8. Hukuk Dairesi 2016/21724 E. , 2018/2481 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı eş adına edinilen 210 ada 4 parsel 17 numaralı bağımsız bölüm ve ...'nda bulunan kooperat…
**8. Hukuk Dairesi 2016/21724 E. , 2018/2481 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı eş adına edinilen 210 ada 4 parsel 17 numaralı bağımsız bölüm ve ...'nda bulunan kooperatif üyeliğinin edinilmesine çalışarak ve evlilik öncesi birikimlerinin kullanılarak katkıda bulunduğunu belirterek 10.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27.05.2015 tarihli dilekçe ile talebini açıklayarak her bir taşınmaz için 5.000,00 TL talepleri olduğunu belirtmişlerdir. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile, 210 ada 4 parsel 17 numaralı bağımsız bölüm nedeniyle davacının 82.300,00 TL katkı payı alacağının olduğu, taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin herbiri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK m. 26; 297/2). Davacının dava dilekçesinde iki taşınmaz yönünden talepte bulunduğu, ancak ...'nda bulunan kooperatif üyeliğine yönelik mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla, ...'nda bulunan kooperatif üyeliği hakkında karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ayrıca davacı vekilinin 27.05.2015 tarihli dilekçe ile her bir taşınmaz için 5.000,00 TL talep ettiklerini açıklamışlardır. O halde, kabul edilen 210 ada 4 parsel 17 numaralı bağımsız bölüm nedeni ile 5.000,00 TL alacağa karar verilmesi gerekirken, fazla alacağa hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. 2. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. 01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM m. 170). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme ...cut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK m. 544, TBK m. 646). Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM m. 186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM m. 189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir. Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarları hesaplanır. Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır. Somut olaya gelince; eşler, 17.12.1995 tarihinde evlenmiş, 24.11.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 22.12.2006 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; mahkemece de tarafların tespit edilebilen gelirleri dikkate alınarak erkeğin gelirinin % 40'ını, kadının gelirinin % 70'ini tasarruf edebileceği kabul edilerek katkı payı oranı belirlenmiştir. ...'na yazılan yazı cevabında davacı kadının önceki eşinden olan oğlu ...'ın Özel ... Ana ve İlköğretim Okulundan 04.07.1998 tarihinde 4. sınıfına kaydolduğu ve 4. ve 5. sınıfı okulda devam ettiği, 200 yılında ... özel ... İlköğretim okuluna nakil gittiği belirtildiğine göre, davacının oğlunun 1995 yılında okula başladığı ve evlilik tarihinden taşınmazın alındığı tarihe kadar da özel okulda eğitim ve öğretimine devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacı kadın her ne kadar okul taksitlerini kendisinin ödemediğini iddia etmiş ise de, bu hususta dosya kapsamında delil bulunmamaktadır. O halde, Mahkemece, bozma gereği tarafların gelirleri dikkate alınarak katkı payı oranlaması yapılması doğru ise de kadının çocuğuna ait taşınmazın alınmasından önce okul ücreti ve ödeme olmadığı gerekçesi ile kadının kişisel harcamalarının % 30 olarak kabul edilmesine katılmak mümkün değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacı kadının önceki eşinden olma çocuğu için yaptığı eğitim ve öğretim masraflarının da kadının kişisel harcalamaları olduğu kabul edilerek, Özel ... Ana ve İlköğretim Okuluna yazılan yazıların okulun kapandığından tespit edilemediği anlaşıldığından, benzer okulların o yıllara ait okul ücretlerinin ilgili kurumlardan sorularak tespit edilmeye çalışılması, tespit edilememesi halinde de TMK 4. ve TBK 50. madde uyarınca, kadının kişisel harcama oranında dikkate alınrak katkı payı oranının hakkaniyet ilkesi uyarınca takdiri ile gerçekleşecek sonucuna göre davacının katkı payı alacağı yönünde bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma gereği davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene. iadesine, 20.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi