T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1677 Esas KARAR NO : 2026/486 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2024 NUMARASI : 2021/5 Esas, 2024/384 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi tespit ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1677 Esas KARAR NO : 2026/486 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2024 NUMARASI : 2021/5 Esas, 2024/384 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi tespit ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; kendisinin, müteveffa babasının yahut diğer borçlu görünen yeğeni Burak'ın takibe konu edilen evrakı düzenlemediğini, imzalamadığını, müteveffa babasının 2011'den itibaren alzhemir, koah hastası olduğunu, fiil ehliyetinin zayıfladığını, resmi işlemlerin kızına verilen vekaletname ile yürütüldüğünü, davalının babasının eski kiracısı olduğunu, kiracı olduğu taşınmazın satıldığını, davalının 400.000TL tahliye parası talep ettiğini, kendilerinin kabul etmediğini, davalının 200.000TL verilmesini talep ettiğini, kabul etmediklerini, dükkanı alan kişi tahliye işlemleri başlatınca sahte bono ile aleyhlerine ihtiyati haciz kararı alınarak takip başlatıldığını, müvekkili ile müteveffa babasının, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... ESD ile takip dayanağı 10/02/2017 düzenleme tarihli, 150.000,00 TL bedelli, toplamda 300.000,00 TL 2 adet bonodan dolayı borcunun olmadığının tespitini, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davalı alacaklının asıl alacak üzerinden %20 kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, davalının müvekkilinin imzası olmayan senetleri haksız şekilde icraya koyması neticesinde müvekkilinin yaşadığı manevi elem ve ızdırabın dindirilmesi için 25.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili dilekçesinde; Davalı ile müteveffa ...'in 15 yılı aşkın süredir tanışmakta olup, aralarında kiraya veren - kiracı ilişkisinden öte ticari bir ilişki söz konusu olduğunu, Müteveffa ...'in, şu anda davalının sahibi olduğu Asil ... Limited Şirketi'nde ortak iken 09.02.2009 tarihinde hissesini müvekkili ...'e devrettiğini, şirketin faaliyet gösterdiği ... Sanayi Sitesi G Blok No:... Ataşehir/ İstanbul adresindeki iş yerinin mülkiyetinin ...'e ait olduğundan şirket hisselerinin devrinden sonra da davalının sahibi olduğu Asil .... Ltd. Şti, ...'in kiracısı olarak faaliyetine devam ettiğini, davalı ile ... arasında ticari ilişkinin şirket hissesi devrinden sonra da devam etmiş olup davalının birçok kez ...'e borç para verdiğini, davalının 2015 yılında müteveffa ...'e 100.000 TL borç para verdiğini karşılığında ise davalı ... Şeker adına kayıtlı İstanbul İli Maltepe İlçesi Yenikariye Mahallesi ... Ada 77 Parsel 22 Nolu bağımsız bölüm üzerine 01.04.2015 tarihinde 100.000 TL bedelli faizsiz ipotek tesis edildiğini, daha sonra bu ipoteğin 2018 yılında terkin edildiğini, kendisine ait gayrimenkule ipotek koyan ve sonrasında kaldıran bir kişiyi tanımadığını iddia etmek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı 03.08.2018 tarihinde davalı ile iletişime geçtiğini beyan etse de ekte sunulan kira kontratlarından anlaşılacağı üzere davalının sahibi olduğu Asil ... Ltd. Şti. ile davacı ... arasında 01.01.2017 tarihinde kira kontratı imzalandığını, davacının, davaya konu senetteki borçlu ve kefillerin bir araya gelerek senet düzenlemesi imkansız olmayıp, taraflar birçok kez bir araya gelindiğini, buna rağmen davacı ısrarla yargıyı yanıltma ve yönlendirme çabasında olduğunu, Şubat 2017 tarihinde müteveffa ...'e ve davacı ...'a toplamda 300.000,00 TL borç para vermiş olup, karşılığında davaya konu ...'in keşide ettiği ... ve ...'nun aval verdiği 15.03.2018 vade tarihli 150.000 TL ve 10.07.2018 vade tarihli 150.000 TL bedelli senet aldığını, senetlerin ödeme günü gelmeden 03.08.2017 tarihinde ...'in vefat ettiğini, senetlerin günü geldiğinde davacı ile yapılan görüşmeler sonucunda senet alacağını kira borcuna mahsup etmeyi uygun görmediğini, davalı taşınmazı satın almak için kaynak ararken, dükkanın 3. bir kişiye satıldığı bilgisini aldığını, bu konuda da kendisi ile müzakere sürerken başka bir kişi ile fiyat pazarlığı yapılarak taşınmazın satılmasını da yıllardır ticari hayatın içinde olduğundan anlayışla karşılamış ve kirayı yeni malike ödemeye devam ettiğini, borçluların imza itirazı neticesinde İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/ 49 Esas sayılı dosyasında imza itirazı eksik incelendiğini, hatalı bir karar ile imzanın davacıya ait olmadığına karar verildiğini, senet üzerindeki yazılar dahi davacı ... tarafından doldurulmuş olup yazı örnekleri hiç incelenmediğini, İcra Hukuk Mahkemesine dosyanın adli tıpa gönderilmesi taleplerinin yerinde görülmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, açıklanan nederlerden üzere, davalı ...'in alacaklı olduğu davaya konu senetlerdeki imzalar ve yazılar davacı ve dava dışı borçluların eli ürünü olduğunu, bu konu hakkında Mahkeme huzurunda yemin etmeye hazır olduğunu, bu nedenle senetlerin davacının da imza ve yazı örnekleri alınarak Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ettiklerini, davanın reddini ve davacıdan dava konusu senetler dolayısı ile alacaklı olduğunun tespitine, davacının asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...dosyada bulunan ve mahkememizce de benimsenen İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 10/02/2017 tarihli İstanbul ...4.İhtisas Kurulunun 23/03/2023 tarihi rapora göre takibe dayanak bonoların tanzim tarihi olan 10/02/2017 tarihi itibarıyla ...'in fiil ehliyetine sahip olmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce dosyadaki taraf isticvap beyanları ve sair delilere göre adı geçen murisin senet tanzim tarihinde borçlanma ehliyetinin bulunmaması karşısında bono da düzenleyemeyeceği anlaşıldığından söz konusu bonolardan dolayı yükümlü tutulmasının ve dolayısıyla davacının da mirasçı sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. Davacı yönünden hadiseye gelince; senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. Öte yandan imzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir." (Yargıtay 11. HD 2020/5093 E. 2021/5318 K.) Buna göre İstanbul Anadolu 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/49 esas 2021/67 K. sayılı dosyasından alınan Prof Dr.... tarafından hazırlanan 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda takibe dayanak bonolar üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığı yönünde rapor verildiği, mahkemece takibin durdurulmasına karar verildiği ve kararın imza yönünden Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği tespit edilmiştir. Her ne kadar İcra Hukuk Mahkemeleri tarafından verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmasa da; Mahkememizce dosyadaki bilgi ve belgeler, bilirkişi raporları ve ATK raporu yanında ; taraflar arasındaki sosyolojik ve psikolojik ilişkiler ağı ve mahkememizce duruşmada yapılan gözlemler nezdinde başkaca bir incelemeye ve araştırmaya gerek olmadığı, özellikle iddiaya ve dosya kapsamına göre borcun asıl sorumlusunun muris ... olduğu, ...'in borçlanma ehliyetinin olmadığı net bir şekilde belirlendiği gibi, İstanbul Anadolu CBS'nin 2020/15 soruşturma sayılı dosyasını sunulan 21/09/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre de davalı ile muris arasında düzenlendiği ileri sürülen kira sözleşmesindeki imzanın ... eli ürünü olmadığının, imzanın davalı tarafından taklit edildiğinin tespit edildiği görülmektedir. Dolayısıyla murisin borçlanma ehliyetinin olmadığının kabul edildiği eldeki olayda olayların gerçekleşme biçimi ve tarafların konum ve ilişkilerine göre davacı mirasçının hayli hayli olmayacağı, yukarıdan beri açıklandığı üzere davalı vekilinin iddiasının aksine imzanın sıhhatı yönünden ispat yükünün davalı-alacaklı üzerinde olduğu, buna mukabil davalı alacaklının senetler üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunu, davacının ısrarlı bir şekilde sürdürdüğü karşı ispat faaliyeti ile engellediği ve davacının da aksi yönde somut hiçbir delil öne sürmediği de düşünüldüğünde ispat edemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Kuşkusuz imzanın sahteliği ve borçlanma ehliyetine ilişkin hususlar mutlak defi niteliğinde olup doğrudan senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğuracağından ve işbu durumların çözümünün teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporları ile kesin olarak belirlenip uyuşmazlık bu kapsamda çözüldüğünden yemin deliline başvurulamayacağı da değerlendirilip gözetilmiştir... somut olaya yeniden bakıldığında takibin haksızlığına karar verilmekle birlikte, taraflar arasındaki sosyal ve ticari ilişkiler, özellikle fiil ehliyetine dair tartışma, imza sahteliğine rağmen imzaların bağımsızlığı prensibi nezdinde takibin açıkça ve kesin olarak kötü niyetli olduğu yönünde soyut beyan ve talep dışında dosyaya yansıyan yeterli ve mahkememiz yönünden adalet duygusuna göre külliyen inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir." şeklindeki gerekçeler ile neticeten; -Davanın Kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince; İstanbul Anadolu 21.İcra Dairesinin ... esas ( Takibin dayanağı İst./10.02.2017 düzenleme tarihli , borçlu/düzenleyeni ..., kefil/avalisti ...-..., lehtarı/hamili ..., 15.03.2018 vade/ödeme tarihli 150.000,00 TL bedelli bono/senet ve İst./10.02.2017 düzenleme tarihli , borçlu/düzenleyeni ..., kefil/avalisti ...-..., lehtarı/hamili ..., 10.07.2018 vade/ödeme tarihli 150.000,00 TL bedelli bono/senet) sayılı dosyasından dolayı davacı/borçlu ...'ın aslen ve ...'in mirasçısı sıfatıyla davalı/alacaklı ...'e BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, -Davacının , 2004 sayılı İİK'nin 72/V maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin, REDDİNE , -Davacının , 6098 sayılı TBK'nin 58 maddesi gereğince manevi tazminat talebinin, REDDİNE ," Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMLERİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Davalının kötüniyeti hem mahkeme kararları ile hem de gerek adli tıp raporları gerekse de bilirkişi raporları ile ortaya konulduğunu, muris ..., senetlerin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine sahip olmayıp ayrıca kendi hür iradesi istikametinde tek başına serbestçe eylem ve işlemlere girişmesi de mümkün olmadığını, kararın kötüniyet tazminatının reddine ilişkin kısmı yönünden düzeltilerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Dava dilekçesini tekrar ederek davacının iddialarının yerinde olmadığını, Borçluların imza itirazı neticesinde İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/ 49 Esas sayılı dosyasında imza itirazı eksik incelenmiş hatalı bir karar ile imzanın davacıya ait olmadığına karar verildiğini, Senet üzerindeki yazılar dahi davacı ... tarafından doldurulmuş olup yazı örnekleri hiç incelenmemiş olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesine dosyanın ADLİ TIP'a gönderilmesi talebinin yerinde görülmeyerek eksik inceleme ile karar verildiğini, bu nedenle bu eksik incelemenin ortadan kalkması için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin imzaların kendi gözü önünde davacı ve dava dışı borçlular tarafından bizzat atıldığı yönünde yemin beyanı vermeye hazır olduğunu, Davacının müteveffanın ... hastası olduğunu ve haklarını kullanamayacağını, dava konusu senetlerde imzasının olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 13.01.2015 tarihli epikriz raporundan hemen sonra 09.03.2015 tarihinde ...'in davacı ...'a Kartal 17. noteri ... yevmiye nolu vekaletname düzenlediğini, ...'in teşhisi bile tam teşekküllü bir rapor ile ortaya koyulmamış iken ... olduğu iddiası ve bu iddiaya dayalı beyanları gerçeği yansıtmadığını, Dava dışı ... ve ... için yapılan imza itirazlarında İcra Hukuk Mahkemelerinde yapılan yargılamalarda bilirkişi raporları ile senet üzerindeki imzaların bu şahısların eli ürünü olduğu sabit hale geldiğini,Senetlerin davacının da imza ve yazı örnekleri alınarak Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerekirken bu yönde hiç bir işlem yapılmadan hüküm tesis edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Davacı, dava konusu bonolardaki imzaların kendisine ve murisine ait olmadığını, murisin fiil ehliyeti olmadığını iddia ederek menfi tespit ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; takibe esas 10.07.2018 vade tarihli olan bonoda davacının keşideci, davacının murisi ... avalist, 15.03.2018 Tarihli bonoda ise davacının avalist, davacının murisi ...'in keşideci olduğu, takipte davacının hem asıl borçlu hem de borçlu ...'in mirasçı olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince İcra Hukuk Mahkemelerinden alınan raporlara göre karar verilmiş ise de; davalı vekili aşamalardaki beyanında icra hukuk mahkemesinin dar yetkili olduğunu savunarak itirazlarını sunmuş, istinaf dilekçesinde de bu hususa yer vermiştir. İcra Hukuk Mahkemeleri dar yetkili olup, takip hukukundan kaynaklanan davalara bakan mahkemelerdir. İcra Hukuk Mahkemelerinde yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemelerde kesin delil olarak kabul edilemez. Bununla birlikte hükme esas alınan İstanbul Anadolu 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/49 Esas 2021/67 Karar sayılı dosyadaki 02.11.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; mukayeseye esas 4 evrakın da tarihlerinin dava konusu senetlerin tanzim tarihinden sonra olduğu, evraklardan birinin fotokopi olduğu görülmektedir. Mahkemece; senetlerdeki imza inkarı yönünden ve davacının murisinin senet tanzim tarihinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığı yönünden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, İcra Hukuk Mahkemesi dosyasından alınan raporun hükme esas alınarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay Kapatılan 19.HD, 2016/1958 Esas, 2016/10625 K sayılı, 14.06.2016 Tarihli kararı)Kabule göre ise; mahkemece imzanın davacı ve murisi eli ürünü olmadığı kanaatine varılması halinde senette yüz yüzelik bulunduğu dikkate alınarak kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş kaldırma sebebine göre bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf sebepleri ile davacı vekilinin istinaf sebebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 2-İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2024 gün ve 2021/5 Esas, 2024/384 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, - Davalı vekilinin sair istinaf istemi ile davacı vekilinin istinaf istemlerinin kaldırma sebebine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, -Yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacı ve davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafça yapılan yargılama gideri olan 1,169,40TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 330TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.499,40TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacının istinafı bu aşamada incelenmediğinden istinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.