Başvuru, tutuklu ve hükümlülerin kendi aralarında sohbet ettikleri, ziyaretçi kabul ettikleri ve aileleriyle açık görüş yaptıkları mekâna ceza infaz kurumu idaresi tarafından dinleme cihazı yerleştirilmesi ve bu suretle konuşmaların kayıt altına alınması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutuklu ve hükümlülerin kendi aralarında sohbet ettikleri, ziyaretçi kabul ettikleri ve aileleriyle açık görüş yaptıkları mekâna ceza infaz kurumu idaresi tarafından dinleme cihazı yerleştirilmesi ve bu suretle konuşmaların kayıt altına alınması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/8/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/11/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/11/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 29/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 29/2/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/5/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 8/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 17/5/2016 tarihinde ibraz etmiştir A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: (Kapatılan) Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15/12/1995 tarihli ve E.1995/46, K.1995/738 sayılı kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediği kanaati ile başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Ankara Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Mahkûmlar tarafından 15/3/2013 tarihinde, Ceza İnfaz Kurumunun B1 Blok açıkgörüş salonunda masaların altına yerleştirilmiş vaziyette ortam dinleme cihazları bulunmuş vecihazlar yetkililere teslim edilmiştir. Mahkûmlar ve Ceza İnfaz Kurumu nöbetçi müdürü tarafından imzalı 15/3/2013 tarihli tutanakta anılan tarihte, saat 10:30'da B1 Blok açıkgörüş salonunda toplam dört adet ortam dinleme cihazı bulunduğu, kurum fotoğrafçısı tarafından cihazların fotoğrafının çekildiğibelirtilmiştir. Başvurucu ve birçok mahkûm görüş salonunaCeza İnfaz Kurumu idaresi tarafından dinleme cihazı yerleştirildiği, bu suretle konuşmalarının kayıt altına alındığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu 20/3/2013 tarihli suç duyurusu dilekçesinde, görüş salonunda tutuklu ve mahkûmların hem kendi aralarında sohbet edebildikleri hem de aileleriyle açık görüş yaptıkları ve diğer ziyaretçilerini kabul ettiklerini, bu konuşmalarının dinlenmiş olması nedeniyle özel hayatın gizliliği ilkesine aykırı davranıldığını, söz konusu mekânda bulunan kamera kayıtlarının incelenerek dinleme cihazlarının kim tarafından yerleştirildiğinin bulunmasını ve ilgililerin cezalandırılmasını talep etmiştir. Aralarında başvurucunun bulunmadığı bir grup mahkûmun dilekçesi Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının (önceki ismiyle Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı)2013/8990 sayılı soruşturma dosyasında işleme konmuş ve soruşturma açılmıştır. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/8990 sayılı dosyasında yer alan6/5/2013 tarihli "Dosya İnceleme Tutanağı"nda şu tespitlere yer verilmiştir:"Ankara 2 No.lu F Tipi ...Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü/tutuklu olarak bulunan ...nın kurumda dinleme cihazı bulunması ile ilgili şikayetleri üzerine yürütülen soruşturmada Başsavcılığımız tarafından kurum müdürlüğüne, kurum bünyesinde dinleme yapılması ile ilgili mahkeme kararı bulunup bulunmadığının, varsa ... kararın gönderilmesi talebi ile yazı yazıldığı, kurum müdürlüğü tarafından gönderilen kararın incelenmesinden Ankara (TMK Maddesi ile görevli) 1 No.lu Hakimliğinin 11/3/2013 tarihli kararı ile kararda ismi yazılı bulunan hükümlü/tutuklular yönünden kararda belirtilen yerlerdeki faaliyetlerinin teknik araçlar ile izlenmesine, ses veya görüntü kaydı alınmasına dair karar verildiği görülmekle mahkeme kararının dosya içine alınmamasına, dosya inceleme tutanağının imza altına alınmasına karar verildi." Aynı dosyada bulunan ve Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosuna gönderilen 13/5/2013 tarihli yazıda, yapılan aramalar sonunda Ceza İnfaz Kurumu B1 Blok açık görüş salonunda toplam dört adet dinleme cihazı bulunduğu, avukat görüşme odasında dinleme cihazı bulunmadığı bildirilmiştir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında başvurucunun bulunmadığı bir grup mahkûmun şikâyetiyle ilgili olarak yürütülen soruşturma sonucunda 6/5/2013 tarihli ve Soruşturma No: 2013/8990, K.2013/4407 sayılı kararla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:" Başsavcılığımız tarafından kurum müdürlüğüne yazılan 30/4/2013 tarihli yazı ile tespit edilen dinleme cihazının yerleştirilmesi ile ilgili yetkili mahkeme kararı bulunup bulunmadığının sorulduğu, kurum müdürlüğü tarafından gönderilen Ankara (TMK maddesiyle görevli) No.lu Hakimliğinin kararının incelenmesinde konuyla ilgili olduğunun görüldüğü, dolayısıyla iddia edilen dinlemenin mahkeme kararına dayandığı, kurum görevlilerinin suç işleme durumlarının bulunmadığı anlaşıldığından, şüpheli kurum görevlileri hakkında üzerlerine atılı suçtan dolayı kamu adınakovuşturma yapılmasına yer olmadığına...karar verildi." Anılan karara ilgililer tarafından yapılan itiraz Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 27/6/2013 tarihli ve2013/537Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun 20/3/2013 tarihli suç duyurusu dilekçesinin de aralarında bulunduğu diğer bir grup mahkûmun dilekçesi ise Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/13320 sayılı soruşturma dosyasında işleme alınmış; Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/5/2013 tarihli ve2013/13320, K.2013/5500 Soruşturma sayılı kararla "Bahse konu iddialarla ilgili Başsavcılığımızın 2013/8990 sayılı dosyasında soruşturma yapılarak soruşturma sonucunda dinleme aletinin yerleştirilmesinin yetkili ve görevli mahkeme kararına dayandığı gerekçesiyle 6/5/2013 tarihli ve K.2013/4407 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin tespit edildiği, aynı suçtan aynı şüpheliler hakkında yeni delil bulunmaması sebebiyle ...kamu davası açılamayacağı anlaşıldığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masası tarafından Anayasa Mahkemesine gönderilen 8/2/2016 tarihli yazı ve eklerinde, başvurucunun anılan karara 10/6/2013 tarihli itirazınınAnkara Ağır Ceza Mahkemesinin 1/7/2013 tarihli ve 2013/605 Değişik İş sayılı kararı ile reddedildiği bildirilmiştir. Ancak Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 1/7/2013 tarihli ve 2013/605 Değişik İş sayılı kararının, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/13320, K.2013/5500Soruşturma sayılı kararı hakkında olmadığı, (3/5/2013 tarihli ve 2012/3183 soruşturma sayılı ek takipsizlik kararına ilişkin olduğu), itiraz edenler arasında başvurucu Ahmet Temiz'in isminin de bulunmadığı, buna karşılık anılan kararın 29/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Başvurucu 5/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun itirazı üzerine verilen kararın gönderilmesine dair Anayasa Mahkemesinin yazısına Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masası tarafından verilen 12/4/2016 tarihli cevapta, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 8/4/2016 tarihli ve 2013/605 Değişik İş sayılı kararıyla anılan Mahkemenin 1/7/2013 tarihli ve 2013/605 Değişik İş sayılı kararının 31/5/2013 tarihli ve 2013/13320, K.2013/5500 Soruşturma sayılı karara ilişkin olduğu, karardaki olaya uymayan ibarelerin sehven yazılmış olduğunun anlaşıldığı bildirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 21/3/2016 tarihli yazısıyla Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden ortam dinlemesi yapılmasına dair(TMK madde ile görevli) Ankara 1 No.lu Hâkimliğinin 11/3/2013 tarihli kararının gönderilmesi istenilmiştir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masasının 5/4/2016 tarihinde kayda giren 31/3/2016 tarihli yazısı ekinde "Gizli" ibareli olarak anılan karar gönderilmiştir. (TMK madde ile görevli) Ankara 1 No.lu Hâkimliğince verilen 11/3/2013 tarihli ve K.2013/172 sayılı kararda (TMK madde ile görevli) AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca isimleri belirtilen şahıslar hakkında soruşturma yürütülmekte olduğu, bu kapsamda teknik araçlarla izleme kararı talep edildiği, soruşturma dosyası kapsamına göre talep edilen tedbirin soruşturmayı açıklığa kavuşturacak nitelikte olduğu, teknik araçlarla izleme sayesinde örgütlü suçlarla mücadelede elde edilen kazanımlar dikkate alınarak ve başka suretle delil elde etme olanağı bulunmadığı anlaşıldığından kararda isimleri yazılı bulunan hükümlü/tutuklular yönünden kararda belirtilen yerlerdeki faaliyetlerin teknik araçlar ile izlenmesine, ses veya görüntü kaydı alınmasına karar verilmiştir. Anılan kararda söz konusu tedbirin Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun açık görüş alanında 15/3/2013 tarihinden geçerli olmak üzere bir hafta süreyle uygulanacağı belirtilmiştir. Kararda, ilgili mahkûmlar yönündenteknik araçlarla izleme tedbirinin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca uzatıldığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte ilk defa hangi tarihte söz konusu tedbirin uygulanmaya başlandığı belirtilmemiştir. (TMK madde ile görevli) Ankara 1 No.lu Hâkimliğince verilen 11/3/2013 tarihli teknik araçlarla izlemeye ilişkin kararda başvurucunun ismi bulunmamaktadır. Aynı konuda Ankara Valiliği İl İnsan Hakları Danışma ve Başvuru Masası tarafındanCeza İnfaz Kurumunda inceleme yapılmış, aralarında başvurucunun da bulunduğu mahkûmlarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu inceleme sonucunda hazırlanan ve Ankara Valiliğinin 17/7/2013 tarihli ve 17751 sayılı yazısıyla Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına da gönderilen 28/5/2013 tarihli raporda, başvurucunun, dinleme cihazlarının bulunmasına bizzat şahit olmadığı ancak cihazların açık görüşe çıkılan sohbet alanında bulunmuş olması nedeniyle tedirginlik duyduğunu ifade ettiği bildirilmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Özel hayatın gizliliğini ihlal" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:" Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" (1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir.(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır." 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in "Kapalı görüş" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kapalı görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin her türlü maddi temasının önlendiği, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebilecek şekilde izlenebildiği ve ceza infaz kurumu idaresinin bu iş için tahsis ettiği özel bölümde yapılan görüşmelerdir.” Anılan Yönetmelik'in "Açık görüş"kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmelerdir.” Anılan Yönetmelik'in "Açık görüş yapılacak yer"kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Açık görüşler, ceza infaz kurumunun oda ve eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde, bulunmadığı takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde yaptırılır." Anılan Yönetmelik'in "Görüş süresi ve saatleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Açık ziyaretler, bir saatten fazla olmamak kaydıyla 00 - 00 saatleri arasında yaptırılır. Ziyaret süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işler.” Anılan Yönetmelik'in "Açık görüşe ilişkin diğer konular" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplar oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere, hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır.Belirtilen gün ve saatler dışında görüş yaptırılmaz, bir defa görüş yapan hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilere aynı görüşle ilgili olarak ikinci defa izin verilmez.Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli bir şekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır. Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğunun anlaşılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir.Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadar dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur.Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde kalan hükümlüler görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapar.” Bakanlığın 22/1/2007 tarihli ve 45/1 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge'sinin "Ortak Etkinlikler" başlıklı üçüncü bölümünde aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:“(1) Hükümlü ve tutuklular işledikleri suçlara, kurumdaki davranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılarak, güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanmış iyileştirme programları çerçevesinde eğitim, spor, meslek kazandırma ve çalışma ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılırlar. Bu faaliyetler yüksek güvenlikli kurumlar ile diğer kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde on kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde yürütülür. Programların süresi ve katılacak hükümlü tutuklu sayısı her programın özelliği, güvenlik koşulları ve kurumun olanakları dikkate alınarak idare ve gözlem kurulunca belirlenir. İyileştirme programlarının amaca aykırı sonuçlar verdiği tespit edilen hükümlü ve tutuklular yönünden bu uygulamaya son verilebilir veya gerekli değişiklikler yapılabilir....(13) Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açık görüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir. Bu faaliyet hafta içerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşlerini aksatmayacak şekilde yaptırılır.” 5271 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan "Teknik araçlarla izleme" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir:a) Türk Ceza Kanununda yer alan; Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80), Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), Parada sahtecilik (madde 197), Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), (Ek: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Fuhuş (madde 227, fıkra 3) İhaleye fesat karıştırma (madde 235), Rüşvet (madde 252), Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282), Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315), Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337), Suçları.b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.c) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.(2) Teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmidört saat içinde hâkim onayına sunulur.(3) Teknik araçlarla izleme kararı en çok dört haftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir haftadan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.(4) Elde edilen deliller, yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz; ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir.(5) Bu madde hükümleri, kişinin konutunda uygulanamaz.” 14/2/2007 tarihli ve 26434 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in “Teknik araçlarla izleme talebi ve kararı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " (1) Bu Yönetmeliğin 18 inci maddesinde belirtilen suçlardan biri dolayısıyla yapılan soruşturmalarda, suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir.(2) Cumhuriyet savcısı, birinci fıkradaki koşulların varlığı halinde, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri tarafından kendisine bildirilen teknik araçlarla izlemeye ilişkin bilgi ve belgeleri de ekleyerek karar vermesi için hâkimden talepte bulunur.(3) Cumhuriyet savcısı gerekli koşulların varlığını saptadığında, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde teknik araçlarla izlemeye karar verebilir ve kararını 24 saat içinde hâkimin onayına sunar. Bu talebi sırasındakararını verdiği saat ile hâkimden talepte bulunduğu saati belirtir. Talebi alan hâkim nöbeti bitse de evrakı sonuçlandırmakla yükümlüdür. Hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir kararı Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (4) Bu işlerde görevlendirilecek katipler ağır ceza merkezlerinde komisyon tarafından, diğer yerlerde ceza hâkimleri ile Cumhuriyet Başsavcısı veya kıdemli Cumhuriyet savcısı tarafından birlikte belirlenir. Cumhuriyet başsavcılığınca gönderilen talebin üzerine hâkim tarafından havale yapılır. Talep, mahkemenin değişik iş defterine içeriği gösterilmeksizin bu iş için görevlendirilen ilgili zabıt katibi tarafından kaydedilir. Hangi mahkemenin değişik iş defterine kaydedilmişse iş o mahkemenin hâkimi tarafından sonuçlandırılır. Verilen kararlar tutanakla Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir ve mahkeme kaleminde kalan suretinin gizli tutulması için ilgili hâkim tarafından gerekli tedbir alınır. Söz konusu kararlar tedbir süresince değişik iş kartonuna takılmaz. Tedbirin sona erdiği öğrenildiğinde ilgili kartonuna ilave edilir. (5) Bütün bu işlemler sırasında gizliliğe uyulur. (6) Teknik araçlarla izlemeye ilişkin kararlar kolluğa yazılı olarak bildirilir.” Anılan Yönetmelik'in "Teknik araçlarla izlemeye ilişkin talep ve kararların içeriği" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " (1) Teknik araçlarla izlemeye ilişkin talep ve kararlarda aşağıda belirtilen hususlar yer alır:a) Soruşturma numarası,b) İzlenecek şüpheli veya sanığın kimliği,c) Kararın hangi suçun soruşturulması için istendiği, bu suça ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin neler olduğu,ç) İzleme süresi,d) Başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmadığı hakkındaki açıklama, bilgi veya belgeler. " Anılan Yönetmelik'in "Tedbirin kapsamı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " (1) Teknik araçlarla izlemeye ait talep ve kararlar aynı soruşturmayla ilgili olmak üzere birden fazla kişiyi kapsayabilir. (2) Karar süresince, izlenecek kişilerin işyeri veya kamuya açık yerlerdeki tüm faaliyetleri izlenebilir, görüntülenebilir ve kayda alınabilir. Kişilerin konut olarak kullandığı yerlerde teknik araçlarla izleme yapılamaz. (3) İzlemeden maksat, belirli bir süre devam eden ve kişilerin hareket veya ilişkilerinin görüntülenmesi ya da yaptıkları konuşmalarının tespiti amacını güden işlemlerdir. (4) Kişilerin işledikleri suçların delil, iz, emare ve eserlerinin tespiti maksadıyla yapılmış bireysel saptamalar izleme sayılmaz." Anılan Yönetmelik'in "Tedbirinuygulanabileceği suçlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Teknik araçlarla izleme tedbiri ancak Ceza Muhakemesi Kanununun 140 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinin iki, yedi ve sekizinci fıkralarında yer alan suçların bir terör örgütünün faaliyeti kapsamında işlenmesi hâlinde bu suçlar için de teknik araçlarla izleme tedbirine başvurulabilir." Anılan Yönetmelik'in "Teknik araçlarla izleme işlemi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " (1) İzlenen kişinin iş yeri ve kamuya açık yerlerdeki her türlü faaliyeti teknik araçlarla gizli olarak gözetlenebilir, izlenebilir, ses ve görüntü kaydı alınabilir. (2) Ses kayıtları bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 sayılı Teknik Araçlarla İzleme Sonucu Elde Edilen Konuşmaların Çözümüne İlişkin Tutanak ile yazılı metin haline getirilir. Görüntü kayıtları belge haline getirilebilir. Ses ve görüntü kayıtlarının belgelendirilmeleri sırasında uzmanlardan yararlanılabilir. Belgelendirme işlemleri bir tutanağa bağlanır.(3) Ses ve görüntü kayıtlarının tümü mühürlenerek Cumhuriyet savcısına teslim edilir." Anılan Yönetmelik'in "Süre" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " (1) Teknik araçlarla izlemeye en fazla dört haftalık süre için karar verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir defaya mahsus olmak üzere dört haftadan fazla olmamak kaydıyla uzatılabilir.(2) Bu süre, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak, gerekli görülmesi hâlinde, hâkim tarafından bir haftadan fazla olmamak üzere müteaddit defalar uzatılabilir. (3) Teknik araçlarla izlemede süre, kararın ilgili kolluk birimine yazılı olarak tebliğinden itibaren başlar. Karar en geç 24 saat içerisinde kolluk birimine ulaştırılır. Aksi hâlde süre 24 saatin sonunda işlemeye başlar.(4) İzleme süresi kesintisiz olarak devam eder. Bu süre içinde gerçekleştirilen işlemler ve ara vermeler yazılı olarak kayda alınır.(5) Kararın uygulanması sırasında, Kanunda öngörülen suçların işlendiğine ilişkin şüphe ortadan kalkarsa, tedbir Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile derhâl kaldırılır." Anılan Yönetmelik'in "İmha" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Tedbir kararının uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararın hâkim tarafından onaylanmaması hâlinde, tedbirin uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda elde edilen deliller Cumhuriyet savcısının gözetiminde uygun görülen şekilde derhal imha edilir ve bu hususta bir tutanak düzenlenir.(2) Teknik izleme sürecinde elde edilen deliller ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı takdirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir ve durum bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2 sayılı İmha Tutanağına kaydedilir. (3) Veri taşıyıcısının üzerindeki kayıtların silinmesi suretiyle de birinci fıkra hükümleri yerine getirilebilir. Başka bir kopyanın da kalmadığı açıkça belirtilerek silme işlemi tutanağa bağlanır.(4) Veri taşıyıcısının Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesinden sonra gerekmesi hâlinde imha işlemi Cumhuriyet savcısının belirleyeceği yöntemle gerçekleştirilir." Anılan Yönetmelik'in "Teknik araçlarla izleme sırasında tesadüfen elde edilen deliller" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Teknik araçlarla izleme sırasında yapılmakta olan soruşturmayla ilgisi olmayan ancak, 18 inci maddede belirtilen suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilmesi hâlinde; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet başsavcılığına derhâl bildirilir." Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararları'nda hükümlü ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:"Dış Dünya ile İlişki Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir. 2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları belirlemelidir, Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar."