1. Ceza Dairesi 2025/8505 E. , 2026/881 K. "" MAHKEMESİ:Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2025/199 E. 2025/144 K. SUÇ : Kasten öldürme KARAR: Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2025 tarihli ve 2025/199 Esas, 2025/144 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2023/7754 Esas, 2025/1233 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 s…
1. Ceza Dairesi 2025/8505 E. , 2026/881 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2025/199 E. 2025/144 K. SUÇ : Kasten öldürme KARAR: Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2025 tarihli ve 2025/199 Esas, 2025/144 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2023/7754 Esas, 2025/1233 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307. maddesine, 7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile eklenen, üçüncü fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz yoluna tabi olduğu belirlenmekle; Mahkemece verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2021/306 Esas, 2022/135 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafileri ve katılan ...'nin istinaf başvurularının ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.03.2023 tarihli ve 2023/1086 Esas, 2023/1088 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin kararının sanıklar müdafileri ile katılanlar ... ve ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2023/7754 Esas, 2025/1233 Karar sayılı kararı ile katılanların süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi ile sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 87/4. maddesinin ikinci cümlesini oluşturacağından bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2.Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2025 tarihli ve 2025/199 Esas, 2025/144 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307/4. fıkrası uyarınca önceki kararda direnilmesi ile sanıklar hakkında iştirak halinde kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 37/1, 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın maktulün ölümüne bir katkısı bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin değerlendirilmesinde hata edildiğine sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraatine karar verilmesi gerektiğine ve suç vasfına ilişkindir. III. GEREKÇE Sanık ... ile maktul ... arasında uzun süredir cinsel ilişki boyutunda bir ilişkinin süregeldiği, maktulün olay günü sanık ...'nin ikametine gittiği, bu tarihten sonra maktulün sanığın evinden çıktığının tespit edilemediği, yine suç tarihinde sanık ...'in de sanık ...'nin ikametine gittiği, maktulün cesedinin bulunduğu tarihe kadar sanıklar ... ve ...'in bir çok defa söz konusu ikamete girip çıktıkları, maktul ...'a ait cesedin, 02.05.2018 tarihinde sanık ...'nin ikamet ettiği adreste kömürlük kısmında gömülü vaziyette bulunduğu anlaşılan olayda; tüm dosya kapsamına göre olay günü maktulün sanık ...'nin ikametine gittiği, sanık ...'nin, maktulün ikametinde bulunduğu sırada aralarında uzun süre ilişki bulunan sanık ...'i arayarak ikametine çağırması üzerine sanık ...'in olay yerine geldiği, sanık ...'in sevgilisi sanık ...'nin ikametinde maktulü görmesi üzerine sinirlenerek maktule saldırdığı ve banyoda bulunan havlu ile boğmaya çalıştığı, maktulün direndiği ancak rahatsız olması sebebiyle sanığa tam olarak karşı koyamadığı, bu kez de sanık ...'in ikamette bulunan balta sapı ile maktulün kafasına bir kez vurarak ölümüne sebep olduğu, maktulün ölümünden sonra sanık ...'nin maktule ait eşyaları yaktığı, ikametin hol kısmında bulunan halının kenarında kan izlerini görmesi üzerine halı ve paspası banyoda yıkadığı, sanık ...'in kolluk aşamasında maktulde kan gördüğüne ilişkin beyanı birlikte değerlendirildiğinde maktulün sanık ... ile arasında yaşanan boğuşma ve sanık ...'in sopa ile vurması sonucu ağız kısmından kan geldiğinin kabul edildiği, rahatsızlanarak öldüğü veya kalp krizi geçirdiği düşünülen maktulün ağzından kan gelmesi durumunun söz konusu olmayacağı, her ne kadar otopsi raporunda havlu ile boğma ve kafa kısmına vurma sonucu beklenilen semptomların oluştuğuna ilişkin bir tespit yapılamamışsa da sanıkların maktulün ölümünden sonra ilgili yerlere ihbarda bulunmak yerine maktulü ikametin kömürlüğüne gömdükleri, maktulün beş gün sonunda bulunduğu, ileri derecede çürüme nedeniyle bu tespitlerin yapılamadığı, mevcut verilerle kişinin kesin ölüm sebebi ve mekanizması bilinememekle birlikte Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 17.10.2018 tarihli raporunda kişinin ölümünün zorlamalı ölüm olduğu yönünde görüş bildirildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde sanıklar ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek derecede husumet tespit edilemediği, sanık ...'nin aralarında uzun süredir ilişki bulunan sanık ...'i maktulün ikametinde bulunduğu sırada çağırdığı ve maktulle sanık arasında çıkan tartışma ve kavgada sanık ...'in maktulü havlu ile boğmaya çalıştığı, daha sonrasında sopa ile bir kez vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı anlaşıldığından sanıkların öldürme kastı ile hareket ettiklerinin şüpheli kaldığı ancak eyleme bağlı ortaya çıkan kastlarının yaralamaya yönelik olduğu, sanıklar hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin 2. cümlesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürme suçundan hükümler kurulması suretiyle fazla cezalar tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2023/7754 Esas, 2025/1233 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 16.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY İncelenen davada hukuki uyuşmazlık konusu olan husus sanıklar hakkında eylem vasıflandırmasının ne olacağı yolundadır. ... isimli sanığın maktul ile 1 yıllık sevgili diğer sanık ... ile 4 yıllık sevgili olduğu yolunda dosyada kabul vardır. ... ile maktul ... gün içinde buluşmak için sözleşmişler maktul sabah erken saatlerde sanık evde yokken yerini bildiği anahtarı alarak sanığın evine girmiş ardından hasta bakıcı olan ... işten çıkıp eve gelmiş ve o günden sonra maktul ...'tan bir daha haber alınamamıştır. Maktul ... ...'in evinin kömürlüğünde gömülü olarak kayıt tarihinden beş gün sonra bulunmuştur. Maktulün kaybolduğu gün ...'in ...'nin evine geldiği 20 dakika sonra (16,15 civarı) evden ayrıldığı tartışmasızdır. Her iki sanıkta maktulün öğleden sonra saatlerinde evde öldüğünü anlatmışlardır. Sanık ... maktulün kalp krizi geçirdiğini söylemiş diğer bir beyanında 4 yıllık sevgilisi ... ile telefonda konuşunca ...'in ...'ı duyduğunu, sinirlendiğini, eve geldiğini, evde küçük bir arbede olduğunu; diğer bir beyanında ...'in ...'ın kafasına ucunda balta olmayan balta sapı ile vurduğunu söylemektedir. Sanık ..., ...'nin kendisini maktulün kalp krizi geçirdiği bahisle çağırdığını eve gittiğinde ...'ın kustuğunu gördüğünü hatta bir havlu ile göğsüne bastırıp kalp masajı yaptığını sonra sanık ... ile artık ölmüş olan ...'ı evde bırakıp ayrıldığını söylemektedir. Otopsiye göre aşırı derecede çürümüş olan cesette kesici ve delici bir alet yarası ya da ateşli silah yarası olmadığı belirlenmekle beraber maktulün bir damarında %60 civarında bir darlık var olduğu yolunda bir bilgiye yer verilmiş ayrıca BU ÖLÜMÜN ZORLAMALI ÖLÜM OLARAK nitelenmesi gerektiğini bildirmiştir. Her iki sanığın eskiden bu yana zaman zaman sevgili oldukları maktul kalp krizi geçirdi ise aynı zamanda hasta bakıcı olan sanık ...'nin maktulü hastaneye götürmesi gerektiğini bilecek durumda olduğu, ...'in ... ile cesedi evde bırakıp gitmesinin normal karşılanamayacağı her iki sanığın olay gününden sonra da yoğun telefon trafiğinin bulunması otopsideki zorlamalı ölüm nitelemesi, maktuldeki kalp damar darlığının bir kriz sebebi olamayacağı otopsiye göre maktulün kafa kaide kemiklerinde ve vücudunda kemik kırığı tanımlanmaması ile ...'in sopa ile vurma iddiasının dayanaksız kaldığı ve cesedin kalp krizi olsa 5 gün saklanmasını ve gömülmesini zorunlu kılacak bir durumun ortada bulunmaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; TCK 37. madde uyarınca sanıklar hakkında TCK 81. maddeye göre verilmiş olan mahkumiyet hükmünün onanması yolunda karar verilmesi gerekir iken her iki sanık eyleminin TCK 87/4-2 cümle uyarınca vasıflandırılması yolunda bozma görüşü bildiren Sayın çoğunluğa iştirak etmiyorum.