İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACI VEKİLİNİN İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "08.09.2022 tarihinde ... Caddesinde dava dışı........'in adına kayıtlı ve sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı ar…
T.C. DİYARBAKIR BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1794 - 2026/52 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1794 KARAR NO : 2026/52 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 19/07/2024 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACI VEKİLİNİN İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "08.09.2022 tarihinde ... Caddesinde dava dışı........'in adına kayıtlı ve sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı araç ile müvekkilinin içerisinde yolcu olarak bulunduğu ....... plaka sayılı aracın çarptığını ve devamında aracın kontrolünü kaybederek diğer araç ve park halinde bulunan araçlara çarptığını, kaza sonucu müvekkillinin vücudunda yaralanma ve kırıklar oluştuğunu,...... plaka sayılı aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde ...... plaka sayılı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, bu hususun kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/11660 soruşturma nolu dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin yaralanmasına bağlı meydana gelen maddi zararların davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, bu kapsamda davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alınamadığını ileri sürerek fazla ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL tedavi ve bakıcı gideri ile 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kazanç kaybının kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini " talep etmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "davacı tarafın ,müvekkili şirkete ZMSS sigorta poliçesi ile sigortalı ...... plakalı aracın 08.09.2022 tarihinde karıştığı maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle iş bu davadaki tazminat talepleri için 2918 sayılı KTK.'nun 97.maddesi uyarınca başvurusunun bulunmadığını, davacının dava açmadan önce yaptığı başvuruda, kazaya bağlı yaralanma nedeniyle kalıcı maluliyetini gösteren heyet raporu başvuru evraklarında bulunmadığından geçerli bir başvuru olmadığı için davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça celse arasında heyet raporu ile başvuru şartının yerine getirilmesi durumunda dahi dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermemesi nedeniyle müvekkili aleyhine faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, kaza tespit tutanağının gerçeği yansıtmadığını, kusur durumunun tespiti yönünden Ankara ATK'dan veya Karayolları Fen Heyetinden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle zararın artmasında müterafik kusuru bulunduğunu, davacı tarafından talep edilen geçici işgörmezlik, tedavi gideri, sürekli ve geçici tazminat talebinin sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, temerrüdün gerçekleşmediğini, ticari faiz talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hatır taşımasına ilişkin koşulların oluşması halinde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini beyan ederek davanın reddini" talep etmiştir. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/04/2025 tarih 2024/847 Esas 2025/384 Kararı ile; "Somut olayda, davaya konu trafik kazası 08.09.2022 tarihinde, uzlaşma ise 14.12.2023 tarihinde gerçekleşmiştir. Uzlaştırma raporu incelendiğinde, uzlaştırmacı tarafından uzlaşmanın mahiyeti ile Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı okunarak davacının bilgilendirildiği, davacı Serap Bal tarafından "Uzlaşmanın mahiyeti ile uzlaşmayı kabul ve reddetmenin hukuki sonuçlarını anladım. Uzlaştırma teklifini kabul ediyorum. Hür ve serbest irademle gizli olan müzakereye katılıyorum. “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;...” bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin karardan da bilgim vardır ancak soruşturma konusu suç nedeniyle şüpheli ......'e maddi ve manevi tazminat davası açmayacağım. Şüpheli ile uzlaşabilmemiz için, olay nedeniyle şüphelinin uğradığımız maddi ve manevi zarar miktarı olarak 150.000,00 TL'nin, adıma kayıtlı .....iban numaralı hesabına yatırılmasını istiyorum. Şüpheli ile uzlaştırmacı görüştüğünde, şüphelinin edimi 15/12/2023 tarihi ile 18/12/2023 tarihi arasında tek seferde ödeyerek yerine getirebileceğini beyan ederek benden süre istediğini uzlaştırmacıdan öğrenmiş bulunmaktayım. Şüphelinin söylediği tarihte ödeme yapmasını kabul ediyorum. Şüpheli ile bu şartlar altında uzlaşmayı kabul ediyorum." şeklinde beyanın uzlaştırma raporuna yansıdığı, şüphelinin uzlaştırma tutanağına konu edimini 18.12.2023 tarihinde yerine getirdiği ve soruşturma dosyasında 18.12.2023 tarihinde uzlaşma nedeniyle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih ile uzlaştırma tutanağının imzalandığı tarih arasında yaklaşık 15 ay geçtiği, davacı tarafından dava açılırken artan maluliyet ve zarar iddiasında bulunulmadığı, bu halde davacının zararının uzlaşma esnasında tespit edilebilir nitelikte olduğu, davacıya uzlaşma beyanından önce uzlaşmanın mahiyeti ve hukuki sonuçları hakkında kendisine bilgilendirme yapıldığı, uzlaşmaya konu edimin belirlendiği ve davacı tarafından edimin yerine getirilmesi halinde maddi ve manevi tazminat davası açmayacağının beyan edildiği ve edimin sigortalı araç sürücüsü tarafından yerine getirildiği gözetildiğinde davacının uzlaşma nedeniyle elde ki maddi tazminat davasının açamayacağı kabul edilmiş" gerekçesi ile " açılan davanın reddine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinafında özetle;" kararın gerekçesinin öncelikle dosyanın esasına aykırı olduğunu, kaza nedeniyle meydana gelen hasar ve devamında tedavisinin dava ikame ettikleri tarihte ve halen devam ettiğini, mevcut durumda taraflarınca işbu davanın ikame edildiği tarihte davalı şirket aleyhine dava ikma edilmesini engelleyen herhangi bir yasal düzenleme bulunmamakla birlikte görevli mahkemenin gerekçeli kararında da sarih bir biçimde belirttiğini, Anayasa mahkemesi kararıyla iptal edildiğini,bu kapsamda değerlendirildiğinde müvekkilinin dava ikame ettiği tarih olan 18.07.2024 tarihinde davalı aleyhine dava ikame edilmeyeceği hususunda herhangi bir yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle mevcut düzenleme gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddi yönündeki kararının yasal ve hukuki herhangi bir dayanağı bulunmadığını, ayrıca işbu kararın gerekçesi ile Anayasa ile teminat altına alınan müvekkilin müktesep hakkının ihlal edildiğini, kararın kaldırılmasına ve haklı bulundukları davanın kabulüne karar verilmesini" talep etmiştir. E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri ,kazanç kaybı tazminatının karşı araç ZMM sigortacısından tahsiline ilişkin tazminat davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede; Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesi'nin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde şu tespitlere yer verilmiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez". Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına; “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" ibaresi eklenmiştir. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın akabinde ve soruşturmada işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. Bu itibarla Mahkemece; a) Uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenip belirlenmediği veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar olup olmadığı belirlenmeli, b) Zararın kesin olarak belirlenmesinden sonra uzlaşma yapılmış veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar yoksa CMK'nın 253/19. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmeli, c) Zararın kesin olarak belirlenmesi mümkün değil veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar söz konusu ise davanın esası incelenmeli, d) Davanın esasının incelenmesi durumunda uzlaşmanın edimli olup olmadığının belirlenerek uzlaşma sürecinde ödenen edimin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenerek o zarar kalemine ilişkin hesaplanacak tazminattan güncellenerek mahsup edilerek bir karar verilmelidir. Bu nedenlerle taraflar arasında uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile davanın reddi yerinde görülmemiştir (bkz. Yargıtay 4. HD'nin 23.06.2025 tarihli ve 2025/4586 E., 2025/9780 K. sayılı kararı). Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek işin esasına girilerek, taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesi gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararının HMK'nin 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf eden davalı tarafça peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep hâlinde yatırana İADESİNE, 4- Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.