayet bulur.” şeklinde belirtilmişken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. Maddesinde de “…sözleşme, vekilin veya vekalet verenin ölümü ile, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Davalı doktor ... vekili tarafından 25.8.2015 tarihli dilekçe ile davalı doktorun 18.05.2015 tarihinde vefat ettiği, yasal mirasçılarının da mirası reddettiğine dair İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1347 Esas, 2015/1335 Karar sayılı mirasın reddi kararının dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, davalı doktor ...'in veraset ilamı ile mirasın reddi kararının incelenip, taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre, tarafların tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2 no.lu bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya, peşin alınan 2.930,86 TL harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ye, peşin alınan 1.355,95 TL harcın temyiz eden davalı ...'e iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.