11. Ceza Dairesi 2023/3859 E. , 2024/6852 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/4823 Değişik iş SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2021 tarihli ve 2021/36798 Soruşturma, 20
**11. Ceza Dairesi 2023/3859 E. , 2024/6852 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/4823 Değişik iş SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2021 tarihli ve 2021/36798 Soruşturma, 2021/42227 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.06.2022 tarihli ve 2021/4823 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 10.06.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/27491 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59294 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59294 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şüphelinin 18/06/2016-06/11/2020 tarihleri arasında hasta kabul/kayıt görevlisi olarak müvekkiline ait hastanede çalıştığı, bu dönem içerisinde 02/04/2020, 10/04/2020, 05/05/2020, 24/08/2020 tarihlerinde şüpheli tarafından sisteme yansıtılmayan ödemeler olduğu ve bu cihetle şüphelinin hastaneyi 2.159,73 Türk lirası zarara uğrattığının tespit edildiğinden bahisle şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki vekiline iddiaların ispatı amacıyla şirketin şikâyet tarihlerindeki muhasebe ve yapılan işlem kayıtlarını sunması için meşruhatlı davetiye gönderilmesi üzerine müşteki vekilinin 06/11/2020 tarihli tutanak fotokopisini sunduğu, sunulan tutanakla bilirkişiye inceleme yaptırma imkânı olmadığı gibi tek başına delil de olamayacağından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, iddiaların araştırmaya muhtaç bulunduğu, bu kapsamda müşteki şirketin tutanağın fotokopisini sunmasının savcılığın ilgili kayıtları celp etmesine engel teşkil etmeyeceği cihetle, müşteki vekilinin gösterdiği tanıkların beyanları alınarak, müşteki şirketin defter ve belgeleri usulünce celp edilerek şikâyet dilekçesi ekinde sunulan mevcut belgelerle birlikte gerekli görüldüğünde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, müştekinin şikâyet dilekçesinden sonra şüphelinin ifadesiyle yetinilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gözetilerek, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ... Cerrahi Özel Sağlık Hiz. San.ve Tic.Ltd.Şti.'de 18.06.2016-06.11.2020 tarihleri arasında hasta kabul-kayıt görevlisi olarak çalışan şüpheli hakkındaki denetimler neticesinde, şüpheli tarafından sisteme yansıtılmayan ödemeler olduğunun, bir hastanın ise 220 TL ödeme yapmasına rağmen kayıtlarda 68.04 olarak gösterildiğinin, kayıtların incelenmesi sonucu hastanenin toplam 2.159,73 TL zarara uğratıldığının iddia olunması, şüphelinin alınan savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek, İş Mahkemesinde dava açması nedeniyle haksız suçlamalarda bulunulduğunu söylemesi ve hasta otomasyon sistemine ait görüntülerin sunulması karşısında; şikâyet dilekçesinde gösterilen tanıkların beyanlarına başvurulması, dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile rapor alınması, bilirkişi tarafından gerekli görülmesi halinde defter, belge ve kayıtların usulünce celb edilmesi, hastanenin zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise miktarının kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, İş Mahkemesinde görülen dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...şüphelinin suçlamayı kabul etmediği, müşteki şirket vekiline iddialarının ispatı amacıyla şirketin şikayet tarihlerindeki muhasebe ve yapılan işlem kayıtlarını sunması için meşruatlı davetiye gönderildiğinde şirket vekilinin 06.11.2020 tarihli tutanak fotokopisini sunduğu, müşteki şirket vekilinin sunduğu tutanakla bilirkişiye inceleme yaptırma imkanı olmadığı gibi tek başına delil de olmadığı, bu sebeple şüpheli hakkında dava açmayı gerektirir delil bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.06.2022 tarihli ve 2021/4823 Değişik İş kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi.