1. Ceza Dairesi 2022/14324 E. , 2024/2638 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2338 E., 2021/3107 K. SUÇLAR : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun reddi ve istinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması Sanık ...'e atılı 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurul…
**1. Ceza Dairesi 2022/14324 E. , 2024/2638 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2338 E., 2021/3107 K. SUÇLAR : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun reddi ve istinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması Sanık ...'e atılı 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan ... vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın; aynı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, anılan hüküm inceleme dışı bırakılmıştır. İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten yaralamaya teşebbüs suçundan hükmolunan beraat kararı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2020/45 Esas, 2021/341 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında katılan ...'e karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2021/2338 Esas, 2021/3107 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekillerinin temyiz istemi özetle; eksik incelemeye, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak belirlenmesi gerektiğine ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, 2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, aksi kanaatte nitelikli halin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığa fazla ceza tayin edildiğine, lehe olan tüm takdiri indirimler ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Katılan sanıklar ... ve ...'un uzun süreden beri tanıştıkları ve arkadaş oldukları, yaptıkları ortak bir iş nedeniyle aralarında alacak verecek meselesi nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu, tarafların olay günü bu konuyu görüşmek üzere buluştukları, ancak aralarında tartışma çıktığı, tartışma akabinde ...'in elini beline atması sonrası ...'un da üzerinde taşıdığı 9 mm çaplı 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz silahı çekerek ...'e doğru 2 el ateş ettiği ve ...'i hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek ve organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılmıştır. 2. Katılan sanıkların savunma ve beyanları, tanıkların anlatımları, katılan sanık ... hakkında Tekirdağ Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 28.11.2018 tarihli rapor, yazı cevapları, olay yeri inceleme raporu, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları, tutanaklar ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Kasten Yaralamaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar vermek gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, katılan ...'in belinden tabanca çıkartıp sanığa ateş etmeye çalıştığına dair iddianın her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile ispatlanamaması karşısında, sanık lehine meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin doğru olarak belirlendiği, takdirî indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği ve hükmedilen hapis cezasının miktarı itibarıyla yasal koşulları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekillerinin ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Katılanın sağ el 3. parmak distal falanksta açık kırığa ve amputasyona neden olan yaralanmasının Adli Tıp kriterleri de dikkate alındığında duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olup olmayacağı hususunda tereddüt hasıl olduğu, ayrıca Tekirdağ Adli Tıp Şube Müdürlüğünün, 28.11.2018 tarihli raporunda işlev yitirilmesine dair tespitte bulunulmasına rağmen, bu hususta denetime olanak verecek şekilde açıklama yapılmadığı anlaşılmakla, raporun bu haliyle yetersiz olması karşısında; katılana ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporlar temin edilip, katılanın bu evraklar ile birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesine sevkiyle, yaralanmasının duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususunda ayrıntılı raporu aldırılıp, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Kasten Yaralamaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Katılan ...'e Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (B-2) numaralı paragrafında açıklandığı üzere eksik inceleme nedeniyle katılan vekillerinin ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2021/2338 Esas, 2021/3107 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.04.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sanık ile katılan arasında alacak- verecek meselesinden dolayı husumet bulunduğu olay günü kahvede tanıklarla birlikte bir masa etrafında bu konuyu konuşmak için bir araya geldikleri ve konuşmanın bir anda tartışmaya döndüğü iki tarafın da ellerini bellerine götürerek ayağa kalktığı tanıkların silah çekileceğini anlayarak dışarı kaçıştıkları önce katılanın silahını çektiği, sanığın da kendisine ateş edileceğini düşünerek silahını çekip bir el ateş ederek kahvehanenin tuvaletine saklandığı, bu atışın katılana isabet etmediği, bir süre sonra sanığın saklandığı tuvaletin kapısını aralayarak dışarıyı kontrol ettiğinde katılanın silahını kurcaladığını gördüğü ve tuvaletten 3-5 metre mesafedeki katılana doğru 3 el daha ateş ettiği atışlardan birisinin katılanın sağ dirseğine bir diğerinin de sağ el orta parmağına isabet ettiği ve parmağının koptuğu, yaralanan katılanın kahvehanenin dışına kaçtığı, sanığında dışarı çıkarak olay yerinden uzaklaştığı sübut bulmuştur. Her ne kadar sayın çoğunluk eylemin kasten yaralama olduğuna hükmetmiş ise de bu görüşe katılmıyorum şöyle ki; taraflar arasındaki husumet derinleşmiştir öyle ki iki taraf da görüşmeye gelirken silahlı olarak gelmişlerdir ve basit bir tartışma sonucunda silahlarını kullanacak kadar birbirlerine kin beslemektedir. Katılanın silahı ateş almadığından olay karşılıklı bir çatışmaya dönmemiştir. Sanığın silahı ise başından beri atışa elverişlidir. Sanık ilk atış ile kendini koruyup güvenli bir yere attıktan sonra katılanın silahının çalışmadığını görmesine rağmen ilk beyanına göre saklandığı yerden katılanı hedef alarak 3 el ateş etmiş ve bu atışlardan ikisi katılana isabet etmiştir. Mesafenin 3-5 metre olduğu dikkate alındığında sanığın ayak ya da bacak bölgesini rahatlıkla hedef alma imkanı varken hayati organlarla aynı seviyede bulanan dirsek ve el bölgesini hedef almak suretiyle katılanı yaralamak değil öldürme kastıyla hareket ettiği açıktır. Katılanın el ve dirseğinden yaralanmış olması sanığın özellikle buralara ateş etmesi nedeniyle değil katılanın hareketli olması, duruş şekli veya sanığın heyecanlanması nedeniyledir. Bu nedenlerle gerek taraflar arasındaki husumetin mahiyeti, kullanılan vasıtanın elverişliliği, hedef alınan vücut nahiyeleri, atış sayısı, atış mesafesi, katılanın elinde silah olması ve katılanın yaralandıktan sonra kendisini dışarı atması nedeniyle sanığın eylemine devam edememesi gibi sebepler gözetildiğinde eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu ve kararın bu yönüyle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın çoğunluğun görüşüne muhalefet ediyorum.