DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1013 E. , 2024/1335 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1013 Karar No : 2024/1335 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Marmara Tarımsal Ürünleri Değerlendirme AŞ VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... 2-... AŞ VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2022/6188, K:2023/8727 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRE…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1013 E. , 2024/1335 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1013 Karar No : 2024/1335 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Marmara Tarımsal Ürünleri Değerlendirme AŞ VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... 2-... AŞ VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2022/6188, K:2023/8727 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kamu yararı kararına istinaden ... AŞ Yönetim Kurulu tarafından alınan ... tarih ve ... sayılı kamulaştırma kararı ile ekli liste ile haritalarda adları, kamulaştırma bilgileri ve güzergâhları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda pilon yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle ... AŞ Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/08/2019 tarih ve 30874 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Afyonkarahisar ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2022/6188, K:2023/8727 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 7. ve 27. maddeleri ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Kamulaştırma" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendine yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu, Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceğinin açık olduğu, Dosyanın incelenmesinden; Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerindeki elektrik dağıtım sistemlerinde 01/09/2036 tarihine kadar elektrik dağıtım faaliyeti göstermek üzere, Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına rastlayan, Afyonkarahisar ili, Sutandağı ilçesi, Yeşilçiftlik, Doğancık, Yakasenek-Yeni, Yeşilçiftlik-Sıra, Yeşilçiftlik-Aşağı, Pazaraltı, Yenikarabağ ve Yakasenek Köyleri sınırları içerisinde bulunan özel mülkiyete ait taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı üzerine, ... AŞ Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, Afyonkarahisar hudutları dahilindeki 20+588,17 km uzunluğundaki Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 888m2'lik sahanın direk yeri olarak ... AŞ Genel Müdürlüğü adına mülkiyet hakkı kurulmak suretiyle, havai ve yeraltı hat emniyet sahası içinde kalan toplam 266.190,82m2'lik sahanın ise, ... AŞ Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verildiği; daha sonra, 31/08/2019 tarih ve 30874 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30/08/2019 tarih ve 1495 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla, anılan karar eki liste ile haritalarda adları, kamulaştırma bilgileri ve güzergâhları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda pilon yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle ... AŞ Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği; davalı idareler tarafından, ekonomik geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan ve bu kapsamda çok sayıda tarımsal sulama yapısı ve ticari özel trafo sahibi kullanıcı bulunan bölgede artan enerji talebinin ivedilikle karşılanması, süregelen arızaların minimuma indirilmesi ve alternatif bir besleme kaynağı oluşturulması amaçlarıyla, Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattına isabet eden taşınmazların kamulaştırılması işlemlerinde, acele kamulaştırma usulünün tercih edildiğinin belirtildiği; Somut olayda olduğu gibi ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasında kamu yararının ve dava konusu bölgede, bu amaçla yapılması planlanan enerji nakil hatlarının güzergahına isabet eden taşınmazların kamulaştırılmasında acelelik halinin bulunduğu, Bu durumda; dava konusu projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu, bununla birlikte, dava konusu kamulaştırma kararlarının, 2942 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu hükümlerine uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, söz konusu kararların, davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kamulaştırma kararının mülkiyet hakkını ihlal etmesinin yanı sıra taşınmazın tam ortasından parseli ikiye ayıran söz konusu kamulaştırmanın, taşınmazı kullanılamaz hale getirdiği; somut olayda kamu yararının bulunduğunun kabulü halinde dahi acelelik halinden söz edilemeyeceği; acele kamulaştırma kararı alınmışsa da acelelik halinin somut olarak belirtilmediği, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ortaya konulmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Taşınmaz temini işlemleri" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasında; "Elektrik piyasasında dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak; a) Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir..." kuralına yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir... ..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Uyuşmazlıkta, Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerindeki elektrik dağıtım sistemlerinde 01/09/2036 tarihine kadar elektrik dağıtım faaliyeti göstermek üzere, Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına rastlayan, Afyonkarahisar ili, Sutandağı ilçesi, Yeşilçiftlik, Doğancık, Yakasenek-Yeni, Yeşilçiftlik-Sıra, Yeşilçiftlik-Aşağı, Pazaraltı, Yenikarabağ ve Yakasenek Köyleri sınırları içerisinde bulunan özel mülkiyete ait taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı üzerine, ... AŞ Yönetim Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararıyla, Afyonkarahisar hudutları dahilindeki 20+588,17 km uzunluğundaki Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 888m2'lik sahanın direk yeri olarak ... AŞ Genel Müdürlüğü adına mülkiyet hakkı kurulmak suretiyle, havai ve yeraltı hat emniyet sahası içinde kalan toplam 266.190,82m2'lik sahanın ise, ... AŞ Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle kamulaştırılmasına karar verilerek, aralarında uyuşmazlık konusu taşınmazın da yer aldığı bazı taşınmazların acele kamulaştırmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Asliye hukuk mahkemesinde açılan acele kamulaştırma nedeniyle el koyma davasında mahkemece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu görülmekte olup, Daire tarafından yapılan ara kararına Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından verilen cevapta, dava konusu taşınmazla ilgili olarak, ... Elektrik Dağıtım AŞ tarafından 13/11/2017 tarihinde tarım dışı kullanım izni için müracaatta bulunulduğu, 21/11/2017 tarihli yazıları ile dosyadaki eksiklikler belirtilerek giderilmesinin istendiği, sonraki süreçte herhangi bir yazışmanın bulunmadığı, taşınmazın kuru marjinal tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, taşınmazda yapılan inceleme sonucunda, taşınmazın bir kısmının imar planında kaldığından 5403 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğu, taşınmazda dikilen 2 adet beton direğinden birinin 5403 sayılı Kanun kapsamındaki alanda kaldığının tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. 5403 sayılı Kanun ile ülkemiz açısından kıt bir kaynak olan tarım arazilerinin verimli, dengeli ve ekonomik olarak değerlendirilmesi amaçlanarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı için birden çok koşulun bir arada bulunması öngörülmüş, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verileceği düzenlenmiştir. Uyuşmazlık konusu parselin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmektedir. Diğer yandan, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır. Bu durumda, enerji nakil hattı bölgesindeki tarım arazilerinin enerji nakil hattı tesisi için tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, gerekli izin işlemleri sonrasında kamulaştırma kararı alınması gerekirken, tarım dışı amaçla kullanım izni başvurusu sonuçlanmadan alınan dava konusu kararların uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 29/11/2023 tarih ve E:2022/6188, K:2023/8727 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Dava konusu işlemlerin uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE, 4.Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, aşağıda dökümü yapılan dava ve temyiz aşamasına ilişkin ...-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5.Posta gideri avansından artan tutar ile istemi hâlinde kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, 6.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine, 7.10/06/2024 tarihinde, kesin olarak usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazın bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerindeki elektrik dağıtım sistemlerinde 01/09/2036 tarihine kadar elektrik dağıtım faaliyeti göstermek üzere, Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına rastlayan, Afyonkarahisar ili, Sutandağı ilçesi, Yeşilçiftlik, Doğancık, Yakasenek-Yeni, Yeşilçiftlik-Sıra, Yeşilçiftlik-Aşağı, Pazaraltı, Yenikarabağ ve Yakasenek Köyleri sınırları içerisinde bulunan özel mülkiyete ait taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı üzerine, ... AŞ Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla kamulaştırma kararı alınarak, aralarında uyuşmazlık konusu taşınmazın da yer aldığı bazı taşınmazların acele kamulaştırmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği; ekonomik geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan ve bu kapsamda çok sayıda tarımsal sulama yapısı ve ticari özel trafo sahibi kullanıcı bulunan bölgede artan enerji talebinin ivedilikle karşılanması, süregelen arızaların minimuma indirilmesi ve alternatif bir besleme kaynağı oluşturulması amaçlarıyla, Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahlarına isabet eden taşınmazların kamulaştırma çalışmalarının acele kamulaştırma yöntemiyle yapıldığı; öte yandan, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... D.İş., K:... sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmına acele el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; dava konusu taşınmazın da yer aldığı bölgede planlanan enerji nakil hattının kurulumunun; bölgede tedarik sürekliliğinin sağlanması amacıyla yeni bir enerji nakil hattının tesis edilmesinin zorunlu hale gelmesi nedeniyle öngörülmesi ve bölgedeki enerji ihtiyaçlarının kaliteli bir şekilde karşılanabilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, enerji nakil hattı projesi güzergahında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmının mülkiyet şeklinde, bir kısmının da irtifak hakkı tesisi suretiyle acele kamulaştırılmasında kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, 5403 sayılı Kanun ile ülkemiz açısından kıt bir kaynak olan tarım arazilerinin verimli, dengeli ve ekonomik olarak değerlendirilmesi amaçlanarak, tarım arazilerinin, amaç dışı kullanımı için birden çok koşulun bir arada bulunması öngörülmüş, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izni verileceği düzenlenmişse de, bu durumun tarım arazilerinin tarımsal amaç dışında yani tarım dışı kullanımlarında söz konusu olacağı açıktır. Dava konusu konusu olayda ise uyuşmazlık konusu tamamı 7.589,85m2 olan taşınmazın 18,16m2'sinin mülkiyet, 1.247,67m2'sinin irtifak hakkı kurulmak suretiyle kamulaştırılmasının, tarım arazisinin vasfını değiştirmediği, tarım yapılmasına da engel teşkil etmediği yani 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı bir kullanımdan söz edilemeyeceğinden, tarım dışı kullanım izninin alınmamasının işlemi hukuka aykırı hale getirmeyeceği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumun, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu ve davaya konu enerji nakil hattının bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemlerin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: ... b) Acele kamulaştırma işlemleri. ..." hükmüne; 5. maddesinde ise, " 1. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir..." hükmüne yer verilmiştir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun "İlk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu Bakanlar Kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte bulunan halinde, Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak karara bağlayacağı davalar arasında sayılmış; 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal ve tam yargı davaları ile idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakacağı hükme bağlanmıştır. Dava konusu kamulaştırma işlemine başlama kararı ile acele kamulaştırma kararı arasında 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinde aranılan biçimde maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından, birlikte dava konusu edilebilecek işlem niteliğinde olmayan dava konusu işlemlerin iptali istemine ilişkin davanın aynı dilekçeyle açılmasına olanak bulunmadığı; bunların, ayrı yargı yerlerince sonuçlandırılması gereken davalar olduğu; dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali isteminin Danıştayda görülmesi, dava konusu kamulaştırma kararının iptali isteminin ise ilk derece olarak idare mahkemesince incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, ivedi yargılama usulüne tabi olup, ivedi yargılama kapsamında bulunmayan kamulaştırma kararının ise, ayrı yargı yerlerince ve farklı yargılama usullerine tabi şekilde değerlendirilerek sonuçlandırılması gereken bir idari işlem olduğu dikkate alındığında; anılan işlemlerin iptali istemiyle birlikte dava konu edilmesi, kamulaştırma kararının yargılama usulünün ve yargı yerinin değişmesine yol açacaktır. Bu itibarla; acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile kamulaştırma kararı arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından, birlikte dava konusu edilemeyeceği, 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevinde bulunan acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle ayrı dilekçeyle Danıştayda, 2576 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca İdare Mahkemelerinin görevinde bulunan kamulaştırma kararının iptali istemiyle ayrı dilekçeyle taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde dava açılması gerektiğinden, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun olarak düzenlenmeyen dava dilekçesinin reddine karar verilmek üzere Daire kararının bozulması gerektiği görüşüyle, karara usul yönünden katılmıyoruz.