Başvurucu, açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 20/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı olarak görev yapmakta iken kendisine yönelik “Yönetim Görevinden Ayırma” cezası uygulanmasına ilişkin 8/3/2002 tarih ve 4 oturum sayılı Yüksek Disiplin Kurulunun işlemi hakkında Antalya İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açmış, Mahkeme 14/11/2002 tarih ve E.2012/1217 sayılı kararı ile Yüksek Disiplin Kurulu kararında cezanın verilmesi veya verilmemesi doğrultusunda kullanılan oyların kararda yer almadığı, karara katılmayan üyelerin görüşlerinin karara yazılmadığı ve bu üyeler tarafından kararın imzalanmadığı, bu sebeplerle Kurul kararının şekil şartlarına uymadığı gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı vermiş, daha sonra 23/9/2003 tarih ve E.2002/1217, K.2003/999 sayılı kararı ile işlemin iptaline ve mahrum kalınan parasal hakların en yüksek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Antalya İdare Mahkemesince verilen yürütmeyi durdurma kararı üzerine Mahkeme kararında belirlenen eksiklikler giderilerek başvurucuya 7/3/2003 tarih ve 2003/1 sayılı kararı ile yeniden “Yönetim Görevinden Ayırma” cezası verilmiştir. Başvurucu tarafından bu cezanın iptali istemiyle açılan davada Antalya İdare Mahkemesi, 10/3/2004 tarih ve E.2003/482, K.2004/272 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar vermiştir. Antalya İdare Mahkemesinin kararına karşı davalı idare temyiz yoluna başvurmuş, Danıştay Sekizinci Dairesi, 11/3/2005 tarih ve E. 2004/3438, K. 2005/1110 sayılı kararı ile başvurucu vekilinin Çankaya Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapması münasebetiyle incelenen davadaki temsil yetkisinin araştırılması gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararına uyan Antalya İdare Mahkemesi 15/12/2005 tarih ve E.2005/739, K.2005/1901 sayılı kararı ile başvurucunun vekilinin yükseköğretim kurum ve kuruluşlarına karşı dava takip yetkisinin bulunmadığı, bununla birlikte davayı temsil eden vekile ilişkin Mahkemeye azilname yahut vekaletten çekilme dilekçesi de teslim edilmediği gerekçesiyle usulüne uygun yeniden dava açılmak üzere 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu uyarınca dilekçe ret kararı vermiştir. Başvurucu, Antalya İdare Mahkemesinin dilekçe ret kararı üzerine Mahkemeye 9/2/2006 tarihli yenileme dilekçesi ibraz etmiş, bu sırada Isparta İdare Mahkemesinin faaliyete geçmesi ve dava konusunun da bu Mahkemenin yetki alanına girmesi nedeniyle Antalya İdare Mahkemesi yetkisizlik nedeniyle dosyanın Isparta İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Isparta İdare Mahkemesi, 24/5/2007 tarih ve E.2007/975, K.2007/760 sayılı kararı ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Mahkeme gerekçesi şöyledir;“ ….. söz konusu cezanın 5525 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun kapsamında olduğu, davaya devam edilmesine yönelik 10/7/2006 tarihli iki nüsha dilkeçenin 11/6/2006 tarihinde mahkeme kaydına geçtiği, ancak söz konusu dilekçelerin imzasız olması nedeniyle geçerli bir talep olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; 5525 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içersinde anılan disiplin cezasına karşı açılan davaya devam edilmesi yönünde hukuken geçerli bir talep olmadığından 5525 sayılı Kanun kapsamında olan “Yönetim Görevinden Ayırma” cezasının iptali istemiyle açılan davanın 5525 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca 5525 sayılı Kanun’un maddesinin fıkrasında yer alan “Disiplin cezalarının affı ilgililere geçmiş süreler için özlük hakları ve parasal yönden herhangi bir talep hakkı vermez” hükmü uyarınca dava konusu disiplin cezasının af kapsamında kalmasının davacıya parasal yönden herhangi bir hak kazandırmayacağı açıktır.Açıklanan nedenlerle davanın, esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına…” Isparta İdare Mahkemesinin kararına karşı başvurucu temyiz yoluna başvurmuş ancak Danıştay Sekizinci Dairesi, 29/12/2008 tarih ve E.2007/6342, K.2008/8631 sayılı kararı ile kararın onanmasına karar vermiş, ardından başvurucunun karar düzeltme talebi de 17/5/2010 tarih ve E.2009/3681, K.2010/2651 sayılı karar ile reddedilmiştir. Bunun yanında, başvurucu, bahse konu disiplin cezalarının iptal edilmesinin ardından Antalya İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmış, Mahkeme, 2/2/2005 tarih ve E.2004/1721, K.2005/95 sayılı kararı ile dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un ve maddelerine uygun hazırlanmadığı gerekçesiyle usulüne uygun hazırlanmış dilekçelerle her iki disiplin cezasından dolayı uğradığını ileri sürdüğü zararlar için ayrı dava açılmak üzere dilekçenin reddi kararı vermiştir. Başvurucu, dilekçe ret kararı üzerine yeniden dava dilekçesi hazırlamış ve dilekçesinde Antalya İdare Mahkemesince iptal edilen davalı idare işlemi nedeniyle mahrum kaldığı 000,00 TL maddi ve iptal edilen disiplin cezaları nedeniyle 000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Antalya İdare Mahkemesince dava hakkında yetkisizlik kararı verilmiş ve dava dosyası Isparta İdare Mahkemesine gönderilmiştir. Isparta İdare Mahkemesi ise 31/1/2008 tarih ve E.2007/274, K.2008/78 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:“Bu durumda, davacıya verilen disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davada, Mahkememiz tarafından davaya devam edilmesi yönünde hukuken geçerli bir talep olmadığı kanaatine varılarak anılan disiplin cezasının 5525 sayılı Yasa kapsamında görüldüğü, bu nedenle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verildiği ve 5525 sayılı Yasa’nın maddesinin son bendinde, disiplin cezalarının affının ilgililere geçmiş süreler için özlük hakları ve parasal yönden herhangi bir talep hakkı vermeyeceği hükme bağlandığından, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin hukuki dayanağı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.” Başvurucu, bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuş, Danıştay Sekizinci Dairesi, 17/4/2012 tarih ve E.2008/7923, K.2012/1757 sayılı kararı ile temyiz talebini reddetmiştir. Başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 9/11/2012 tarih ve E.2012/6957, K.2012/8887 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 21/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi şöyledir:“İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” Aynı Kanun’un maddesi şöyledir:“ Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararları, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda temyiz edilebilir. (Değişik:10/6/1994-4001/20 md.) Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde,Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştayda temyiz yoluna başvurulabilir. “ Aynı Kanun’un maddesi şöyledir:“ (Değişik birinci cümle: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde taraflarca;a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması, b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması, Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları ile bölge idare mahkemeleri, kararın düzeltilmesi isteminde ileri sürülen sebeplerle bağlıdırlar. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/24 md.)Kararın düzeltilmesi istekleri esas kararı vermiş olan daire, kurul ve bölge idare mahkemesince incelenir. Dosyanın incelenmesinde tetkik hakimliği yapanlar, aynı konunun düzeltme yoluyla incelenmesinde bu görevi yapamazlar.” 22/6/2006 tarih ve 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu Kanun kapsamına giren ve 23/4/1999 tarihinden 14/2/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş olan disiplin cezalarına karşı bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce idarî yargı mercilerine başvurmuş olanlardan, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine müracaat etmek suretiyle davaya devam etmek istediklerini bildirmeyenlerin davaları hakkında, görülmekte olan davalarda davayı gören mahkemece, karar temyiz edilmiş ise Danıştayca, karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına karar verilir, vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde davaya devam etmek istediklerini bildirenlerin davalarının görülmesine devam olunur. Ancak, davanın davacının aleyhine sonuçlanması halinde bu Kanunla getirilen af hükümleri uygulanır.”