4. Hukuk Dairesi 2015/8676 E. , 2017/3873 K. "" Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 13/04/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne dair verilen 16/02/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilleri ve davalılardan ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabu…
**4. Hukuk Dairesi 2015/8676 E. , 2017/3873 K.** **"İçtihat Metni"** Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 13/04/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne dair verilen 16/02/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilleri ve davalılardan ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının, davalılardan ...'e yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalılardan ...'nun temyiz itirazlarına gelince; Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Yayın tarihinde olarak görev yapan davacı, ayınlanan 09/04/2007 tarihli nüshasında büyük puntolarla " 'adalet Nadasa bırakılırsa” şeklinde manşet verildiği ve manşet altında bir takım kişiler ile birlikte masada otururken çektirmiş olduğu fotograf üzerine ismi yazılıp okla gösterilerek yayın yapıldığını, haberde kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı içerdiğini iddia ederek, uğranılan manevi zararın tazmini isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu haberlerde kullanılan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. ./.. -2-