(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/14580 E. , 2007/16417 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin15.03.2004 gün ve 2004/2526-2024 sayılı bozma kararında özet
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/14580 E. , 2007/16417 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin15.03.2004 gün ve 2004/2526-2024 sayılı bozma kararında özetle: "Ne var ki; ... ve arkadaşlarının tutunduğu, keşifte çekişmeli 29 parselin 28750 m2 yüzölçümündeki (B) ile işaretli bölümüne uyduğu bildirilen Nisan 1940 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydında yüzölçümünün 13789 m2 mevkiinin ise ... olduğu, Doğu:Kavakyerli ... ..., Batı: Yol, Kuzey: ..., ...: ... okuduğu, ... ve arkadaşlarının dayandığı, keşifte çekişmeli 29 parselin (A) ile işaretli 58500 m2 yüzölçümündeki bölümüne uyduğu bildirilen Ekim .1934 tarih 37 sayılı tapu kaydında ise yüzölçümünün 79777 m2 mevkiinin (... Mah.) ... olduğu, sınırında “... ... ... ve ... oğlu... ve ... ... tarlası” okuduğu, tapu kayıtlarının mevkileri bir birinden farklı olduğu gibi, iki kayıttaki mevkilerin de, çekişmeli 102 ada 29 sayılı parselin tespit tutanağında yazılan mevkiinden de (Kızılorman mevkii) farklı olduğu, hükmüne uyulan bozma kararında davacı gerçek kişilerin dayandığı tapu kayıtlarının kapsamının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması gereğine değinildiği, keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin tapu kayıtlarının ve tespit tutanağının mevkilerinin farklı olmasının nedenlerini inandırıcı biçimde açıklamadıkları, soyut olarak tapu kayıtlarının zeminde hem sınır olan (A) ve (B) bölümüne uyduğunu bildirdikleri, Oysa, tapu kayıtlarında okunan sınırlar karşılaştırıldığında bir birlerini okumadıkları, tapudaki yüzölçümleri ile zemindeki yüzölçümlerinin bir birini tutmadığı, dayanılan tapu kayıtlarından bir tanesi ya da ikisinin birden, çekişmeli parselin (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerini kapsadığının söylenemeyeceği, bu nedenlerle, mahkemece çekişmeli taşınmaz başında yeniden yapılacak keşifte; yöreyi iyi bilen üç yaşlı yerel bilirkişi ile bir harita mühendisi ya da ... bilirkişi aracılığı ile davacı gerçek kişilerin dayandığı Nisan 1940 tarih 3 ve Ekim 1934 tarih 37 sıra numaralı tapu kayıtlarının il oluşumundaki sınırları itibariyle yöntemince zemine uygulanarak, 3402 Sayılı Yasanın 20/C, 21 ve 32/3 maddeleri uyarınca yüzölçümüyle geçerli kapsamının belirlenmesi, mevkii ve sınır olarak irtibat kurulamaması halinde birinin ya da her ikisinin de bu yere ait olamayacağı, dolayısıyla çekişmeli taşınmaza uyan bir tapu kaydından ve sahiplilik belgesinden söz edilemeyeceğinden taşınmazın devlet ormanı olduğunun düşünülmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davaların KABULÜNE, Sargaç Köyü 102 ada 29 sayılı parselin Kadastro tesbitinin iptaline ve ... bilirkişi... ... tarafından düzenlenen 3.10.2006 günlü rapor ve krokide (A) ile gösterilen 58500 m2 yüzölçümündeki bölümünün ayrı bir parsel numarası verilerek 1/5 ... pay ile ... ..., ..., ..., ... ve ... ..., aynı krokide (B) ile gösterilen 28750 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1/2 (5/10) payının Davacı ..., 1/10 ar payının ise ... ..., ... ..., ... ..., ..., ... ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır. Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, bozma kararında davacı gerçek kişilerin tutundukları tapu kayıtlarının yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi gereğine değinildiği halde, 18.09.2006 tarihli keşifte yerel bilirkişiler 1932 doğumlu ... ..., 1934 doğumlu ... ... ve 1938 doğumlu ... ...’ın tapu kaydının mevkisi ve sınırları konusundaki soyut beyanlarıyla yetinilmiş, bir birine sınır olan taşınmaz bölümlerine uyduğu söylenen tapu kayıtlarının bir birini niçin sınır okumadığı üzerinde durulmamış, yerel bilirkişi sözleri komşu parsel kayıtları ile denetlenmemiş, tapu kaydının ... tarla nitelikli kayıt olup, kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı gözden ırak tutulmuş, davacı gerçek kişiler adına tesbit edildiği anlaşılan ve çekişmeli taşınmaz bölümlerine sınır olup bu bölümlerin kuzey batısında yer alan ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... oğlu ... ...adına tesbit edilen 30, ... ...adına tesbit edilen 31, ... ...adına tesbit edilen 32, ... ... adına tesbit edilen 33 ve ... ... adına tesbit edilen 34 sayılı parseller ile çekişmeli taşınmaz bölümlerinin bir bütünden gelip gelmediği, 30 ila 34 sayılı parselin kuzey ve batısında gösterilen sınırları nedeniyle bu tapu kaydının 30 ila 34 sayılı parselleri de kapsayıp kapsamadığı, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin dayanılan tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamı içinde kalıp kalmadığı yöntemince araştırılmamıştır. Taraflar arasında çekişmeli taşınmaz bölümlerinin eylemli palamutluk olduğu eski tarihli belgelerde orman olarak nitelendirildiği yönünde bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık çekişmeli taşınmaz bölümlerinin ... tarla nitelikli tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, devletleştirilen orman alanlarından olup olmadığı, devletleştirilen orman alanı ise iadeye tabi olup olmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 1/H maddeleri gereğince orman sayılmayan yerlerden olup olmadığına ilişkindir. Devlet ormanına sınır olması nedeniyle, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince dayanılan ... tarla nitelikli tapu kaydının kapsamı yüzölçümüne değer verilerek saptanır, yüzölçümü ile geçerli kapsamın belirlenmesinde tapu kaydının tarif edilen sınırlarına göre kapsamı içinde kalan, davacı ve davalı gerçek kişiler adına tesbit edilen parsellerin yüzölçümleri gözetilmelidir. Bu nedenlerle, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski tarihli memleket haritaları ve amenajman planları ile ulaşılabilen diğer resmi belgeler, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin kuzey batısındaki 30 ila 34 sayılı parsellerin kuzey ve batısındaki taşınmazların kadastro tesbit tutanakları ile varsa dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları, kadastro tesbitleri kesinleşmişse bu yolla oluşan tapu kayıtları, itirazlı ise dava dosyaları getirtilmeli, yöreyi bilen yeterince yaşlı yerel bilirkişilerin isimleri yöntemince saptanmalı, önceki bilirkişiler dışında bir harita mühendisi ve bir ... elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları tesis tarihi ve sonraki tedavülleri itibariyle yerel bilirkişiler vasıtasıyla uygulanmalı, tapu kayıtlarının mevkileri ve sınırları konusunda yerel bilirkişilerin beyanları alınmalı, özellikle bir birine sınır iki bölüme uyduğu bildirilen tapu kayıtlarının mevkilerinin farklı olduğu ve birbirlerini sınır okumadıkları, birbirine sınır iki bölüm ile kuzey batısında bulunan dava dışı 30 ila 34 sayılı parsellerin tesbit malikleri kendilerine okunarak, özellikle tapu kayıtlarının dava dışı bu parsellerin kuzeyinde tarif edilmesi gözetilerek çekişmeli taşınmaz bölümleri ile 30 ila 34 sayılı parsellerin bir bütünden gelip gelmediği kendilerinden sırasıyla ayrıntılı olarak sorulmalı, yerel bilirkişi sözleri komşu ve yakın parsel kayıtları ve bu parsellerin dayanak tapu ve vergi kayıtları denetlenmeli, çelişkiler üzerinde bir bir durularak giderilmeye çalışılmalı, giderilememesi halinde nedenleri üzerinde durulmalı, bu şekilde dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaz bölümlerine ait olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmalı, tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaz ölümlerine uyduğu söylenecek olursa, çekişmeli taşınmaz bölümleri devlet ormanına sınır olup, ... tarla nitelikli bulunduğundan kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı gözetilerek, kuzeydeki ve batıdaki sabit şahıs taşınmazlarından uygulanıp, yüzölçümü ile kapsadığı alan belirlenmeli, aynı bütünden geldiği saptanan ve kadastro tesbiti gerçek kişiler adına kesinleşen taşınmazlar miktarı ile geçerli yüzölçümü hesabında dikkate alınarak, yüzölçümü ile kapsadıkları alan saptanmalı, ... bilirkişiye uygulamayı gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli ölçekli ve infaza olanak veren krokili rapor düzenlettirilmeli, tapu kaydının kapsamadığı veya yüzölçümü ile geçerli kapsamında kalmayan bölümler yönünden davanın reddine karar verilmeli, uygulamada dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazı kapsadığını ispat etme görevinini kadastro tesbitine itiraz davasının açan davacılara ait olduğu, belirtilen hususların aydınlatılamaması halinde dava ispat edilmiş sayılmayacağından davanın reddi gerektiği düşünülmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin bozma gereklerini karşılamayan keşif, yerel bilirkişi sözleri ve ... bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yönetimlerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 13.12.2007 günü oybirliği ile karar verildi.