DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2056 E. , 2024/474 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2056 Karar No : 2024/474 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/13031, K:2021/4172 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedb
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2056 E. , 2024/474 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2056 Karar No : 2024/474 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/13031, K:2021/4172 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/13031, K:2021/4172 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının birleştirme talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., ... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının irtibat ve iltisaki yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden de bağlayıcılığının bulunmadığı, Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde İdare Mahkemesi Başkanı olarak atanmasının, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliği yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık (albüm) kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, öncelikle Daire tarafından derdestlik itirazının karşılanmamasının usul hukukuna aykırı olduğu, Dairenin hatalı uygulaması nedeniyle ortada aynı iki kararın bulunduğu, Daire kararında, belirtilen idare mahkemesi başkanlığına atanması ile ilgili olarak terör örgütüyle ya da üyeleriyle herhangi bir irtibatı veyahut iltisakını ortaya koyan somut hiçbir bilgi, belge veya olguya yer verilmediği, Mahkeme başkanlığına atanma sürecinde, hiçbir HSK üyesiyle ya da FETÖ terör örgütü ya da üyeleriyle görüşmesinin olmadığı, Elazığ ilinde bulunan iki idare mahkeme başkanının süre ve eş durumları nedenleriyle tayininin çıkacak olması, aynı mahkemede görev yaptığı ve halen Anayasa Mahkemesinde görev yapan bir dönem arkadaşının kendi döneminden ve alt dönemden başkanlık için atanma taleplerinin olduğu, talepte bulunmasını tavsiye etmesi üzerine mahkeme başkanı olarak atanmak için dilekçe verdiği, hiçbir somut tespit içermeyen sadece 2010 yılından sonra oluşan HSK döneminde mahkeme başkanlığına atanmış olmasının hiçbir şekilde terör örgütüyle irtibat ya da iltisakını göstermeye yeterli olmayacağı, aynı HSYK kararnamesiyle halihazırda meslekte olan pek çok hakim-savcının da unvanlı görevlere atanmış olduğu, 2014 yılında BİM üyeliğine atanmasının ise bulunduğu bölgedeki hizmet süresini tamamlaması nedeniyle yapıldığı, 3. bölge olan bu yerde 5 yıl görev yaptığı, tayin talebinin olmaması nedeni ile HSYK tarafından tasarrufta bulunulduğu, atandığı görevin de bir üst görev olduğu, salt 2010 yılından sonra oluşan HSK kararnamesiyle mahkeme başkanlığına atanmış olmasının terör örgütüyle irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, 667 sayılı KHK'da yer almayan "destekleyici unsur” gibi bir gerekçenin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesine açıkça aykırı olduğu gibi, disiplin hukukunun en temel ilkelerine de aykırılık taşıdığı, öncelikle stajını Adalet Akademisinde değil Adalet Bakanlığı Hakim ve Savcı Adayları Eğitim Merkezinde tamamladığı, kararda FETÖ' nün yıllık kurul üyeliği ile yapılan değerlendirmelerde alıntılanan itirafçı ve tanık ifadelerine bakıldığında, Adalet Akademisindeki dönemlere yönelik ifadeler olduğu, albüm kuruluna sosyal faaliyet olsun diye aday olduğu, 50 kişilik küçük bir staj grubu olduğu için aday olan herkesin seçildiği, albüm kurulunda yer alması nedeniyle irtibat kurduğu, tanıdığı tek bir bürokrat olmadığı, başkaca hiçbir tespit yapılmadan, tamamen yasal ve Devlet kurumlarının gözetimi ve denetimi altında olan staj döneminde albüm kurulunda görev almış olmanın, terör örgütüyle irtibat veyahut iltisak oluşturmadığı, destekleyici unsur olamayacağı, 17/25 Aralık öncesi durumların karara gerekçe yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, albüm kurulu üyeliğinin 2005, unvanlı göreve atanma tarihinin de 2011 yılı olduğu, 17-25 Aralık 2013 tarihinden önce olan olaylar nedeniyle terör örgütüyle iltisak veya irtibatı kurularak meslekten çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, tutukluluk nedeniyle Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvuruda yapılan değerIendirme sonucunda, albüm kurulu üyeliği ve mahkeme başkanlığına atanmanın örgütsel bağlamda olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı ve örgütle herhangi bir bağ kurulamadığının belirtildiği, dava konusu kararın kişiselleştirilmemesi ve kararda fiillere yer verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, uyuşmazlıkta anayasal ve yasal usuller ve hukuki güvencelerin uygulanmamasının açıkça hukuka aykırı olduğu, savunma hakkının, suç ve cezaların kanuniliği ve şahsiliği kanunların geriye yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği, masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, hiçbir kriter belirlenmeksizin meslekten çıkarma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, görevini ifa ederken tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri ile sadakat yükümlüğünü ihlal ettiğine dair hiçbir somut tespitin olmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Öte yandan, UYAP kayıtlarının tetkikinden davacı hakkında verilen beraat kararının Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve ..., K:... sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür, Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/11/2021 tarih ve E:2016/13031, K:2021/4172 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 05/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. X- Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; temyizen bakılmakta olan dosyada, davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin olarak sunulan ünvanlı görev ve albüm kurulu üyeliğinin tek başlarına irtibat ya da iltisakın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, bu sebeple, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık görülmemiş olup, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.