DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2339 E. , 2025/537 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2339 Karar No : 2025/537 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1-... 2-... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Tuğla Sanayi AŞ VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2023/1166, K:2024/3472 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... i
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2339 E. , 2025/537 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2339 Karar No : 2025/537 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1-... 2-... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Tuğla Sanayi AŞ VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2023/1166, K:2024/3472 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın, savunma ve güvenlik amaçlı bina tesisi ve eğitim atış tatbikat sahası yapılmak üzere İçişleri Bakanlığına (Emniyet Genel Müdürlüğü) tahsis edilmiş bulunan alan içerisinde kalmasından dolayı, tesis güvenliği ile can ve mal güvenliği açısından risk teşkil etmesi nedeniyle, anılan Bakanlık tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 26/01/2023 tarih ve 32085 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/01/2023 tarih ve 6734 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2023/1166, K:2024/3472 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1., 3., 4., 5., 8., 20. maddelerine yer verilerek, Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan, Hazine adına kayıtlı toplam 2.827.565,63m2 büyüklüğündeki orman arazisinin 1.272.588,19m2'lik bölümünün 19/03/2018 tarihinde, 1.554.977,44m2'lik bölümünün ise 17/04/2020 tarihinde, İçişleri Bakanlığınca (Emniyet Genel Müdürlüğü) savunma ve güvenlik amaçlı kullanılmasına, ... Orman Bölge Müdürlüğü tarafından, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ve o günkü orman kadastro durumuna göre 49 yıllığına izin verildiği; söz konusu saha içerisinde kalan dava konusu taşınmazın, Hazine adına kayıtlı olmayıp, 09/02/2011 tarihinde davacı şirket adına tapuda tescil edildiği; nitekim anılan Bölge Müdürlüğü tarafından, orman sınırları üzerinde yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda, belirtilen sahada mülkiyeti özel şahıslara ait parsellerin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, özel mülkiyete tabi bu alanların izin sahasından çıkarılması için gerekli başvuruların yapılmasını teminen, Emniyet Genel Müdürlüğüne, 15/09/2021 ve 24/12/2021 tarihlerinde yazılı bildirimlerde bulunulduğu; Dairelerinin 24/05/2023 tarihli ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen cevapta ise, söz konusu alanda, 2000 kişilik cami, 8 adet eğitim atış poligonu, cephanelikler, derslik, gözetleme kulesi, prekast depo binalarının yapılmasının ve yakın bir zamanda da Uluslararası Eğitim Merkezi kurulmasının planlandığı, bu kapsamda, izin sahasında, 17.100m2'lik kapalı alandan meydana gelen ve 4 ayrı hizmet binasının yapımını içeren inşaat işinin, 28/07/2021 tarihinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca ihale edilmesi üzerine sahanın ihaleyi kazanan şirkete teslim edildiği ve 25/08/2021 tarihinde de bu şirket tarafından inşai faaliyetlere başlanıldığı, ... Kadastro Müdürlüğünce tapu kayıtlarının zemine aplike edilmesi suretiyle yapılan sayısallaştırma çalışmaları sonucunda, izin sahasında özel mülkiyete tabi taşınmazların da bulunduğunun, söz konusu şirketin inşai faaliyetlere başlamasından sonra anlaşıldığının belirtildiği; davacı şirket tarafından ise, anılan taşınmazda Güneş Enerji Santrali (GES) kurulması amacıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan başvurular sonucunda gerekli izinlerin alındığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda gerekli değişikliklerin yaptırıldığının belirtildiği; dava konusu taşınmazın, ...-Karaman Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "Kentsel ve Bölgesel Yeşil Alan ve Spor Alanı", 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında "Park ve Yeşil Alan" içerisinde kaldığı; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ise rekreasyon alanı olarak belirlendiği; ... Büyükşehir Belediye Meclisinin 16/04/2021 tarih ve 333 sayılı kararıyla 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına Rekreasyon Alanına "Enerji Üretim Alanı (Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretimi ve İletim Tesisleri Alanı) yapılabilir." şeklinde plan notu ilave edilmesine ilişkin değişikliğin onaylandığı; anılan Meclisin...arih ve ... sayılı kararıyla da, söz konusu plan notuna göre hazırlanan, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına Rekreasyon Alanına, "Enerji Üretim Alanı [(Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Üretim Tesisi Alanı) (Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretimi ve İletim Tesisleri Alanı" yapılabilir." şeklinde plan notu eklenmesine ilişkin ... Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla uygun görülen değişikliğin onaylandığı; Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında, söz konusu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada; ... tarih ve E:... sayılı kararla, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda, özetle, taşınmazın "Enerji Üretim Alanı" olarak kullanılabilmesi için, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda bu amaçla kullanım kararı getirilmesi gerektiği, bunun plan notlarıyla sağlanamayacağı gerekçesiyle yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği; imar planlarında, dava konusu taşınmazın savunma ve güvenlik amaçlı olarak kullanılmasına imkan veren herhangi bir kullanım kararının bulunmadığının anlaşıldığı, İmar Kanunu'nun yer verilen hükümleri uyarınca, taşınmazların, bulundukları alana ilişkin her ölçekteki imar planında tahsis edildikleri amaç doğrultusunda kullanılmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla, bir taşınmazın, imar planlarında yer alan kullanım kararı dışındaki bir amaçla kamulaştırılmasının da mümkün olmadığı, Uyuşmazlıkta; dava konusu taşınmazın, ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "Kentsel ve Bölgesel Yeşil Alan ve Spor Alanı", 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında "Park ve Yeşil Alan", 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarında "Rekreasyon Alanı" içerisinde yer aldığı; ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davanın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına, rekreasyon alanlarında enerji üretim alanı yapılabileceğine ilişkin plan notu eklenmesinden ibaret olan değişikliğin iptali istemine yönelik olduğu; dolayısıyla ... İdare Mahkemesinin anılan plan notuna ilişkin ... tarih ve E:... sayılı yürütmenin durdurulması kararının imar planlarındaki belirtilen fonksiyonlarında hukuken herhangi bir değişiklik yaratmadığı; sonuç olarak, imar planlarında, taşınmazın, savunma ve güvenlik amaçlı olarak kullanılmasına olanak sağlayan herhangi bir kullanım kararının bulunmadığının anlaşıldığı, Bu durumda; bir taşınmazın savunma ve güvenlik amaçlı olarak kullanılmasında, somut olayın niteliğine göre acelelik halinin bulunabileceği açık olmakla birlikte; davacıya ait taşınmazın, alanda geçerli 1/100.000, 1/25.000, 1/5.000 ve 1/1000 ölçekli plan esaslarına aykırı maksatlar için kullanılması mümkün olmadığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda bu nedenle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Öte yandan, her ne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü ... Özel Harekat Müdürlüğünün 27/05/2024 tarihli yazısında davacıya ait taşınmazı da içeren bölgenin, 21/05/2024 tarih ve 8507 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 3 ve 4. maddeleri uyarınca özel güvenlik bölgesi olarak belirlendiği ve bu karar doğrultusunda söz konusu alanın imar planlarında da bu şekilde gösterilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ... Belediyesi Başkanlığı ile gerekli iş ve işlemlerin başlatıldığı belirtilmiş ise de, idari işlemlerin hukuki denetimlerinin işlemin tesis edildiği tarihteki duruma göre yapılması gerektiği, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla da imar planlarında alanın savunma ve güvenlik amaçlı olarak kullanılmasına olanak sağlayan herhangi bir kullanım kararının bulunmadığı; bununla birlikte, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ile ilgili yönetmelik hükümlerinde, özel güvenlik bölgesi olarak belirlenen alanlarla ilgili olarak, İmar Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrası kapsamında, anılan Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, aynı maddenin 2. fıkrası kapsamında, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından bu yönde müştereken alınmış bir kararın da bulunmadığı dikkate alındığında, idarenin söz konusu beyanlarının sonucu etkiler mahiyette olmadığının değerlendirildiği, kaldı ki, imar planlarında gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, davacıya ait taşınmazın aynı amaçla yeniden kamulaştırılmasında hukuki bir engel bulunmadığı gerekçesiyle, Dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazın, hizmet binasına yakın nizamda, taktik atışlar, her türlü ağır silah atış eğitimlerinin yaptırıldığı atış poligonları ile eğitim ve tatbikat sahasının tam ortasında kaldığı, fiziki durumu itibarıyla yerleşke ve personel açısından güvenlik zafiyeti oluşturacağı, zaman içerisinde mülkiyetin el değiştirmesinin, güvenlik açısından çok ciddi anlamda telafisi güç ve imkânsız zararlar doğuracağı, yerleşkenin stratejik önemi haiz, gizlilik esaslı, Özel Harekât Kalıcı Polis Güvenlik Yerleşkesi olup, tam ortasında, ticari faaliyet gösteren bir şirketin iş ve işçilerinin hareketliliği veya taşınmazı değişik maksatlarla tasarrufunun düşünülemeyeceği; tahsisli alanın özel güvenlik bölgesi olarak kullanılabilmesi amacıyla, 21/05/2024 tarih ve 8507 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 3 ve 4. maddeleri uyarınca özel güvenlik bölgesi olarak belirlendiği, anılan karar doğrultusunda haritalarda ve koordinat tablosunda belirtilen alanın Çevre Düzeni Planında, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planlarında Özel Güvenlik Bölgesi olarak gösterilmesi için Çevre Bakanlığı, ... Büyükşehir Belediyesi ve ... Belediyesi ile gerekli iş ve işlemlerin başlatıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir." hükmü, "İstisnalar" başlıklı 4. maddesinde; "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır..." hükmü bulunmaktadır. 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun "Güvenlik bölgelerinin kurulması" başlıklı 3. maddesinde; "a) Askeri güvenlik bölgeleri Genelkurmay Başkanlığınca, b) Kamu ve özel kuruluşların çevresindeki özel güvenlik bölgeleri Cumhurbaşkanınca, Kurulabilir veya kaldırılabilir..." hükmü, "Güvenlik bölgelerinde uygulanacak esaslar" başlıklı 21. maddesinde; "Güvenlik bölgelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır: a) Bölge içindeki gerçek ve tüzelkişilere ait mallar kamulaştırılabilir..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan, Hazine adına kayıtlı toplam 2.827.565,63m2 büyüklüğündeki orman arazisinin 1.272.588,19m2'lik bölümünün 19/03/2018 tarihinde, 1.554.977,44m2'lik bölümünün ise 17/04/2020 tarihinde, İçişleri Bakanlığınca (Emniyet Genel Müdürlüğü) savunma ve güvenlik amaçlı kullanılmasına, ... Orman Bölge Müdürlüğü tarafından, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ve o günkü orman kadastro durumuna göre 49 yıllığına izin verildiği; söz konusu saha içerisinde kalan dava konusu taşınmazın, Hazine adına kayıtlı olmayıp, 09/02/2011 tarihinde davacı şirket adına tapuda tescil edildiği; ... Orman Bölge Müdürlüğü tarafından, orman sınırları üzerinde yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda, belirtilen sahada mülkiyeti özel şahıslara ait parsellerin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, özel mülkiyete tabi bu alanların izin sahasından çıkarılması için gerekli başvuruların yapılmasını teminen, Emniyet Genel Müdürlüğüne, 15/09/2021 ve 24/12/2021 tarihlerinde yazılı bildirimlerde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, söz konusu alanda, 2000 kişilik cami, 8 adet eğitim atış poligonu, cephanelikler, derslik, gözetleme kulesi, prekast depo binalarının yapılmasının ve yakın bir zamanda da Uluslararası Eğitim Merkezi kurulmasının planlandığı, bu kapsamda, izin sahasında, 17.100 m2'lik kapalı alandan meydana gelen ve 4 ayrı hizmet binasının yapımını içeren inşaat işinin, 28/07/2021 tarihinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca ihale edilmesi üzerine sahanın ihaleyi kazanan şirkete teslim edildiği ve 25/08/2021 tarihinde de bu şirket tarafından inşai faaliyetlere başlanıldığı, ... Kadastro Müdürlüğünce tapu kayıtlarının zemine aplike edilmesi suretiyle yapılan sayısallaştırma çalışmaları sonucunda izin sahasında özel mülkiyete tabi taşınmazların da bulunduğunun, söz konusu şirketin inşai faaliyetlere başlamasından sonra anlaşıldığının belirtildiği; davacı şirket tarafından ise, anılan taşınmazda Güneş Enerji Santrali (GES) kurulması amacıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan başvurular sonucunda gerekli izinlerin alındığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda gerekli değişikliklerin yaptırıldığının belirtildiği; dava konusu taşınmazın, ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "Kentsel ve Bölgesel Yeşil Alan ve Spor Alanı", 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında "Park ve Yeşil Alan" içerisinde kaldığı; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ise rekreasyon alanı olarak belirlendiği; ... Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarıyla; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına Rekreasyon Alanına "Enerji Üretim Alanı (Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretimi ve İletim Tesisleri Alanı) yapılabilir." şeklinde, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına Rekreasyon Alanına, "Enerji Üretim Alanı [(Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Üretim Tesisi Alanı) (Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretimi ve İletim Tesisleri Alanı" yapılabilir." şeklinde plan notu eklenmesine ilişkin değişikliğin onaylandığı; Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, söz konusu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın temyiz incelemesinin ise henüz yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacıya ait taşınmazı da içeren bölge, 21/05/2024 tarih ve 8507 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 2565 sayılı Kanun'un 3 ve 4. maddeleri uyarınca özel güvenlik bölgesi olarak belirlenmiştir. İmar Kanunu'nda; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşaa edilecek resmi ve özel bütün yapıların bu Kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş ve diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanun'un özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınarak 3194 sayılı Kanun'un konuya ilişkin genel kanun niteliği vurgulanmıştır. 2565 sayılı Kanun ile askeri yasak bölgeler ile güvenlik bölgelerinin kurulması, kaldırılması ve gerektiğinde genişletilmesine ilişkin esas ve yöntemler düzenlenmiş olup, 2565 sayılı Kanun'un, konusu ve kapsamı itibarıyla 3194 sayılı Kanun'a göre özel nitelikte bir kanun olduğu anlaşılmaktadır. İmar Kanunu'nun, özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanun'un özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağına ilişkin istisna hükmü dikkate alındığında, taşınmazın özel güvenlik bölgesi olarak belirlenen alanda kalması durumunda, taşınmazın kullanım kararlarının da özel kanun niteliğinde bulunan 2565 sayılı Kanun uyarınca belirleneceği görülmektedir. Bu durumda, davacıya ait taşınmazı da içeren bölgenin özel güvenlik bölgesi olarak belirlenmesiyle birlikte taşınmazın statüsünün ve kullanım amacının değiştiği, dolayısıyla, taşınmazın kamulaştırılmasında, yürürlükteki plan kullanım kararlarının değil konusu ve kapsamı itibarıyla 3194 sayılı Kanun'a göre özel nitelikte bir kanun olan 2565 sayılı Kanun uyarınca belirlenen statüsünün dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırılmasına karar verilen davacıya ait taşınmazı da içeren bölgenin özel güvenlik bölgesi olarak belirlenmesiyle birlikte taşınmazın kullanımı 2565 sayılı Kanun ile getirilen sınırlamalara tabi olduğu gibi taşınmaza yönelik yürürlükteki imar planları ile getirilen kullanım kararlarının geçerli olduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, dava konusu taşınmaz 2565 sayılı Kanun uyarınca özel güvenlik bölgesi olarak belirlenmekle yeni bir kullanım amacına özgülenerek, imar planlarıyla getirilen kullanım kararı ortadan kalkmış olduğundan, acele kamulaştırma kararının da yürürlükteki planlara uygunluğu yönünden değerlendirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, 21/05/2024 tarih ve 8507 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 2565 sayılı Kanun'un 3 ve 4. maddeleri uyarınca özel güvenlik bölgesi olarak belirlenen alanın imar planlarında da bu şekilde gösterilmesi için gerekli iş ve işlemlerin başlatıldığı anlaşılmakta olup, taşınmaz üzerindeki her türlü inşaat, hafriyat, tadilat gibi faaliyetler ile izin ve ruhsata tabi olmayan mahal veya işler için genel ruhsat işlemleri dışında, 2565 sayılı Kanun ve Yönetmelikle özel güvenlik bölgesi değerlendirme komisyonu izni alınması zorunlu kılındığından, anılan kısıtlamalar nedeniyle davacının taşınmazından, yürürlükteki imar planlarındaki kullanım kararları uyarınca faydalanması da mümkün değildir. Bu bağlamda; davacının taşınmazını da içeren bölge Cumhurbaşkanı Kararıyla özel güvenlik bölgesi olarak belirlendiğinden, acele kamulaştırma kararının hukuki değerlendirmesi yapılırken, dikkate alınması gereken yürürlükteki plan kullanım kararları değil, 3194 sayılı Kanun'a göre özel nitelikte bir kanun olan 2565 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın özel güvenlik bölgesi olarak belirlenen alanda kalması nedeniyle oluşan hukuki durum olup, dava konusu işlemin bu husus dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. 2565 sayılı Kanun'un 21. maddesinde; bölge içindeki gerçek ve tüzelkişilere ait malların kamulaştırılabileceği düzenlenmek suretiyle, özel güvenlik bölgesinde bulunan taşınmazların kamulaştırılmasına olanak sağlanmış olup, koşulların bulunması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle Cumhurbaşkanına tanınan acele kamulaştırma yetkisinin özel güvenlik bölgelerinde bulunan gerçek ve tüzelkişilere ait taşınmazlar yönünden de kullanılabileceği açıktır. ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Başkanlığı ... Özel Harekat Müdürlüğüne, savunma ve güvenlik amaçlı bina tesisi ve eğitim atış sahası tatbikat sahası olarak kullanılmak üzere, 49 yıllığına tahsis edilen mülkiyeti hazineye ait orman arazisinde inşasına başlanan hizmet binasına yakın konumda ve taktik atışı ve her türlü ağır silah atışı eğitimlerinin gerçekleştirildiği atış poligonları ile eğitim ve tatbikat sahasının tam ortasında kalan uyuşmazlık konusu taşınmazın, tesis güvenliği ile can ve mal güvenliği açısından risk teşkil etmesi nedeniyle kamulaştırma işlemlerine başlandığı; öte yandan, anılan taşınmazın, 21/05/2024 tarih ve 8507 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla özel güvenlik bölgesi olarak belirlenen alanda kaldığı, ayrıca arazi içerisinde bulunan özel mülkiyete tabi beş adet taşınmazdan ikisinin kamulaştırıldığı, diğer ikisinin kamulaştırma işlemlerinde nihai aşamaya gelindiği, geriye sadece dava konusu taşınmazın kaldığı anlaşılmakla, tesis, can ve mal güvenliği açılarından risklerin bertaraf edilmesinin önemi göz önüne alındığında, kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, Emniyet Genel Müdürlüğüne, savunma ve güvenlik amaçlı bina tesisi ile eğitim, atış ve tatbikat sahası olarak kullanılmak üzere tahsis edilen, savaş savunma araçları ile mühimmatlarının depolanacağı bir üs, güvenlik güçlerine temel özel harekat eğitiminin verileceği ve silah sanayisine ar-ge desteği sunan stratejik önemi haiz, gizlilik esaslı, Özel Harekât Kalıcı Polis Güvenlik Yerleşkesi sınırlarında kalan ve sonrasında özel güvenlik bölgesi olarak belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/05/2024 tarih ve E:2023/1166, K:2024/3472 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.DAVANIN REDDİNE, 4.Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, aşağıda dökümü yapılan dava aşamasına ilişkin ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yapılan ...TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5.Posta gideri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 6.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine, 7.06/03/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.