12. Ceza Dairesi 2023/6040 E. , 2024/4142 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/783 E., 2022/731 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Sanık ... hakkında; Beraat Sanık ... hakkında; Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükmün; katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir…
**12. Ceza Dairesi 2023/6040 E. , 2024/4142 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/783 E., 2022/731 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Sanık ... hakkında; Beraat Sanık ... hakkında; Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükmün; katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2 maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz tarafından 25.10.2017 tarihli kararıyla, ''tanık doktor ... 'ın anılan aletin ameliyat sırasında kullanma görevinin ve denetim sorumluluğunun olup olmadığına ilişkin araştırmanın yapılmadığı bu konu hakkında bilgi ve belgelerin getirtilmediğinin anlaşılmasına göre; doktor ... hakkında suç duyurusunda bulunulup, dava açılması sağlanıp açılan davanın incelemeye konu dosya ile birleştirilip, Her ne kadar Kocaeli Gölcük Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen muayene evrakında katılanın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu belirtilmiş ise de, dosya arasında mevcut katılanın yaralanmasına ilişkin fotoğrafların incelenmesinde, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğuna dair tereddüte düşüldüğünden, katılanın yaralanmasının niteliği hakkında yeniden rapor aldırıldıktan sonra sanıkların hukuki durumları birlikte değerlendirilerek sorumluluklarının tespiti '' gerekliliği karşısında bozma karar verildiği, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde taksirle yaralama suçundan sanık ... hakkında zamanaşımından düşme kararı, hakkında dava açılan ve dosyayası iş bu dosya ile birleştirilen sanık ... hakkında ise taksirle yaralama suçundan, CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık ... hakkında soruşturma izni alınması gerektiği görüşü ile bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanık ...'nin kusurlu olduğuna, hatalı değerlendirme ile beraat kararı verildiğine, sanık ... hakkında ise zamananaşımı koşullarının oluşmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanıkların savunması, katılanın beyanı, tanık anlatımları, adli raporlar, kollukça düzenlenen tutanaklar, keşif, bilirkişi raporu, uzman mütalaası, adli tıp raporları, Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulunun 17.11.2022 tarihli raporu ve tüm dosya kapsamına göre; katılanın, 22.06.2012 günü Derince Tahsin Özbek Hastanesi'nde sezeryan ile doğum yaptığı, doğum sonrasında sağ bacağında yanık oluşması sebebiyle ameliyatta görev yapan sağlık personeli sanık ... ve ameliyat sorumlusu hekim sanık ... hakkında taksirle yaralama suçu işlediği iddia edildiği, yapılan incelemede alınan ATK şube ve ATK ihtisas raporlarına göre yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun bildirildiği, her ne kadar sanık ... hakkında katılanın sezeryan ameliyatı sırasında koter plağının gevşek uygulaması nedeniyle meydana gelen yanık olayında gerekli tedbirleri almadığından asli kusurlu bulunduğu iddiasıyla atılı suçtan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; dosyaya celbedilen belgelere göre kullanılan koter cihazının rutin bakım ve kontrollerinin yaptırılmış olduğu, mahkememizce yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre; koter cihazının çalışır durumda olduğu, 23.03.2012 tarihinde 6 ay geçerli olmak suretiyle UKM Kalibrasyon firmasına kalibre ettirildiği, çalışmaya uygun olduğu, etiketini ve sertifikasını almış olduğu, kalibrasyon sertifikasının mevcut olduğu, 22.06.2012 tarihli yaralanma olayı öncesi ve sonrasında herhangi bir arıza yada tamir amacıyla bakım ve tamir yapılmadığının belirtildiği, yaralama olayından sonra da 6 aylık kalibrasyon tarihinin sona ermesinin ardından 10.11.2012 tarihinde bir yıl geçerli olmak üzere MEDKAL kalibrasyon laboratuvarına kalibre ettirildiği ve çalışmaya uygun olduğuna dair etiketin ve sertifikasını almış olduğu, deney raporunun da dosyaya konulduğu, koter cihazının ameliyat esnasından kullanılıp kullanılmayacağına ameliyatı yapan doktorun karar verdiği, aldırılan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporunda normal şartlarda rutin kontrolleri yapılan bir cihazda somut olaydaki gibi bir yanığın oluşmasının beklenmediği, bu tür aletlerin idare tarafından rutin kontrollerinin ve bakımlarının yaptırılması gerektiği, ancak rutin kontrole rağmen bu tür teknik cihazların müdahale sırasında arızalanabileceği, sağlık çalışanlarının bu yanık nedeniyle sorumluluğunun kullanılan koter cihazının rutin kontrol ve bakımlarının gerekli şekilde yapılmaması halinde oluşacağı, dosya içeriğinden rutin kontrol ve bakımının yapıldığının anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulunun 17.11.2022 tarihli raporuna göre, dosya içerisindeki belgelerden ilgili cihazın rutin kontrollerinin yapıldığının anlaşıldığı, dolayısıyla sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idarenin organizasyon hatasının bulunmadığı, koter plağının ameliyathane hemşiresi tarafından kişiye yerleştirildiği, ancak ameliyatın sorumluluğunun ameliyatı yapan hekimde olduğu, dosya içerisindeki ifadelerde koter plağı kollanımına ait çelişkili ifadeler olması nedeni ile bu hususun adli tahkikat ile mahkememizce aydınlatılması gerektiği mütalaa edildiği, olayda katılanın yaralanmasının sebebinin ortaya konulması amacıyla teknik konuda uzman mütalaasına ihtiyaç duyulduğundan Kadın doğum uzmanı bilirkişi görevlendirilerek, bilirkişi duruşmaya çağrılarak olay hakkında ve olayda kullanılan cihaz hakkında görüşünün sorulmuş, bilirkişi Op. Dr. Hakan Demirel'e göre ameliyat ekibini oluşturan hekim, hemşire, yardımcı sağlık personelince ameliyatın endikasyona uygun şekilde yapıldığı, cihazlarıın kontrollerinin, bakımlarının yapılmasına rağmen ameliyat esnasında koter cihazının 3 parçasından birinin ya da birkaçının arızalanabileceği, bunlara bağlı olarak, koter plağının ameliyatın seyrinde tamasının bozulabileceği, bu komplikasyonun koter plağının steril örtüler altında olması nedeniyle ameliyat esnasında fark edilmesinin mümkün olmadığı kanaatini bildirdiği anlaşılmakla, buna göre sanık ...'nin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla sanığın beraatine karar verilmiştir. Sanık ... hakkında Taksirle Yaralama suçu nedeniyle TCK'nın 89/1, 53. maddelerine göre cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmışsa da; kesen son sebep olan savunmasının alındığı tarih dikkate alındığında TCK'nın 66/1-e maddesine göre atılı suç açısından öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A.Sanık ... Hakkında Verilen Düşme Kararına Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; TCK'nın 67/2-a maddesi gereğince zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın savunmasının alındığı 29.01.2013 tarihli duruşmada hakim karşısında verdiği beyanı olduğu ve bu tarihten, karar tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş olup, Mahkemece, olağan zamanaşımı süresinin dolmuş olduğundan bahisle taksirle yaralama suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Verilen Beraat Kararına Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımı tabidir. 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı süresi ile birlikte ayrıca suç tarihi olan 20.062012 itibaren, TCK'nın 67/4 maddesinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin de inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2024 tarihinde karar verildi.