Başvurucu, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 15/11/2012 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler giderilmiş ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/5/2013 tarihinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm, 24/7/2013 tarihinde yapılan toplantıda, İçtüzük’ün maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca, kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 31/7/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 18/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 3/10/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 21/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüt faaliyeti içinde birden fazla silahla yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları kapsamında 16/11/2005 tarihinde gözaltına alınmış ve 19/11/2005 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/22 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/6/2007 tarihli iddianameyle, başvurucunun diğer şüphelilerle birlikte 2005 yılında silahlı suç örgütü kurma, ateşli silah bulundurma, birden fazla yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiasıyla haklarında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Başvurucu gözaltına alındığı 16/11/2005 tarihinden mahkumiyet kararının açıklandığı 16/10/2012 tarihine kadar tutuklu kalmıştır. Başvurucu ve aynı dosyada yargılanan diğer sanıkların tutukluluğun kanunda belirlenen azami süreyi aştığı gerekçesiyle yaptıkları itirazlar İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarıyla reddedilmiştir. İtirazın reddine dair kararın gerekçesinde, “…birlikte yargılama yapılmasının suçların bağımsızlığını etkilemeyeceği, sanıklara atılı suçların tutukluluk durumu da tutukluluk sürelerinin de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği…” belirtilmektedir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2012 tarih ve E.2005/260, K.2012/267 sayılı kararıyla başvurucu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun , , , ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un maddeleri kapsamında toplam 32 yıl 31 ay hapis ve adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki dava temyiz aşamasındadır. B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ve maddeleri şöyledir:“Bağlantı kavramıMadde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.Davaların birleştirilerek açılmasıMadde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” Aynı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” Anılan Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesi şöyledir:“Tazminat istemiMadde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,…d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,…Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” Anılan Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”