2. Hukuk Dairesi 2006/14767 E. , 2007/7436 K. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir. MAHKEMESİ :Karacasu S.H. TARİHİ :13.06.2006 KARŞI OY Olayda, ergin evlat kısıtlanmış, kısıtlamaya ilişkin kararla Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesi gereğince annesini velayeti altına konulmuştur. Sayın çoğunlukla aramızdaki görüş ayrılığı; bu durumda kısıtlanan ergin çocuğa ait mallar üzeri…
**2. Hukuk Dairesi 2006/14767 E. , 2007/7436 K.** **"İçtihat Metni"**Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir. MAHKEMESİ :Karacasu S.H. TARİHİ :13.06.2006 KARŞI OY Olayda, ergin evlat kısıtlanmış, kısıtlamaya ilişkin kararla Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesi gereğince annesini velayeti altına konulmuştur. Sayın çoğunlukla aramızdaki görüş ayrılığı; bu durumda kısıtlanan ergin çocuğa ait mallar üzerinde velayet hükümlerinin mi, yoksa vesayet hükümlerinin mi uygulanacağı hususundadır. Sayın çoğunluk, ergin çocuk kısıtlanmış ve Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesinde yer alan hüküm gereğince ana veya babasının velayet altına konulmuş ise, artık velayet hükümlerinin uygulanacağını kabul etmektedir. Ergin çocuğun kısıtlanması halinde Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesi uyarınca, ana veya babasının velayeti altına konulmuş bulunması, velinin, kısıtlanan ergin çocuğa ait mallar üzerindeki tasarruflarında velayet hükümlerinin uygulanacağı anlamına gelmez. Her şeyden önce; kanunda, bu halde, velayet hükümlerinin geçerli olacağına ilişkin bir hüküm mevcut değildir. Yasakoyucu, bunu amaçlamış olsa idi, bu halde velayet hükümlerinin geçerli olacağı yönünde bir düzenleme yapabilirdi. Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesinin konuluş amacının, aile içine yabancı bir kişinin girmesini önlemeye yönelik olup, kısıtlıya ait mallar üzerinde vesayet makamının denetimini ortadan kaldırmayı amaçladığı düşünülemez. Ana veya baba, ergin olan çocuğuna vesayet hükümleri gereğince yasal temsilci olarak atanmıştır. Vesayet makamı tarafından verilen karar da bir kısıtlama kararıdır. Kanundaki sebeplerle ( TMK. md. 405 – 408) kısıtlanmış ergin kişiye ait mallar üzerinde de, kısıtlama kararını veren vesayet makamının izniyle tasarrufta bulunulması gerekir. İkinci olarak; ana ve baba çocuk malları üzerinde, çocuk ergin oluncaya kadar intifa hakkına sahiptir. ( TMK. md. 354 ) Bunun için kural olarak hakimden izin almaları gerekmez. Başka bir ifade ile ana ve babanın çocuğun malları üzerinde hakimden izin almadan tasarrufta bulunma hakkı, çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Öyle olunca ergin çocuğun kısıtlanması halinde mallarının, vesayet hükümlerine göre idaresinin gerekeceği açıktır. Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesi uyarınca atanmış velinin, görevinin sona ermesi de velayetin kaldırılmasına ilişkin hükümlere göre değil, kısıtlanmayı gerektiren sebeplerin ortadan kalkmasına bağlıdır.Bu bakımdan; ana ve babanın çocukları üzerinde doğumla başlayan , kanunen sahip oldukları velayet hakkı ile, kısıtlama nedeniyle , kanunda yeralan hüküm ( TMK. md. 419/3, 335/2) gereği, kendi velayetlerine bırakılan ergin çocukları üzerindeki hak ve yetkileri farklıdır. İkinci halde, kısıtlanan ergin çocuğa atanan velinin vesayete ilişkin hükümlere tabi olacağı, bunun sonucu çocuğa ait malları üzerinde velinin serbestçe tasarruf hakkının olmadığı görüşündeyim. Onun için sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.