Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve tutukluluğa yönelik itirazın sürüncemede bırakılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; mal varlığına elkoyma tedbiri uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu sürede müdafisiyle görüşmelerine zaman sınırı koyulması nedeniyle savunma hakkının; ceza infaz kurumunda koğuş kapasitesini aşacak şekild
Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve tutukluluğa yönelik itirazın sürüncemede bırakılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; mal varlığına elkoyma tedbiri uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu sürede müdafisiyle görüşmelerine zaman sınırı koyulması nedeniyle savunma hakkının; ceza infaz kurumunda koğuş kapasitesini aşacak şekilde çok sayıda kişiyle birlikte tutulması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; koğuş içerisi ile ortak yaşam alanının kamera ile izlenmesi ve mektuplarının okunması nedenleriyle de özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan, başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlere Selçuk Özdemir ([GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017) kararında ayrıntılı şekilde yer verilmiştir (Selçuk Özdemir, § 22).B. Başvurucuyla İlgili Süreç Olay tarihinde Konya'nın Beyşehir ilçesinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararı ile başvurucunun meslekten ihraç edilmesine karar verilmiş ve anılan karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla meslekten ihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı 20/7/2016 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgudaki ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:"Ben üzerime atılı suçlamayı biliyorum ancak hangi fiiller nedeniyle suçlandığımı bilmiyorum. Olmayan şeyler nedeniyle suçlanılmayız. Darbe olayına nasıl bizimle ilgili bir bağlantı kuruldu. Ben darbe teşebbüsü sırasında halı sahada maç yapıyordum ve olayı duyar duymaz olayı lanetledik hep beraber. Bizi nasıl bu olayın içinde gördüler anlayamıyorum. Bize dosya kapsamında şu veya bu eylemimizden dolayı bu fiiller bağlantınız var diye bir olgu ortada yoktur. Daha çok hangi okulda okudunuz ne yaptınız şeklinde sorular vardır. Sorulan soruların da hiçbirisi darbe ile alakalı değildir. Benim ne darbe ile ne de FETÖ terör örgütü ile herhangi bir bağlantım yoktur. Ben darbeyi öğrenir öğrenmez gece 12 gibi facebook üzerinden kınama mesajlarımı gönderdim. Buna ilişkin face book çıktılarımı savcılık temin edememiş ancak avukatım çıkartmıştır. Şimdi mahkemenize de sunacağız. Zaten meslekten el çektirilmisiz ve devam eden soruşturmaları etkileme gibi bir durum söz konusu değildir. Pasaportum da yoktur. Kaçma şüphem mevcut değildir. Tutuklu yargılanmak suçlu olduğumuzu göstermeyeceği gibi tutuksuz yargılanmamız da suçsuz olduğumuzu göstermeyecektır. Şu anda ülke olağan üstü bir durumdan geçmektedir. Suçsuz olduğum için kaçmam mümkün değildir. Tutuksuzyargılanmak istiyorum. Mahkeme aksi kanaatte ise adli kontrol hükümleri ile serbest bırakılmayı talep ediyorum." Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliği 20/7/2016 tarihinde başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun atılı suçu işlediğine dair yoğun ve kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu belirtilmiştir. Hâkimlik ayrıca, atılı suçun tutuklamayı gerektiren katalog suçlardan olduğunu ve atılı suçun kanunda öngörülen yaptırımının alt ve üst sınırları ile başvurucunun sosyal durumuna göre kaçma şüphesinin bulunduğunu belirtmiştir. Kararda bunun yanında mağdur ve tanıklar üzerinde baskı yapma ihtimalinin mevcut olduğuna dikkat çekilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"1- Şüpheli İsmail Çıtak'ın üzerine atılı Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarını işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, söz konusu suçun mahiyeti, bu suç yönünden verilmesi beklenen ceza miktarı, madde metninde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları, şüphelinin kaçma ve saklanma şüphesi,mağdur ve tanıklar üzerinde baskı yapma ihtimali, üzerine atılı suçun CMK'nin 100/3 maddesindeki katalog suçlardan olması göz önünde bulundurularak şüphelinin TUTUKLANMASINA,... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Konya Sulh Ceza Hâkimliği 1/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"İtiraz dilekçelerinde ileri sürülen hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, Konya Seydişehir Sulh Ceza Hakimliği'nin itiraza konu kararının CMK 100 ve Maddelerine uygun olarak verildiği, kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıklandığı, usul ve yasaya aykırı herhangi bir husus bulunmadığı görülmekle aşağıdaki karar verilmiştir.Tutuklu şüpheli İsmail ÇITAK'ın tutuklama kararına karşı yapmış oldukları itirazlarının reddine ... [karar verildi.]" Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı 2/8/2016 tarihinde, soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğini belirterek yetkisizlik kararı vermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 10/11/2016 tarihinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve diğer şüphelilerle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tüm şüphelilerin dosya içeriğine göresilahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY üyesi olduklarına dair deliller bulunduğu, suçların niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi altında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin işlediği iddia edilen suçun henüz tamamlanmadığı ve tamamlama yönünde ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmak için faaliyetlerin devam ettiği şüphesi bulunduğu, bu terör örgütünün Türkiye Cumhuriyet tarihinde görülen en tehlikeli terör örgütü olup, diğer terör örgütlerini de yönlendirdiğinin değerlendirildiği, AİHM'nin WEMHOFF/ALMANYA kararında da belirtildiği üzere 'şüphelinin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyette bulunma tehlikesinin varlığı tutuklama nedenidir' kararı da dikkate alınarak, delilleri yok etme gizleme değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat edilen suçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması dikkate alınarak yukarıda isimleri yazılı şüphelilerin CMK'nın maddesi uyarınca tutukluluk hallerinin devamına" Başvurucu; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince verilen kararın kendisine 28/11/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, 29/11/2016 tarihinde ise karara itiraz ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu nihai kararın kendisine tebliğ edilmediğini, itiraz mercii tarafından inceleme süresinin yedi gün olduğunu, 8/12/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın tebliğ edilmesiyle 29/11/2016 tarihli itirazının kesin olarak reddedildiğini düşündüğünü belirterek bireysel başvuruda bulunduğunu bildirmiştir. Başvurucu 20/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddia edilmiştir. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:i. Başvurucunun HSYK Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararı ile hâkimlik mesleğinden ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun örgüt mensubu hâkim/savcı adaylarının diğer adaylar arasında tanınması ve ön plana çıkartılması amacıyla oluşturulan Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu üyeliği yaptığı belirtilmiştir.iii. HTS kayıtlarıyla ilgili olarak düzenlendiği belirtilen bilirkişi raporuna göre başvurucunun, haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma başlatılan kişiler veya FETÖ/PDY ile bağlantısı nedeniyle haklarında işlem yapılan kurumlarla telefon görüşmesi yaptığı belirtilmiştir.iv. Hakkında aynı suçtan yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Y.B. ve S.Ö.nün beyanlarında özetle başvurucunun yapılanma içerisinde derecede olduğunu, 2014 yılı ve sonrası dönem hâkim ve savcılarının grup sorumluğu görevini yürüttüğünü, kendisinin (Y.B.) T4 grubu olarak başvurucunun da aralarında bulunduğu on bir hâkim ve savcı ile irtibat kurduğunu ifade ettikleri belirtilmiştir. Dosya kapsamındaki tanık beyanları şöyledir:i. S.Ö.nün ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:"... Ben adaylık dönemimde yapılanma içerisinde derecem 4'tü. Ben ve Cumhuriyet savcısı O.U.'nun 2012 yılının başında derecemizin 5'e çıktığını K. bize söyledi. K, benimle aynı dönemde olan ve Dönemin devre abiliğini yapan kişidir. Bu nedenle ben de bizim dönemin tüm FETÖ/PDY terör örgütü mensubu hâkim ve savcılarının kim olduklarını hem K. ile aynı evde kalmam ve hem de grup sorumluluğu görevi verilmesi nedeniyle bilmekteyim. İsimlerini tek tek vereceğim ... İsmail Çıtak (hâkim-örgüt içerisinde Derecededir) ... ...2014 yılı ve sonrası Dönem hâkim ve savcılarının grup sorumluları ise ... İsmail Çıtak ... 'dır...... kaldığım ev haricinde başka tüm evlere gittiğim için yukarıda belirttiğim hakim savcı isimlerinin kesinlikle bu yapılanmaya bağlı olduğunu biliyorum, teşhis edebilirim ..."ii. Y.B.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"... 2015 yılı 4 Temmuz'da Konya ilinde görevlendirilmem nedeniyle taşındım ...(K)'den T5 grubunu devir aldıktan sonra (A) Bylock'tan (E) ile bizi eşleştirdi ve tanıştık, haberleştik. Bir gün Konya'ya geldi... K.'nin İsmail Çıtak ve ... İle irtibat kuracağını kararlaştırdık... İsmail Çıtak, Çumra'dan Fatih, Karapınar'dan K. ile bağlantı kuruyordu... Ben T4 grubu olarak ... İsmail Çıtak olmak üzere toplam 11 hâkim ve savcı ile irtibat kurdum. T4 grubu yanlış hatırlamıyor isem 108000 ile 135000 arasındadır. Toplamda T4 ve T5 grubu olarak sorumluluğumda olan hâkim ve savcılar ... Beyşehir'den İsmail Çıtak... "iii. Y.B.nin 10/6/2017 tarihinde başka bir soruşturma kapsamında verdiği ifadesinin ilgili kısmı ise şöyledir:"... 2015 yılının Ağustos ayında (A) Konya iline geldi ve R.Ö'nün evinde toplantı düzenledi. Bu toplantıya ben, R.Ö., (A), (K) ve (E) isimli şahıslar katıldık. Bu toplantıda (A) bize Hukuk Fakültesi öğrencisi imiş gibi temel hukuki terimlerden (tanık, sanık, müşteki, adli ve idari yargı) bahsetti. (A), toplantı yaptığı bizlerin hâkim ve savcılar ile ilgileneceğimiz, yani örgüte bağlı hâkim ve savcılar ile ilgileneceğimizi söyledi... Hâkim ve savcılardan T4 ve T5 diye tabir edilen ve sınıflandırılan (hâkimlik ve savcılık mesleğine yeni başlayan genç, yeni evlenen veya bekar olan ) hâkim ve savcıları devrettiler. (E) bana devrettiği T4 diye örgüt tarafından sınıflandırılan hâkim ve savcılar ise şunlardır ... Konya Beyşehir ilçesinde bulunan adli hâkim veya savcı olan İ.Ç. ......Yukarıda isimlerini söylediğim hâkim ve savcıların gruplandırılması şu şekildedir ... Z.E.F Grubu (Grupçu) ; İsmail Çıtak ..." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 31/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2017/192 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 7/11/2017 tarihinde yaptığı birinci duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu; savunmasında okunan belgelerden, dosya kapsamından, tanık beyanından ve tutanaklardan aleyhine olan hususları kabul etmemiş ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliyesini istediğini beyan etmiştir. Duruşma sonunda Mahkemece başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkeme 13/3/2018 tarihinde yapılan ikinci duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanık İsmail Çıtak'ın mevcut delil durumu, sabit ikametgah sahibi oluşu, sanığın delillere etki etme imkan ve ihtimalinin bulunmayışı ve tutuklu kaldığı süre nazara alınarak müsnet suçtan tahliyesine ...[karar verildi]. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir. Tedbir Kararına İlişkin Süreç Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/7/2016 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararın tazmini amacıyla devir ve temliki ile bunlarla ilgili hak tesisini önlemek veya tasarruf yetkisini kısıtlamak için şüphelilere ait taşınmazların tapu kütüğü ile kara, deniz ve hava ulaşım araçlarının kayıtlı bulunduğu sicillere şerh konulması talep edilmiştir. Talebi kabul eden Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 29/7/2016 tarihinde, başvurucu ile diğer şüphelilerin taşınmazları, hak ve alacakları ile vadeli ve vadesiz mevduat hesapları, maaşlı çalışanların ise maaş hesaplarına son aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere o ay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan tutar üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi ile 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi dayanak olarak gösterilmiştir. Kararın gerekçesinde, atılı suçun işlendiğine ve suçtan elde edilmiş olduklarına dair kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğunu gösterir bazı somut delillere rastlanılmış olduğu belirtilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunun 17/11/2016 tarihli yazısı ile Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/7/2016 tarihli ve 2016/3971 Değişik İş sayılı kararı ile konulan tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş, talep Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/11/2016 tarihli kararıyla kabul edilerek tedbir kaldırılmıştır. Başvurucu 30/4/2018 tarihinde e-devlet üzerinden yaptığı tapu kayıt bilgisi sorgulamasında Mahkemece konulan tedbirin devam ettiğini belirtmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 24/10/2018 tarihinde yapılan oturumunda verilen ilgili ara kararı şöyledir:"Sanık müdafininin vaki talebinin kabulüne, Ankara Sulh Ceza Hakimliğinin 21/11/2016 tarih ve 2016/6195 İş sayılı kararı ile sanık İsmail Çıtak'ın mal varlığı üzerine konulan tedbirin kaldırılmasına, bu amaçla Gülağaç/Aksaray Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına ... [karar verildi]." UYAP sistemi üzerinden yapılan 11/6/2019 tarihli sorgulamada başvurucunun mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırıldığı anlaşılmıştır. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) kararı.