8. Hukuk Dairesi 2012/10965 E. , 2013/5083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki mülkiyet, tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.05.2012 gün ve 51/109 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını bildirdiği 4390 m² yüzölçümlü taşınmazın vekil edenlerini
**8. Hukuk Dairesi 2012/10965 E. , 2013/5083 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki mülkiyet, tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.05.2012 gün ve 51/109 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını bildirdiği 4390 m² yüzölçümlü taşınmazın vekil edenlerinin murisi olan ...’ın Osmanlı tapusuyla kayıtlı mülkü olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, taşınmazın üzerinden yol geçirildiğini açıklayarak taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini tal Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü sürenin dolduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmasına olanak bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muristen intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 996, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılmış tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, kadastro tespitinin yapıldığı 1966 yılından dava tarihine kadar Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği benimsenerek davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyleki, davacılar vekili kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesine göre, “… Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz..” somut olayda uyuşmazlık konusu taşınmazla ilgili kadastro tutanağı düzenlenmediğinden anılan yasa maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, Mahkemece 12.12.2011 tarihli ara kararının 1 nolu bendi ile mahallinde keşif yapılmasına, keşif giderinin keşif gün ve saatine kadar davacı vekili tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına, keşif aracının davacı vekili tarafından temin edilmesine karar verilmiş, 30.04.2012 tarihli ara kararının 1 nolu bendi ile mahallinde keşif yapılmasına, 12.12.2011 tarihli ara kararının aynen yerine getirilmesine, mahkeme yolluğu açısından tarife değişikliği nedeniyle ortaya çıkan eksik avans ile birlikte keşif ücretinin yatırılması için davacı vekiline keşif tarihinden önceye kadar süre verilmesine, 28.05.2012 tarihli ara kararıyla da “davacı vekilinin arka arkaya mazeret dilekçesi sunmuş olduğu, yaklaşık 2 defa keşif gününde hazır olmayarak keşiflerin ertelenmesine sebep olduğu, son verdiği mazeretinin de keşif günü verilmesine yönelik olduğu” benimsenerek mahkemece keşif ara kararına sarfı nazar edildiğinden davacı vekilinin mazeret talebinin reddine karar verilmiştir. TMK'nun 290 (HUMK'nun 364) maddesine göre “keşfin yeri ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır.” Somut olayda keşif avansının yatırılması için davacı tarafa kesin süre verilmeden, yokluğunda yapılması olanaklı bulunduğu halde davacı vekilinin keşif günü hazır olmaması sebebiyle keşif yapılması yönündeki ara kararından dönülmesine karar verilmiş olması yukarıda açıklanan yasa maddesine aykırı olmuştur. Mahkemece, davacı vekilinin keşif giderlerini yatırması için verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiştir. Verilen, kesin süreyi içeren ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde taraflara yükletilecek, hak ve borçlar açıkça belirtilecek şekilde yöntemine uygun olarak alınması gerekmektedir. Bu durum karşısında mahkemece yapılacak iş HUMK'nun 414 (HMK'nun 324 ) maddesine göre davacı tarafa keşif giderlerini yatırmak üzere sonuçları da hatırlatılarak kesin süre verilmesi olduğu halde keşif ara kararlarında keşif giderlerinin tutarı ve gerekçesi ya da hangi yargılama giderlerine ilişkin olduğu açıkça belirtilmeden keşif gününe kadar süre verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 alınan peşin harcın istek halinde davacılara iadesine, 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.