5. Ceza Dairesi 2010/11575 E. , 2011/1431 K. Ruh sağlığını bozacak biçimde çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık ...'un yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.07.2010 gün ve 2009/125 Esas, 2010/163 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Atılı suçu…
**5. Ceza Dairesi 2010/11575 E. , 2011/1431 K.** **"İçtihat Metni"** Ruh sağlığını bozacak biçimde çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık ...'un yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.07.2010 gün ve 2009/125 Esas, 2010/163 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Atılı suçu TCK.nun 53/1-c maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı maddenin 5. fıkrasının uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Mağdurenin hazırlık beyanında ve ruhsal muayenesine ilişkin raporda sözü edilen ve olayı gördüğü ileri sürülen amcası ...'un tanık olarak dinlenmesinden sonra tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi yerine eksik araştırmayla hükme varılması, Cinsel istismar eylemi neticesinde mağdurun 5237 sayılı TCK.nun 103/6. maddesi anlamında ruh veya beden sağlığının bozulup bozulmadığının Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 ve 23. maddelerine göre teşekkül etmiş ilgili İhtisas Kurulundan alınacak raporla saptanması gerektiği gözetilmeden, yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de; TCK.nun 61/5. maddesindeki sıralamaya aykırı olarak 43. maddesinin 103/6. maddeden önce uygulanması, Doğum kaydına ve suç tarihine nazaran eylem sırasında dokuz yaşında olduğu anlaşılan mağdurenin mahkemece itibar edilen anlatımlarında cinsel istismarın zorla gerçekleştirildiğinin belirtilmesine rağmen sanık hakkında TCK.nun 103/4. maddesinin uygulanmaması, Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan CMUK.nun 326. maddesi gereğince kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.