Başvuru, hizmet süresine ilişkin olarak açılan davada hukuka aykırı, çelişkili karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hizmet süresine ilişkin olarak açılan davada hukuka aykırı, çelişkili karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/3/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, komiser olarak görev yapmaktadır. Başvurucunun zorunlu askerlik hizmetinde geçen sürenin rütbe terfi işlemlerinde dikkate alınması istemiyle yaptığı idari başvuru 1/2/2005 tarihli işlemle reddedilmiştir. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali istemiyle 2005 yılında dava açmıştır. İstanbul İdare Mahkemesi (Mahkeme) 31/1/2007 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiş ise de Danıştay Onikinci Dairesi 21/4/2008 tarihli kararıyla iptal hükmünü bozmuştur. Mahkeme 28/1/2010 tarihli ilamıyla bozma kararına uyarak davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermiş ancak Danıştay Onikinci Dairesi 24/9/2010 tarihli kararıyla davanın süre yönünden reddine ilişkin kararı da bozmuştur. Nihai olarak Mahkeme 24/4/2013 tarihli kararıyla bozma kararına uyarak davanın esastan reddine karar vermiştir. Ret kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "... 3201 sayılı Yasa’nın maddesinde emniyet hizmetleri sınıfında rütbe kıdeminin polis memuru rütbesi ile başlayıp, bu rütbenin üzerindeki rütbeler polis amiri rütbeleri olarak düzenlenerek polis memurlarının polis amiri olabilmeleri için meslekte fiilen 6 yıl çalışılması yani zorunlu bir bekleme süresi öngörüldüğünden polis memuru iken veya polis memuru olmadan önce askerlik hizmetini yerine getiren ilgililerin askerlik hizmeti süresi kadar polis memurluğunda beklemeleri gereken zorunlu sürenin kısaldığı bir başka deyişle Yasa’nın maddesinin fıkrası uyarınca askerlik hizmeti süresinin fiili çalışma süresi içerisinde değerlendirildiği gözönüne alındığında, bu sürenin bir kez de polis amiri rütbelerinde (olayımızda komiser yardımcılığı rütbesi) değerlendirilmesi anılan düzenlemenin amacına aykırı olacaktır. Zira polis memuru iken veya öncesinde yapılan askerlik hizmetinin polis memurluğunda fiili çalışma süresinden sayılmasından sonra bir kez de polis amirliğinde değerlendirilmesinin, askerliğini polis amiri olarak yerine getiren emniyet teşkilatı mensubuna göre eşitsizlik yaratacağı, bu durumun da polislik mesleğinin temeli olan hiyerarşik yapının bozulmasına neden olacağı açıktır. Ayrıca 3201 sayılı Kanun’un 5337 sayılı Yasa ile değişik maddesinin fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan” bu Kanunun maddesinde sayılan rütbeler içerisinde yapılan” ve hangi rütbede ifa edilmiş veya geçirilmiş ise o rütbedeki” bölümleri ile “emniyet teşkilatına girmeden önce yapılan askerlik hizmetinin atanılan ilk rütbede ve adaylığın onanmasından sonra fiili çalışma süresinden sayılacağı”nı öngören üçüncü tümcesinin iptali için, Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusu sonucunda, Anayasa Mahkemesi 2007 günlü K:2007/12 sayılı kararı ile ikinci tümcesinin iptali istenen bölümleri için, 5337 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte, askerlik hizmet süreleri gözetilerek bir üst rütbeye terfi etmiş olanlar ile bir üst rütbeye terfi etmemiş olanların aynı hukuksal konumda bulunmadıkları için eşitlik karşılaştırmasına esas alınmayacakları dava konusu kuralın Anayasa’nın ve maddelerine aykırı olmadığı, üçüncü tümcesi için ise; emniyet hizmetleri sınıfında görev yapmakta iken askere gidenler ile diğerlerinin aynı hukuki durumda bulunmadıkları, emniyet hizmetleri sınıfında görev yapmakta iken askere gidenlerin askerlik sürelerinin askere gittikleri tarihte bulundukları rütbenin fiili çalışma süresinden sayılacağının kabul edilmiş olmasının, emniyet teşkilatına girmeden önce askerliğini yapanların askerlik sürelerinin atanılan ilk rütbede değerlendirilmesini öngören düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırılığı sonucunu doğurmayacağı, bu nedenle dava konusu kuralın Anayasa’nın ve maddelerine aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar vermiştir. ... Bu durumda; 3201 sayılı Kanun’un maddesinin 5337 sayılı Kanun ile değişik fıkrasında, bu Kanun’un maddesinde sayılan rütbeler içerisinde yapılan askerlik hizmetinde geçirilen sürelerin hangi rütbede ifa edilmiş veya geçirilmiş ise o rütbedeki fiili çalışma süresi içerisinde değerlendirileceği, Emniyet Teşkilatına girmeden önce yapılan askerlik hizmetinin atanılan ilk rütbede ve adaylığın onanmasından sonra fiili çalışma süresinden sayılacağının belirtilmiş olması ve bu hükme uygun olarak davacının mesleğe girmeden önce yaptığı askerlik hizmetinin polis memurluğu mesleğindeki kıdem ve fiili çalışma süresinden sayılmış bulunması karşısında; anılan Kanun hükmüne göre askerlikte geçen sürenin ayrıca bulunduğu komiser yardımcılığı rütbe terfiinde değerlendirilmeyeceğinden dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir." Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Danıştay Onikinci Dairesinin 27/11/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucu nihai kararı 26/2/2014 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 27/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.