Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi ve ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama sürecinin adil olmaması, yargılama sürecinde Danıştay savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru ve yargılama sürecinin makul sürede sonuçlanmaması nedenleri ile adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına
Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi ve ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama sürecinin adil olmaması, yargılama sürecinde Danıştay savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru ve yargılama sürecinin makul sürede sonuçlanmaması nedenleri ile adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/5/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/11/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 9/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü 17/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 31/3/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır ili Silvan ilçesi Otluk ve Alibey köylerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle bu yerlerde bulunan taşınmazlarını kullanamadığını ve taşınmazlarının zarar gördüğünü belirtere 5233 sayılı Kanun kapsamında, zararlarının giderilmesi için 25/9/2006 tarihinde Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığına (Komisyon) müracaat etmiştir. Komisyonca yapılan değerlendirme sonucu 7/1/2010 tarihli ve 2010/3-8473 sayılı kararla, dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre Otluk köyünün boşalan/boşaltılan köylerden olmadığı, terör olayların yaşandığı iddia edilen dönemde köyde yaşayan nüfusu bulunduğu, köyde muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, her ne kadar söz konusu dönemde köy okulunun eğitim-öğretime ara vermiş olduğu tespit edilse de bu durumun sebebinin belirlenemediği ve ayrıca başvurucunun şahsına veya ailesine yönelik bir terör olayı yaşandığına yönelik herhangi bir olay yeri tutanağının bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak başvuru reddedilmiştir. Başvurucu, ret işleminin iptali istemiyle 10/5/2010 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesi 28/10/2010 tarihli ve E.2010/1207, K.2010/2280 sayılı kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "Dava dosyasında ve Mahkememizin 2009/1129 Esasına kayıtlı bulunan dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, Diyarbakır İli, Silvan İlçesi Otluk Köyünün boşaltılmadığı, köyde geçici köy koruculuğu sisteminin getirilmediği, 1990-2000 yılları arasında yapılan Genel Nüfus Sayımları ve Tespitlerine göre 1990 yılında 364, 1997 yılında 251, 2000 yılında ise 340 kişinin köyde yaşadığı görülmüştür.Öte yandan; Mahkememizin 2009/1129, 2009/2687 ve 2010/1166 Esas sayılı dosyalarındaki belgelerden davacının bir kısım malvarlığının bulunduğunu ileri sürdüğü Silvan İlçesi Alibey Köyü'nün ise boşalan/boşaltılan köylerden olmadığı, Silvan Merkez Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından düzenlenen 2009 tarihli Silvan Merkez Jandarma Karakol Komutanlığı Bölgesindeki Boşalan/Boşaltılan Köy ve Mezra Durum Çizelgesinde Alibey Köyü’nün dolu olduğunun belirtildiği,Silvan Geçici Köy Korucuları Listesinde de Alibey Köyü’nde görev yapan geçici köy korucusu bulunmadığı, dolayısıyla anılan köye geçici köy koruculuğu sisteminin getirilmediği, genel nüfus sayımları ve tespitlerine göre Alibey Köyü’nde 1990 yılında 831,1997 yılında 489,2000 yılında ise 637 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır.Bu nedenle, aralarında davacının da bulunduğu Otluk ve Alibey Köyü halkının bir kısmının uğradıklarını ileri sürdükleri zararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmamaktadır.Her ne kadar davacı tarafından, köyden Silvan İlçesi'ne göç ettikten sonra oğlu Fahri Gösteriş'in Hizbullah Terör Örgütü mensuplarınca yaralandığı ve bu yüzden Mersin İli'ne göç ettikleri ileri sürülmekte ise de; 5233 sayılı Yasa kapsamında yapılan başvuruda bu durumdan söz edilmemesi ve olayın Silvan İlçesi'ne göç ettikten sonra gerçekleşmesi ve talep edilen malvarlığı zararının Otluk ve Alibey Köyü'nde bulunan taşınmazlara ilişkin olması karşısında davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.Bu durumda, davacının isteminin reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. ..." İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesi 6/3/2012 tarihli ve E.2011/5195, K.2012/905 sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin ilamda İlk Derece Mahkemesi kararının onanması yönünde görüş bildiren Danıştay savcısının düşüncesine de yer verilmiştir. Temyiz talebinin reddi üzerine aynı Daireye yapılan karar düzeltme talebi de 13/12/2012 tarihli ve E.2012/9479, K.2012/14123 sayılı ilam ile reddedilmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam, başvurucuya 9/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu tarafından 23/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un , , , , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28). 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun “Savcıların görevleri” kenar başlıklı maddesinin 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Savcılar, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülen dava dosyalarından kendilerine havale olunanları Başsavcı adına incelerler ve esas hakkındaki düşüncelerini, bir ay içinde gerekçeli ve yazılı olarak verirler. Bu süreler geçirilirse durumu sebepleriyle birlikte Başsavcıya bildirirler. Danıştay Başkanının ve Başsavcısının vereceği diğer görevleri yerine getirir; çalışma düzeninin korunması ve iş veriminin artırılması için Başsavcının alacağı tedbirlere uyarlar”. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun “Tebligat ve cevap verme” kenar başlıklı maddesine 6352 sayılı Kanun’un maddesiyle eklenen (6) numaralı fıkrası şöyledir: “Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler.”