DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2789 E. , 2024/1467 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2789 Karar No : 2024/1467 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Turizm Taşımacılık ve Servis Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. ... 2- ...Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 3-...Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 4- ... Bakanlığı VEKİLİ: I. Huk. Müş. Yrd. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/06/2022 tarih v…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2789 E. , 2024/1467 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2789 Karar No : 2024/1467 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Turizm Taşımacılık ve Servis Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. ... 2- ...Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 3-...Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 4- ... Bakanlığı VEKİLİ: I. Huk. Müş. Yrd. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2019/3008, K:2022/4169 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 25/10/2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin fabrika çıkışında üzerinde renkli cam bulunan araçlar bakımından 4. maddesinin 1. fıkrasının (n) ve (o) bentlerinin ve Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Ancak fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam olan araçlar için bu tarih 3/9/2019 olarak uygulanır." cümlesinin; 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "... 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;" ibaresi ile aynı maddenin (b) bendinde yer alan "... veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunmamak ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmemiş olmak," ibaresinin; 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;" ibaresi ile aynı bendin 1 ve 2. paragraflarında yer alan "... veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak" ibarelerinin ve aynı maddenin (c) bendinde yer alan "... her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak," ibaresinin; 9. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile " ibaresinin, aynı bendin 1 ve 2. paragraflarında yer alan "... veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak " ibaresinin ve 9. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2019/3008, K:2022/4169 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 10 ve 90/50; Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3; 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 34; 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 2 ve 5/3; Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 4/3; Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 1, 2, 3/b,f,h,j,k,l,o maddelerine yer verildikten sonra, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 4. madddesinin 1. fıkrasının (n) ve (o) bendi ile Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Ancak fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam olan araçlar için bu tarih 3/9/2019 olarak uygulanır." cümlesi yönünden; Dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesinde; taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aranacak şartların sıralandığı, maddenin 1. fıkrasının (n) bendinde, okul servis araçlarının camlarının üzerine renkli film tabakalarının yapıştırılmasının yasak olduğunun belirtildiği, Trafik güvenliği açısından araç camlarının sürücüye iyi bir görüş olanağı sağlaması ve sürücünün görüş alanını kısıtlamaması gerektiği, bazı araçların camlarına sonradan renkli film takılması veya standartlara uygun olmayan koyu renkli camların kullanılması durumunda, özellikle gece görüşünün daha da azaldığı zamanlarda, sürücülerin akan trafiği rahat takip edememelerine neden olabileceği, öte yandan renkli film tabakaları takılmış olan camların herhangi bir kaza halinde tuz-buz tabir edilecek şekilde dağılmaması nedeniyle, camları renkli filmle kaplanmış aracın kaza yapması durumunda, araç içinden acil çıkışın olanaksız hale gelmesi yanında, camların dışarıdan kırılmasının da oldukça zor olduğu, Bütün bu açıklamalar karşısında, bir kaza halinde araç içindekiler (çocuklar/öğrenciler) için tehlikeli olabilecek şekilde okul servis araçlarının camlarına renkli film tabakalarının yapıştırılmasını yasaklayan davaya konu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı, Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde, okul servis araçlarında iç mekânı gösteren beyaz cam dışında cam kullanılamayacağı, Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında ise, fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam bulunan araçların 03/09/2019 tarihine kadar bu duruma uygun hale getirilmesi gerektiğinin hükme bağlandığı, Dava konusu düzenlemelerin, fabrika çıkışlı renkli cam kullanımının hukuka aykırı olduğu veyahut cam filminin tümüyle yasaklandığı şeklinde yorumlanamayacağı, bu düzenlemeler ile fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam bulunan ve okul servis aracı olarak kullanılacak araçlar yönünden istisnai bir kural getirildiğinin görüldüğü, Asıl kullanım gayesi okul ve öğrenci servisi olan araçların, bu amaca yönelik teçhiz edilmesi, çocuk ve öğrencilerin güvenli bir şekilde seyahat etmeleri bakımından belli standartlara uygun olması gerektiğinin tartışmasız olduğu, bu bağlamda, okul servis araçlarında iç mekanı gösterme olanağı veren beyaz cam kullanılmasına ve fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam bulunan araçların 03/09/2019 tarihine kadar bu duruma uygun hale getirilmesine yönelik dava konusu Yönetmelik hükümlerinin çocukların ve öğrencilerin güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşımlarının sağlanmasına yönelik olduğu, yaşanabilecek muhtemel olay ve kazaların önüne geçilmesini amaçladığı, Bu haliyle öğrenci ve çocukların daha güvenli şartlarda taşınması için getirilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "...26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;" ibaresi ile aynı maddenin (b) bendinde yer alan "...veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunmamak ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmemiş olmak," ibaresi yönünden; Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu kısmı incelendiğinde; taşımacı olmaya engel durumun, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçları ile Türk Ceza Kanunu'nun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227. maddelerindeki suçlar yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen sürelerin geçmesi, af ve bu suçlara konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları olduğu, Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan, taşımacı olmaya engel teşkil eden diğer dava konusu durumun ise, Türk Ceza Kanunu'nun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227. maddelerindeki suçlar hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş kovuşturma bulunmama şartına ilişkin olduğu, düzenlemede belirtilen suçlar (sırasıyla) kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, müstehcenlik ve fuhuş suçları olduğu, Yönetmelik'in sözü edilen maddelerinde Türk Ceza Kanunu'na göre hangi kişilerin okul servis taşımacılığı yapamayacağına yönelik düzenleme yapıldığının görüldüğü, dava konusu düzenlemenin herhangi bir ceza uygulaması öngörmediği, yalnızca taşımacılarda bulunması gereken şartlardan birini, başka bir deyişle bu faaliyeti yürütecek kişilerde bulunması gereken niteliklerden birini hükme bağladığı, Öte yandan, dava konusu düzenlemelerin genel kapsayıcı olmayıp sadece okul servis araçlarını kapsadığı konusunda herhangi bir duraksama da bulunmadığı, Çocukların fiziksel ve psikolojik olarak gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları nedeniyle yetişkinlere göre daha özel bir koruma altında olmaları gerektiği, bu kapsamda çocukların/öğrencilerin taşınması ile ilgili her türlü faaliyetin hassasiyet ve duyarlılık içinde yürütülerek taşıma güvenliğinin sağlanmasının önem taşıdığının kuşkusuz olduğu, Bununla birlikte, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin, çocuk haklarına ilişkin olarak belirlediği temel ilkelerden biri olan "Çocuğun Üstün Yararı İlkesi"nin, çocukların yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunmasını ve karşılaşılan tüm sorunlarda çocuk yararına çözümlerin tercih edilmesini emreden bir ilke olduğu, Dava konusu düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın çocukların korunmasına yönelik önerdiği tedbirler ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri çerçevesinde, diğer bireylere nazaran daha çok korunmaya muhtaç olan çocuklar/öğrenciler için pozitif ayrımcılık yapılarak ve çocuğun üstün yararı gözetilerek çocukların taşıma faaliyetlerinin sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi amacıyla okul servis araçlarına yönelik özel düzenleme getirildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, okul servis aracında taşınan öğrencilerin yaş grubu dikkate alındığında güvenli ve düzenli taşıma faaliyeti yapılabilmesi için okul servis aracı taşımacısı yönünden öngörülen özel ve istisnai düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Yönetmelik'in 9. maddesinin 1 ve 2. fıkrasının (b) bentlerinde yer alan "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;" ibaresi ile bu bentlerin 1 ve 2. paragraflarında yer alan "... veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak" ibareleri yönünden; Yönetmelik'in 9. maddesinin dava konusu kısımlarında okul servisi şoförü ve rehber personel olmaya engel durumun, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçları ile Türk Ceza Kanunu'nun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227. maddelerindeki suçlar yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen sürelerin geçmesi, af ve bu suçlara konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları olduğu, Yönetmelik'in 9. maddesinde yer alan ve okul servis aracı rehber personeli olmaya engel teşkil eden diğer dava konusu durumun ise, yukarıda sayılan suçlar hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş kovuşturma bulunmama şartına ilişkin olduğu, Türk Ceza Kanunu'nun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227. maddelerindeki suçlar (sırasıyla) kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, müstehcenlik ve fuhuş suçları olduğu, Yönetmelik'in sözü edilen maddelerinde Türk Ceza Kanunu'na göre hangi kişilerin servis şoförü ve rehber personeli olamayacağına yönelik düzenleme yapıldığının görüldüğü, dava konusu düzenlemenin herhangi bir ceza uygulaması öngörmediği, yalnızca okul servis şoförü ve rehber personeli olacak kişilerde bulunması gereken şartlardan birini, başka bir deyişle bu faaliyeti yürütecek kişilerde bulunması gereken niteliklerden birini hükme bağladığı, Öte yandan, dava konusu düzenlemelerin genel kapsayıcı olmayıp sadece okul servis araçlarını kapsadığı konusunda herhangi bir duraksama da bulunmadığı, Çocukların fiziksel ve psikolojik olarak gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları nedeniyle yetişkinlere göre daha özel bir koruma altında olmaları gerektiği, bu kapsamda çocukların/öğrencilerin taşınması ile ilgili her türlü faaliyetin hassasiyet ve duyarlılık içinde yürütülerek taşıma güvenliğinin sağlanmasının önem taşıdığı, Bununla birlikte, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin, çocuk haklarına ilişkin olarak belirlediği temel ilkelerden biri olan "Çocuğun Üstün Yararı İlkesi"nin, çocukların yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunmasını ve karşılaşılan tüm sorunlarda çocuk yararına çözümlerin tercih edilmesini emreden bir ilke olduğu, Dava konusu düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın çocukların korunmasına yönelik önerdiği tedbirler ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri çerçevesinde, diğer bireylere nazaran daha çok korunmaya muhtaç olan çocuklar/öğrenciler için pozitif ayrımcılık yapılmak ve çocuğun üstün yararı gözetilmek suretiyle öğrenci taşıma faaliyetlerinin sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi amacıyla okul servis şoförü ile rehber personelin çocuklara/öğrencilere rol model olabilecek kişiler arasından seçilmesi gerektiği ve hizmetin gereklerine uygun personel seçiminin son derece önemli olduğu bir alanda hizmet üretecekleri hususu göz önünde bulundurularak okul servis araçları yönünden özel düzenlemeler getirildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, okul servis aracında taşınan öğrencilerin yaş grubu dikkate alındığında güvenli ve düzenli taşıma faaliyeti yapılabilmesi için okul servis aracı şoförü ve rehber personeli yönünden öngörülen özel ve istisnai düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Yönetmelik'in 9.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan "...ve her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak," ve 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Her yıl okul servis rehber personeli olmaya uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak" bendi yönünden; 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlenmesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgelerin aile hekimleri tarafından düzenleneceği hükmüne yer verildiği, Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, aile hekimlerinin rapor ve gerekli görülen durumlarda sevk evrakı düzenleme görev ve yetkisinin bulunduğunun anlaşıldığı, okul servis şoförü ile rehber personelin, yürütmekte olduğu kamu hizmetinin önemi ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda, mesleğini yapmasının uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor alması gerektiğine yönelik olarak tesis edilen dava konusu düzenlemelerde gerek yetki yönünden gerekse sebep ve maksat yönlerinden mevzuata aykırılık görülmediği, Bu itibarla hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 63. maddesi uyarınca fabrika çıkışlı cam filmi bulunan araçların kullanımının hukuka uygun olduğu, dolayısıyla fabrika çıkışlı cam filminin yasaklanmasına ve yürürlüğüne ilişkin dava konusu düzenlemenin iptalinin gerektiği, Yönetmelik'in 5. ve 9. maddesinin dava konusu edilen kısımlarının masumiyet karinesini ve kişilerin lekelenmeme hakkını ihlal ettiği, düzenlemenin ceza yargılamasında masumiyet karinesini destekler nitelikte olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun amacına aykırı olduğu, öğrencilerle servis şoföründen/rehber personelden daha etkin ve önemli bir role sahip öğretmenler yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/5. maddesinde sayılan suçlardan mahkum olmamak şartı aranırken servis şoförü/rehber personel için öngörülen kovuşturma bulunmamak şartının amaca uygun ve orantılı bir düzenleme olarak kabul edilemeyeceği, bu kişiler hakkında beraat kararı verilmesi halinde çalışma özgürlüğünün de engellenmiş olacağı; öte yandan, kovuşturma olup olmadığını araştırma yetkisi bulunmayan işverene böyle bir yükümlülük getirilmesinde de hukuki isabet bulunmadığı, düzenlemenin ulusal ve uluslararası hukuk kuralları ile hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nde düzenlenmemiş bir görevin, dava konusu düzenlemelerle aile hekimlerine verilmesinin hukuka aykırı olduğu, aile hekimlerinin servis şoförü ve rehber personelin psikolojik muayenesini yapma konusunda uzman olmadığı, raporların uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından tam teşekküllü hastanelerce düzenlenmesi gerektiği, düzenlemelerin içeriğinde raporların niteliği net olarak belirtilmediğinden ve hastanelere sevk hakkı tanınmadığından dava konusu hükümlerin eksik düzenleme nedeniyle iptali gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından ise savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 15/06/2022 tarih ve E:2019/3008, K:2022/4169 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Kesin olarak, 11/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.