DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/322 E. , 2024/3292 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/322 Karar No : 2024/3292 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kayseri Polis Meslek …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/322 E. , 2024/3292 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/322 Karar No : 2024/3292 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne (POMEM) öğrenci adayı olarak geçici kaydı yapılan davacı tarafından, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g-2) bendi uyarınca ilişiğinin kesilmesine ilişkin Polis Akademisi Başkanlığının 04/06/2018 tarihli işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Davacı hakkında devam eden ceza davasının bulunduğundan bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, davacının yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, sanığa yüklenen eylemin Kanun'da suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle beraatine karar verildiği, kararın Yargıtay ...Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığının görüldüğü, Bu durumda, davacının anılan suçtan mahkum olmadığı ve beraat ettiği, kaldı ki davacı hakkında yürütülen kovuşturmanın, ilgili Yönetmelik'in 8. maddesi anlamında dolandırıcılık suçu kapsamında da sayılamayacağının anlaşıldığı, halihazırda yargılamanın devam ettiğinden bahisle davacının polis meslek eğitim merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2023 tarih ve E:2020/598, K:2023/1714 sayılı kararıyla; Uyuşmazlık konusu olayda; davacının Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne (POMEM) öğrenci adayı olarak geçici kaydının yapıldığı, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde; "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan yargılamasının Yargıtayda devam ettiğinin tespit edilmesi üzerine, Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararıyla ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, Polis Akademisi Başkanlığının 04/06/2018 tarihli Olur işlemi ile de ilişiğinin kesilerek dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davayı açtığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacıya yüklenen eylemin Kanun'da suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle beraatine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığının görüldüğü, Polisin; toplumun asayişini, kişilerin, tasarruf emniyetini ve konut dokunulmazlığını korumak, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve halkın istirahatini sağlamakla görevli ve genel bir emniyet görevlisi olması nedeniyle bu mesleğe girecek ve sürdürecek olanların da hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde güvenilir, onurlu, iyi ahlaklı ve disiplinli kişiler arasından seçilmeleri gerektiği, bu nedenle polislik mesleğinin yukarıda aktarılan özelliği gereği, bu mesleğe alınacaklarda diğer memurlardan farklı olarak bazı özel niteliklerin aranması gerektiğinin açık olduğu, Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin Dairelerinin E:... sayılı esasına kayıtlı dosyasında, Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olan davacının hakkında yürütülen kovuşturma sonrası yargılanıp beraat ettiğinin görüldüğü, davacının okul ile ilişkisinin kesilmesi neticesini doğuran bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu ve uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararları doğuracağı gerekçesiyle 16/05/2017 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği, söz konusu karara itiraz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/11/2017 tarih ve E:2017/990 sayılı kararıyla her ne kadar davacı hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verilmiş ise de, Polis Meslek Eğitim Merkezi sınavına girdiği ve Elmadağ Polis Meslek Eğitim Merkezine kayıt yaptırdığı dönemde, Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt bendinde sayılan suçlardan olan "zimmet" suçundan dolayı ceza kovuşturması geçirdiği ve yargılanmakta olduğu sabit olan ve bu konumu itibarıyla Polis Meslek Eğitim Merkezi'ne kayıt için gerekli şartları taşımayan davacı hakkında, Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt bendinin uygulanması suretiyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına itiraz isteminin kabulüne karar verildiği, söz konusu karar doğrultusunda Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Dairelerinin önceki içtihatlarında davacının durumuyla benzer durumda olanlara, başka bir deyişle yargılama sürecinde beraat edenlere ilişkin olarak dava konusu işlemin sebebinin ortadan kalktığı gerekçesiyle ilişik kesme kararları hukuka aykırı bulunmuş ise de, yukarıda belirtilen karardan da anlaşıldığı üzere Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ilişik kesme kararının işlem tarihi itibarıyla ilgili mevzuata uygun olarak tesis edildiğini belirterek ilişik kesme kararını hukuka uygun bulduğu görüldüğünden, Dairelerince söz konusu Kurul kararı uyarınca dava dosyasının karara bağlandığı, Bu durumda; dava konusu işlem tarihinde davacı hakkında Yönetmelik'in ilgili maddesi kapsamındaki suçlardan dolayı devam eden bir yargılamanın bulunduğu anlaşıldığından, polislik mesleğinin yukarıda belirtilen özelliği de dikkate alınarak dava konusu ilişik kesme kararının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinin 8. maddesinde yer alan nitelikleri taşımadığından bahisle ilişiğinin kesildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, 21. dönem Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak öğrencileri belirlemek üzere yapılan sınavlarda başarılı olması üzerine, Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezine geçici kaydı yapılarak eğitime başlamış, devam eden süreçte hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan yargılamasının Yargıtayda devam ettiğinin tespit edilmesi üzerine, Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla davacının öğrencilikten ilişiğinin kesilmesine karar verilmiş, akabinde Polis Akademisi Başkanlığının 04/06/2018 tarihli Olur işlemi ile de davacının ilişiğinin kesilerek dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde; Devlet memurluğuna alınacaklarda aranılan genel ve özel şartlar belirtilerek, özel şartlar arasında kurumların özel kanun ve diğer mevzuatında aranan şartları taşımak gerektiği hüküm altına alınmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek 24. maddesinin 5. fıkrasında; "Polis meslek eğitim merkezlerindeki eğitim-öğretim süresi içerisinde; giriş şartlarını taşımadıkları sonradan anlaşılanlar, eğitim ve öğretimini başarı ile tamamlayamayanlar, sağlık ve disiplin yönünden polis olamayacağına yetkili kurullarca karar verilenlerin polis meslek eğitim merkezleri ile ilişikleri kesilir..." kuralına, aynı maddenin 7. fıkrasında ise; "Polis meslek eğitim merkezlerinin kuruluş ve çalışma usûl ve esasları; bu merkezlerde eğitime alınacak öğrencilerde aranacak şartlar, yapılacak sınavlar, disiplin ve eğitim-öğretimle ilgili konular, öğrenciliğin sona ermesi, tazminat ve yükümlülük esasları ile giyecekleri kıyafetler ve diğer hususlar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir. 3201 sayılı Kanun'un Ek 24. maddesine dayalı olarak çıkarılan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin "Adaylarda aranılacak nitelikler" başlıklı 8. maddesinde; "(1) POMEM’lere başvuru yapacak adaylarda aşağıdaki şartlar aranır. ... g) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; ... 2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak" hükmü, "İntibak eğitimi" başlıklı 18. maddesinde "(1) POMEM’lere geçici kaydı yapılan adaylar Başkanlığın belirleyeceği takvim doğrultusunda intibak eğitimine tabi tutulurlar. Bu süre içinde POMEM Müdürlükleri tarafından Sağlık Yönetmeliği hükümlerine göre sağlık kurulu raporları aldırılır. Ayrıca, intibak eğitimi başlangıcından itibaren adayların güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmaları yaptırılır. Yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile ilgili sonuçlar POMEM Yönetim Kurulunca değerlendirilerek karara bağlanır....", hükmü, "İntibak eğitimi döneminde POMEM’den çıkma veya çıkarılma" başlıklı 21. maddesinde " ...(3) 8 inci maddede sayılan nitelikleri taşımadıkları anlaşılan adayların ilişikleri, POMEM Müdürünün teklifi ve Başkanın onayıyla kesilir..." hükmü, "Kesin kayıt-kabul" başlıklı 22. maddesinde "(1) Geçici kaydı yapılan adayların 8 inci maddede belirtilen esaslara göre POMEM Müdürlüklerince güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlattırılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile sağlık kurulu raporu sonucu olumlu olan adayların kesin kayıtları yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olan veya Sağlık Yönetmeliğinde belirtilen nitelikleri taşımadıkları anlaşılan, istifa eden ya da vefat eden adayların dosyaları POMEM Müdürlüğü tarafından Başkanın onayı ile işlemden kaldırılmak üzere Başkanlığa gönderilir." hükmü yer almaktadır. 15/07/2015 tarih ve 29417 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin "Okuldan ayrılma ve Çıkarılma" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında; giriş ile ilgili nitelikleri taşımadıkları öğrenim sırasında anlaşılanların ilişiklerinin kesileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında; “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan suçsuzluk karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır. Suçsuzuk karinesine göre bir kişinin suçlu olarak nitelendirilebilmesi ve hakkında cezai müeyyidelerin uygulanabilmesi, adil bir yargılanma sonucunda kesin hükümle mahkûm olmasına bağlıdır. Bakılan uyuşmazlıkta; Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt bendinde sayılan suçlar yönünden, Türk Ceza Kanunu'na göre suç teşkil eden fiil veya davranışlarda bulunduğu iddiasıyla hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılanlar açısından; bu durumun toplumun güvenliği ve asayişi bakımından özel önem arz eden bir meslek olan polislik mesleğini icra edecek olan kişilerin polis öğrenciliğine girişte engel kabul edilmesi, bu kişilerin bir hukuk kuralını ihlal ettikleri gerekçesiyle cezalandırılması amacını gütmemekte ve bir yaptırım/ceza niteliği de taşımamaktadır. Anılan Yönetmelik kuralı, yalnızca polislik mesleğini icra edecek olan kişilerin polis öğrenciliğine girişte taşıması gereken şartlardan birini, başka bir deyişle bu hizmeti yürütecek kişilerde bulunması gereken bir niteliği hükme bağlamaktadır. Nitekim idare, anayasal ilkelere ve kanunlara bağlı kalmak koşuluyla kamu hizmetlerini yerine getirecek kişilerde bulunması gereken şartları belirleme konusunda, takdir yetkisine sahiptir. Bu takdir hakkı kapsamında, polislik mesleğinin niteliği ve toplumun güvenliği açısından taşıdığı rol ve önem dikkate alındığında, bu mesleği icra edecek olanlar açısından doğabilecek güvenlik sorunlarını bertaraf etmek veya önlemek amacıyla bir tedbir olarak, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek 24. maddesi ile yetkilendirilmiş olan idarece, polis öğrenciliğine girişte, "ilgili maddede sayılan suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma altında bulunmama" şartının aranabileceği sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlıkta, Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne (POMEM) öğrenci adayı olarak geçici kaydı yapılan davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan yargılamasının Yargıtayda devam ettiği tespit edilmiş, anılan ceza yargılamasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, davacıya yüklenen eylemin Kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacının beraatine karar verildiği, anılan kararın davacının Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğünde eğitim gördüğü dönemde Yargıtay ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı anlaşılmıştır. Buna göre, Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak adaylarda, idarenin takdir yetkisi kapsamında ihdas edilen ilgili maddede sayılan suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma altında bulunmama" şartının arandığı, dava konusu işlem tarihinde davacı hakkında Yönetmelik'in "ilgili maddesi kapsamındaki suçlardan olan "kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık" suçundan dolayı devam eden bir yargılamanın bulunduğu anlaşıldığından, davacının öğrencilikten ilişiğinin kesilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2024 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında; "Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır." hükmü yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddenin 4. fırkasında da "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." kuralına yer verilmiştir. Anılan düzenlemeler ile kurala bağlanan ilke "masumiyet karinesi" olup, bu ilke Türk hukuk sistemi açısından Anayasa'yla ve uluslararası sözleşme ile güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesi; kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup, suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklamaktadır. Bu yasağın kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı olmayıp, aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (AYM, B. No: 2015/6075, 11/06/2018). “Lekelenmeme hakkı” ise, masumiyet karinesi ile sıkı ilişki içerisinde olan ve masumiyet karinesinin sonucu olarak ortaya çıkmış bir hak olup, suçluluğu konusunda hüküm bulunmayan yani suçluluğu hükmen sabit olmayan kişi masumiyet karinesinin koruması altında bulunduğundan, henüz hüküm verilmemiş suçlamalar hakkında kamu otoritesinin suçlayıcı ifadelerden uzak durmasını gerektirmektedir. Kişinin toplum nezdinde saygınlığının, onurunun zarar görmemesi amacına hizmet etmekte olan lekelenmeme hakkının sağladığı koruma karşısında, kişiler bir suç ithamı ile karşılaştıklarında bile, kendilerini rahat ve güvende hissetmelidirler. Bu koruma genel hatlarıyla iki yönlü olmaktadır: İlk olarak; yargılama makamlarının önyargılı hareket etmemesini sağlayan içsel koruma, ikinci olarak da; kişinin, toplum nezdinde suçlu konumunda bulunmasını engelleyen dışsal koruma sağlanmalıdır. Başka bir ifadeyle; kişi hakkında ileri sürülen iddiaların, yargılama makamlarının düşünceleri üzerindeki olumsuz etkilerinin masumiyet karinesine uygun hareket edilerek engellenmesi yanında, kişinin, toplum nezdinde kirlenme, lekelenme durumu oluştuğunda insan onuru ve saygınlığı zarar göreceğinden, masumiyet karinesine uygun hareket edilerek dışsal koruma da sağlanmalıdır. Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinin 8. maddesinde, POMEM öğrencisi olmak isteyen adayın, düzenlemede sayılan suçlardan dolayı devam eden bir ceza soruşturması veya kovuşturması bulunması polis öğrenciliğine engel kabul edilmiş, 21 ve 22. maddelerinde de şayet bu durumun öğrenciliğe alındıktan sonra tespiti söz konusu olursa eğitim kurumundan ilişiğinin kesileceği ve bir daha eğitim kurumuna alınmayacağı öngörülmüştür. Buna göre idare, kişi hakkındaki soruşturmanın ya da kovuşturmanın nasıl sonuçlandığı ile ilgilenmemektedir. Başka bir ifade ile Yönetmelik, kişinin masum olup olmadığı ile ilgilenmeyip, okula kayıt tarihinde bizatihi "soruşturma veya kovuşturmanın varlığını" yeterli görmektedir. Bilindiği üzere, ceza hukukunda usul kurallarını düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, ceza yargılamasını "soruşturma ve kovuşturma" olmak üzere iki kısıma ayırmış olup, Kanun'un 2. maddesinde soruşturma; "Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre", kovuşturma; "İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre" olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda anılan Yönetmelik'te yer alan düzenlemelerin "şüpheli" ya da "sanık" sıfatı bulunan ilgililer yönünden masumiyet karinesini ve ölçülülük ilkesini ihlal edip etmediğinin irdelenmesi zorunludur. Toplumun huzur ve güvenliğini sağlamak, korumak ve devam ettirmek konusunda yetki, görev ve sorumluluklar tanınan polis memurlarının, yürüttükleri hizmetin niteliği ve sahip oldukları yetki ve sorumluluklar gereği güvenilir ve disiplinli kişiler olması beklenir. Polisin; toplumun asayişini, kişilerin emniyetini ve konut dokunulmazlığını korumak, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve halkın istirahatini sağlamakla görevli ve genel bir emniyet görevlisi olması nedeniyle bu mesleğe girecek ve sürdürecek olanların da hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde güvenilir, onurlu, iyi ahlaklı ve disiplinli kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir. Bu itibarla, bu mesleğe alınacaklarda bazı özel niteliklerin aranması amacıyla Kanun'un verdiği yetki uyarınca düzenlemeler yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte, idarenin sahip olduğu bu yetkinin, bireyin sahip olduğu temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunulmaksızın kullanılması ise anayasal bir zorunluluktur. Bu bağlamda, idare tarafından, polislik mesleğine alınacak kişilerin seçiminde bazı kriterler belirlenmesinde ve bu kapsamda hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması bulunan kişilerin mesleğe alınmasının tercih edilmemesinde üst hukuk normlarına ve genel hukuk ilkelerine aykırılık bulunmamakta ise de; ceza soruşturması ya da kovuşturması sonucunda masumiyeti ortaya çıkmış olan bireylere ilişkin ayrıksı bir kural düzenlenmemek suretiyle bu kişilerin masumiyetine hâlel getirecek nitelikte sonuçlar doğmasına sebebiyet veren bir tedbir kararının, masumiyet karinesine uygun olduğundan söz etmek mümkün değildir. Kişinin hakkında yürütülen ceza soruşturması sırasında veya sonucunda soruşturma ya da kovuşturma açılmasına yer olmadığına ya da beraatine karar verilmiş ve masum olduğu ortaya çıkmış olmasına rağmen, idare nazarında tam manasıyla masum olduğu kabul edilmemekte, bunun yanında, mesleğinin kaybına sebep olan işlem ile toplum nazarında da kişinin masumiyetine gölge düşürülmek suretiyle, masumiyet karinesinin dışsal koruma özelliği bertaraf edilmektedir. Öte yandan, ilgililer hakkındaki ceza soruşturması ya da kovuşturmasının sonucu ile ilgilenilmeyerek, sırf şüpheli ya da sanık sıfatının bulunması nedeniyle okulla ilişiğin kesilmesinin öngörülmüş olduğu dikkate alındığında, Yönetmelik'te tedbir amaçlı getirilen düzenlemenin, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına hizmet etmediği, idarenin kamu güvenliği ve kamu yararı amacıyla aldığı tedbirler ile beklenen menfaat arasında bir denge bulunmasını ifade eden “ölçülülük ilkesiyle“ de bağdaşmadığı görülmektedir. İlgilinin henüz kesinleşmiş bir mahkumiyetinin bulunmadığı bir dönemde alınacak tedbirlerin mahkumiyetin kesinleşmesinden sonra alınacak tedbirler kadar ağır olmaması gerekir. Bu bağlamda hakkında mahkumiyet hükmü bulunmayan, sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma açılan kişilerin hem okulla ilişiklerinin kesilmesinin hem de eğitim kurumuna bir daha alınmamasının oldukça ağır bir tedbir olduğu açıktır. Dolayısıyla, hiçbir suç işlemediği halde, mesleğinin kaybı sonucunu doğuran bu müdahalenin "ölçülü" olduğundan söz etmek mümkün değildir. Nitekim davacının eğitim merkezinden ilişiğinin kesildiği 04/06/2018 tarihinden önce ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K... sayılı kararıyla davacıya yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle beraatine karar verilmiş olduğu dikkate alındığında, alınan tedbirin masumiyet karinesine aykırı olduğu gibi ölçüsüz bir tedbir olduğu kuşkusuzdur. Kaldı ki sonrasında anılan beraat kararı Yargıtay tarafından da onanmıştır. Sonuç olarak, ilgili hakkında, cezayı gerektiren suçu işlediğinin kabulü ile salt soruşturma veya kovuşturmanın varlığına dayalı olarak işlem tesisine imkan tanıyan ve buradan hareketle ek idari tedbir/ceza niteliğinde sonuçlar doğuran Yönetmelik düzenlemesine dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemin Anayasa ve uluslararası mevzuatta tanınan temel ilkelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.