Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve tutukluluğa ilişkin karar veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; bir kısım yaklaşımlar dolayısıyla masumiyet karine
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve tutukluluğa ilişkin karar veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; bir kısım yaklaşımlar dolayısıyla masumiyet karinesinin, gözaltındaki bazı uygulamalar nedeniyle de kötü muamele yasağının ve soruşturma/kovuşturma sürecindeki birtakım uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/2/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu son olarak Ceyhan hâkimi olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından 16/7/2016 tarihli karar ile görevden uzaklaştırılmış ve 24/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatıyla 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, 20/7/2016 tarihinde müdafii huzurunda Başsavcılıkta ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık aynı tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Başvurucunun müdafii, başvurucunun sabit ikamet sahibi olduğunu belirterek adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun anılan suçtan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Açıklanan nedenlerle ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Dairesinin 16/7/2016 tarihli ve 2016/4 sayılı karan ile Dairesinin 16/7/2016 tarihli ve 2016/9052 sayılı karan ile elde edilen deli1ler, somut şüphe oluşturan olguların olması, müsnet suçun niteliği, öngörülen cezanın miktarı, atılı suçun 100/3-a-11 'de sayılan ve kaçma şüphesi var olduğu kabul edilen katalog suçlardan oluşu, öngörülen ceza miktarı ile tutuklama tedbiri karşılaştırıldığında bu aşamada anayasanın maddesinde ifade olunan ölçülülük ilkesine uygun olacağı düşünülmesi, eylemin silahlı bir terör örgütünün faaliyeti kapsamında işlenmiş olması, amaç ve yöntem olarak temel hak ve özgürlüklerin sonlandırmak gayesini gütmesi, bu hali ile vehamet arz etmesi, hali hazırda anayasal düzeni değiştirmeye yönelik eylemlerin sonlanmamış ve devam ediyor olması ile adli kontrol uygulanmasının bu aşamada yetersiz oluşu ile 2802 sayılı yasanın maddesindeki suç üstü koşullarının da gerçekleştiği gözetilerek, 103/a maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni var sayılan katalog suçlardan olması, öngörülen ceza miktarının yüksekliği nedeniyle kaçma şüphelerinin bulunması, adli kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağının anlaşılması dikkate alınarak şüpheliler T., S.B., A.A., Z.A., A.U., Lütfi Demir, F.Ü., R.A., Ö.U.nun üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 94/1 maddesi yollaması ile CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA ... [karar verildi]." Başsavcılık yetkisizlik kararı vererek dosyayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 5/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. 15 Temmuz darbe teşebbüsüne ilişkin açıklamalarla birlikte FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede; FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin açıklamalar yer almıştır. Ayrıca başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. FETÖ/PDY tarafından örgütsel ve kriptolu haberleşme maksadıyla tasarlanan ByLock uygulamasını başvurucunun kullandığı ileri sürülmüştür.iii. Başvurucu hakkında üniversite eğitimi döneminde örgüte ait evlerde kalmak suretiyle örgütsel faaliyetlere katıldığı, hâkimlik/Cumhuriyet savcılığı meslek sınavlarına hazırlık için örgüt tarafından oluşturulmuş -örgüte ait- evlerde kaldığı ve yine meslek stajını yapan adayların kalması için örgüt tarafından oluşturulmuş -örgüte ait- evlerde kaldığı ve böylece FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde tanık beyanlarının yer aldığı belirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak haklarında yapılan soruşturmalarda şüpheli sıfatıyla alınan tanık beyanlarının ilgili kısmı şöyledir:- A.Y. ifadesinde "... Hatta fakültede bir üst dönemimiz olan Lütfi Demir isimli cemaat evinde kalan kişi beni seçimden önce aradı. Ben ağzını yoklayıp halen cemaat ile irtibatı olup olmadığın tespit ederek bunu da bildirdim. Hatta N. ve isimli iki kişinin askeri hakim olduklarını, K., Lütfi Demir, G.A., E.K., S., S.T., E.G. ve K.nın cemaat evlerinde kaldığını hatırlıyorum. Ancak K. daha sonra bu kişiler ili ilişkisin kesmişti. seçim döneminde de YBP'yi desteledi. Dediğim gibi orada detaylı isim vermiştim. Bunları tanımamızın sebebi hem fakülteden sınıf arkadaş olmamız hem de o dönem kendilerinde herhangi bir tehlike görmedikleri için rahatça kendilerin belli etmeleri ve saklamamalarıdır" şeklinde beyanda bulunmuştur.- K.A. ifadesinde "Bir gün A. isimli şahıs beni aradı. Bana hakim savcılık sınavlarına çalışmak için Ankara'da bir ev ayarladıklarını eşyalarımı alıp oraya gitmemi söyledi. Ben de kabul ettim ve eşyalarımı alarak 2010 yılı Eylül ya da Ekim ayında Ankara'ya gittim, A. isimli şahsın yönlendirmesi ile Ankara'da Akköprü metro girişine yakın bir yerde Ö. isimli bir şahıs ile buluştum. Bu şahıs beni plakasını ve modelini hatırlamadığım bir araç ile Keçiören ilçesi Hacıkadın mahallesinde açık adresini hatırlamadığım bir eve götürdü. Bu evi Keçiören'e gitmiş olsam bulurum, ancak apartman ismini ve numarasını hatırlamıyorum. Gittiğimiz bu evde benimle birlikte 7 kişi vardı. Bu kişiler, H.A., A.Y., Lütfi isimli şahıs, G.A., N. isimli şahıs, K. isimli şahıslardı. Lütfi isimli şahsın soy ismini şu anda hatırlamıyorum memleketinin Erzurum ili Oltu ilçesi olduğunu biliyorum. Antalya Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu biliyorum. Dönem hakim adayı olduğunu biliyorum, nereye atandığın ve nerelerde görev yaptığını bilmiyorum, çalışma evinden sonra görüşmedik. Görsem teşhis ederim. 2011 yılı Nisan ayındaki sınavı kazandıktan sonra da staja başladığımız tarihe kadar yine aynı evde yukarıda A.Y., G.A. ve Lütfi isimli şahıs ile birlikte kaldık. Mülakat döneminde de bu şahıslar ile aynı evde kalmıştık, bu evde kaldığımız süre içerisinde Ö. isimli şahıs bizimle ilgilenmeye devam etmişti. Mülakat öncesi kaldığımız bu eve daha önceden hiç görmediğim isimlerini ve açık kimliklerini bilmediğim üç şahıs geldi, bu şahıslar o dönem 35-40 yaşlarında idiler, bize hakim olduklarını söylediler. İsimlerini ve nerede görev yaptıklarını söylemediler. Bu şahıslar gelmeden önce Ö. isimli şahıs bize eve birilerinin geleceğini onlar gelmeden önce kıyafetlerimizi hazırlamamızı söylemişti. Bu şahıslar gelince biz odalarda kıyafetlerimizi giydik, bu şahıslar evin salonunda bir masanın arkasına üçü oturdu, sırayla bize mülakat sınavı yapar gibi prova yaptılar. Bana daha rahat olmam gerektiğini heyecan yapmamamı bildiğim soruları açıklamamı bilmediklerime hatırlamıyorum şeklinde cevap vermem gerektiğini söylediler. Bu prova öncesi biz Ö. isimli şahıs koyu renkli siyah ya da lacivert takım elbise beyaz gömlek giymemiz gerektiğini söylemişti. Prova yana şahıslar kıyafetimin uygun olduğunu söylemiştiler. Ayrıca prova yapan bu şahıslar bana mülakat öncesi referans bulmam gerektiğini referansın etkili olduğunu söylediler. Ben de tavsiyeye uyarak çevremden ve tanıdığım şahıslar aracılığı ile müsteşar yardımcısına ulaştık. Bu şekilde referansı buldum. Bu mülakat sınavını evde bulunan A.Y., Lütfi isimli şahıs, G.A. ile birlikte kazandık" şeklinde beyanda bulunmuş ve avukat huzurunda başvurucuyu teşhis etmiştir. - Gizli tanık G. ifadesinde ... sicil numaralı Lütfi Demir'i işaret ederek "Bu kişinin cemaatten olduğunu biliyorum. A.O.E.ye ait staj evinde kalıyordu. Bunun bağıda zayıftır. Örneğin cemaatin talimatına aykırı olarak Cumaya giderdi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"... Toplumun dini duygularını kullanarak ‘Himmet’ adı altında topladığı finans kaynaklarını istişare kurulu, ülke, bölge, il, ilçe, semt, ev imamları gibi hiyerarşik bir yapı içeren insan gücünü, örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanıp devletin kurumlarına sızmak ve bunun için yabancı ülkelerden bir takım kişi ve kuruluşların desteğini alarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm anayasal kurumlanın (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi/ekonomik güç haline gelmek ve siyasi/sosyal konularda kendi düşünce ekseni etrafında bir kamuoyu oluşturmak, tüm toplumu hedef alıp kendi anlayışınca terbiye etmek, karar alıcıları ve politikacıları etkilemek, ulusal ve uluslararası politikalara yön vermek amacıyla hareket eden FETÖ/PDY Silahla Terör Örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olan şüphelinin;1) Örgütün gizli haberleşme programı olan Bylock haberleşme programını kullanması, 2) Üniversite eğitimi döneminde örgüte ait evlerde kalarak örgütsel faaliyetlere katılması,3) Örgüt tarafından Hakimlik/Cumhuriyet Savcılığı meslek sınavlarına hazırlık için oluşturulmuş örgüte ait evlerde kalması,4) Örgüt tarafından Hakimlik/Cumhuriyet Savcılığı meslek stajını yapan adayların kalması için oluşturulmuş örgüte ait evlerde kalması,5) Örgüt üyesi olduğunu gösterir olay ve davranışlarına dair tanık beyanları ile tüm soruşturma kapsamında elde edilen deliller gözetildiğinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün üyesi olduğu anlaşıl[mıştır.]" Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 13/7/2017tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/69 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 8/9/2017 tarihinde dosya üzerinde yaptığı inceleme neticesinde yetkisizlik kararı vererek dosyanın Adana Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucunun tutukluluk durumunu inceleyen Adana Ağır Ceza Mahkemesi 18/1/2018 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu; bu karara itiraz ettiğini ancak sonucunun kendisine tebliğ edilmediğini, anılan karardan sonra da tutukluluk hâlinin devamına dair herhangi bir kararın tebliğ edilmediğini beyan etmiş ve 13/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Adana Ağır Ceza Mahkemesince 26/1/2018 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 7/3/2018 tarihli kararıyla Mahkemenin 8/9/2017 tarihli yetkisizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Yargılamaya Mahkemenin E.2018/128 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun 29/3/2018 tarihli tensip incelemesinde tutukluluğunun da devamına karar verilmiştir. Mahkemece 27/4/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Aynı duruşmada iddia makamının talebine de uygun olarak başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu yapılan duruşma sonunda aynı tarihte tahliye de edilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Sanık Lütfi Demir'in Ceyhan Hakimi olarak görev yaptığı sırada FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibat ve iltisakı sebebi ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarih ve 2016/345 sayılı kararı ile görevden uzaklaştırıldığı, Hakimler Savcılar Kurulu'nun 24/8/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verildiği, sanığın yeniden inceleme talebinin Hakimler Savcılar Kurulu'nun 29/11/2016 tarih ve 2016/434 sayılı kararı ile reddedilip ihraç kararının kesinleştiğinin anlaşıldığı, yukarıda yapılan açıklamalar ve belirtilen deliller ile birlikte sanığın durumu ele alındığında; sanığın örgüt yapısının içerisinde yer aldığı, öte yandan 2014 yılının son ayına kadar bylock programını kullanmış olmasının da sanığın FETÖ/PDY örgütünün içerisinde yer almaya devam ettiğini açıkça gösterdiği, tüm bu tespitler ve deliller nazara alındığında sanığın meslek dönemi dahil FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olup örgütle organik bağ kurduğu, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, bylock programını da yukarıda bylock bölümünde belirtildiği üzere örgütsel faaliyet kapsamında yükleyip kullandığı, sanığın bu şekilde örgütle organik olarak bağ kurarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemlerde bulunduğunun eldeki somut deliller ve tanıklar beyanları ile sabit olduğu, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun sübuta erdiği, bu açıklamalar muvacehesinde; örgütün gizli haberleşme programı olan bylocku 2014 yılının son ayına kadar kullanan, örgütün Hakim/Savcı çalışma ve staj evinde kalan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmak sureti ile süreklilik, çeşitlik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunmak suretiyle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılmış ve bu suçtan dolayı cezalandırılması yoluna gidilmiştir." Başvurucunun hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne karşı yaptığı istinaf başvurusu Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 11/3/2019 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Anılan hükme karşı temyiz yoluna başvurulmuş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Yargıtayda derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-