Başvuru, haksız tutulma sebebiyle Hazine aleyhine açılan tazminat davasının, mevzuatın hatalı yorumlanması sonucu süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; haksız tutulma sebebiyle Hazine aleyhine açılan tazminat davasının, mevzuatın hatalı yorumlanması sonucu süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/10/2014 tarihinde Hakkari Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 16/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Sıkıyönetim Komutanlığı Diyarbakır Askerî Savcılığının E.1981/203 sayılı dosyası kapsamında devletin hâkimiyeti altındaki topraklardan bir kısmını devlet idaresinden özel vasıtalarla ayırmaya yönelik gizli cemiyet oluşturmak suçundan 10/9/1980 tarihinde gözaltına alınmış ve 16/9/1980 tarihinde tahliye edilmiştir. Yapılan soruşturma sonucunda Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Savcılığının 24/3/1981 tarihli ve E.1981/203, K.1981/162 sayılı kararı ile başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu, haksız olarak gözaltında kaldığı sürede uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemiyle Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 14/11/2012 tarihinde tazminat davası açmıştır. Mahkeme 27/2/2013 tarihli ve E.2012/490, K.2013/164 sayılı kararı ilesüresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“Yapılan ayrıntılı açıklamalar sonunda; davacının Diyarbakır Sıkı Yönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının yargılamasına konu haksız gözaltı ve tutuklama işlemine karşı açmış olduğu tazminat davasında Diyarbakır Sıkı Yönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının 1981/203 Esas 1981/162 Karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair Kararının itiraza uğramıyarak maddi anlamda 1981 yılı içerisinde kesinleştiğinin kabulü gerekeceği böylelikle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, Yargıtay içtihatları doğrultusunda 10 Yıllık süreden sonra beraat kararının kesinleştiğinin öğrenilmesinin hayatın olağan akışına uymayacağı böylelikle bu tazminat davasının süresinde açılmadığı ve bu nedenle (Mülga) 466 sayılı kanunun Maddesi ile (Mülga) Borçlar Kanununun Maddesi uyarınca süre yönünden reddinin gerekeceği, ... kanaatine ulaşıl[mıştır]” Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 21/5/2014 tarihli ve E.2014/1206, K.2014/12288 sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:“Dava 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 esas-2010/57 sayılı kararında 466 sayılı Kanunun maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının arandığı, adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama bulunmamakla birlikte, hiçbir hakkın sonsuza dek dava konusu yapılamayacağı, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gereken bu talebin de makul bir süre içinde dava konusu edilmesi gerektiği, dava süresi bakımından en lehe kabul ile Borçlar Kanununun maddesindeki sürenin kabulü gerektiği ve her koşulda davanın 10 yıllık süre içinde açılması gerektiği kabul edilmekle, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında 1981 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile tazminat davasının açılmış olduğu 2012 tarihine kadar 31 yıldan fazla süre geçtiği ve davacının bu uzun süre içerisinde hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan haberdar olmadığından söz etmenin yaşamın olağan akışına uymayacağı ve davanın süre yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından,Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin davanın süresinde açılmış olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün istem gibi ONANMASINA ... karar verildi.” Yargıtay ilamı, başvurucuya 22/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı mülga Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun’un maddesi ile maddesinin birinci fıkrası, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un maddesi, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 6/5/2014 tarihli ve E.2014/12-141, K.2014/229 sayılı kararı (Abdulkadir Akan, B. No: 2014/2326, 18/5/2016, §§ 13-17).