DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/74 E. , 2024/1106 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/74 Karar No : 2024/1106 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU :.. Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/74 E. , 2024/1106 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/74 Karar No : 2024/1106 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU :.. Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinin 2008 yılının muhtelif dönemlerine ait borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: i. Dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmı yönünden yapılan inceleme: Asıl amme borçlusu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına, 2008 yılına ait defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle ... ila ... ve ... sayılı ihbarnameler içeriği vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri tarh edilmiş ve özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Defter ve belge isteme yazısı davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği tarihten sonra şirketin o dönem kanuni temsilcisi olan ...'ya 25/01/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda, defter ve belge isteme yazısının tebliğ edildiği tarihte davacının kanuni temsilci olmaması nedeniyle vergisel ödevlerini yerine getirmeme durumunun fiilen mümkün bulunmadığı açık olduğundan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle, dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. ii. Dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmı yönünden yapılan inceleme: Asıl amme borçlusu şirket adına, 2008 yılı hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca, mal ve hizmet alımlarının bir kısmını gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmaksızın düzenlenen faturalarla belgelendirdiğinden bahisle 2008 yılının Şubat ila Ekim dönemleri için vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarh edilmiş ve aynı yıl için özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Sözü edilen vergi ve cezalara ilişkin ... ila ... ve ... sayılı ihbarnameler ilanen tebliğ edilmiştir. Ödeme yapılmaması üzerine asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenerek 13/05/2015 tarihinde şirket müdürü ...'ya tebliğ edilmiştir. Olayda, şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin tebliğ alındıları üzerine ''iade'' şerhi düşülerek yalnızca posta memurunun imzası ile tebliğ evrakı iade edilmiş olup bunun üzerine ihbarnameler ilanen tebliğ edilmiştir. Anılan tebliğlerin bu haliyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun tebliğe ilişkin hükümlerinde öngörülen şekilde yapılmadığı sonucuna varılmıştır. Şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tarh zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 13/05/2014 tarihinde şirket müdürüne tebliği üzerine anılan borçlardan haberdar olunması karşısında, tarh zamanaşımı nedeniyle artık varlığından söz edilemeyecek alacaklar için 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan cebri takibatın dayanağı kalmadığından, dava konusu ödeme emrinin bahse konu borçlara ilişkin kısımlarında hukuka uygunluk görülmemiştir. iii. Karar sonucu: Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 02/11/2022 tarih ve E:2019/457, K:2022/6106 sayılı kararı: i. Temyize konu kararın, dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. ii. Temyize konu kararın, dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davada asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin incelenmesi mümkün değildir. Bu durumda, asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yollarının tüketilip tüketilmediği, tahsil imkansızlığının ortaya konulup konulmadığı hususları araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir. iii. Karar sonucu: Daire bu gerekçeyle kararın, dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasını onamış; dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasını bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararının bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emri içeriği borçların zamanaşımına uğramadığı, bir dönem kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borcunun vadesinde ödenmemesi ve mal varlığının bulunmaması nedeniyle söz konusu borçların tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: 2007-2008 yılları arasında kimliğini kaybettiği, kendisi üzerine üçüncü şahıslarca şirket kurulduğu, bu durumdan yıllar sonra tebligat yapılmasıyla haberdar olduğu, ayakkabı boyacılığı yaptığı ve geçimini güçlükle sağladığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Asıl borçlu şirketin iş yeri adreslerinde bulunamadığının usulüne uygun olarak düzenlenmiş adres tespit tutanakları ile tespit edilmesi karşısında olayda şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerin ilanen tebliğine ilişkin şartların gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından ileri sürülen 2007-2008 yılları arasında kimliğini kaybettiği, muhtemelen kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle kendisi üzerine üçüncü şahıslarca şirket kurulduğu, bu durumdan dava konusu ödeme emrinin tebliğ edilmesiyle birlikte yıllar sonra haberdar olduğu, buna ilişkin olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ve şirketin hiçbir belgesinde imzasının bulunmadığı yönündeki iddialar ile şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 104. maddesine uygun biçimde ilanen tebliğ edilip edilmediği de dahil olmak üzere dava konusu ödeme emrinin hukuka uygunluğunun diğer hususlar yönünden incelenerek karar verilmek üzere ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinin adreslerinde 22/10/2010 ve 02/11/2011 tarihlerinde düzenlenen adres tespit tutanaklarıyla, şirketin adreste bulunamadığı hususu memur ve mahalle muhtarı imzası ile tespit edilmiştir. Bunun üzerine şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnameler ilanen tebliğ edilmiş olup borcun vadesinde ödenmediği ve şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasından sonuç alınamadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği; ikinci fıkrasında, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı düzenlenmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren Kanun'da gösterilen süre içinde dava açabileceği kuralına yer verilmiştir. 213 sayılı Kanun'un 113. maddesinin birinci fıkrasında, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış ve ikinci fıkrasında, zamanaşımının mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Kanun'un 114. maddesinde de vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı kuralına yer verilmiştir. Kanun'un "Ceza kesmede zamanaşımı" başlıklı 374. maddesinde, vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl geçtikten sonra vergi cezası kesilemeyeceği hükme bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir: "Tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarf posta idaresince muhatabına verilir ve keyfiyet muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunur. Muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memuru durumu zarf üzerine yazar ve mektup posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderilir. Muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altı beyanı yapana imzalatılır. İmzadan imtina ederse, tebliği yapan bu ciheti şerh ve imza eder ve tebliğ edilemiyen evrak çıkaran mercie iade olunur. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemiyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır. Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya her hangi bir sebeple imza edemiyecek durumda bulunursa sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ olunur. Muhatap tebelluğdan imtina ederse tebliğ edilecek evrak önüne bırakılmak suretiyle tebliğ edilir. Yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemler komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunur." Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğin ilanla yapılacağı haller" başlıklı 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali ise şu şekildedir: "Aşağıda yazılı hallerde tebliğ ilan yoluyla yapılır. 1.Muhatabın adresi hiç bilinmezse; 2.Muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse; 3.Başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa; 4.Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa." Anılan Kanun'un 104. maddesinde ilanen tebliğin şekil şartları, 106. maddesinde de ilanın neticeleri düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Olayda, asıl borçlu şirketin adreslerinde bulunamadığı hususunun 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde öngörülen usule uygun olarak düzenlenen adres tespit tutanaklarıyla tespit edilmesi karşısında, şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerin ilanen tebliğine ilişkin şartların gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacı tarafından ileri sürülen 2007-2008 yılları arasında kimliğini kaybettiği, muhtemelen kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle kendisi üzerine üçüncü şahıslarca şirket kurulduğu, bu durumdan dava konusu ödeme emrinin tebliğ edilmesiyle birlikte yıllar sonra haberdar olduğu, buna ilişkin olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğu, şirketin hiçbir belgesinde imzasının bulunmadığı yönündeki iddialar ile şirket adına düzenlenen ... ila ... ve ... sayılı ihbarnamelerin ilanen tebliğinin 213 sayılı Kanun'un 104. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesi kapsamında incelenebilecek diğer hususlar yönünden inceleme yapılmak suretiyle ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmek üzere ısrar kararının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 04/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.