Başvuru, gözaltında bulunduğu esnada tehdit edilmesi, gözaltına giriş ve çıkış raporlarının usulüne uygun hazırlanmaması ve psikolojik baskı yönünde değerlendirme yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının; gözaltına alınma nedenlerinin bildirilmemesi, yasal hakların hatırlatılmaması, yetkili hâkim önüne geç çıkartılması, duruşma aralarındaki tutukluluk incelemelerinin dosya üzerinden yapılması, savcılık mütalaasının tebliğ edilmemesi ve itiraz imkânının tanınmaması, matbu gerekçelerle tutuklu
Başvuru, gözaltında bulunduğu esnada tehdit edilmesi, gözaltına giriş ve çıkış raporlarının usulüne uygun hazırlanmaması ve psikolojik baskı yönünde değerlendirme yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının; gözaltına alınma nedenlerinin bildirilmemesi, yasal hakların hatırlatılmaması, yetkili hâkim önüne geç çıkartılması, duruşma aralarındaki tutukluluk incelemelerinin dosya üzerinden yapılması, savcılık mütalaasının tebliğ edilmemesi ve itiraz imkânının tanınmaması, matbu gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi, tutukluluğun uzun sürmesi, ilk derece mahkemesinin kararının sonrasında tutukluluk durumunun incelenmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; suç yerinden farklı bir yerde bulunan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi ile görevli ağır ceza mahkemesince yargılanması, gözaltına alınır alınmaz değil ifade işleminin öncesinde müdafi atanması, iddianamenin kabulü aşamasının öncesinde itiraz imkânının tanınmaması, Kürtçe savunma hakkının verilmemesi, hâkim kararı olmaksızın ve usulüne aykırı biçimde gerçekleştirilen arama neticesinde elde edilen delillerin hükme esas alınması, benzer nitelikteki davaların birleştirilmemesi, aramaya ilişkin CD'nin mahkemece incelenmemesi, eksik soruşturma neticesinde mahkûm edilmesi, kararların yeterince gerekçelendirilmemesi, Yargıtaydaki duruşmaya katılımının sağlanmaması, temyiz incelemesinin etkili yapılmaması, yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle iddianamenin kabulü aşamasında itiraz hakkının bulunmaması, kanuni hâkim güvencesini, hukuka aykırı delil yasağını, tercüman yardımından faydalanma, duruşmalı yargılanma, yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi gerekçeli karar haklarını da içerecek biçimde adil yargılanma hakkının; mahkûmiyet kararıyla birlikte hükmedilen hak yoksunluğu tedbirleri nedeniyle özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkının; milliyeti ve siyasi görüşü dolayısıyla ayrımcılığa uğraması ve mahkûmiyetine konu suçun farklı bir infaz rejimine tabi olması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/9/2013 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/4/2016 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/11/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 5/1/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 22/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 1/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Kimliği belirsiz bir kişi tarafından12/9/2010 tarihinde, başvurucu ve İ.A. isimli diğer bir kişinin iki bombalama eylemlerine katıldıkları ve yeni bir eylem daha gerçekleştirecekleri yönünde bir telefon ihbarı yapılmıştır. Gecikmesinde sakınca görülmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen yazılı izne istinaden başvurucunun, İ.A. ile birlikte kaldığı ikametgâhında 13/9/2010 tarihinde, mahalle muhtarı ve bir azanın da katılımıyla arama gerçekleştirilmiştir. Arama sonucunda evle aynı bahçe içinde bulunan ve depo olarak kullanılan odadaüzerinde Kürtçe ibareler bulunan not kâğıtları, PKK terör örgütünün bayrağı, haklarında toplatma kararları bulunan çok sayıda kitap ve dergi, çiviler, torpiller, iki poşet içinde beyaz ve sarı renkte maddeler, bir teneke kutu ve bir kova içinde türü belli olmayan bir madde ele geçirilmiştir. Arama esnasında evde bulunan başvurucu gözaltına alınmıştır. Ele geçirilen maddeler üzerinde Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce inceleme yapılmıştır. Hazırlanan 14/9/2010 tarihli raporda, maddelerin patlayıcı özellikte olduğu belirtilmiştir. Başvurucu 16/9/2010 tarihinde Antalya Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesinde evde bulunan terör örgütü bayrağını polislerin koymuş olabileceğini, dergileri yakmak için getirdiklerini, telsizleri babasının çöpte bulduğunu, kâğıtlara yazılı Kürtçe ibarelerin ne anlama geldiğini bilmediğini, öğrenmek amacıyla not almış olabileceğini, depo odasında bulunan malzemeleri komplo kurmak isteyen birilerinin koymuş olabileceğini, içindeki malzemenin ne olduğunun sorulması üzerine kovayı tutması ve içine parmağıyla dokunması nedeniyle kovada parmak izinin tespit edilmiş olabileceğini, 15/8/2010 ve 12/9/2010 tarihlerinde gerçekleştirilen bombalama olaylarıyla bir ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Antalya Sulh Ceza Mahkemesi önündeki sorgusunda da Cumhuriyet Savcılığı aşamasındakine benzer yönde ifade vermiştir. Antalya Sulh Ceza Mahkemesi 16/9/2010 tarihinde, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 18/1/2011 tarihinde, başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, patlayıcı madde bulundurma ve mala zarar verme suçlarından iddianame düzenlemiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) 24/1/2011 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiştir. Mahkeme, iddianamenin ve duruşma gününün başvurucuya tebliğine hükmetmiştir. Mahkeme 5/4/2011 tarihli ilk duruşmaya iddianamenin kabulü kararının okunmasıyla başlamıştır. Başvurucu bu celsede, aleyhindeki iddialara ilişkin savunmasını yapmış ve suçlamaları reddetmiştir. Başvurucu 13/9/2011 tarihli üçüncü duruşmada Türkçeyi konuşmakta zorlandığını ve Kürtçe kendini daha iyi ifade edebileceğini belirterek tercüman atanmasını talep etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, Türkçeyi bildiği ve daha önceki savunmalarını Türkçe yaptığını belirterek başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu sonraki duruşmalarda Kürtçe beyanda bulunmaya devam etmiştir. Başvurucu 10/2/2012 tarihli duruşmada diğer hususların yanı sıra tanık dinlenmesi talebinde de bulunmuştur. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi tanıkların dinlenmesine, ele geçen patlayıcı maddeler üzerinde tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ve kayda alınmışsa aramaya ilişkin görüntü kayıtlarının Emniyetten istenmesine karar vermiştir. Başvurucunun belirtiği tanıkların bazılarının talimat yoluyla dinlendiği anlaşılmaktadır. 27/4/2012 tarihli duruşmada tanık A.A.nın talimatla alınan ifadesi ve aramada ele geçen maddelerin patlayıcı özellik taşıdığına ve patlayıcı yapımında kullanılabileceğine ilişkin hazırlanan rapor okunmuştur. Tanık A.A.nın ifadesinde, arama yapılan her odada hazır bulunduğunu, aramanın kamera kaydına alındığını ve tutanakta geçen malzemelerin hepsinin arama yapılan yerde ele geçirildiğini söylediği görülmektedir. Duruşmada ayrıca, başvurucunun hazır ettiği A.İ. isimli kişi dinlenmiştir. A.İ., başvurucunun ve diğer sanığın 15/8/2010 tarihinde yanında çalışmakta olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Mahkemeye gönderilen görüntü kayıtlarının bir örneğini istemiş ve patlayıcıların bulunduğu yerin korunaklı olup olmadığı hususunda keşif yapılmasını talep etmiştir. Mahkeme, davanın bulunduğu aşama ve dosya içindeki bilgiler dikkate alındığında keşfin yargılamaya bir katkı yapmayacağı gerekçesiyle talebini kabul etmemiştir. Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaa vermesinin ardından başvurucu vekili savunma yapmak üzere süre talep etmiştir. Başvurucu vekili 14/6/2012 tarihli duruşmada esas hakkında savunmayı hazırlamak için tekrar süre talebinde bulunmuş, 12/9/2012 tarihli bir sonraki duruşmaya mazeret bildirerek katılmamıştır. Başvurucu vekili 27/11/2012 tarihli duruşmada başvurucunun Mahkemenin E.2008/159 sayılı dosyasında örgüt üyeliğinden ceza aldığını, E.2009/284 sayılı dosyadaki yargılamasının devam ettiğini, bir kişinin iki kez örgüt üyeliğinden cezalandırılamayacağını, bu nedenle belirtilen dosyaların akıbetinin beklenilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme, görülmekte olan davanın suç tarihinin belirtilen dosyalara ilişkin iddianame tarihlerinden sonra olduğunu belirtmiş ve talebi reddetmiştir. Başvurucu son sözünde de Türkçe beyanda bulunmamıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 27/11/2012 tarihli ve E.2011/31, K.2012/316 sayılı kararı ile başvurucunun patlayıcı madde bulundurmak ve bu şekilde örgüt adına suç işlemek suçlarından sonuç olarak 20 yıl 4 ay hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi "ele geçirilen örgütsel d[o]kümanlar ile patlayıcı yapımında kullanılan ve ... patlayıcı niteliğinde bulunan malzemeler birlikte değerlendirildiğinde ... [başvurucunun] terör örgütü PKK adına yapılacak eylemlerde kullanılmak üzere patlayıcı bulundurduğu ve bu şekilde terör örgütü adına suç işlediği" sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, aramanın kamera kaydına alınmış olmasını ve tanık A.A.nın beyanını dikkate alarak başvurucunun bulunan malzemelerin kendisine ait olmadığına yönelik savunmasına itibar etmemiştir. Mahkeme, başvurucunun 26/9/2012 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki haklardan alt soyu üzerindeki velayet ve vesayet hakkı dışında kalan haklar yönünden hak ederek tahliye tarihine, velayet ve vesayet hakkı yönünden ise şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına hükmetmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, gerçekleştirilen iki bombalama eylemleriyle bağlantılı genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak ve mala zarar vermek suçlarından ise başvurucunun atılı eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Başvurucu; diğer bazı hususlara ek olarak daha fazla ceza verilmesi amacıyla örgüt üyeliğinden açılan davaların birleştirilmediğini, kömürlük olan yere herkesin rahatlıkla girip çıkabileceğinden burada ele geçen malzemeleri başkasının yerleştirmiş olabileceğini, arama sırasında ele geçen malzemelerin tam olarak nerede bulunduğunun ve konumunun kayıt altına alınmadığını, suçun ve cezanın tespitinde hataya düşüldüğünü, delillerin yeterince toplanmadığını ve lehe hususlarda araştırma yapılmadığını, hükümde yeterince gerekçe gösterilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 1/7/2013 tarihinde yaptığı duruşmaya başvurucunun vekili katılmıştır. Yargıtay 1/7/2013 tarihli ve E.2013/3933, K.2013/10007 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucu, nihai karardan 19/8/2013 tarihinde haberdar olduğunu belirtmektedir. Dosya içinde başvurucunun daha erken bir tarihte Yargıtay ilamını öğrendiğinin kabul edilmesini gerektirecek bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır. Başvurucu 13/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Başvurucunun mahkûmiyetine konu 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri "Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi" kenar başlıklı maddesi, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı maddesinin (6) numaralı fıkrası ile "Silahlı örgüt" kenar başlıklı maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarıdır. 5237 sayılı Kanun’un "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" kenar başlıklı maddesinin (1) ila (3) numaralı fıkraları şöyledir: "(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…),c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,Yoksun bırakılır.(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.(3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir"