8. Hukuk Dairesi 2022/467 E. , 2024/1281 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/1 E., 2021/6 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulüne, asli müdahiller yönünden reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahil ... vekili ile davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dil…
**8. Hukuk Dairesi 2022/467 E. , 2024/1281 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/1 E., 2021/6 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulüne, asli müdahiller yönünden reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahil ... vekili ile davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Ağrı ili Patnos ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 110 ada 9 parsel sayılı 31.245,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; Ağrı ili Patnos ilçesi ... Köyü 110 ada 9 nolu parselin kadastro çalışmaları sırasında Maliye Hazinesi ve ve Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildiğini, yapılan bu tespitin hayali bir tespit olduğunu, taşınmazın kendisinin olduğunu, kendisine babasından kaldığını ve kendisinin zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazın dava dilekçesi ekinde sunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek, yapılan yanlış tespitin düzeltilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesi'nin 11.6.2018 tarih ve 2015/20145 Esas, 2018/3881 Karar sayılı ilamıyla; " ... yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, her ne kadar tapu müdürlüğünün dosya arasında bulunan 12.09.2014 tarihli yazı cevabına göre, davacının tutunduğu tapu kaydının kadastro tespiti sırasında herhangi bir taşınmaza revizyon görmediği belirtilmiş ise de çekişmeli taşınmaza komşu olan 110 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının edinme sütununda yer alan ve o taşınmaza ait olduğu belirtilen 10.02.1942 tarihli ve 153 sıra numaralı tapu kaydı ile davacının tutunduğu 11.02.1942 tarihli ve 153 sıra numaralı kaydın aynı kayıt olup olmadığı hususu tereddütsüz şekilde tespit edilmediği gibi, tapu kaydı uygulamasının da yetersiz olduğu açıklanarak, tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafının dosya arasına alındıktan sonra üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, taşınmazın sınırında dere bulunduğundan jeolog bilirkişi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişi ile davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları eşliğinde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında somut olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, davacının tutunduğu tapu kaydında okunan sınırların zeminde tek tek göstermelerinin ve gösterilen sınırların fen bilirkişi tarafından düzenlenecek kroki üzerinde tek tek işaretlenmesinin istenmesi, çekişmeli taşınmaza batıdan komşu aynı ada 10 - 11 - 12 - 8 sayılı kadastro parsellerine uygulanan tapu kayıtlarının toprak tevzi çalışmaları sonucunda oluştuğu dikkate alınarak teknik bilirkişiden, toprak tevzi haritaları ile tesis kadastrosu haritasının çakıştırılması suretiyle belirtmelik tutanaklarında dava konusu yerin ne olarak belirlendiğinin tespit edilmesinin istenmesi, hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye streoskopik yöntemle inceleme yaptırılması, jeolog bilirkişiden çekişmeli taşınmazın dereden kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağında bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte başlanıp tamamlandığı, zilyetliğin hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü ve kullanım durumu hususlarında bilimsel verilere dayalı, önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ırsen intikal, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kısmen kabulü ile çekişmeli 110 ada 9 parsel numaralı taşınmaz üzerinde 08.01.2021 tarihli fen-jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 28.028,92 m2'lik alanın kadastro tespitinin iptaline ve bu kısmın 110 adanın son parsel numarasını alacak şekilde tarla vasfıyla davacı ... adına tesciline; aynı raporda (C) harfi ile gösterilen 1.416,70 m2'lik alanın kadastro tespitinin iptali ile bu kısmın dere yatağı niteliği ile tespit tarici bırakılmasına; bakiye kısmın (08.01.2021 tarihli fen-jeodazi ve fotogrametri bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.799,49 m2'lik alan) tespit gibi tesciline, dosyada asli müdahil olarak bulunan tarafların taleplerinin ise reddine karar verilmiş; hüküm, asli müdahil ... vekili ile davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin, davacı tarafın dayandığı 10.02.1942 tarihli ve 153 sıra numaralı tapu kaydının, dava konusu taşınmaza ait olmadığı, sınırları itibariyle 632 ve 633 numaralı toprak tevzi parsellerini bir bütün olarak kapsadığı, 632 ve 633 numaralı toprak tevzi parsellerinin kadastro sonucunda dava dışı 110 ada 6 ve 14 numaralı kadastro parselleri olarak tespit edildiği, dolayısıyla dava konusu 110 ada 9 parsel sayılı taşınmazı kapsamadığı ve bu nedenle uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerektiği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; İlk Derece Mahkemesince, zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve incelemeye göre, davacının babası ...'in, dava konusu 110 ada 9 parseli ve komşu parselleri uzun yıllar önce kardeşi ... ile birlikte kullandığı, daha sonra aralarında paylaşım yaptıkları ve yapılan paylaşım sonrasında dava konusu 110 ada 9 parselin davacının babası ... tarafından yaklaşık 20 - 25 yıl kullanıldığı, onun vefatından sonra da dava konusu parselin yapılan taksim sonucu davacı ...'e kaldığı ve bu şekilde davacının taşınmazda arpa, buğday, yonca ekip biçmek suretiyle zilyetliğini sürdürdüğü, davacının zilyetlik süresinin eklemeli zilyetlik ile birlikte taşınmazın (A) bölümü için 20 yılı aştığı ve bu bölüm yönünden davacı yararına zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu, taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın ham toprak yapısında olduğu, (C) harfi ile belirtilen kısmın ise derenin etki alanında olduğu gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; bozma ilamı sonrasında yapılan keşif neticesi düzenlenen ziraatçı ve jeolog bilirkişi kurul raporunda, (B) ve (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin işlenmemiş bakir toprak yapısında olduğu, bu bölümlerin tarımsal faaliyetlerde kullanılmadığı, (C) bölümünün ayrıca derenin etki alanında olduğu, çekişmeli taşınmazın (A) bölümünün ise halihazırda tarla vasfında olduğu, uzun süredir kültür tarımı yapılmakla birlikte kaç yıldır ve ne kadar süredir tarla vasfında tarım arazisi olarak kullanıldığının ve zilyet edilme tarihinin, ancak jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi marifeti ile gerekli yıllara ilişkin yapılacak tespitlerle (hava fotoğrafı incelemesi ile) anlaşılabileceği ve delillerin bu usul ile sübuta erebileceği, zira, zirai bilirkişi kurulunca ancak (keşif tarihine göre) 20 yıla yakın kullanımın ön görülebileceği, 20 yıl öncesinin ise ancak hava fotoğrafları ile tespit edilebileceği bildirilmiştir. Dosya kapsamında mevcut 15.03.2021 hakim havale tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın hava fotoğraflarındaki durumu değerlendirilmiş olup bu raporda, çekişmeli taşınmaz üzerinde tespit tarihinden 26 yıl öncesine ilişkin 1983 tarihli ve tespit tarihinden 21 yıl öncesine ilişkin 1988 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde, çekişmeli taşınmaz üzerinde herhangi bir yapılaşma veya sürülü alan olmadığı bildirilmiş olduğuna göre, çekişmeli taşınmazın (A) bölümünde de kadastro tespit gününe kadar zilyetlikle edinim koşullarının davacı (ve dahi asli müdahiller) lehine gerçekleşmediğinin kabulü zorunlu olup, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine ve taşınmazın tamamının tespitte olduğu gibi ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu, taşınmazın (A) bölümü yönünden davacının davasının kabulüne; (C) bölümü yönünden ise, eldeki davanın askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz niteliğinde olduğu, somut olayda re'sen araştırma ilkesinin uygulanmasını gerektirir bir hususun söz konusu olmadığı ve ayrıca taşınmazın bir bölümünün dere yatağı olduğu iddiasıyla açılmış bir dava yahut bu iddiayla eldeki davaya bir katılımın / müdahalenin bulunmadığı gözetilmeksizin, bu bölümün re'sen dere yatağı niteliğiyle tespit dışı bırakılmasına karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Asli müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.