T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2543 KARAR NO : 2026/691 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/12/2024 NUMARASI : 2022/293 E - 2024/834 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 12/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2543 KARAR NO : 2026/691 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/12/2024 NUMARASI : 2022/293 E - 2024/834 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 12/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... Anonim Şirketi (A.Ş.) arasında 08.07.2019 tarihinde "... Abonelik Sözleşmesi, ... İnternet Başvuru Formu, ... İnternet Büyük Fırsat Kampanyası" imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeler kapsamında davalının tahsis ettiği internet hizmeti kullanımından doğan alacağına istinaden faturalar düzenlediğini ve bu faturalardan 2022 yılına ait; Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait faturaların ödenmediğini, bunun üzerine Ankara Merkezi Takip Sistemi'nin (MTS) 2021/261967 MTS. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu, müvekkilinin alacağının deliller ile sabit olduğunu iddia ederek; davanın kabulünü, davalının MTS'nin 2021/261967 MTS. Sayılı dosyasındaki haksız ve mesnetsiz itirazının iptalini ve takibin devamını, davalının dava konusu alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Ajansı ile davacı arasında 08.07.2019 tarihinde imzalanan sözleşmenin kaldığı yerden devri amacıyla bir sözleşme imzaladığını, bu hususta sözleşmenin tarafının ... olması konusunda anlaşıldığını, buna rağmen davacının müvekkili adına 36 ay taahhütlü bir sözleşme hazırlandığını ve genel işlem koşulları nedeniyle müvekkilinin aleyhine olacak şekilde maktu olan taahhüt vadesinin değiştirilmediğini, müvekkilinin internet hizmetine devam edebilmek adına sözleşmeyi imzaladığını, müvekkilinin ...isimli kanalın sahibi olduğunu, pandemi döneminde maddi açıdan sıkıntılar yaşayarak 01.04.2020 tarihinde kanalını kapatarak mucbir sebep nedeniyle sözleşmesini bedelsiz feshettiğini, müvekkili ve davacı arasında imzalanan Abonelik Sözleşmesinin 4.13. maddesinde hizmetlerin durdurulması için mucbir sebeplerden bahsedildiğini, kabul etmemekle birlikte davacının ilk hesapta 44.280,55-TL ceza bedeli belirtildiğini, daha sonra mail yazışmasında 37.429,17-TL ceza bedeli bildirildiğini, buna rağmen icra takibinde 161.050,90-TL talep edildiğini, bu hususta borcun likit olmadığını ve yapılan hesaplamanın fahiş olduğunu, diğer yandan müvekkilinin devraldığı ... Ajansı'nın aynı adresinde işlerini yürütmesi nedeniyle yapılan sözleşmenin devir sözleşmesi olduğunu, bu nedenle sözleşmenin devralınması sebebiyle taahhüt vadesinin baştan başlatılmayacağını, müvekkil ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin "... İnternet Büyük Fırsat Kampanyası" başlıklı ek sözleşmesinin 5. maddesine dayanılarak hazırlanan dava konusu ceza bedelinin Borçlar Kanunu'nun Genel İşlem Şartları maddeleri gereği yazılmamış sayılmasının gerektiğini, bu sebeple başlatılan takibine dayalı davanın reddinin gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tek taraflı düzenlenerek imzalandığını, müvekkilinin pandemi sonunda yeniden çalışmaya başlamak istediğini, bu süreçte diğer firmalardan hizmet almak istemiş ancak şirketin kara listeye alındığı ve borcunun bulunması nedeniyle şirkete hizmet verilmediğini, bu hususun müvekkilinin ticari itibarını olumsuz etkilediğini, bu nedenle de davacının müvekkiline ödenmek üzere 50.000-TL manevi tazminata mahkum edilmesini, davacının itirazın iptali davasının reddini, müvekkili lehine davacı aleyhine olacak şekilde kötü niyetli takip sebebiyle takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, karşı davalarının kabulü ile davacı aleyhine 50.000-TL manevi tazminatın dava tarihinde itibaren ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkete borcunun bulunmasından Blacklist Anlaşması kapsamında diğer operatörlerin haberdar olmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bahsi geçen uygulamanın Elektronik Haberleşme mevzuatı gereği hukuki dayanağının bulunduğunu, davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilk maddesi ve devam eden hükümleri uyarınca basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, diğer yandan genel işlem koşullarının tacirlere uygulanamayacağını ve taraflar arasındaki sözleşmede genel işlem koşulu oluşturabilecek bir düzenleme olmadığını, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmenin abonelik sözleşmesi olması nedeniyle erken iptal bedeli uygulamasının Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 16. maddesi ve Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmenliği'nin 12. maddesine uygun olduğunu, davalının 36 aylık taahhüt süresinden önce aboneliğini sonlandırması sebebiyle tahakkuk eden faturasını ödemekle yükümlü olduğunu, söz konusu faturalarda haksız ya da fazla ücret tahakkuku söz konusu olmadığını iddia ederek; davalının manevi tazminat talebinin reddini, haklı davalarının kabulünü, MTS'nin 2021/261967 MTS. Sayılı dosyasındaki haksız ve mesnetsiz itirazının iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine dava konusu tutarın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 03/10/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında "Karşı davanın arabulculuk dava şartı eksikliği yönünden asıl davadan tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esasa kaydına" şeklinde ara kararı verildiği görülmüştür. Mahkeme; "1-Davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan MTS 2021/261967 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 70.293,18-TL asıl alacak, 6.110,71-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 76.403,89-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 15.280,77-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının, yasal koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun olan Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Taahhütlü Aboneliğin Süresinden Önce Feshi” başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrası ile Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 12/5 maddesi uyarınca, abonelik süresi dolmadan taahhüt sonlandırıldığında, işletmecinin talep edeceği bedel aboneye sağlanan indirimler ile cihaz veya diğer faydaların tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı olduğu, davalının aboneliğini 36 aylık taahhüt süresi dolmadan sonlandırdığı,davacı şirketin yaptığı hesaplamalar Yönetmelik hükümlerine uygun olarak aboneden sadece hak ettiği indirimlerin mahsup edilmiş kısmı ve kullanım süresi dikkate alınarak yapıldığını, davalıya sağlanan indirimler ve cihaz faydalarının doğru şekilde mahsup edildiğinden haksız veya fazla tahakkuk olmadığını,davacı şirket ile davalı/karşı davacı arasında 08.07.2019 tarihinde akdedilen abonelik ve kampanya sözleşmeleri ile ilgili döneme ilişkin yazışmalar ve ek belgeler neticesinde, 16.07.2019 tarihinde başlayan taahhüt 09.04.2020 tarihinde sona ermiş ve 16.07.2022 tarihinde feshedilmiş, bu nedenle 2020 Nisan dönemine ilişkin 159.377,20 TL tutarındaki kampanya avantaj bedeli “taahhüt öncesi iptal” kapsamında hesaplandığını,150 Mbps hızındaki tarife üzerinden %47 oranında indirim uygulanmış olup, vergiler hariç 5.863,39 TL, vergiler dâhil 7.358,55 TL tutarında fatura düzenlenmiş ve ayrıca statik IP ücreti ile gecikme zammı ilave edildiğini, 2019 temmuz döneminde sehven hatalı fatura tanzim edilmiş, 4.984,81 TL tutarında iade işlemi yapılmış ve bu meblağ 2019 Ekim dönemine mahsup edilmiş, bakiye tutar müşteri tarafından ifa edildiğini,faturaların ödemelerinin mütemadiyen tehir edilmesi nedeniyle dönemsel tutarlarda farklar meydana gelmiş, 2020 şubat ve sonrası dönemlere ilişkin faturalar ise hukuka uygun şekilde tahsil edildiğini,tüm faturalandırmalar ve kampanya indirimlerinin sözleşme ve taahhüt hükümlerine uygun olarak icra edildiği, mükerrer veya hatalı işlemlerin gerekli iadelerle düzeltilmiş olduğu ve bakiye alacakların hukuki yola tevdi edildiği ,davalı/karşı davacının iddialarının hukuki ve sözleşmesel dayanağı bulunmadığını,kötüniyet tazminatı koşullarının oluştuğunu,davalının haksız ve kötüniyetle takibe itiraz ederek sürecin uzamasına sebep olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava,ödenmeyen fatura alacaklarının tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali icra inkar ve kötüniyet tazminatı talebine ilişkindir. Merkezi Takip Sistemi'nin 2021/261967 E. Sayılı icra dosyasında davacı/alacaklının davalı/borçlu hakkında 175.995,71-TL asıl alacak ve toplam 21.700,05-TL gecikmiş gün faizi olmak üzere toplam 197.695,76-TLnın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyet raporunda özetle;"Sunulan taraf ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre 16.02.2021 takip tarihi itibariyle davacının 175.949,00TL davalıdan asıl alacaklı göründüğü tespit edilmekle birlikte davalının iadesine konu .../30.04.2020 tarihli 161.099,50TL tutarlı faturanın tenzili sonucu davacının alacağının 14.849,50TL olabileceği, davalının ticari defterlerine göre, davalının takip ve dava tarihi itibariyle 14.849,51TL davacıya borçlu olduğu, davacının takip ve dava konusu alacağın dayanak teşkil eden faturalarının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalının yasal süresi içinde faturaya itiraz ile iade faturası düzenlediği, taraflar arasında 30.04.2020 tarihinden başlamak üzere 19.02.2021 tarihine kadar .../30.04.2020 tarihli 161.099,50TL tutarlı fatura için karşılıklı iade faturaları tanzim edildiği, davalı ... nolu /30.04.2020 tarihli 161.099,50TL tutarlı fatura için yasal süresi içinde itiraz ederek iade faturası düzenlediği, söz konusu faturaya ilişkin dönemde davalı tarafından davacıdan veri hizmeti alınmadığı da sabit olmakla “TİP” sözleşmeye dayanarak düzenlenen faturanın dar anlamda TTK21/2 yönünden davalı aleyhine borç doğurmadığı, takip konu alacağı doğuran davalı faturalarının (29.02.2020 - 30.04.2020) pandemi döneminde düzenlenmiş olduğu, davalının bu dönemde “Kısa Çalışma Ödeneği”ne başvurduğunun cevap dilekçesi ekinde yer alan kısa çalışma talep formu”ndan anlaşıldığı, ilerleyen dönemde de davalının işçi çıkardığı, tarafların ticari defterlerindeki verilere göre 16.02.2021 takip tarihi itibariyle davacının 14.849,51TL davalıdan alacaklı olduğu, davacının alacak iddiasının benimsenmesi halinde; merkez bankası verilerinden, 06.02.2021 takip tarihi itibariyle takip tarihi itibari ile avans faizi oranının %16,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenecek asıl alacağına takip tarihinden yıllık %16,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, tarafların 2019 yılının Temmuz ayında ... Abonelik Sözleşmesi, ... İnternet Başvuru Formu, ... İnternet Büyük Fırsat Kampanyası Sözleşmeleri imzalamış oldukları, sözleşmenin imzalandığı tarihten (08.07.2019) pandeminin Türkiye’de etkili olmaya başladığı 2020 yılının Şubat ve Mart aylarına kadar davalının fatura ödemelerinde herhangi bir sıkıntı yaşandığına dair beyana dosya kapsamında rastlanılamadığı, ülkemizde 2020 yılının Şubat ayında yaşamaya başladığımız Covid 19 Pandemisi, sözleşme imzalandığı tarih olan Temmuz 2019’da hiç kimse tarafından öngörülemeyecek olan tüm dünya çapında ciddi etkileri olan bir faktör olduğu, mücbir sebep teşkil ettiği, Türkiye’de ilk covid vakasının 2020 yılı Şubat-Mart aylarında görülmesinin ardından, 13 Mart 2020 tarihinde Covid ile ilgili ilk genelgenin yayınlanmış olduğu, kısıtlamaların, kapanmaların ve sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı, pandemi etkisinin artması sonucu davalının, yayına çıktığı dava dışı .... A.Ş’ye yayın durdurma talebinde bulunduğu, ... Tic. A.Ş tarafından mahkemeye gönderilmiş olan müzekkere cevabının dosyada mevcut olduğu ve bu müzekkerede; “davalı yayıncı kuruluşun yayınının ticari nedenlerden dolayı 01.04.2020 tarihinde sona erdiği/durdurulduğu” nun belirtildiği, şirketin iflas ve kapanma nedeniyle, davalının hizmet ve alt hizmet iptal formlarını 01.04.2020 tarihinde düzenlemiş olduğu, davalı firmanın çalışan sayısının da 28 kişiden 16 kişiye düşmüş olduğu ve firmanın Kısa Çalışma Ödeneğine başvurmuş olduğu; radyo, televizyon gibi medya kuruluşları gelirlerinin büyük çoğunluğunu reklam ve/veya sponsorluklardan kazandığı, Reklam veren firmaların da ürün ve/veya hizmetleri üzerinden gelir elde ettikleri, Covid 19 pandemisinin tüm dünyayı ve ülkemizi hem sağlık yönünden hem de ekonomik açıdan ciddi olarak tehdit ettiği, genelgelerle sokağa çıkış yasaklarının ve kapanmaların yaşandığı, bu nedenle yayıncı kuruluşların reklam alamamış ve/veya yayınladığı reklamın gelirini tahsil edememiş olabileceği, dava konusu olayda da davalı tarafın 01.04.2020 tarihi itibariyle yayınlarının durdurulduğunun dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, sektörel bakımdan irdelendiğinde davaya konu ödeme güçlüğünün davalının kusurundan kaynaklanmış olamayacağı, karşı dava yönünden sektörel bakımdan irdelendiğinde ise; davalı/karşı davacının kara listeye alınması ve borcunun bulunması nedeniyle şirketine hizmet verilmemesinin, davalının hem kazanç kaybına hem de prestij kaybına uğramasına sebebiyet verebileceği, teknik olarak yayına çıkamamasına veya program esnasında verilen sosyal medya hesaplarına erişilememesine neden olabileceği" belirtilmiştir.Mali müşavir bilirkişiden daha sonra alınan hesap bilirkişi ek raporunda özetle;"Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle; 1. Davacının dava konusu takip kapsamında 06.02.2021 takip tarihi itibariyle 18.089,10TL internet hizmetinden kaynaklı asıl, 1.761,58TL işlemiş avans faiz alacağı olduğu, 2. Davalının 8 aylık sürede yaralandığı vergiler dahil indirim tutarının 52.204,08TL olduğu bu tutar için 20.05.2020 son ödeme tarihinden 06.02.2021 takip tarihine kadar 4.439,03TL işlemiş avans faiz hesaplandığı, 3. Davacının (18.809,10TL + 52.204,08TL=70.293,18TL'si asıl (1.761,58TL +4.439,03TL=)6.200,61TL'si 06.02.2021 takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 76.493,79TL alacağı olduğu, 4. Davacının alacak iddiasının benimsenmesi halinde; merkez bankası verilerinden, 06.02.2021 takip tarihi itibariyle takip tarihi itibari ile avans faizi oranının % 16,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenecek asıl alacağına takip tarihinden yıllık %16,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği" belirlenmiştir. Mahkemece ,işlemiş faiz tutarında yapılan hatanın resen düzeltilerek bilirkişi raporunda takibe ilişkin şubat faturası 7.431,25-TL, mart faturası 7.418,25-TL,nisan faturasının 161.099,50-TL olduğu,raporda ise Şubat ve mart ayları tutarlarında hata olmadığı, şubat ayı için takip tarihine kadar işleyen faiz miktarı 789,95-TL; mart ayı için ise 701,84-TL' olarak indirimli fatura hesabı yapıldığı,mart ayında kullanımın 8 gün olması karşısında bulunup indirimsiz tutar 3.239,60-TL ve işlemiş faizi 269,89-TL olduğu, mart ayından önce 8 ay için aylık 6.525,51-TL'lik indirim avantajından (8 x 6.525,51-TL) 52.204,08-TL miktarınca yararlanıldığı gözetildiğinde , bu 8 aylık sürede doğan borç bakiye 28 aylık taahhüt süresinde doğacak olan miktardan daha az olacağından, takip tarihine kadar işleyecek faiz tutarının 4.349,03-TL olarak yeniden hesaplandığı,buna göre davacının toplam asıl alacağının (7.431,25-TL + 7.418,25-TL + 3.239,60-TL+52.204,08-TL) 70.293,18-TL, işlemiş faiz miktarı toplamının ise (789,95-TL + 701,84TL+269,89-TL + 4.349,03-TL) 6.110,71-TL olduğu hesaplanmasında aykırılık görülmemiştir. O halde 08/07/2019 tarihli taahhütlü internet abonelik sözleşmesinin davalı tarafça pandemi gerekçesi ile feshedilmesi karşısında pandeminin mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, ödenmeyen fatura bedeli ve süresinden önce fesih nedeniyle iadesi gereken indirim bedelleri yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Ayrıca davada davacı yönünden kötüniyet tazminatı koşullarının da oluşmadığı açıktır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/03/2026