22. Hukuk Dairesi 2012/9021 E. , 2012/15875 K. "" MAHKEMESİ : Bursa 5. İş Mahkemesi TARİHİ : 02/06/2010 Davacı vekili, davacının davalı şirkette satış danışmanı (güzellik uzmanı) olarak 29.03.2005 tarihinde işe başladığını ve aynı gün Bursa’da şirketin bayisi olan ... görevlendirilmiş olup, bugüne kadar da kesintisiz bu işyerinde çalışmış olduğunu, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmes…
**22. Hukuk Dairesi 2012/9021 E. , 2012/15875 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa 5. İş Mahkemesi TARİHİ : 02/06/2010 Davacı vekili, davacının davalı şirkette satış danışmanı (güzellik uzmanı) olarak 29.03.2005 tarihinde işe başladığını ve aynı gün Bursa’da şirketin bayisi olan ... görevlendirilmiş olup, bugüne kadar da kesintisiz bu işyerinde çalışmış olduğunu, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde, davacının 22-23-24 Şubat 2010 tarihlerinde görev yerine mazeretsiz ve izinsiz olarak gitmediğini ve bu hususun görev yaptığı ........ tarafından da tespit ve tayin edilmiş olduğunu, davacının görev yaptığı parfümeri mağazasında bulunmamasının, gerek ekonomik, gerekse müşteri ilişkileri yönünden olumsuz bir etki yaptığını, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Alt işveren işçisi tarafından, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemiyle yalnızca alt işveren hakkında veya geçersizlik yahut muvazaa iddiasıyla sadece asıl işveren aleyhine açılan davalarda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesine bağlı olarak, davalı olarak gösterilen kişinin işçinin gerçek işvereni olmadığının belirlenmesi halinde taraf sıfatı sorunu ortaya çıkmaktadır. Davanın taraf sıfatı yokluğu sebebi ile reddedilmesi halinde, gerçek işverene karşı açılacak davada işçi, çoğunlukla, işe iade davaları için öngörülen bir aylık dava açma süresini kaçırma tehlikesi ile karşılaşmaktadır. Böyle bir sonuç, işçiyi mağdur edeceği gibi, bir aylık süre geçmemişse, yeni bir dava açılmasını gerektirmesi sebebi ile usul ekonomisine de uygun düşmez. Gerek daha önce işe iade davalarına bakan Yargıtay 9. Hukuk Dairesince ve gerek Dairemiz tarafından davacının temsilcide yanıldığı veya taraf sıfatında maddi hataya düştüğü kabul edilmek suretiyle taraf değişikliği konusunda mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun katı kuralları aşılarak sorun çözülmeye çalışılmıştır. Ne var ki, işe iade davası asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açıldığında asıl işveren hakkında taraf sıfatı yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmezken, sadece asıl işveren hakkında dava açılmışsa taraf sıfatının bulunmadığı ve taraf sıfatında yanılgı olduğunun kabulüne karar verilmesi sözü edilen çözümün çelişkisi olarak dikkat çekmiştir.