TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL KARAR MUSA BAYLAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2016/4384) Karar Tarihi: 12/12/2019 R.G. Tarih ve Sayı: 30/1/2020 - 31024 Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 2GENEL KURUL KARAR Başkan : Zühtü ARSLAN Başkanvekili : Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili : Recep KÖMÜRCÜ Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Engin YILDIRIM Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL M. Emin KUZ Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Yusuf Şevki HAKYEMEZYıldız SEF
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL KARAR MUSA BAYLAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2016/4384) Karar Tarihi: 12/12/2019 R.G. Tarih ve Sayı: 30/1/2020 - 31024 Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 2GENEL KURUL KARAR Başkan : Zühtü ARSLAN Başkanvekili : Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili : Recep KÖMÜRCÜ Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Engin YILDIRIM Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL M. Emin KUZ Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Yusuf Şevki HAKYEMEZYıldız SEFERİNOĞLU Selahaddin MENTEŞ Raportör : Heysem KOCAÇİNAR Başvurucu : Musa BAYLAN Vekili : Av. Süleyman UZER I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, 3.600 olan emeklilik ek göstergesinin 2.200 olarak d üzeltilmesi neticesinde emekli aylığının azaltılması ve geriye yönelik olar ak fazladan ödendiği belirtilen emekli aylıklarının iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakk ının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 4/3/2016 tarihinde yapılmıştır.3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 35. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. 7. Birinci Bölüm tarafından 24/10/2019 tarihinde yapılan toplant ıda, niteliği itibarıyla başvurunun Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünde n Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkr ası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili ola ylar özetle şöyledir: A. Başvuru Konusu Olayın Arka Planı 9. Başvurucu 1/8/1969 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir yollarında (TCDD) teknik elaman olarak çalışmaya başlamış, 23/2/1973 tarih inde yüksek tekniker ve 3/4/1991 tarihinde de grup amiri unvanlarına terfi etmiştir. 10. İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden 10/1/1992 ta rihinde makine mühendisi olarak mezun olan başvurucu, bu unvana göre intibakın ı yaptırmış ve 17/1/1995 tarihinde teknik amir kadrosunda görev yapmakta iken kendi iste ğiyle emekli olmuştur. 11. Kendi isteğiyle emekli olan başvurucuya 35 yıl 11 ay 29 günl ük hizmetine karşılık 3.600 ek gösterge esas alınmak üzere ikramiye ödenmiş ve emekli maaşı bağlanmıştır. 12. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 1/8/2008 tarihli yazıyla ek gös tergenin 2.200 olarak düzeltildiğini ve geçmişe yönelik olarak (1/8/2003 ile 1 /8/2008 tarihleri arasında) fazladan ödenen 16.679,63 TL'nin borç çıkarıldığını başvurucuya bildirmiştir. B. Başvuruya Konu Yargılama Süreci 13. Başvurucu 1992 yılında mühendislik fakültesinden mezun olduğ unu, emeklilik öncesi görevinin grup amiri olup bu unvan altında çalışanların mühendis sıfatına sahip olduğunu belirterek 31/12/2008 tarihli dilekçeyle işlemin iptal ini istemiştir. Dava dilekçesinde öncelikle başvurucunun 3.600 ek gösterge üzerinden emeklilik intibakının yapılmasının işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuata uygun ol duğu ileri sürülmüştür. Dilekçede 3.600 ek gösterge üzerinden intibakın yapılmasından 1 3 yıl sonra, Danıştayın 2007 tarihli İçtihadı Birleştirme Kurulu (İBK) kararı dikkate alınar ak ek göstergenin 2.200 olarak düzeltilmesinin kazanılmış hakları zedelediği ileri sürülmüştür . Dilekçede ayrıca tesis edilen idari işlemlerin açık hata veya muhatabın hilesinin bulunması d urumu hariç ancak dava açma süresi içinde geri alınabileceği, olayın üzerinden 13 yıl geçti kten sonra tesis edilen idari işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmişti r. 14. Ankara 12. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 31/3/2010 tarihinde dav anın reddine karar vermiştir. Mahkeme, Danıştay İBK'nın 7/12/2007 tarihli ka rarına da atıfta bulunarak Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 415/2/1995 tarihinde kendi isteğiyle emekli olan başvurucunun mü hendis kadrosuna ataması yapılmadığından 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurlar ı Kanunu'nun 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ek göstergesinin yükseköğre nimi dolayısıyla elde etmiş olduğu mühendis unvanına göre belirlenmesinin mümkün olmadığına işaret etmiştir. Mahkeme, grup amiri kadrosunda görev yapan başvurucunun ek göst ergesinin kadro unvanına göre belirlenerek 2.200 şeklinde düzeltilmesinin ve bu na bağlı olarak emekli aylığının düşürülmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşmıştı r. 15. Kararda ayrıca işlem tarihinden geçmişe yönelik beş yıllık a ylık farklarının borç çıkarılmasına ilişkin işlem yönünden de değerlendirme yapılmışt ır. Kararda 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun iş lemin uygulamay a başlandığı 1/8/2008 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 121. mad desine atıfta bulunularak Emekli Sandığı (Sandık) ve iştirakçilerinin kanun hükmü ya da d iğer bir yasal dayanak gereği oluşan hak ya da borçlarının beş yıllık zamanaşımı süresine tab i olduğu ifade edilmiş, buna göre işlemin tesis edildiği tarihten geriye doğru beş yıllık dö nem içinde oluşan borç tutarının iadesinin istenmesinin mümkün olduğu vurgulanmıştır. Somut olay da başvurucudan geriye yönelik sadece beş yıllık aylık farklarının iadesinin istendiği ni tespit eden Mahkeme, iade işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığını açıklamıştır. 16. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Onbir inci Dairesi (Daire) 19/3/2015 tarihinde hükmü onamıştır. Karar düzeltme ist eğinin Daire tarafından 21/12/2015 tarihinde reddine karar verilmesiyle hüküm kesinleşm iştir. 17. Nihai karar 9/2/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/3 /2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK A. Ulusal Hukuk 1. Mevzuat Hükümleri18. 657 sayılı Kanun'un 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: Bu Kanuna tabi kurumlarda çal ıştırılan memurlar ın s ınıflar ı aşağıda gösterilmi ştir. ...II Teknik Hizmetler S ınıfı: Bu Kanunun kapsam ına giren kurumlarda meslekleriyle ilgili görevleri fiilen ifa eden ve meri hükümlere göre yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar, jeolog, hidrojeolog, hidrolog, jeofizikçi, fizikçi, kimyager, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci (Hareket ara ştırmac ısı), matematiksel iktisatç ı, ekonomici ve benzeri ile teknik ö ğretmen okullar ından mezun olup da, ö ğretmenlik mesle ği d ışında teknik hizmetlerde çal ışanlar, Mimarl ık ve Mühendislik Fakültesi veya bölümlerinden mezun şehir planc ısı, yüksek şehir planc ısı, yüksek Bölge Planc ısı, 3437 ve 9/5/1969 tarih 1177 say ılı Kanunlara göre tütü n eksperi yeti ştirilenler ile müskirat ve çay eksperleri, fen memuru, yüksek tekniker, tekniker, teknisyen ve emsali teknik unvanlara sahip olup, en az orta derecede mesleki tahsil görmü ş bulunanlar, Teknik Hizmetler S ınıfını teşkil eder. Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 519. 657 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasının (B) b endinin ilgili kısmı şöyledir: B) Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumlar ın kadrolar ında bulunan personelin ayl ıklar ı; hizmet s ınıflar ı, görev türleri ve ayl ık al ınan dereceler dikkate al ınarak bu kanuna ekli I ve II say ılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlar ının eklenmesi suretiyle hesaplan ır. II say ılı cetvelde yer alan unvanlarda de ğişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu ek göstergeler, ilgililerin belirtilen s ınıf ve görevlerde bulunduklar ı sürece ödemelere esas al ınıp, terfi bak ımından kazan ılmış hak say ılmaz. ... 20. 657 sayılı Kanun'a ekli I sayılı Cetvel'in ilgili kısmı şöy ledir: "... UNVANI Derece 1/1/1994 den İtibaren Uygulanacak Ek Göstergeler1/1/1995 den İtibaren Uygulanacak Ek Göstergeler II- TEKN İK HİZMETLER SINIFI a) Kadrolar ı bu s ınıfa dahil olup, en az 4 y ıl süreli yüksekö ğretim veren fakülte veya yüksekokullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre Yüksek Mühendis, Mühendis, Yüksek Mimar ve Mimar ile şehir planc ısı ve Bölge Planc ısı unvan ını alm ış olanlar ... c) Kadrolar ı bu s ınıfa dahil olup da yukar ıda say ılanlar dışındaki yüksek öğrenim mezunlar ı ile Yüksek Tekniker ve Tekniker unvan ını alm ış olanlar, 1 1 3200 1900 3600 2200 ... 21. 5434 sayılı Kanun'un mülga 121. maddesi şöyledir: Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 6"Her ne suretle olursa olsun istihkaklar ından fazla yap ılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklar ından hüküm al ınmaks ızın kesilmek suretiyle geri al ınır. Ancak ilgili, Sand ıkça yap ılan bu muamelenin yersizli ği hakk ında Dan ıştayda dava açabilir. Herhangi bir nedenle Sand ık taraf ından ilgililere istihkaklar ından fazla veya yersiz olarak yap ılan ödemelerin, bu hatal ı işlemlerin düzeltildi ği tarihten geriye do ğru hesap edilecek be ş yıllık tutarlar ı tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yap ılacağı yönetmelikle düzenlenir." 2. Danıştay İçtihadı 22. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 18/3/2004 tar ihli ve E.2002/1283, K.2004/343 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanunu'nun 43'üncü maddesinin 1'inci f ıkras ında; 'bu Kanuna tabi kurumlar ın kadrolar ında bulunan personelin ayl ık ve ek göstergeleri a şağıda gösterildi ği şekilde tespit edilir.' hükmünün yer ald ığı, bu f ıkrada aç ıkça ifade edildi ği gibi bu Kanuna tabi kurumlarda görev yapan personelin ek göstergeleri, kadro şart ına bağlanm ış olup, ek göstergeden yararlanabilmek için salt unvana sahip olmak yeterli olmay ıp, o unvana ili şkin görevde (kadroda) de bulunmak gerekti ğinde kuşkuya yer olmad ığından bu hüküm gözard ı edilerek 657 say ılı Kanuna ekli (I) Say ılı Ek Gösterge Cetveli, yegane dayanak al ınmak suretiyle ek göstergenin 'unvana' göre uygulanmas ı gerektiği sonucuna ula şılmas ı mümkün de ğildir. 657 Say ılı Kanun'un 43'üncü maddesi, uygulanacak ek gösterge rakamlar ı konusunda, bu Kanuna ekli (I) ve (II) say ılı cetvellere atıfta bulundu ğundan, uygulanacak ek gösterge rakam ının tespitinde söz konusu cetveller yan ında 43'üncü maddede yer alan düzenlemelerin de dikkate al ınmas ı ve bu kapsamda 43'üncü maddenin öngördü ğü o unvana ili şkin görevde (kadroda) bulunma ko şulunun da gözönünde bulundurulmas ı gerekmektedir. Bu durumda, mühendis unvan ına sahip oldu ğu anlaşılmakla beraber kimyager kadrosunda görev yapan davac ının, mühendislik görevinin ek göstergesinden yararlanmas ına hukuken imkan bulunmad ığından, ek göstergenin ö ğrenim sonucu elde edilen unvana göre de ğil, kadro unvan ına göre uygulanaca ğına ilişkin bulunan dava konus u işlemde hukuka ayk ırılık görülmemi ştir ..." 23. Dairenin 23/11/2004 tarihli ve E.2001/4303, K.2004/4730 sayı lı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Kimya mühendisi olup fiilen kimyager kadrosunda çal ışan ve bu görevden emekliye ayr ılan davac ının ek göstergesinin, daval ı idarece (3600)'den (3000)'e indirilerek daha önce ödenmiş emekli ikramiyesi ve ayl ık farklar ının ad ına borç ç ıkar ılmas ına ilişkin işlemin iptal i istemiyle aç ılan davay ı; davac ı her ne kadar Teknik Hizmetler S ınıfında yer ald ığını ve mühendisler ile ayn ı işi yapt ığını belirtmekte ise de mühendis kadrosuna atanmad ığından, 657 say ılı Kanunun 43'üncü maddesi ile 142 nolu Devlet Memurlar ı Kanunu Genel Tebli ği hükümleri uyar ınca mühendisler için öngörülen ek göstergeden yararland ırılamayaca ğı gerekçesiyle reddeden Ankara 10. İdare Mahkemesinin 21/6/2001 günlü ve E: 2000/1706, K: 2001/909 say ılı karar ını, Dan ıştay Onbirinci Dairesi '5434 say ılı Emekli Sand ığı Kanunu'nun 41'inci maddesinde, emekli ayl ığının hesaplanmas ında, 657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanunu'nun 43'üncü maddesinde yer alan gösterge tablosu ve persone l kanunlar ındaki ek göstergelerin esas al ınacağı belirtilmi ş, 657 say ılı Yasan ın 43/B maddesinde de, bu Kanuna tabi kurumlar ın kadrolar ında bulunan personelin ayl ıklar ının, hizmet s ınıflar ı, görev türleri ve ayl ık al ınan dereceler dikkate al ınarak bu Kanuna ekli ek gösterge cetvelinde gösterilen ek gösterge rakamlar ının eklenmesi suretiyle hesaplanaca ğı Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 7hükme ba ğlanm ıştır. Bu Yasaya ekli (I) Say ılı Ek Gösterge Cetvelinin, Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünde ise, Teknik Hizmetler S ınıfına ait kadrolarda görev yapan personel için öngörülen ek gösterge rakamlar ı (a), (b), (c) ve (d) bentleri halinde say ılmış; (a) bendinde, kadrolar ı bu s ınıfa dahil olup, en az dört y ıl süreli yüksek ö ğretim veren fakülte ve yükse k okullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimar unvan ı alm ış olanlara uygulanacak ek gösterge rakamlar ı belirlenmi ştir. Görüleceği üzere, (I) Say ılı Ek Gösterge Cetvelinin, Teknik Hizmetler S ınıfı bölümünün (a) bendinde yer alan ek göstergelerden yararlanabilmek için, Teknik Hizmetler Sınıfında bulunmak ve yine ayn ı bentte belirtilen kariyer unvanlara sahip olmak yeterli olup, bu unvanlara ili şkin kadrolarda bulunmak gibi bir ko şul öngörülmemi ştir. Diğer bir deyi şle 657 say ılı Yasan ın 43/B maddesinde, ek gösterge rakamlar ının tespitinde hizmet s ınıflar ı, görev türleri ve ayl ık al ınan derecelerin dikkate al ınacağı belirtilmi ş olup, kadro unvan ına ek gösterge rakamlar ının tespitine ili şkin kriterler aras ında yer verilmemi ştir. Öte yandan, dava konusu uyu şmazl ığın personel hukukunun 'te şvik ve taltif' amac ı da gözetilere k çözümlenmesi gerekmektedir. 657 say ılı Yasa bir bütün olarak incelendi ğinde görülece ği üzere yasa koyucunun, kamu hizmetlerinin en iyi bir biçimde yürütülmesi amac ıyla kamu personelinin ö ğrenim düzeyinin yüksek olmas ını hedefledi ği, bu amac ı gerçekle ştirmek ve kamu personelini bulunduklar ı düzeye göre daha üst ö ğrenim yapmaya özendirmek için çeşitli hükümler (örne ğin 36'nc ı maddedeki düzenlemeler gibi) getirdi ği görülmektedir. Gerek 657 say ılı Yasan ın 43/B maddesindeki, gerekse yasaya ekli (I) Say ılı Ek Gösterge Cetvelindeki düzenlemeleri bu çerçevede de ğerlendirmek zorunlu bulunmaktad ır. Nitekim (I) Say ılı Ek Gösterge Cetvelindeki baz ı bölümlerde kadro unvanlar ı tek tek say ılmış iken, baz ı bölümlerde sadece unvan ın al ınmas ının yeterli görülmesi de bu görü şü doğrular niteliktedir. Olayda da, davac ının emekli olmadan önce İstanbul Gümrük Ba şmüdürlüğünde Teknik Hizmetler S ınıfında kimyager kadrosunda ve (4) y ıllık mühendislik ve mimarl ık fakültesi mezunu olarak görev yapt ığı anlaşılmaktad ır. Bu durumda, İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarl ık Akademisi Kimya Mühendisli ği Bölümü mezunu olmas ı dolay ısıyla, mühendis unvan ına sahip olup, Teknik Hizmetler S ınıfına ait bir kadroda görev yapmakta iken emekliye ayr ılan davac ıya, 65 7 say ılı Yasaya ekli (I) Say ılı Cetvelin Teknik Hizmetler S ınıfı bölümü (a) bendinde öngörülen (3600) ek gösterge rakam ının uygulanmas ı gerekirken, yukar ıda an ılan yasa kural ının aksine tesis edilen dava konusu i şlemlerde ve temyize konu kararda hukuka uyarl ık bulunmad ığı..." 24. Danıştay İBK'nın 7/12/2007 tarihli ve E.2005/2, K.2007/1 say ılı kararının ilgili kısmı şöyledir: İçtihad ın birleştirilmesi istemine konu olan kararlarda uyu şmazl ığı, kimya mühendisi unvan ına sahip olmakla beraber, teknik hizmetler s ınıfında kimyager kadrosunda görev yapanlar ın ek göstergelerinin tespitinde tahsil durumunun mu, yoksa kadro unvan ının m ı esas al ınacağı, buna göre 657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanunu'na 527 say ılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3'üncü maddesi ile eklenen (I) say ılı Cetvelin Teknik Hizmetle r Sınıfı bölümünün (a) bendinde öngörülen (3600) ek gösterge rakam ından m ı, yoksa (b) bendinde öngörülen (3000) ek gösterge rakam ından m ı yararland ırılacağı hususu oluşturmaktad ır. Bugün bir çok ülkede uygulanan personel s ınıfland ırma sistemleri, sınıfland ırmay a personel ya da hizmet kavramlar ından hangisinin esas al ınacağına göre de ğişkenlik göstermektedir. Bu sistemlerden kadro s ınıfland ırmas ında, hizmete a ğırlık verilerek görev ve sorumluluklar esas al ınmakta; personel s ınıfland ırılmas ı sisteminde ise, ay ırıma, personel veya i ş esas al ınmaktad ır. Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 8657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanunu ile kamu personel rejimimize kazand ırılan kadro kavram ı, devlet örgüt yap ısının oluşturulmas ında, kamu hizmet ve faaliyetleri ile bunu yürütecek kamu i şgücünün planlanmas ında kullan ılan hukuksal bir araçt ır. Başka bir anlat ımla kadro, memurun çal ıştığı belli bir görev yerini ifade etmekte, memurun yapaca ğı iş, onun kadrosu ile ili şkili bulunmaktad ır. Kamu hizmetinin yürütümüne yönelik olan örgütü, kadrolar olu şturur. Örgütün kam u hizmetini yürütecek hizmet gruplar ı ve bu hizmet gruplar ı içerisinde yer alan unvanlar, kurum teşkilat şemas ında gösterilir. Ki şiyi örgütle kayna ştıran bir araç olarak kadro, ilgili kuruma, üstlendi ği kamu hizmetini yürütebilmek için ihtiyaç duyulan personeli istihdam etme imkan ını sağlar. Bu nedenle bir kuruma tahsis edilecek kadrolar, o kurumun yerin e getireceği görevlere göre tespit edilir. Bu ba ğlamda bir kurumun kadro cetveline bak ılarak ne tür bir kamu hizmeti üstlendi ğini, bu hizmet ve faaliyetlerin yöneldi ği alan ı, yerini ve etkinliğini saptamak mümkündür. Ayn ı zamanda kadro, personelin say ısının, niteliğinin, görev yerinin, unvan ının, s ınıf ve derecesinin, yükselmesinin, parasal ve özlük haklar ının da genel olarak belirleyicisidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasas ı'nın 128'inci maddesinde, devletin ve di ğer kamu tüzel kişilerinin, genel idare esaslar ına göre yürütmekle yükümlü olduklar ı kamu hizmetlerinin gerektirdi ği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve di ğer kamu görevlileri eliyle görülece ği ve memurlar ın nitelik, atanma, ödev, yetki, hak ve yükümlülükleri, ayl ık ve ödenekleri ve diğer özlük i şlerinin kanunla düzenlenece ği belirtilmi ş, 657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanunu'nda da memurlar ın hizmet şartlar ı, nitelikleri, hak ve yükümlülükleri ile parasal ve özlük haklar ı objektif kurallara ba ğlanarak hukuki statüleri belirlenmi ştir. Bu ba ğlamda, Devlet personel rejimimiz ve bunun hukuki sujesi olan memurluk, statü hukukuna dayanmakta, kadroda bu hukukun ayr ılmaz parças ını oluşturmaktad ır. 657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanunu'nun 33'üncü maddesi ile kanun koyucu, her kurumda çal ıştırılacak personelin tamam ı için görev yerlerinin belirtilerek kadro tespiti zorunlulu ğunu getirmi ş, kadrosuz memur çal ıştırılamayaca ğını kurala ba ğlam ıştır. Yasada, hizmetin önemi, hizmet yerinin özellikleri ve yo ğunluğu gibi kriterler esas al ınmak suretiyle personel kadrolar ının tespit edilmesi ve bu hizmetleri göreceklerin kendi s ınıflar ı içindeki derece durumlar ına uygun olmak kayd ıyla o kadronun ayl ığını almalar ı amaçlanm ıştır. Başka bir anlat ımla, kadro kavram ı, kişilerden soyutlanarak hizmete ba ğlanm ış; hizmette, görevin niteli ğine göre s ınıflara ayr ılmıştır. Öte yandan, 657 say ılı Kanunun 43'üncü maddesinin gerekçesinde, Devlet memurlar ına ödenecek ayl ıklar konusunda, mevcut barem sisteminden ayr ılarak yeni bir sistem getirildi ği hususuna yer verilmi ş ve ayl ığın tespitinde hizmetin Devlet için ta şıdığı değer, hizmetin riski, zorlu ğu ve şartlar ı ile önem derecesinin belirleyici olaca ğı kabul edilmiştir. Yine ayn ı Kanunun 147'nci maddesinin gerekçesinde ise, ayl ık tabirinin, iste r esas görev, ister vekalet görevi, ister ise ikinci görev şeklinde olsun, i şgal edilen bir kadr o karşılığında ay itibar ıyla ödenen paray ı ifade ettiği aç ıkça belirtilmi ştir. Buna göre ayl ık, memurlara esas görevleri dolay ısıyla bir ayl ık hizmetleri kar şılığında, görevin önemi, riski ve devlet için ta şıdığı değer dikkate al ınmak suretiyle belirlenerek ödenen paray ı ifade etmektedir. Ek gösterge ve de ğişik adlar alt ında yap ılan ödemeler ile ayl ık aras ında niteli ği itibar ıyla bir farkl ılık bulunmakta, bunlar, ayl ık ad ı alt ında birleştirilebilecek; sebebi, amac ı ve işlevi ayn ı olan parasal bir hakk ın unsurlar ını oluşturmaktad ır. 657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanunu'nun 43'üncü maddesinde, ek göstergelerin bir tak ım görevlerin önem ve niteliklerinden ötürü kabul edildi ğini, memura yap ılacak ayl ık Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 9ödemenin gösterge tablosundaki rakama bu ek gösterge rakamlar ının eklenmesi suretiyle bulunacak gösterge rakam ı üzerinden hesaplanaca ğını belirten hükümler, bunlar ın kesinlikle göreve ba ğlı, sunulan hizmetin ve yap ılan görevin kar şılığı olduğunu aç ıkça ortaya koymaktad ır. Bu bağlamda ek gösterge, kadro görevini yürüten personele verilen önemin göstergesi, yetki ve sorumlulu ğunun kar şılığıdır. Yetki ve sorumluluk ise, e ğitim sonucu elde edilen unvana göre de ğil, kadro unvan ına bağlı olarak kullan ılır. An ılan Kanunun 33'üncü maddesinde ise, kadrosuz memur çal ıştırılamayaca ğının hükme ba ğland ığı, ek göstergeden yararlanabilmek için cetvellerde kar şılığı gösterilen kadrolar ın birine atanm ış ve bu görevi fiilen ifa ediyor olma şartlar ının birlikte gerçekleşmesi gerekti ği, ayr ıca 147'nci maddesinde de ayl ığın hizmetlerin kar şılığında kadroya dayan ılarak ay itibar ıyla ödenen paray ı ifade ettiği belirtilmi ştir. 657 say ılı Kanunun 33'üncü ve 147'nci maddeleri gere ğince mühendis kadrosun a atanmadan mühendisler için öngörülen ek göstergeden yararlan ılamayaca ğı, bu düzenlemelerde görüldü ğü üzere, bu Kanuna tabi kurumlarda görev yapan personelin e k göstergelerinin, kadro şart ına bağland ığı, bu durumda ek göstergeden yararlanabilmek için salt unvana sahip olman ın yeterli olmad ığı o unvana ili şkin görevde (kadroda) bulunmak gerektiği anlaşılmaktad ır. Bu itibarla an ılan hükümler dikkate al ınmaks ızın 657 say ılı Kanuna ekli (I) say ılı ek gösterge cetveli tek dayanak al ınmak suretiyle ek göstergenin unvana göre uygulanmas ı gerektiği sonucuna varmak mümkün de ğildir. Kadro ve bunun kar şılığı ödenen paray ı ifade eden ayl ığın ve bunun bir parças ını oluşturan ek göstergenin, ba şka bir anlat ımla memuru n parasal haklar ını düzenleyen kurallar ın, yorum yoluyla kapsamlar ının genişletilmesi vey a boşluklar ının doldurulmas ı mümkün de ğildir. 657 say ılı Kanunun 43'üncü maddesi, ek gösterge konusunda bu Kanuna ekli (I) ve (II) say ılı cetvellere at ıf yapt ığından, ilgililere uygulanacak ek göstergenin tespitinde söz konusu cetvellerin yan ında 43'üncü maddede yer alan düzenlemelerin de (unvana ili şkin görevde-kadroda bulunma ko şulunun da) gözönünde bulundurulmas ı gerekmektedir. Buna göre, Devlet memurlar ının fiilen görev yapmakta olduklar ı kadro unvanlar ı için ek gösterge öngörülmesi halinde bundan yararlanacaklar ı, kadro unvan ında herhangi bir değişiklik olmad ığı sürece mezuniyet diplomas ında yer alan unvan, ba şka bir anlat ımla tahsil durumu dikkate al ınarak ek gösterge uygulamas ından yararlanamayacaklar ı sonucuna ula şılmaktad ır." 25. İBK'nın 21-22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: ... 2 Geri alma ve sonuçlar ı konusunu en çok inceleyen Frans ız Dan ıştay' ında 192 2 tarihine kadar hiç bir süre dü şünülmeksizin sakat tasarruflar ın her zaman geri al ınabileceği karara ba ğlanm ış iken, bu tarihte verilen Dame Cachet karar ıyla süre üzerinde durulmu ş ve geri al ınacak karar ın hak doğuran sakat bir karar olmas ı nedeniyle ancak dava açma süres içinde ve dava aç ılmışsa karar verilinceye kadar geri al ınabileceği kabul edilmi ş ve bu görüş baz ı istisnalar d ışında bu güne kadar devam edegelmi ştir. Gerek Türk gerek yabanc ı doktrininde gerekse yarg ı kararlar ında geri alma i şleminin, idarî i şlemlerin geriye yürümezli ği prensibine istisna getirdi ği, bu prensibin kazan ılmış haklarla müesses Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 10durumlar ı korumak ve hukuki münasebetlerde istikrar sa ğlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğduğu, ancak hukuka uygunlu ğu yerine getirmenin de bir hukuk kural ı olduğuna göre sakat tasarruflar ın geri al ınarak hukuka uygunlu ğu sağlaman ın da bir zorunluluk olduğundan bahsedilmi ş, ayn ı zamanda toplumda istikrar ve güvenlik sa ğlaman ın da hukukun amac ı olduğu aç ıklanm ıştır. Bütün bu prensipler göz önüne al ınarak istikrar prensibinin a ğırlık kazanmas ı sonucu dava açma süresi ve zaman a şımı müessesesi ortaya çıkm ış bulunmaktad ır. İptal davas ı açmak için şahıslara belirli bir süre verilip bu sürenin geçmesi halinde idarî tasarruf sakat olsa dahi yapay bir s ıhhat kazan ır duruma girdi ğine göre, yine sakat bir idarî tasarrufun geri al ınmas ı için iptal davas ı açma süresine denk bi r sürenin tan ınmas ı fikri Fransa'da gerek doktrininde gerek Frans ız Dan ıştay' ında genellikle kabul edilmi ştir. Dan ıştay ımızca 1952 y ılında kabul edilen 952-151, 952 - 244 say ılı tevhidi içtihat karar ında, kanunsuz yap ılan bir terfiin memur lehine müktesep bir hak do ğurmayaca ğı aşikâr olmakla beraber, bu i şlemin bir çok tesir ve neticeler tevlit etti ği ve idarece kanunsu z bir terfi i şleminin her zaman geri al ınabileceğini kabul etmenin istikrar esasiyle bağdaştırılmas ının mümkün olamayaca ğı, memur hakk ında kanuna uygun müteaddit terfiler cereyan etti ği takdirde idare taraf ından kanunsuz terfiin geri al ınmas ının tecvi z edilemeyece ği aç ıklanm ış ve dairelerimiz bu karar ın, ışığı alt ında, olaylar ın nitelik v e özelliklerine göre istikrar prensibini tatbik edegelmi ş bulunmaktad ırlar. Kurulumuzda yap ılan konu şmalarda; istikrar, kanunilik ve kamu yarar ı kurallar ı yan ında iyi niyet kural ı üzerinde de önemle durulmu ştur. İdarenin sakat ve dolay ısıyla hukuka ayk ırı terfi veya intibak i şlemine idare edilenin gerçek d ışı beyan ı veya hilesi sebep olmuşsa veyahut geri alman idarî tasarruf yok denilebilecek bir illetle malulse yahut bir terfi veya intibakta idare edilenin kolayca anlayabilece ği kadar aç ık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemi şse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkân yoktur. Binaenaleyh bu kararlara dayan ılarak yap ılan kanunsuz ödemeler için süre dü şünülemez ve her zaman istirdat olunabilir. Ancak, bunun d ışında kalan hatal ı ödemeler için memurun iyi niyeti istikrar ve kanuniyet kadar önemli bir kural oldu ğundan yukarda yaz ılı istisnalar d ışında kalan hatal ı ödemeler 90 gün içinde istirdat edilebilir ve 90 günlük sürenin ba şlang ıcı da hatal ı ödemenin il k yap ıldığı tarihtir. SONUÇ : ... 2 İdarenin, yokluk, aç ık hata, memurun gerçek d ışı beyan ı veya hilesi hallerinde , süre aranmaks ızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödedi ği meblağı her zaman geri alabileceğine 22/12/1973 günü yap ılan müzakerede oybirli ğiyle, 3 Yukar ıda belirtilen istisnalar d ışında kalan hatal ı ödemelerin istirdad ının, hatal ı ödemenin ilk yap ıldığı tarihten ba şlamak üzere 90 gün içinde kabil oldu ğuna ve 90 günlük süre geçtikten sonra istirdat edilemeyece ğine 22/12/1973 günü yap ılan müzakerede esasta ve gerekçede oyçoklu ğuyla karar verildi." B. Uluslararası Hukuk 26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki dav alara genel olarak uygulanan ilkelerin ve özellikle anılan maddenin mülk edinme be klentisini korumadığı biçimindeki ilkenin sosyal güvenlik ödemeleri ve sosyal yardıml ar yönünden de geçerli olduğunu belirtmektedir. AİHM, bu hükmün Sözleşmeci devletlerin herhangi bir sosyal Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 11güvenlik planını uygulayıp uygulamayacağının ya da bu planlar ç erçevesinde kişilere ne tür menfaatlerin sağlanacağının ve bunların miktarının ne kadar ola cağının belirlenmesi hususundaki serbestisine sınırlama getirmediğini vurgulamaktadı r. Ancak AİHM'e göre Sözleşmeci devletlerin -ister önceden kişilerin katkı yapma şar tına bağlı olsun ister olmasın- sosyal yardım ödemesi yapılmasını öngören yasal bir düzenlemeni n bulunması durumund a bu düzenlemenin (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamına gire n mülkiyete ilişkin bir menfaat doğurduğu kabul edilmelidir ( Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, 38). 27. AİHM, modern demokratik devletlerde birçok bireyin yaşamları nı sürdürebilmek için hayatlarının tamamı ya da bir bölümünde, sos yal güvenlik ve sosyal yardım ödemelerine bağımlı olduklarını belirtmektedir. AİHM; bi rçok hukuk sisteminin, bu bireylerin belli bir derecede belirlilik ve güvenliğe ihtiyaç d uyduklarını kabul ederek onlara birtakım imkânlar sağladığını ve bu çerçevede, öngörülen bazı k oşulların yerine getirilmesi şartıyla bu bireylere çeşitli ödemeler yapılması yolunda düzenl emelere yer verdiğini hatırlatmaktadır. AİHM'e göre bireylerin iç hukuka göre sosyal yardım alma hakkının bulunduğu durumlarda bu ekonomik menfaatler (1) No.lu Protokol' ün 1. maddesi kapsamına girer ( Moskal/Polonya , 39). 28. AİHM'e göre bir ekonomik menfaatin sonradan ortadan kaldırıl ması, olayın somut koşulları çerçevesinde tek başına o ekonomik menfaatin -e n azından ortadan kaldırıldığı ana kadar- (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsam ında mülk olarak görülmesini engellemez. Öte yandan tartışma konusu ekonomik menfaate hak ka zanmanın şarta bağlandığı durumlarda, koşulun yerine getirilmemesi sonucu kayb edilen şarta bağlı hakkın (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülk olarak değerlen dirilmesi mümkün değildi r (Moskal/Polonya , 40). 29. AİHM, sosyal adaletin önemine dikkat çekmekle birlikte bunu n kural olarak kamu otoritelerinin -ihmallerinden kaynaklananlar da dâhil olma k üzere- hatalı işlemlerini geri almasına engel teşkil etmeyeceğinin altını çizmektedir. Aİ HM'e göre aksi karara varılması, haksız zenginleşme yasağına aykırılık oluşturur. Bu durum, aynı zamanda sosyal güvenlik sistemine katkı payı ödeyen ve özellikle katkı payı öd edikleri hâlde kanuni koşulları taşımamaları nedeniyle bundan yararlanamayan diğer bireylere ha ksızlık oluşturur. So n olarak bu, sınırlı kamu kaynaklarının kamu yararına uygun olmay an alanlara harcanması sonucunu doğurur ( Moskal/Polonya , 73). V. İNCELEME VE GEREKÇE 30. Mahkemenin 12/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları 31. Başvurucu, TCDD bünyesinde tekniker olarak görev yapmakta ik en eğitimini tamamlayarak mühendis unvanı aldığını ve bu aşamadan sonra mühe ndis sıfatıyla uzun bir süre görev yaptıktan sonra mühendislere özgü ek gösterge ile em ekli olduğunu belirterek 2008 yılından itibaren emekli maaşının teknikerlere özgü göster geye düşürülmesinin ücrette adaletin sağlanması ilkesini ihlal ettiğinden yakınmıştır. Başv urucu ayrıca mühendis sıfatıyla emekli olurken bu kazanımlarının korunacağı inancına sahip oldu ğunu, 2007 tarihli İB K kararına dayanılarak ve geriye yönelik olarak tesis edilen işle min sosyal güvenlik hakkını ihlal ettiğini de ileri sürmüştür. Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 1232. Başvurucu, bu iddiaları haricinde 1992 yılından sonra fiilen mühendis olarak görev yaptığını yargılama aşamasında sunmuş olduğu belgelerle i spatlamasına rağmen bu hususun derece mahkemelerince dikkate alınmamasının adil yargıl anma hakkını ihlal ettiğini ifade etmiştir. B. Değerlendirme 33. Anayasa'nın " Mülkiyet hakk ı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir: "Herkes, mülkiyet ve miras haklar ına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yarar ı amac ıyla, kanunla s ınırlanabilir. Mülkiyet hakk ının kullan ılmas ı toplum yarar ına ayk ırı olamaz." 34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucunun şikâyetlerini n özü, emekli maaşının ödenmesinde esas alınan ek göstergenin geçmişe yönelik olarak değiştirilmesi sebebiyle emekli aylığının azaltılması ve yeni ek göstergeye gö re geçmişte fazladan ödene n tutarların geri istenmesi olduğundan şikâyetlerin bir bütün ola rak mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 1. Emekli Aylığının Azaltılmasına İlişkin Şikâyet Yönünden 35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasın da açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine k arar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanı tlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça da yanaktan yoksun kabul edilebilir ( Hikmet Balabano ğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, 24). 36. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında " Herkes, mülkiyet ve miras haklar ına sahiptir" denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anay asa'nı n anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik d eğer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsa maktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, 20). 37. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahi bi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir. Bu hususu n istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik de ğer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabili r. Meşru beklenti makul bir şekilde ortaya konmuş, icra edilebilir bir alacağın d oğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikte ki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında il eri sürülebilir bir iddianın Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 13varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir ( Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi , B. No: 2012/636, 15/4/2014, 36, 37). 38. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapı lması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şa rtları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul ed ilmelidir ( Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015 , 36). 39. Somut olayda başvurucunun emekli aylığı almaya hak kazandığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. İhtilaf konusu olan husus, başvurucun un emekli aylığının 3.600 ek gösterge üzerinden mi yoksa 2.200 ek gösterge üzerinden mi h esaplanacağına yöneliktir. 3.600 ek gösterge üzerinden intibakı yapılarak başvurucuya buna göre 15/2/1995 tarihinde n itibaren emekli aylığı ödendiğinden bu durumun başvurucu yönünd en meşru beklenti teşkil ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. 40. Anayasa nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altı na alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve yas aların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve üzerinde tasarru f etme, onun semerelerinden yararlanma olanağı veren bir haktır ( Mehmet Akdo ğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetki lerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder ( Recep Tarhan ve Afife Tarhan , B. No: 2014/1546, 2/2/2017, 53). Ayrıca meşru beklenti teşkil eden mülk edinme beklentilerini zedeleyici kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına müdahale oluşturur ( Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras , B. No: 2014/11994, 9/3/2017, 57). 41. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural iht iva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında he rkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten bar ışçıl yararlanma hakk ına yer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin ç erçevesi belirlenmiştir. Mülkten yoksun b ırakma v e mülkiyetin kontrolü , mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun bırakma şeklindeki müdahalede mülk iyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin kullanımının kontrolünde ise mülkiyet kay bedilmemekte, ancak mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi to plum yararı gözetilerek belirlenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yara rlanma hakkına müdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma v e mülkiyetin kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten barı şçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması gerekmektedir ( Recep Tarhan ve Afife Tarhan , 55-58). 42. Başvurucu yönünden meşru beklenti oluşturduğu tespit edilen 3.600 ek göstergenin 2.200 olarak değiştirilmesi ve bunun sonucu olarak emekli aylığının azaltılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Meşru beklenti olu şturan 3.600 ek göstergenin üzerinden hesaplanan emekli aylığının azaltılması mülke erişimi n engellenmesi mahiyeti taşımakta ve bu durumun mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında incelenmesi gerekmektedir. 43. Mülkiyet hakkı mutlak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mü mkündür. Ancak Anayasa nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına yöne lik müdahalenin kanuna Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 14dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkes i gözetilerek yapılması gerekmektedir ( Recep Tarhan ve Afife Tarhan , 62). 44. Başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden ek göster genin değiştirilmesi işlemi 657 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinc i fıkrasının (B) bendine dayandırılmıştır. Anılan kural uyarınca 657 sayılı Kanun'a tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıklarının hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanun'a ekli I ve II sayılı Cetvellerde gösterilen ek göstergelerin eklenmesi suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Kanun'a ekli I sayılı Cet vel'de, teknik hizmetler sınıfına dâhil olup Cetvel'de özel olarak sayılanlar dışında ka lanlardan tekniker unvanına sahip bulunanların ek göstergesi 2.200 olarak belirtilmiştir. 45. Somut olayda başvurucunun 3.600 olan ek göstergesi, teknik h izmetler sınıfında grup amiri (tekniker) kadrosunda görev yaptığı gerekçesiyle 2.2 00 olarak değiştirilmiş ve buna bağlı olarak emekli aylığı azaltılmıştır. Başvurucu ise em eklilik öncesi fiilen yerine getirdiği görevin mühendislik olduğunu, emekli aylığının bu kiş ilere uyan ek gösterge üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. 46. Konu ile ilgili olarak Daire tarafından verilen 23/11/2004 t arihli kararda (I) sayılı Ek Gösterge Cetveli'nin Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünü n (a) bendinde yer alan ek göstergelerden yararlanabilmek için teknik hizmetler sınıfında bulunmak ve yine aynı bentte belirtilen kariyer unvanlara sahip olmak yeterli olup bu unvanl ara ilişkin kadrolarda bulunmak gibi bir koşulun öngörülmediği görüşü benimsenmiştir. Dairenin o dönemdeki içtihadı bu yönde istikrar kazanmıştır. 47. İDDK ise 18/3/2004 tarihinde verdiği kararda ek göstergenin öğrenim sonucu elde edilen unvana göre değil kadro unvanına göre uygulanacağı görüşünü benimsemiş ve içtihadını bu yönde oluşturmuştur. Danıştay İBK'nın 7/12/2007 t arihli kararıyla Daire ile İDDK arasındaki görüş ayrılığı giderilmiş ve bu husustaki içtih at, ek göstergenin öğrenim sonucu elde edilen unvana göre değil işgal edilen kadro unvanın a göre belirleneceği yönünde birleştirilmiştir. Mahkeme tarafından da bu içtihat doğrultusun da karar verilmiş ve başvurucunun ek göstergesinin değiştirilmesi yolundaki idari iş lem hukuka uygun bulunmuştur. 48. İntibakta dikkate alınacak ek göstergenin öğrenim sonucu el de edilen unvan a göre mi yoksa işgal edilen kadro unvanına göre mi belirleneceği ne karar vermenin Anayasa Mahkemesinin görevi olmadığı vurgulanmalıdır. Bu husustaki yetk i olaya uygulanacak hukuk kurallarını yorumlamakla görevli derece mahkemelerine ait tir. Derece mahkemelerinin yorumunda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik bulunmadığ ı müddetçe Anayasa Mahkemesinin bu yoruma müdahale etmesi bireysel başvurunun amac ıyla bağdaşmaz. Somut olayda derece mahkemelerinin başvurucunun emeklilik intibakında yararlanacağı ek göstergenin kadro unvanının esas alınarak belirleneceği sonucun a ulaşmış olmalarında herhangi bir keyfîlik veya bariz bir takdir hatası tespit edile memiştir. 49. Başvurucu İBK kararının geriye yürütüldüğünü ileri sürmekte ise de içtihadın birleştirilmesi, bir kanun hükmüne ilişkin var olan yorum farlı lıklarının giderilerek tek bir yorumun geçerli kılınmasına yönelik olup İBK kararıyla yeni bir kural ihdas edilmemektedir. İçtihat üretme konumunda bulunan yargı organlarının herhangi bi r kanun hükmüne ilişkin yorumlarının derdest olan veya henüz mahkemeler önünde dava kon usu edilmeyen tüm uyuşmazlıklara uygulanması işin doğası gereğidir. Bu nedenle İB K kararıyla birleştirilen Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 15içtihadın derdest olan uyuşmazlıklara uygulanmış olmasının kura lın geriye yürütülmesi biçiminde yorumlanması mümkün değildir. Sonuç olarak müdahaleni n kanuni bir dayanağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. 50. Başvurucunun emekli aylığının azaltılmasının temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu yararına dönük olduğu açıktır. Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenlik si steminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 51. Öte yandan teknik hizmetler sınıfında grup amiri olarak çalı ştığı hâlde sehven mühendis unvanı üzerinden intibakı yapılan başvurucunun ek göst ergesinin de buna göre düzeltilmesi -emekli aylığı alma hakkının devam ettiği de gözet ildiğinde- başvurucuya aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklememektedir. Bu nedenle başvuruc unun emekli aylığının geleceğe yönelik olarak azaltılması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yö nelik açık bir ihlal bulunmamaktadır. 52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul e dilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin aç ıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabu l edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Celal Mümtaz AKINCI, Muam mer TOPAL ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır. 2. Geçmişe Yönelik Borç Çıkarılmasına İlişkin Şikâyet Yönünden a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan geçmişe y önelik borç çıkarılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın k abul edilebilir olduğuna kara r verilmesi gerekir. b. Esas Yönünden i. Mülkün Varlığı54. Somut olayda SGK tarafından 1/8/2003 ile 1/8/2008 tarihleri arasında fazladan ödenen 16.579,63 TL emekli aylığının iadesi istenmektedir. Emek li aylıkları, ödenmek suretiyle başvurucunun mevcut mal varlığı hâline gelmiştir. Bu nedenle bunların geri istenmesine yönelik işlemin de Anayasa'nın 35. maddesi bağlamın da mülk teşkil ettiğinin kabulü gerekir. ii. Müdahalenin Varlığı ve Türü 55. Başvurucuya ödenmek suretiyle başvurucunun mevcut mal varlığ ına dâhil olan emekli aylıklarının iadesi yolunda işlem tesis edilmesinin mülk iyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 1656. Başvurucunun ek göstergesinin 2.200 olarak düzeltilmesi ve buna göre geçmişte fazla ödendiği tespit edilen emekli aylıklarının iadesi yolunda işlem tesis edilmesi sosyal güvenlik sisteminin devamlılığının ve kontrolünün sağlanması am acına yöneliktir. Dolayısıyla fazladan ödenen emekli aylıklarının iadesinin isten mesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin mülkiyetin kullanılmasının düzenlen mesi şeklindeki üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. iii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı (1) Kanunilik57. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gere ken ölçüt kanun a dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğin de diğer ölçütler bakımında n inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucun a varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince u laşılabilir, belirli ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir ( Türkiye İş Bankas ı A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, 44; Ford Motor Company , B. No: 2014/13518, 26/10/2017, 49; Necmiye Çiftçi ve di ğerleri , B. No: 2013/1301, 30/12/2014, 55). 58. Somut olayda SGK tarafından başvurucuya yapılan yersiz ödeme lerin borç çıkarılması işlemi 5434 sayılı Kanun'un mülga 121. maddesi uyar ınca tesis edilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında, herhangi bir nedenle Sandık tarafın dan ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin bu hatalı işlemleri n düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarlarının tahsil edileceği h ükme bağlanmıştır. Somut olayda başvurucuya fazla ödendiği tespit edilen tutarların sade ce düzeltme tarihinden geriye yönelik beş yıllık kısmının hesap edilerek başvurucudan iadesin in istendiği anlaşılmaktadır. 59. Öte yandan başvurucunun derece mahkemelerinde ileri sürdüğü idari işlemin dava açma süresinden sonra geri alınamayacağı iddiasının da müd ahalenin kanuniliği ilkesi bağlamında değerlendirilmesi gerekir. İBK'nın 21-22/12/1973 tar ihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararı uyarınca; idarece hatalı yapılan ödemeler yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâlleri haricinde ancak dava açma süresi içi nde geri istenebilir. Anıla n İBK kararına göre -belirtilen istisnaların haricinde- hatalı öd emelerin dava açma süresinin geçmesinden sonra geri istenmesi mümkün değildir. 60. İBK kararlarının derece mahkemeleri yönünden bağlayıcı olduğ u açıktır. Ancak İBK kararları kanunların üzerinde bir etkiye sahip değildir. İB K kararları kanunların yorumunda ortaya çıkan görüş ayrılıklarının giderilmesi amacıyl a oluşturulan bir mekanizma olup bu kararların kanun koyucuyu bağlamasından söz edilemez. K anun koyucu her zaman için İBK kararlarının etkisini ortadan kaldıracak yasal düzenle me yapabilir. Nitekim doktrinde de İBK kararına bağlanan bir mevzunun sonradan kanunl a düzenlenmesi hâlinde İBK kararının hükümsüz hâle geleceği kabul edilmektedir. 61. Somut olayda hatalı yapılan intibak işlemi nedeniyle başvuru cuya fazladan ödenen emeklilik aylıklarının geri alınması söz konusudur. Başv urucunun olayda uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü İBK kararı da hatalı inti bak ve terfi işlemlerine ilişkindir. Ancak somut olaydaki iade işlemi 5434 sayılı Kanun' un 121. maddesine dayalı olarak tesis edilmiş, derece mahkemesi de bu hükmü uygulayarak hukuka uygunluk denetimi yapmıştır. Söz konusu hüküm Sandık tarafından yersiz yapılan öd emelerin geriye yönelik son beş yıllık kısmının iadesinin istenmesine olanak sağlamaktadır. Bu durumda Sandık Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 17tarafından haksız yere yapılan ödemelerin iadesi yönünde açık b ir kanun hükmünün bulunduğu ve bu kanun hükmü uygulanarak işlem tesis edildiği gö zetildiğinde başvurucunun 21-22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı İBK kararın ın uygulanması gerektiği ve dava açma süresinden önceki fazla ödemelerin iadesinin kanuni d ayanağının bulunmadığı yolundaki iddiasına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. 62. Bu durumda yersiz yapılan ödemelerin geriye yönelik beş yıll ık kısmının iadesi yolunda işlem tesis edilmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. (2) Meşru Amaç 63. Sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığının sağl anmasına yönelik olarak fazladan yapılan ödemelerin borç çıkarılarak ödenmesi is teğinin sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru bir amacın ın bulunduğu açıktır. (3) Ölçülülük (a) Genel İlkeler64. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orant ılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılması nın mümkün olmamasını, orant ılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen ama ç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E .2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.20 13/63, 22/5/2013; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2016/37, 5/5/201 6; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdo ğan ve diğerleri , 38). 65. Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda m ülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilebilmesi için ba şvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması gerekmektedir. Bu bağlamda tarafların yasal yükümlülü klerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmal gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bu lunup bulunmadığı da gözönünde tutulmalıdır ( Uğur Ziyaretli , B. No: 2014/5724, 15/2/2017, 65). 66. Öte yandan idarenin iyi yöneti şim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğund a kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir ( Kenan Y ıldırım ve Turan Y ıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, 68). 67. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yöne lik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşı sındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle öde nen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yapt ırımların öngörülüp görülmediği önem arz etmektedir ( Tevfik Baltac ı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, 71). Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 1868. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı i şlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldıra bileceği hususunda kuşk u yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güve nlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol a çabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşu lları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil ol mayan sonuçlar doğurabilir. Bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüş mez ( Tevfik Baltac ı, 74). (b) İlkelerin Olaya Uygulanması69. Olayda teknik hizmetler sınıfına dâhil olup tekniker kadrosu nda görev yapan başvurucunun mezuniyet unvanının makine mühendisi olduğu gözeti lerek mühendis kadrosuna göre 3.600 ek gösterge üzerinden intibakı yapılmıştır . 15/2/1995 tarihinde Sandığa tabi olarak emekli olan başvurucuya 3.600 ek gösterge üzerinden emekli aylığı bağlanmış ve 1/8/2008 tarihine kadar bu ek göstergeye göre emekli aylığı öde nmesine devam edilmiştir. Ancak SGK tarafından 1/8/2008 tarihli işlemle ek gösterge başvu rucunun fiilen görev yaptığı sınıfa ve kadrosuna uygun olarak 2.200 şeklinde düzeltilmiş ve buna göre geçmiş dönemde fazladan ödenen tutarların iadesi yolunda işlem tesis edilmişti r. 70. İntibak işlemi idare tarafından yapılmış olup başvurucunun f iilen teknik hizmetler sınıfına dâhil tekniker (grup amiri) kadrosunda görev yaptığı hususu kamu makamlarınca bilinmektedir. Başvurucunun görev yaptığı sınıf ve kadroya ilişkin olarak kamu makamlarını yanıltması söz konusu değildir. Başvurucunun i ntibakının fiilen görev yaptığı kadro yerine mezuniyet unvanı esas alınarak yapılması i darenin yasal düzenlemeleri hatalı yorumlamasından kaynaklanmıştır. Bu nedenle hatalı ödeme nedeniyle başvurucuy a herhangi bir kusur atfedilmesi mümkün değildir (benzer yönde de ğerlendirme için bkz. Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, 55). 71. Hatalı intibak yapılmasındaki bütün kusur kamu makamlarına a it olsa da idarece yersiz ödendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşk u bulunmamaktadır. Aksi durumun başvurucunun sebepsiz zenginleşme sine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Buna karşın alacağın ba şvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir. Anayasa Mahkemesi, daha önce benzer konuda verdiği Tevfi k Baltac ı ve Uğur Ziyaretli kararlarında başvurucuların anaparanın yanında faiz ödemekle de yükümlü kılınmış olmalarının kusurlu davranışlarıyla orantısız bir külfet yüklenmeleri sonucunu doğurduğunu belirterek müdahalenin ölçülü olmadığı kan aatine ulaşmıştır ( Tevfi k Baltac ı, 79; Uğur Ziyaretli , 76). 72. Yine Fatma Ülker Akkaya kararında, başvurucudan tahsili istenen tutarın faiz içermemesine rağmen tahsil yöntemi gözetilerek ihlal sonucuna u laşılmıştır. Söz konusu başvuruya konu olayda başvurucudan anaparanın üç ay içinde öden mesi istenmiş ve üç ay içinde ödeme yapılmaması hâlinde üçüncü ayın dolduğu tarihten i tibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte emekli aylığından her ay 1/4 oranında kesinti yapılmak suretiyle borcun tahsil edilmeye başlanacağı belirtilmiştir. Anılan karar da hatalı intibak işlemi sebebiyle sekiz yıllık sürede ve aylık şeklinde ödenen tutarlar ın toplu olarak üç ay içinde iadesinin istenmesinin -hiçbir kusurunun bulunmadığı da gözetil diğinde- borçluya aşırı bir külfet yüklediği kanaatine varılmıştır. Kararda, emekli aylığın ın sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade ed ilebilmesi için borçlunu n ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime b ağlanmasının kamu yararı Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 19ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından gerekli olduğuna işaret edilmiştir (Fatma Ülker Akkaya, 58). 73. Somut olayda dava konusu idari işlemle iadesi istenen 16.579 ,63 TL'nin sadece anaparadan oluştuğu ve faiz içermediği anlaşılmıştır. Başvurucu nun anılan paranın iadesini ne şekilde yapacağına ilişkin olarak Kurum tarafından düzenlene n bir belge bulunmamakla birlikte başvuru formunun içeriğinden iadenin her ay maaştan 60 0 TL'lik (aylık maaşın yaklaşık 1/4 oranında) kesintiyle yapıldığı görülmektedir. Başv urucunun faiz işletildiği yönünde bir iddiası da bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut başvu runun koşullarının Fatma Ülker Akkaya kararına konu olaydakinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Fatma Ülker Akkaya kararında Sandık tarafından emekli aylığından her ay 1/4 oranın da kesinti yapılmak suretiyle tahsil seçeneği borçluya sunulmasına rağmen üç ay içinde toptan ödemenin alternatifi olarak sunulan bu seçeneğin tercih edilmesi durumunda ayrıca faiz de t ahsil edilmesi öngörülmekteydi. Anayasa Mahkemesi bu durumun menfaatler denges ini borçlu aleyhine bozduğuna ve mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığ ına karar vermiştir ( Fatma Ülker Akkaya, 59). 74. Oysa somut olayda başvurucunun borç çıkarılan tutarı toptan olarak ödemesi istenmediği gibi emekli aylığının 1/4 oranında kesilmesi sureti yle yapılan ödemelere ayrıca faiz uygulanması da söz konusu değildir. Bu şekilde takvime bağ lanan iadenin -faiz işletildiği yönünde herhangi bir iddia ileri sürülmediği nazara alındığında - başvurucunun menfaatlerinin korunması bakımından uygun bir yöntem olduğu ve başvurucunun mü lkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi bozmadığı anlaşıldığından mülkiy et hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır. 75. Açıklanan gerekçelerle iade edilen miktar yönünden Anayasa n ın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilme diğine karar verilmesi gerekir. Hasan Tahsin GÖKCAN, Recep KÖMÜRCÜ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Celal Mümt az AKINCI, Muammer TOPAL, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır. VI. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. 1. Emekli aylığının azaltılmasına yönelik şikâyet yönünden mül kiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Celal M ümtaz AKINCI, Muammer TOPAL ve Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOK LUĞUYLA, 2. Geçmişe yönelik borç çıkarılmasına dair şikâyet yönünden mülk iyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYB İRLİĞİYLE, B. Anayasa nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hak kının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Hasan Tahsin GÖKCAN, Recep KÖMÜRCÜ, Serdar ÖZGÜLD ÜR, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 20C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA, D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/12 /2019 tarihinde karar verildi. Başkan Başkanvekili Başkanvekili Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Recep KÖMÜRCÜ Üye Üye Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Engin YILDIR IM Üye Üye Üye Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Üye Üye Üye M. Emin KUZ Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Üye Üye Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Yıldız SEFERİNOĞLU Selah addin MENTEŞ Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 21KARŞIOY GEREKÇESİ 1. Dosya kapsamına göre, 1.8.1969 tarihinde TCDD de teknik elema n olarak göreve başlayan başvurucunun 23.2.1973 tarihinde Yüksek Teknike r kadrosuna atandığı, 3.4.1991 tarihinde Grup Amiri kadrosuna atandığı, 10.1.1992 tar ihinde İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ni bitirerek makine mühendisi unvanını aldığı ve kurumunca yüksek öğrenim intibakının yapılarak 10.1.1992 tarihi itibariyle 1. de receye getirilerek +3600 ek göstergeye yükseltildiği, 17.1.1995 tarihinde Teknik Amir olduğ u sırada emekliye ayrıldığı ve 35 yıl 11 ay 29 günlük hizmetine karşılık 3600 ek göstergeye esas alınarak kendisine emekli aylığı bağlandığı ve emekli ikramiyesinin ödendiği, Danı ştay İçtihatları Birleştirme Kurulu nun 7.12.2007 tarih ve E.2005/2, K.2007/1 Sayılı İçtihad ı Birleştirme Kararı ile Mühendis unvanına sahip olmakla birlikte, 657 Sayılı Devlet Me murları Kanunu hükümleri uyarınca Teknik Hizmetler Sınıfında kimyager kadrosunda görev y apanların ek gösterge rakamlarının tespitinde, tahsil durumlarının değil, kadro unvan ının esas alınması gerektiği nin hükme bağlanması ve kararın 25.3.2008 tarih ve 26 827 sayılı Resmi Gazete de yayınlanması sonrasında (3600 ek gösterge üzerinden görev aylığ ını aldığı 1992 yılından itibaren 16 yıl sonra, 3600 ek gösterge üzerinden emekli aylığı aldığı 1995 yılından itibaren 13 yıl sonra) Sosyal Güvenlik Kurumu nun (SGK nın) 1.8.2008 tar ihli işlemi ile emekli aylığına esas 3600 ek göstergesinin 2200 e indirildiği ve 1.8.2 003-1.8.2008 arasındaki son beş yılda fazladan ödeme yapıldığı gerekçesiyle kendisine 16.67 9,63 TL. borç çıkarıldığı ve bu borcun emekli aylığından (ayda 600 er TL. olarak) taksitler halinde kesilmesine karar verildiği, başvurucunun bu işlemin iptali için açtığı davada il gili İdare Mahkemesi nin başvurucunun mühendis kadrosuna ataması yapılmadığından, ek gö stergesinin mühendis unvanına göre belirlenemeyeceği, dolayısiyle tesis edilen işlem de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine dayalı kararı ile iptal isteminin Redd ine karar verildiği ve bu kararın Danıştay ın ilgili Dairesince onanmak suretiyle kesinle ştiği anlaşılmaktadır. 2. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanu nu nun Yersiz ödemelerin geri alınması başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fı krasının (b) bendinde, Kurum un (SGK nın) yaptığı fazla veya yersiz ödemelerin, kurumu n hatalı işlemlerinden kaynaklanması halinde, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamının (öngörülen şartlara göre faizsiz ve ya faizli olarak) geri alınacağı hüküm altına alınmaktadır. Herşeyden önce ifade etmek gerekir k i anılan hükmün anılan idarece her zaman ilgililerin emekli aylığından kesinti yapılab ileceği şeklinde yorumlanabilmesine imkân yoktur. Başta Anayasa nın 2. maddesind eki hukuk devleti ilkesi olmak üzere Anayasa nın ruhu bu şekilde bir yorum yapılmasına e ngeldir. Öte yandan her idari işlem bir hukuki nedene, dolayısiyle bir mevzuat hükmüne dayanmak durumunda olduğundan, bu madde uyarınca SGK ca tesis edilerek idari işlem ler de klâsik idare hukuku ilkelerine göre hukuki denetime tâbi tutulmak ve idari işlemin geri alınması konusundaki öğreti ve idari yargı içtihatlarına göre denetlenmekle karşı ka rşıyadır. Bu bakımdan, 5510 sayılı kanunun anılan 96. madde hükmünün bu çerçevede ele alınm ası gerekmektedir. 3. Başvurunun somutunda, başvurucunun daha statüde iken çalıştı ğı idarece 1992 yılında yapılan intibakı sonucu 3600 ek gösterge üzerinden göre v aylığı aldığı, üç yıl bu şekilde aylık aldıktan sonra 1995 yılında bu kez davalı SGK tar afından 3600 ek gösterge esas alınarak emekli aylığının bağlandığı ve buna göre emekli ikrami yesinin ödendiği, 13 yıl bu şekilde emekli aylığı aldıktan sonra, konuya ilişkin Danıştay İ çtihadı Birleştirme Kurulu nun Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 227.12.2007 tarihli İçtihat Birleştirme Kararının (İBK Resmi Gaze tede yayınlanmasından sonra SGK ca re sen bu İBK nın geriye (geçmişe) yürütülerek, başvuruc unun 3600 olan ek göstergesinin iptal edilerek yeni ek göstergesinin 2200 olarak belirlendiği ve 5510 sayılı kanun 96. maddesi uyarınca son beş yıl fazla ödenen emekli aylı ğı tutarlarının borç çıkarıldığı görülmektedir. Bu mevcut duruma göre, başvurucunun somut hiçbir dahlinin, hile ve kandırmasını n söz konusu olmadığı açık olduğu halde; emekli aylığının bağland ığı tarihten 13 yıl sonra yayınlanan bir Danıştay İBK, SGK ca geçmişe yürütülerek, bireys el başvurucuya konu teşkil eden geri alma/borç çıkarma işlemi tesis edilmiştir. Bu bakımdan, öncelikle idari işlemin geri alınması konusundaki Danıştay uygulamasına (İBK larına) temas etmekte yarar bulunmaktadır. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu nun 22.12.1973 tarih v e E.1968/8, K.1973/14 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında; idarenin yoklu k, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, yukarıda belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere 90 gün içinde kabil olduğu ve 90 günlük süre geçtikten sonra istirdat edileme yeceği belirtilmiştir. Anıla n kararın gerekçesinde İptal davası açmak için şahıslara belirl i bir süre verilip bu sürenin geçmesi halinde idari tasarruf sakat olsa dahi yapay bir sıhhat kazanır duruma girdiğine göre, yine sakat bir idari tasarrufun geri alınması için iptal davası açma süresine denk bir sürenin tanınması fikri Fransa da gerek doktrinde gerek Fransız Danışta yı nda genellikle kabul edilmiştir. Danıştayımızca 1952 yılında kabul edilen 952-151, 9 52-244 sayılı tevhidi içtihat kararında, kanunsuz yapılan bir terfiin memur lehine müktesep b ir hak doğurmayacağı aşika r olmakla beraber, bu işlemin bir çok tesir ve neticeler tevlit e ttiği ve idarece kanunsuz bir terfi işleminin her zaman geri alınabileceğini kabul etmenin istikrar esasıyle bağdaştırılmasının mümkün olamayacağı, memur hakkında kanuna uygun müteaddit terfi ler cereyan ettiği takdirde idare tarafından kanunsuz terfiin geri alınmasının tec viz edilemeyeceği açıklanmış ve dairelerimiz bu kararın ışığı altında, olayların nitelik ve özelliklerine göre istikrar prensibini tatbik edegelmiş bulunmaktadır denilmektedir. 4. Herşeyden önce hemen ifade etmek gerekir ki ortada idarenin hatalı tesis ettiği bir işlem söz konusu değildir. Gerçekten, 7.12.2007 tarih ve E. 2005/2, K. 2007/1 Sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararının incelenmesinde, Danışta y 11. Dairesinin uzun yılla r aynı görüşünü istikrarlı bir biçimde sürdürdüğü, çok sayıdaki u yuşmazlığın bu şekilde sonuçlandırılıp kesinleştiği, idarenin de bu yerleşik içtihat d oğrultusunda, teknik hizmetler sınıfında olup mühendis kadrosunu atanmamış konumdaki kamu göre vlileri için 3600 ek gösterge uygulamasını yaptığı, başvurucu hakkındaki işlemin de bu şekilde olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısiyle, ilgili mevzuatı yorumlamakla göre vli Danıştay 11. Dairesinin istikrar kazanan görüşünü dikkate alarak 3600 ek gösterge üzeri nden önce statü aylığı (3 yı l süresince), ardından da emekli aylığı (13 yıl süresince) bağlan ması işleminin herhangi bir hatalı işlemden kaynaklandığını söylemeye imkân yoktur. Ortada başvurucunun işlemle ilgili herhangi bir dahli, kusuru, hatası ya da hilesi de bulunmadığın dan; emekliye ayrıldığı tarihten 13 yıl sonra çıkan bir Danıştay İçtihadı Birleştirme kararı ger ekçe gösterilerek emekli aylığına esas ek göstergesinin 3600 den 2200 e düşürülmesi huku ken mümkü n bulunmamaktadır. Anılan idari işlem yargısal destekli bir idari yorumun sonucu olduğundan, hatalı ya da yanlış olarak nitelendirilemez. Dolayısiyle an ılan 1973 tarihli Danışta y İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca idarece geri alınabilmesi de mümkün değildir. Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 235. Konunun diğer bir cephesi, 7.12.2007 tarihli Danıştay İçtihad ı Birleştirme kararının geçmişe yürürlü olarak uygulanamayacağı, ancak yayınl andığı tarihten sonraki hal ve durumlara tatbik kabiliyeti olduğu, yani yeni tesis edilecek işlemler bakımından hüküm ifade edeceği gerçeğidir. İçtihadı Birleştirme kararlarının bağ layıcılığı ve geriye yürümezliği konusunda 10.6.1993 tarih ve E.1992/1, K.1993/2 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuda şu saptamalarda bulunulmaktadır: " İçtihad ı Birleştirme kararlarının öteki yargı kararlarından ayrılan bir özelliği, bu kararların m evcut bir uyuşmazlığı, belli yargısal yöntemlerle çözümleyen kararlardan olmamasıdır. Bir ba şka anlatımla, bu kararlar iptal ve tam yargı kararları gibi herhangi bir idari işlem ya d a eyleme yönelik değildir ve doğrudan doğruya uyuşmazlık konusu olan bu işlem ve eylemlere u ygulanamaz. İçtihadın birleştirilmesine ilişkin kararlar genel, objektif nitelikteki düzenleyici bir kuralın anlam ve kapsamının belirlenmesine, onun yorumlanmasına ilişkin olup, ko nusunu teşkil eden hukuk kuralı yürürlükte kaldığı sürece geçerliliğini korur ve Danışta y Kanununun 40. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu kararlara Danıştay Daire ve Kurull arı ile İdari mahkemeler ve idare uymak zorundadır. Bu zorunluluk, idarece, sebep unsuru içtihadı birleştirme kararının verilmesinden önce oluşmuş olsa dahi, henüz tesis edi lmemiş idari işlemlerle; yargı yerleri için yargılama süreci bitmemiş uyuşmazlıklarla sı nırlıdır. Daha açık anlatımla, idare içtihadı birleştirme kararının ilgili olduğu h ukuk kuralını uygulayacağı her durumda karar doğrultusunda işlem yapmak zorundadır. Yargı orga nları da görmekte oldukları davaların her evresinde, keza içtihadı birleştirme ka rarına uygun olarak uyuşmazlığı çözümleyeceklerdir. Ancak idare, içtihadı birleştirme kararında n önce bu karara aykırı olarak tesis ettiği bir idari işlemi geri alarak düzeltmesi için zorla namayacağı gibi, yine yargı yerlerince bu kararlara aykırı olarak verilmiş ve kesinleşmiş o lan kararlar hakkında, sonradan verilmiş olan içtihadı birleştirme kararına dayanılarak yargıla manın yenilenmesi istenemez. Bu husus senelerden beri idari ve adli yargının verdiği çok say ıda kararla doğrulanmış ve içtihadı birleştirme kararlarının geriye yürümezliği hukukun te mel ilkelerinden biri olarak kabul edilmiş bulunmaktadır " Anılan İçtihadı Birleştirme Kararından da açıkça anlaşılacağı üzere, içtihadı birleştirme kararlarına uyma zorun luluğu, idare için henüz tesis edilmemiş idari işlemler yönünden; yargı yerleri içinse yargılama süreci bitmemiş uyuşmazlıklar yönünden söz konusu olacaktır. Keza, içtihadı bir leştirme kararları daha önce kesinleşmiş durumları etkileyemez; bu kararlar, karar tarihinde n önce tesis edilmiş idari işlemler ve sonlanmış yargısal uyuşmazlıklar açısından geriye y ürümezler. Bunun yegâne istisnası, kazanılmış haklara zarar vermemek üzere ilgililer le hine geriye yürüme ilkesidir. Ancak unutulmaması gereken bir husus, içtihadı birleştirme usul ünün, hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan hukuki güvenlik ilkesinin bir uygul aması olduğu ve ileriye yönelik olmak üzere, hukuk kurallarının herkese aynı şekilde uygulanması amacıyla k abul edildiğidir. (Aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Danıştay İç tihadı Birleştirme Kararları, Serkan KIZILYEL- Neslihan SOLMAZ, Ankara 2016, s.7-10). Başvurunun somutunda ise gerek idare tarafından geri alma işlem i tesisi suretiyle, gerek idari yargı yerlerince bu işleme karşı açılan davaya iliş kin yapılan değerlendirmeler ile verilen kararlarda anılan ilke ve görüşlere tamamen aykırı biçi mde davranıldığı, başvurucu yönünden hukuk güvenliğinin ihlâl edildiği, keza başvurucunun k azanılmış hakkının hiç dikkate alınmadığı, işlemin geri alınmasını gerekli kılan şartl arın oluşmamasına rağmen 2007 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının 13 yıl geriye götürüldüğ ü, tesis edilen işlemin ve derece mahkemesi kararlarının idari istikrar ilkesi ile de bağdaştırıl amayacağı açıkça görülmektedir. 6. Yukarıda açıklanan hukuki neden ve gerekçelerle; emekli aylığ ının azaltılmasına yönelik şikâyet yönünden iddianın kabul edilebili r olduğu ve başvurucunun Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 24mülkiyet hakkının ihlâl edildiği; keza geçmişe yönelik borç çık arılmasına dair şikâyet bakımından mülkiyet hakkının ihlâl edildiği kanaatine vardığımı zdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz. Başkan Vekili Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Serdar ÖZGÜLDÜR Celal Mümtaz AKINCI Üye Üye Muammer TOPAL Selahad din MENTEŞ Başvuru Numarası : 2016/4384 Karar Tarihi : 12/12/2019 25KARŞIOY GEREKÇESİ Teknik hizmetler sınıfına dahil olup tekniker kadrosunda görev yapan başvurucunun mezuniyet unvanının makine mühendisi olduğu, fiilen yerine geti rdiği görevin mühendislik olduğu gözetilerek, mühendis kadrosuna göre 3600 ek gösterge üz erinden intibakı yapılmış, 15/02/1995 tarihinde sandığa tabi olarak emekli olan başvurucuy a 3600 ek gösterge üzerinden emekli aylığı bağlanmış ve 01/08/2008 tarihine kadar da bu ek göstergeye göre emekli aylığı ödenmesine devam edilmiştir. Yaklaşık 13 yıl bu şekilde emekli aylığı aldıktan sonra 2007 ta rihinde Danışta y İçtihadı Birleştirme Kararı ile "Ek gösterge rakamının, öğrenim sonucu değil, işgal edilen kadro unvanına göre yapılacağı" yönünde karar vermiş ve bu kara rdan sonra da, ilgili kurum tarafından 3600 olan ek göstergesinin iptal edilerek yeni ek gö stergenin 2200 olarak belirlenen emekli aylığı da buna göre azaltılarak yeniden hesap lanmıştır. Bu şekilde başvurucunun emekli aylığının geleceğe yönelik olara k azaltılması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu, d olayısıyla mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı görülmektedir. Bununla beraber, başvurucuya 3600 olan emeklilik ek göstergesin in 2200 olarak düzeltilmesi neticesinde, fazladan ödendiği belirtilen emekli a ylıklarının istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine dair çoğunluk görüşüne kat ılmıyoruz. 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi gereğince, ilgililere yapılan f azla veya yersi z ödemelerin geri alınabilmesinin birinci şartı ödemelerin Kanuna aykırı olarak yapılmış olmasıdır. İkinci olarak da söz konusu fazla veya yersiz ödemen in Kurumca tespit edilmiş olmasıdır. Bunun da iki ayrı hali söz konusu olup; birincisi fa zla veya yersiz ödemenin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuş olmas ı halidir ki somut olayda bu durum söz konusu değildir. Bu yönde iddia dahi edilmemiştir. İk incisi ise fazla veya yersiz ödemenin Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmış olması halid ir. 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi ile daha evvel Kanunda yer alma yan yeni bir düzenleme getirilmiş olup, sebepsiz zenginleşmenin istirdatı dü zenlenmiştir. Sebepsiz zenginleşme davası hakkaniyete dayanan bir dava türüdü r. Bunun doğa l sonucu olarak da yanlış intibak nedeniyle iyi niyetli kişilere yapılan ödemelerin geriye alınmasında, iyi niyet temel prensiplerindendir. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun, geçmişe yönelik bor ç çıkartılmasına dair işlemlerin mülkiyet hakkının ihlali olduğu kanaatine vardı ğımız için çoğunluğun aksi kararına katılmıyoruz. Başkan Vekili Üye Recep KÖMÜRCÜ Yıldız SEFERİNOĞLU