9. Ceza Dairesi 2023/2664 E. , 2023/3190 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak v
**9. Ceza Dairesi 2023/2664 E. , 2023/3190 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çarşamba Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01.04.2019 tarihli ve 2018/7422 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı ve özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçlarından cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır. 2. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.11.2019 tarih ve 2019/159 Esas, 2019/388 Karar sayılı kararı ile sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine, çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi 43 ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 3. Anılan kararların katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 04.06.2020 tarihli ve 2020/544 Esas, 2020/786 Karar sayılı kararı ile özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçundan verilen beraat hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunun kesin olmak üzere esastan reddine, çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunun maddi hatanın düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir. 4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının sanık, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.03.2022 tarihli ve 2021/16794 Esas, 2022/2463 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf başvurusunda bulunmayan sanık ve sanık müdafiinin mevcut hükümleri aleyhe değiştirmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etme hakkı bulunmadığından vaki temyiz istemlerinin reddine; katılan Bakanlık vekilinin incelenen temyiz istemi sonucunda ise hükmün onanmasına karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2022 tarihli ve 14-2020/82030 sayılı itiraznamesi ile sanık ve müdafiinin temyiz isteminin kabul edilerek bu temyiz talebi bakımından da değerlendirme yapılması gerekirken anılan gerekçeyle temyiz isteminin reddedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülerek Dairemizin 17.03.2022 tarihli ve 2021/16794 Esas, 2022/2463 Karar sayılı kararına itiraz edilmiştir. 6. Dairemizin 21.09.2022 tarihli ve 2022/7540 Esas, 2022/8030 Karar sayılı kararı sanık ve sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine dair verilen kararı usul ve kanuna uygun görülüp, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden reddiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için dosyanın Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 7. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2022 tarihli ve 2022/9-496 Esas, 2022/837 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Dairemizin 21.09.2022 tarihli ve 2022/7540 Esas, 2022/8030 Karar sayılı temyiz isteminin reddi ve onama kararının kaldırılmasına, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin yanında sanık ve müdafiinin temyiz talebinin de değerlendirilmesi suretiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmiştir. 8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.10.2020 tarihli ve 14-2020/82030 sayılı Tebliğnamesi ile bozma görüşlü olarak tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Verilen cezanın yeterli olmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin olaya doğru uygulanmadığını, lehlerine vekalet ücretine takdir edilmediğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Sanığın Temyiz İstemi İstinaf hakkı olduğunu bilse neden kullanmayacağını, istinaf ve Yargıtay hakkı varsa kullanmak istediğini, mağdurenin üzerine nasıl çıkabileceğini, böyle bir şey olma ihtimalinin çok düşük olduğunu, kız kardeşinin beyanlarının usulsüz şekilde reddedildiğini, kendisi hakkında iyi hal indirimi de yapılmadığını, beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Olay tarihinde evde yaşayan insan sayısının oldukça kalabalık olduğunu, mağdurenin anlattığı olayların hayatın olağan akışına uygun olmadığını, tanık beyanları ile uyuşmadığını, annesinin yönlendirmesi ile şikayette bulunarak beyanının alındığını, dört gün sonra şikayetti bulunduğunu, DNA incelemesinde sanığın sperm hücrelerine rastlanmadığını, oluşa göre de olmasının mümkün olmadığını, mağdurenin babasının mağdurenin beyanını yalanladığını, mağdurenin kimsenin görmediği kesikleri kendisi kesmek suretiyle vermesinin de ihtimal dahilinde olduğunu, sanığın isnat edilen suçu işlemediğini, beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesince; "Yapılan yargılama, toplanan deliller, iddianame içeriği, sanık savunması, mağdur beyanı, tanık anlatımları, hastane, ATK ve bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Sanık ... ile mağdur ...'un amca çocukları oldukları, mağdurun ailesiyle birlikte İstanbul ilinde ikamet ettiği; ancak olay tarihinden bir süre önce fındık toplamak amacıyla babası ile birlikte Çarşamba ilçesine geldiği ve burada sanığın da ikameti olan amcasının evinde kaldığı anlaşılmıştır. Olay tarihi olan 13/08/2018 günü mağdurun gece saat 01:00 sularında salonda tek başına bulunduğu sırada sanığın, mağdurun yanına geldiği ve mağdura sarılarak eliyle göğüslerini sıkmaya başladığı, mağdurun sanığa bağırarak kuzenlerinin bulunduğu odaya gidip uyuduğu, aynı günün sabahı saat 08:00 sularında ise, mağdurun makasla bir şeyin kesilme sesiyle uyandığı ve yüz üstü yattığı esnanda sanığın cinsel organı açık vaziyette bacaklarının üstünde oturduğunu gördüğü, sanığın bir elinde makas olduğu, diğer eliyle de mağdurun poposunu okşadığı, mağdurun tekme atması üzerine sanığın duvara savrulduğu, mağdurun eşofmanını kontrol ettiğinde eşofmanın popo kısmının 1 karış kadar kesilmiş olduğunu farkettiği, ayrıca kilodunda da kesikler bulunduğu, sanığın penisinin ıslak ve üzerinde meniler olduğu, bunun üzerine mağdurun ''baba'' diyerek çığlık attığı ve odaya mağdurun babasının gelerek sanığı odadan dışarıya attığı, tarafların kuzen olmaları sebebiyle ailelerin olayı kendi içlerinde halletmeye çalışarak resmi makamlara intikal ettirmedikleri; ancak mağdurun olaydan kıza bir süre sonra İstanbul'a annesinin yanına gittiği durumdan annesini haberdar etmesi üzerine mağdurun annesinin de emniyet başvurarak sanıktan şikayetçi olduğu, olayın bu şekilde gerçekleştiği, oluşun böyle olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Sanık aşamalarda özde değişmeyen savunmalarında; iddianame kapsamında belirtilen eylemleri gerçekleştirmediğini beyanla atılı suçlamayı inkar etmiştir. Mağdur hazırlık aşamasında vekili huzurunda verdiği ifadesinde; olayı mahkememiz kabulü doğrultusunda anlatarak sanıktan şikayetçi olmuştur. Tanık ... \*\*\*\*\*\* aşamalardaki ifadelerinde özetle; olay sırasında uyanık olduğunu sanığın odalarına gelerek mağdura iddianame kapsamında belirtilen eylemleri gerçekleştirmediğini, mağdurun aniden babasına seslenerek babasına bağırmaya başladığını ifade etmiştir. Trabzon Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22/03/2019 tarihli raporda; olay günü mağdurun üzerinde bulunan kıyafetler üzerinde yapılan moleküler genetik inceleme sonucunda mağdura ait "Üzeri "TUTKU" ibareli gri külotta en az biri erkek birden fazla şahsa ait olabilecek DNA profilinin bir arada karışık olarak elde edildiği ve söz konusu karışık DNA profilinin sanığa ait DNA'yı içerdiği tespit edilmiştir. 03/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda; sanığa ait telefon üzerinde yapılan incelemede usb portunun sıvı teması nedeniyle çürüdüğü ve kart yerinin hasar gördüğü, bu nedenle usb portunun değiştirilmesinin mümkün bulunmadığı, telefonun aldığı hasarlar ve şifrenin bilinmemesi sebebiyle sanığa ait telefondan herhangi bir veri alınmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Kanuni ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 07/08/2019 havale tarihli yazı cevabında mağdurun annesi ... \*\*\*\*\*\*'ın 14/09/2000 tarihinde hastanelerinde canlı bir kız çocuğu doğumu yaptığı bildirilmiş olup mağdurun olay tarihi itibariyle henüz 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılmıştır. Bu bilgi ve beyanlar doğrultusunda; Sanık ... \*\*\*\*\*\*\*'ın üzerine atılı mağdur ... \*\*\*\*\*\*\*'a yönelik "çocuğun basit cinsel istismarı'' suçu yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; iddianamede belirtildiği şekilde olay gecesinde ne mağdurun salonda göğüslerini sıkmak suretiyle ne de olay sabahında mağdurun eşofmanını kesip üzerine oturmak suretiyle cinsel arzularını tatmin ederek cinsel istismar suçunu işlediği iddialarını kabul etmiş ve mağdurun annesi ile babası arasında husumet olduğunu bu sebeple mağdurun kendisine iftira atmış olabileceğini beyan etmiş ise de; sanığın yargılama aşamasına kadar olan hiçbir beyanında mağdurun annesi ile babası arasında husumet bulunduğundan söz etmediği, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında "hiçbir şekilde kuzeni olan mağdur ile arasında husumet bulunmadığı" şeklindeki beyanlarıyla mağdur ile arasında husumet ya da geçimsizlik bulunmadığını açıkça ifade ettiği, öte yandan bu husumetin varlığı kabul edilse dahi mağdurun bizatihi bu husumetin tarafı olmadığı, mağdur ...'un bu husumetin kendisine sirayeti ile kendi namusunu ortaya koymak suretiyle kuzenine iftira atmasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı; yine sanığın olay gecesi arkadaşı ile birlikte dışarıda olduğunu, evde bulunmadığını ifade ettiği, ancak gerek tanık gerekse müşteki tarafların ifadelerinde olay gecesi sanığın evde olmadığına ilişkin net bir söylemde bulunmadıkları gibi sanığın da olay tarihinde telefonu bozuk olduğu için arama yapamadığı ve yanında taşımadığına dair beyanda bulunarak olay tarihi itibariyle baz bilgileri ile sanığın bulunduğu konumun tespitinin önünü kapattığı, bu haliyle sanığın olay gecesi evde bulunmadığını delillendiremediği ve bu şekilde soyut beyanlarıyla kendisini suçtan kurtarmaya çalıştığı ve bu yönde bir savunma geliştirdiği kanaatiyle sanık savunmalarına itibar edilmemiştir. Tanık sıfatıyla beyanına başvurulan sanığın kız kardeşi ... \*\*\*\*\*\* mahkememizdeki beyanlarında; olay günü mağdur ile birlikte aynı odada kaldıklarını, sabah saatlerinde uyuma taklidi yaptığını, aslında uyanık olduğunu, o esnada sanığın gelerek ... kalk diye seslendiğini, sonra geriye mutfağa gittiğini, bu esnada da mağdurun baba diye birdenbire bağırdığını, bu bağırma sesi üzerine sanığın mutfaktan yanlarına geldiğini, belirtmesine karşın hazırlıktaki ifadesinde sanığın odalarına gelerek kendisine seslendiğini, mağdurun da birdenbire sanığı karşısında görünce bağırmaya başladığını beyan ederek olayın oluşunu aşamalarda farklı şekillerde anlattığı; mağdurun sanığın öz kardeşi olduğu ve henüz 14 yaşında olduğu gözetildiğinde ailesi tarafından yapılacak müdahalelere açık olup ağabeyi sanığın beyanı doğrultusunda, sanık lehine ifadede bulunduğu değerlendirildiği, nitekim olay sırasında uyuma taklidi yaptığını söyleyerek sanıkla arasında herhangi bir diyalog geçmeyen tanığın, sanığın odadan çıkarak mutfağa gittiğini bilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan tanığın ifadeleri ile sanık savunmasının da tam anlamıyla örtüşmediği, zira sanığın mağdurun bağırma sesini duyunca mağdurun bulunduğu odanın önüne gittiğini fakat odanın içine girmediğini beyan etmesine karşın tanığın, sanığın odalarına gelerek mağdura ne olduğunu sorduğunu beyan ettiği,bu haliyle tanığın kendi içinde ve sanık savunması ile çelişkiler barındıran anlatımlarına itibar edilemeyeceği zira mağdurun olay sabahı anormal hiç bir durum yokken "baba" diye bağırarak babasını yanına çağırmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Buna mukabil mağdur ... \*\*\*\*\*\*'ın aşamalardaki samimi ve tutarlı beyanlarında; olayı mahkememiz kabulü doğrultusunda anlatarak olay günü saat 01:00 sıralarında sanığın yalnız başına salonda bulunduğu sırada yanına gelerek kendisine sarıldığını ve göğüslerini sıktığını, aynı gün sabah 08:00 sularında da makasa sesiyle uyandığını ve sanığın cinsel organı açık halde bacaklarının üzerinde oturduğunu gördüğünü, sanığın bir elinde makas bulunduğunu, diğer eliyle de poposunu okşadığını, eşofmanın ve külotunun kesik olduğunu fark ettiğini, sanığın da penisin ıslak bir halde ve üzerinde menilerin olduğunu, ''baba'' diye bağırdığını ifade ettiği ve mağdurun iddialarının dosyadaki somut verilerle desteklendiği, şöyle ki; mağdur tarafından üzerinde inceleme yapılmak üzere teslim edilen olay günü üzerinde bulunduğunu belirttiği eşofman ve külotun beyanı ile uyumlu bir şekilde kesik vaziyette olduğu ve bu kıyafetler üzerinde Trabzon Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünce yapılan incelemede mağdura ait "TUTKU" ibareli gri külotta sanığa ait DNA profilinin tespit edildiği, sanık müdafii söz konusu çamaşırların olaydan dört gün sonra İstanbul'da teslim edilmesi nedeniyle çamaşırlardaki kesiklerin mağdur tarafından yapılmış olmasının da ihtimal dahilinde olduğu belirtilmiş ise de; bu kıyafetler üzerinde sanığa ait DNA profili tespit edilmiş olup mağdurun olay günü üzerinde bulunan kıyafetler olduğunun sabit olduğu ve mağdurun en başından beri olayı tutarlı bir şekilde sanığın kendisine ait alt çamaşırları kesmek suretiyle eylemlerini gerçekleştirdiğini ifade ettiği, nitekim mağdurun babası ... \*\*\*\*\*\*'ın da olayın sıcağı sıcağına alınan ilk ifadesinde kızının bağırma sesiyle odaya gittiğinde kızının ve yeğenin odada olduğunu, kızının sanığın kendisini taciz ettiğini ve makasla pijamasını yırttığını söylediğini beyan ettiği, bu haliyle gerek ATK raporunun gerekse mağdurun babası ... \*\*\*\*\*\*'ın beyanlarının mağdur beyanları örtüştüğü; ayrıca mağdurun böyle bir olay yaşamaksızın sabah uyanır uyanmaz bağırarak, böylesine hassas ve önemli bir konuda aralarında herhangi bir husumet bulunmayan kuzeni olan sanığa bu şekilde isnatlarda bulunmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğu; mağdurun cinsel istismara yönelik anlatımlarının da samimi ve istikrarlı olduğu, zamansal ve mekansal olarak tutarlılık arz ettiği kanaatine varılmakla mahkememizce dosyadaki somut delillerle desteklenen mağdur beyanlarına üstünlük tanınmıştır. Sanık müdafii tarafından mağdurun polise giderek şikayetçi olma imkanı varken 5 gün boyunca sessiz kalarak sanıktan şikayetçi olmamasının hayatın olağan akışın aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; gerek mağdurun gerekse ... \*\*\*\*\*\* ve tanık ...'nın ifadelerinde açıkça belirtildiği üzere bu olaydan sonra mağdurun halasının evine sonrasında da İstanbul'a annesinin yanına gitmesi ve tarafların kuzen olması sebebiyle mağdur ile sanığın babalarının bu olayı aile içinde halletmeye çalışarak adli makamlara intikal ettirmemesi ve mağdurun olayı annesine anlatmasının hemen akabinde annesi tarafından şikayetçi olunması karşısında, somut olayda "hayatın olağan akışından" söz edilerek mağdurun olayın akabinde şikayetçi olmamasının sanık lehine değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir. Tüm bu açıklamalara göre; mahkememizce kabul edilen oluş doğrultusunda, sanığın olay tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan mağdur ...'a sarılıp, göğüslerini okşamak, cinsel organını açarak mağdurun poposunu sürtmek ve poposunu ellemek suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülmekle suçun işleniş biçimi, sanığın katılan çocukla kuzen olması sebebiyle ailevi ... ilişkilerinin oluşturduğu ortamın sağladığı rahatlıktan da faydalanarak atılı suçu işlemiş oluşu, bu suretle sanığın kasta dayalı kusurun ağırlığı, suçun işlendiği yer ve zaman dilimi, meydana gelen zararın ağırlığı da gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 103/1-a madde ve fıkrası delaletiyle aynı yasanın 103/1-1. cümle maddesi uygulanmak suretiyle temel ceza takdiren ve teşdiden 9 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir. Sanığın eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı gün içinde farklı zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla kez işlediği anlaşıldığından TCK'nun 43/1. madde ve fıkrası uyarınca cezasında takdiren 1/4 oranında artırım yapılmıştır. Sanığın atılı suçu işlemekten dolayı samimi ve ciddi bir pişmanlığının müşahede ve tespit edilmemesi, dolayısıyla ileride suç işlemekten çekineceğine dair heyetimizce hiçbir kanaat oluşmaması, cezanın caydırıcı olması gereken etkisi, takdiri indirim maddesinin her olayda uygulanan madde olmayıp, dosya kapsamına göre koşulları mahkeme heyetince oluştuğu kanaatine varıldığı takdirde uygulanan yasa maddesi olması karşısında, mahkeme heyetince uygulama koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından sanık hakkında TCK.nun 62.maddesinin uygulanmayarak neticeten 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. " gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 04.06.2020 tarihli ve 2020/544 Esas, 2020/786 Karar sayılı kararı ile özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçundan verilen beraat hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunun kesin olmak üzere esastan reddine, çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunun maddi hatanın düzeltilmesiyle esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık ile müdafiinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümlere yönelik sanık ile müdafiinin ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 04.06.2020 tarihli ve 2020/544 Esas, 2020/786 Karar sayılı kararında sanık ile müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2023 tarihinde karar verildi.