T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/506 Esas KARAR NO: 2025/1497 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2023 NUMARASI : 2022/17 Esas, 2023/146 Karar DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz ve Tazminat istemli KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi g…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/506 Esas KARAR NO: 2025/1497 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2023 NUMARASI : 2022/17 Esas, 2023/146 Karar DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz ve Tazminat istemli KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.11.2014 yılında “... 'den” ibaresini marka olarak 2014/91298Numarası ile tescil ettirmiş olduğunu, davacının bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullanmış olduğunu ve hizmet kalitesi ile haklı bir üne kavuşturduğunu, ismin bilinen bir marka haline gelmiş olduğunu, davacı şirketin uzun yıllardır gıda alanında faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkilinin dava konusu "...'den" isimli markanın tüm kullanım haklarına sahip olduğunu, davalı şirketin, gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini ve sunulan menü örneğinde görüleceği üzere "...'den" ibaresini kullanmakta olduğunu, bu durumun davacı tarafından tesadüfen 12.11.2021 tarihinde, "yemek sepeti" adlı site üzerinde fark edilmiş olduğunu, davalı şirkete ait "...” adlı restoranın, menüsünde "...'..." ismini kullanmakta olduğunu, davacıların adına tescil edilmiş olan ...'den markası yemek sepeti adlı site üzerinden aratıldığında ... adlı restorantın öne çıkmakta olduğunu, bu hususta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/193335 sayılı dosyası ile suç duyurusunda da bulunulmuş olduğunu belirterek markaya tecavüzün önlenmesini, menini, hükmün ilanını, KHK 66/c md gereğince maddi tazminata ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin yukarıda bahsi geçen savcılık şikayetini müteakiben "...'..." isimli ürünü menüsünden kaldırdığını ve satıştan geri çektiğini, gerek restoranda kullanılan fiziki menü üzerinde gerekse "...ti" isimli uygulama üzerinde yer alan elektronik menüde davalı şirketçe derhal değişikliğe gidilmiş olduğunu, davacıların tescil ettirmiş olduğu restoran ismini kendi restoran isminde kullanmadığı gibi ambleminde de bu isme yer vermediğini, zira somut olayda da davalı şirketin malın ve hizmetin türüne, kalitesine, coğrafi kaynağına ilişkin açıklamalarda bulunmak adına ürününe "...'..." ismini vermiş olduğunu, davalı şirketin davacıların markası üzerinden kazanç sağlamak gibi bir niyeti bulunmadığını, bu ismin kullanımının kanuna, ticari hayatın akışına ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, dava konusu edilen ürün satıştan çekilmeden önce müşteriler/tüketiciler ancak kendi seçimleriyle davalıya ait restrona geldiklerinde ve menüyü baktıklarında ürünü görebileceklerini, davacılara ait marka üzerinden haksız hiçbir kazanç elde etmediğini; zaten somut olayda sayılan şartlar altında bunun mümkün olmadığını, davalının restoran isminin davacının bizatihi sunmuş olduğu delillerden de anlaşılacağı üzere ... olduğunu ve ...'den markası ile hiçbir alakası olmadığını, restorana ait sayfa ile davalı şirketin ürününe ayrılan sayfanın birbirinden tamamen farklı ve karıştırılmasının imkansız olduğunu, her iki restoranın isimleri ve amblemlerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, SMK m. 7/5-b hükmü olduğunu, buna göre; bir coğrafi yer adı, ayırt edicilik kazandığı için bir marka sahibi tarafından tescil edilse bile, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanılabilir olduğunu, böyle durumlarda başkası adına tescilli bir markada yer alan kelimelerin, malların veya hizmetlerin coğrafi kaynağına ilişkin açıklamalarda bulunacak şekilde kullanılmasının tecavüz olarak nitelendirilemeyeceğini ve marka sahibi tarafından engellenemeyeceğini, davanın kötü niyetli olduğunu belirterek reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "... davalının ... isimli restoran menüsünde "...'..." ibaresini kullandığı, söz konusu ibarenin davacının tescilli "...'den" ibareli markası ile benzerlik gösterdiği, tescilli markanın koruma kapsamında bulunan mal ve hizmet sınıfları ile davalıya ait kullanımın -birbiri ile ilgili olsa da- başka sınıflarda olduğu, bu hali ile davalının "...'..." ibaresini markasal kullanımının ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali oluşturacağı düşünülse de, "...'den" ibaresindeki "..." unsurunun gerek coğrafi olarak kullanımı, gerek "..." ibaresinin kişi ismi olarak kullanılabilir olması ve gerekse de sık kullanılan, sıradan ve fantezi olmayan bir sözcük olması, ticari yaşamda değişik sektörlerde yaygın olarak kullanılagelen bir ibare niteliği taşıması, bu nedenle zayıf marka mahiyetinde bulunan ayırt ediciliği düşük bir ibare olarak kabul edilmesi gerektiği, Avrupa Marka ve Tasarım Ağı Ortak Bildirgesinde de belirtildiği üzere, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılması gerektiği (Karasu, Rauf/ Suluk, Cahit/ Nal Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 189), başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilmesi gerektiği, davalı kullanımında ayrıca "Pide" kelime unsurunun da bulunması, bu noktada davacının tescilli markasının imajını davalının kendi ticari faaliyetlerine transferi kastını taşımadığı, davalının ticari hayatın olağan akışı içinde bu ibareyi markasal olarak kullandığı anlaşılmakla davanın REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekili istinaf isteminde özetle; Davalının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, "...'den" markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, aynı bölgede yer alan davalının işletmesindeki menüsüne "...'..." adlı ürün koyarak müvekkilinin marka haklarını ihlal ettiğini, bilirkişi raporunda markanın zayıf marka olduğu tespitine yer verildiğini, bu hususu kabul etmemekle birlikte kabulü halinde dahi aynı bölgede yer alan markaların korunma kapsamının farklı yorumlanması gerekeceğini, raporun hükme esas alınamayacağını, hukuki nitelemede bilirkişi incelemesi yapılamayacağını, hesap bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini,Vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, Marka hakkına tecavüz yönünden 25.500,00-TL, maddi tazminat bakımından 100,00-TL, manevi tazminat bakımından 10.000,00-TL davalı yararına vekalet ücreti hükmedildiğini, ancak davanın kabulü halinde davalı yararına hükmedilen vekalet ücretlerinin tümden kaldırılması gerektiğini, tek dava olduğunu, marka hakkına tecavüz yönünden maktu vekalet ücretinin kaldırılması, sadece maddi tazminat yönünden 100,00-TL ve manevi tazminat yönünden 10.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir. GEREKÇE: Dava markaya tecavüzünün önlenmesini, durdurulmasını, tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafça sunulan görsellere göre, davalının işyerindeki menüsünde ve yemeksepeti isimli uygulamadaki ... MUTFAK isimli hesapta yer alan menüsünde "...'..." ibareli markasal kullanımı olduğu tespit edilmiş ise de, ihtilaf konusu hizmet bakımından ...'den ibaresinin zayıf marka niteliğinde olduğu, davalı yanın kullanımlarının ticari dürüstlük kuralına uygun olup markaya tecavüz oluşturmayacağı, bilirkişi raporundaki tespitlerin yeterli ve hükme elverişli nitelikte olduğu dikkate alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.Davacı vekili, vekalet ücretinin fazla hesaplandığını ileri sürmüş ise de; somut olayda objektif dava birleşmesi söz konusu olup her biri ayrı bir dava niteliğindeki 3 ayrı talep hakkında ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/11/2025