4. Hukuk Dairesi 2010/790 E. , 2010/12585 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/03/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle desteğin ölümü ve yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 16/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vasisi ve davacılar vekil…
**4. Hukuk Dairesi 2010/790 E. , 2010/12585 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/03/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle desteğin ölümü ve yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 16/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vasisi ve davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; Davacılar, davacılardan ...’in oğlu, diğer davacı ...’in eşi ve öteki davacıların babası olan ... ...’in davalı tarafından kasten öldürüldüğünü, davacılardan ...’in de yaralandığını belirterek, davalının maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemişlerdir. Davalı ise, ölenin eşine cinsel tacizde bulunduğunu, davacılardan ...’in kaza ile yaralandığını, henüz kesinleşmeyen ceza davasında ölenin kışkırtması (tahriki) nedeniyle indirim yapıldığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Davacı vekilinin davayı ıslah etmek üzere istediği sürenin mahkemece reddedilmiş olması temyiz konusu yapılmış ise de, ıslah istemi saklı tutulan fazlaya ilişkin zararın ödetilmesine yönelik ek dava niteliğinde olup bunun dava konusu yapılması için mahkemece süre verilmesi gerekmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir ve öteki temyiz nedenlerinin incelenmesine geçilmiştir. Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayın oluşu, davacıların ölene olan yakınlıkları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları azdır. Yerel mahkemece davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; ceza mahkemesince eylemin ölenin tahriki nedeniyle meydana geldiği kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarlarından, bilirkişi tarafından % 48 oranında tahrik indirimi yapılmış ve bu rapor yerel mahkemece benimsenmiştir. Yerel mahkemece tahrik indiriminin yargıç tarafından yapılması gerektiği gözetilerek, daha üst düzeyde indirim yapılması gerekirken, bilirkişi raporu benimsenerek olayın oluş biçimine ve tahrikin niteliğine göre daha düşük düzeyde indirim yapılmış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 07/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.