6. Hukuk Dairesi 2024/1296 E. , 2024/5205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/198 E., 2023/245 K. KARAR : Asıl Davanın Kısmen Kabulü, Birleşen Davaların Reddine Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'nun yüklenici sıfatı ile ortaklaşa olarak inşaat yapmak üzere, davalı arsa sahibi ... ile 06.03.2006 tarihinde sözleşme yaptıklarını, sözleşmeye göre yapılacak 4 katlı ve 8 bağımsız bölümden oluşacak inşaatın zemin kat 2 no'lu dükkan, 1. kat
**6. Hukuk Dairesi 2024/1296 E. , 2024/5205 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/198 E., 2023/245 K. KARAR : Asıl Davanın Kısmen Kabulü, Birleşen Davaların Reddine Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'nun yüklenici sıfatı ile ortaklaşa olarak inşaat yapmak üzere, davalı arsa sahibi ... ile 06.03.2006 tarihinde sözleşme yaptıklarını, sözleşmeye göre yapılacak 4 katlı ve 8 bağımsız bölümden oluşacak inşaatın zemin kat 2 no'lu dükkan, 1. kattaki 3 ve 4 nolu bağımsız bölüm ile 3. kat 7 ve 8 no'lu bağımsız bölümlerin yüklenicilere ait olacağının kararlaştırıldığını, davalıların müvekkilinin rızası olmaksızın yüklenicilere düşecek 5 bağımsız bölümü de davalı ...'na devrettiklerini, tapu müdürlüğünün de sözleşmenin tarafları hazır olmaksızın işlem yaptığından sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 5 adet bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili ile birlikte müştereken tesciline karar verilmesini, mümkün olmadığı takdirde taşınmaz değerlerinin davalılardan tazminini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili, davacı ile davalı ...'a ait taşınmaz üzerinde ortaklaşa kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, ancak taşınmazların paylaştırılmasına yönelik ve davacı ile ortaklıklarına ilişkin 12.02.2007 tarihinde tasfiye protokolü yapıldığını, tasfiye protokolüne göre dava konusu yapılan taşınmazlar açısından davacının talepte bulunma hakkının olmadığını, tarafların tasfiye konusunda anlaştıklarının, protokol gereğince ortaklığın sona erdiğini, inşaatın kendisi tarafından bitirildiğini ve kendisi tarafından tasfiye protokolü gereğince ödemeler yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl ve birleşen davalarda diğer davalılar, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, davacı yüklenici ile davalı yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra 09.05.2006 tarihinde Taht Yapı isimli şirketi kurdukları, celp edilen söz konusu inşaata yönelik ruhsat örneğinden inşaatın yükleniciliğini Taht Yapı şirketine devredildiği ve ruhsatın Taht Yapı adına çıkarıldığı, ancak 12/02/2007 tarihli ortak davacı ve davalı yüklenicinin protokol düzenledikleri, protokolün varlığı taraflarca inkar edilmediği ve kabul edildiği, protokolün 8. maddesine göre de, ortaklığın sona erdiği ve Taht Yapı şirketinin davalı ...'na devredildiği, bir kısım ödemelerin kararlaştırıldığı ve protokole göre artık tüm hak ve borçların davalı ortak yüklenici ...'na geçmiş bulunduğunun kabul edildiği, davacının artık sonradan imzalanan protokole göre önceki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dolayı hak talep edemeyeceği, her ne kadar davacı tarafından protokol hükümlerinin yerine getirilmediğinden bahisle protokolün geçerli olmadığı savunulmuş ise de, davalının ibraz ettiği ödemelere yönelik belge örneklerinden ve tüm dosya kapsamından bu iddiasının kanıtlanamadığı, arsa sahibi davalı ... aleyhine açılan davanın ise davalının tarafların protokolü kendisine ibraz etmeleri nedeni ile kat irtifakı tesisinden sonra bir kısım taşınmazları davalı ... ve ...ye devretmiş bulunduğu ve davalı ...'a bu nedenle sorumluluk yüklenemeyeceği, ... aleyhine de dava açılmış ise de, Tapu Sicil Müdürlüğünce kat irtifakının arsa sahibi, ...'ın vekili sıfatı ile hareket eden yüklenici ...'nun vekil sıfatı ile Kartal 13. Noterliği'nin 30.01.2007 tarih ve 1271 yevmiye no.lu bağımsız bölüm listesi ve kart irtifakının tesisine yönelik istemi nedeniyle tesis edilmiş bulunduğu, Tapu Sicil Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığı, birleşen dosyalardaki son malik davalıların MK nun 1023 ve 1024 maddeleri gereğince iyi niyet karinesi nedeniyle ve iyi niyetli olunmadığının aksi davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 2015/9542 Esas, 2017/3784K. Karar sayılı ilamı ile davacının asıl ve birleşen davalarda sair temyiz istemleri reddedilerek, davalı yüklenici ... yönünden, davanın adi ortaklığın tasfiyesi olduğu dikkate alınarak davanın çözümlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki 12.07.2007 tarihli tasfiye protokolünün tamamı değerlendirilip davalı ...'in edimlerini yerine getirip getirmediğinin araştırılması ve sonucuna göre halen davalı ... adına kayıtlı olan 2 numaralı bağımsız bölüm haricindeki bağımsız bölümler hakkında tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceği hususu da nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, protokol gereği yapılacak olan Ümraniye İlçesi Çakmak Mah. ve Pendik İlçesi Dolayoba Mah. 1086 ve 1094 parsellerdeki inşaatların davalı ...'na bırakılacağı, çıkacak vergi ve sigorta borçlarının davalı ...'e ait olacağı, yine Pendik İlçesi, Dolayoba Mahallesinde bulunan inşaatın 2 normal kat ve 1 zemin katta bulunan olan alacaktan 51.000,00-TL alacak kaldığı, bu alacaklardan 30.000,00-TL sinin davacı ...'e davalı ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, ayrıca davalı ... tarafından 9.500,00-TL ödemenin davacı ...'e yapılacağının kararlaştırıldığının sabit olduğu, protokol gereği 39.500,00-TL'lik ödemenin yapıldığının davalı tarafından ispat edilemediği belirtilerek asıl davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile; 39.500,00-TL alacağın dava tarihi olan 28.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasak faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacı tarafa ödenmesine, davacının asıl ve birleşen davalarda diğer davalılar ve ... aleyhine ikame ettiği tapu iptali ve tescil davası taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı yüklenici vekili, sözleşme gereği davalı yüklenici ... ile birlikte müştereken müvekkiline verilmesi kararlaştırılan taşınmazların tapu iptali ve müşterek olarak müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine dair kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin bozma ilamı ile, davacı ve davalı yüklenici arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında düzenlenen 12.07.2007 tarihli protokole göre çözülmesi gerektiği açıklanmıştır. Taraflar arasındaki 12.07.2007 tarihli protokol incelendiğinde, taraflar arasındaki ortaklığın sonlandırılmasına ve davacı yüklenici Nurettin’e bırakılan alacaklara yönelik olarak,“Dolayaba 1136 nolu parselde bulunan inşaattan 2 normal kat ve 1 zemin kat daire ile Ferşat Çiftçi’den 51.000 YTL alacak kalmıştır. Bu mallar ve paradan 1 normal kat ve 1 zemin kat dairesi ile 51.000 YTL lik alacağın 30.000 YTL'si ...’e verilecek, ayrıca ... tarafından ...’e 9500 YTL ödenecektir” yazılmıştır. Bu halde protokole göre, davacı yükleniciye düşmesi gerekenlerin protokolde özellikleri belirtilen iki adet daire ve 39.500 TL alacak olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece sözleşmenin hükümleri eksik ve hatalı yorumlanarak, sadece para alacağına yönelik hüküm kurulması hatalı olmuş, tasfiye protokolünün bu şekilde değerlendirilip, bozma ilamında da belirtildiği üzere halen davalı ... adına kayıtlı olan 2 numaralı bağımsız bölüm haricindeki bağımsız bölümler hakkında tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceği hususu da nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 26.12.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.