Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ihyası talep edilen ..... Kooperatifinin eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, kooperatifin 31/07/2013 tarihinde ticaret sicilden re'sen terkin edildiğini, oysa kooperatifin daha öncesinde tasfiyeye girdiğini, tasfiye işlemleri devam ederken bu işlemlerin yapılmamış ve tamamlanmamış olduğunun tespiti yapılmadan re'sen sicilden terkinin usulsüz olduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne 26/03/2013 tarihli dilekçe ile kooperatife tasfiye memur
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı idareye vergi borçları bulunan ve vergi müfettişi tarafından düzenlenen ... tarih ... sayılı raporda ... Grubu olarak tabir edilen grubun 45 şirketi ile ilgili olarak yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucunda ...'ın sahibi olduğu ve ... adı altında faaliyet gösteren şirketler tarafından elde edilmesi gereken hasılatın önemli bir bölümünün grup şirketleri arasında yapılan muvazaalı iş ve işlemlerle gerek kayıt dışı ödemelerin finansmanında kullanılmak ve gerekse de şirket sahip ve ortaklarının tasarrufuna bırakılmak sureti ile şirketlerin amaç ve gayelerine aykırı şekilde kullanıldığı ve gizli bir ortaklık yapısının mevcut olduğu, şirketleri en üst seviyede sevk ve idare eden kişi olan ve oturduğu yalının kirasının dahi şirket hesaplarından ödendiği tespit edilen ...'ın da Vergi Müfettişine göndermiş olduğu 22/06/2012 tarihli ifadesinde; bu durumları teyit ederek şirketlerin kendisinin de mensubu olduğu ...'ne ait olduğunu kabul ettiğinin görüldüğünü, yine bahsi geçen raporda belirtilen şirketlerle ilgili grubun farklı şirketlerinde ortak veya imza yetkilisi olarak gözüken şirket çalışanlarından bir bölümünün 2012 ocak ayı içinde Vergi Müfettişine verdikleri beyan ve ifadelerinde konuyla ilgili ifade vermek istediklerini ve imza yetkilerinin yalnızca kağıt üzernide olduğunu, şirketlerin gerçek sahibinin ... olmakla birlikte işlerini kaybetme korkusu yüzünden kendilerine getirilen bu teklifi kabul etmek zorunda kaldıkların beyan ettiklerini, davacı idare tarafından şirketlerin hukuksal yapısı ve ortaklık durumunun incelendiğini ve ... AŞ arasında gerçekleştirilen satış ve finansal kiralam işlemlerinin söz konusu şirketlerin vergi dairesine olan borçları nedeni ile hacizden mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, bu durum üzerine ... olmak üzere şirketlerde hakim ortak statüsünde bulunan kardeşi ...'ın da bu şirketlerden tahsil edilemeyen vergi borçlarından sorumlu olmaları nedeni ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 37.maddesi gereği şirketlere kanuni temsilci olarak tescilinin ... tarih ve ... sayılı yazıları ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden mevzuat ve düzenlemeler çerçevesinde talep edildiğini, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen cevapta ... ve ...'ın Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 37.maddesi gereğince söz konusu şirketlere kanuni temsilci olarak temsil edilmesi ve yapılacak tescilde temsil ve sıfatının nasıl belirleneceğine ilişkin kesinleşmiş yargı kararının müdürlüklerine sunulması halinde tescil işleminin yapılabileceğinin belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, ...'ın şirketlerin gizli ortağı ve fiili yöneticisi olduğu tespit edildiğinden grup şirketlerinin vadesi geçmiş ve haciz kararı alınmış tüm borçları için 6183 sayılı kanunun 13.maddesi gereği ihtiyati haciz kararı alındığını, alınan haciz kararının 8.Vergi Mahkemesinde dava konusu yapıldığını, yapılan yargılama sonucu mahkemece 20/09/2004 tarih 2004/886 Karar ve 2007/1748 karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve dava konusu ihtiyati haciz işleminin iptaline karar verildiğini, davacı idare tarafından yapılan temyiz üzerine Danıştay 4.Dairesi tarafından temyiz talebinin kabulü ile İstanbul 8.Vergi Dairesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası ... 8.Vergi Dairesi tarafından yeniden verilen karar ile "... Şirketlerinin gizli ortıağı olduğu ileri sürülerek davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davaların karar düzeltme aşamasında ibraz edilen Türkiye Ticaret Sicil Gazetelerinin incelenmesinden, davacının medya grubuna dahil şirketlerde gizli ortay veya yönetici olduğu anlaşıldığından davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır" şeklinde karar verildiğini, kararın davacı tarafından temyiz edildiğini, ancak Danıştay tarafından temyiz talebinin reddedildiğini, iş hayatında hiç kimsenin hakkın çelişkili kullanımı nedeni ile amme alacağının tahsilinin engellenmesi sureti ile MK 2.maddesinde yer alan iyi niyet ve güven prensibine aykırı dolayısı ile dürüstlük ilkesinin aksine davranışta bulunmasının düşünülemeyeceğini,Vergi Tekniği raporunda yer alan tespit ve ifadelerden de anlaşılacağı üzere şirketlerde gizli bir ortaklık yapısının mevcut olduğunun açıkça anlaşıldığını, şirketleri en üst seviyede sevk ve idare eden kişi olan ve başta ... olmak üzere şirketlerde hakim ortak statüsünde bulunan kardeşi ...'ın da bu şirketlerden tahsil edilemeyen vergi borçlarından dolayı sorumlu olması nedeni ile bir amme alacağı olan vergi alacağı hakkında doğan muvazaa sebebine dayalı tespit ve tescil işlemi ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 37.maddesi uyarınca şirket ortağı ve kanuni temsilci sıfatlarının ticaret siciline teslicilen karar verilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.