Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından Bölüm'e gönderilmesine ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, en son Sayıştay başdenetçisi olarak görev yapmıştır. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrası Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) üzerinden 19/7/2016 ve 16/8/2016 tarihlerinde başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye mensubiyetinin bulunduğuna dair isimsiz ihbar mektupları gönderilmiştir. Başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ifadesi 24/10/2016 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğünde (Emniyet) alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle eğitim hayatının tamamını devlet okullarında tamamladığını, sadece 2003 yılında bir sene boyunca örgüte müzahir olduğu değerlendirilen Maltepe Dershanesine gittiğini, bu süreç boyunca bir defaya mahsus olmak üzere Kadir Gecesi programına katıldığını, bunun haricinde herhangi bir etkinliğe katılmadığını belirtmiştir. Başvurucu; ifadesinin devamında Gümrük Müsteşarlığında stajyer kontrolör olarak, Sayıştayda ise denetçi ve başdenetçi olarak görev yaptığını, örgütsel iletişime hizmet eden herhangi bir uygulamayı telefonuna ya da bilgisayarına yüklemediğini, himmet adı altında örgüte adına para toplamadığını, kimsenin de kendisinden böyle bir talepte bulunmadığını, örgütün toplantılarına katılmadığını, Bank Asyada hesabının olmadığını, Digitürk aboneliğinin bulunduğunu ancak aboneliğini iptal ettirmediğini, meslek hayatı boyunca herhangi bir adli ya da idari soruşturma geçirmediğini beyan etmiştir. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan tutuklanması istemiyle 27/10/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince aynı tarihte yapılmış, sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Emniyetteki ifadesine benzer şekilde beyanlarda bulunmuştur. Hâkimlik, sorgu sonucunda başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi altında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, delilleri yok etme gizleme değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve süphelilere isnat edilen suçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması dikkate alınarak şüpheliler ... ve AKİF ÇENDEK'in isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... TUTUKLANMASINA ..." Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 9/11/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu anılan kararı aynı tarihte öğrendiğini bildirmiş ve 25/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu, soruşturmanın devamı sürecinde 29/10/2016 tarihinde 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 19/10/2017 tarihinde soruşturmanın geldiği aşama, mevcut delil durumu, başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğuna dair tespitin bulunmaması ve tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak başvurucunun tahliyesini talep etmiştir. Bunun üzerine başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/10/2017 tarihli kararıyla tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...İncelenen dosya kapsamına göre şüphelinin şüphelinin sabit ikametgah sahibi olduğu, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle (toplanan deliller itibariyle şüphelinin BYLOCK kullanıcısı olduğuna dair tespit bulunmaması ve tutuklu kaldığı süre gözetilerek) tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğu kanaatine varılmakla, şüpheli AKİF ÇENDEK ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin KABULÜ İLE şüpheli hakkındaki ... tutuklama kararının KALDIRILMASINA..." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 9/6/2020 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:-Başvurucu, 675 sayılı KHK ile meslekten çıkartılmıştır.- Mali Suçları Araştırma Kurulu tarafından düzenlenen 25/4/2017 tarihli raporda, hakkında aynı suçtan işlem tesis edilen E. ile 1 defa toplamda 000 TL ve B.K. ile 1 defa toplamda 600 TL para transferinin bulunduğu belirtilmiştir.- Başvurucu hakkında ihbarda bulunan ve 17/10/2017 tarihinde tanık olarak ifadesine başvurulan S.S.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir:"Bana sormuş olduğunuz 19/07/2016 başvuru tarihli Bimer başvurusunu ben gönderdim. Akif Çendek'i tanırım. Kendisi benim eşimin Halasının oğlu olur. Uzun yıllardır akrabam olması nedeniyle tanışırız ve görüşürüz. Lise yıllarını bilmemekle beraber İstanbul da Marmara Üniversitesinde okuduğu dönemde Fetö'ye ait yurt ve evlerinde kaldığını biliyorum. Akrabalık nedeni ile zaman zaman bir araya geldiğimizde kendisinin Fetullah Gülen'i öven konuşmaları yapması nedeniyle aramızda tartışmalar da oldu. 17-25 Aralık sürecinden sonra da benzer konuşmalara devam etti. Bundan dolayı kendisi ile görüşmeyi kestim. Bildiğim kadarıyla eşiyle de cemaat vasıtası ile evlenmiştir. Sayıştay'da bulunduğu dönemlerde de benzer işlerine devam etmiştir. Bildiğim kadarıyla da örgütün toplantılarına katılır. İsmini hatırlayamadığım Keçiörende olduğunu bildiğim bir cemaat abisi ile görüşüyordu. Halen de bu kişi ile görüştüğünü biliyorum ancak bu kişiyi tanımıyorum. Zaman zaman mali konularda da bu kişiye danıştığını biliyordum. Kendisi ile aramda bir husumet yoktur. Himmet şeklinde örgüte para yardımında bulunduğunu bizzat bilmiyorum. Ancak örgütle ilgili kişilere zaman zaman yardım yaptığını duydum ..."- Başvurucu hakkında ihbarda bulunan ve 15/4/2019 tarihinde tanık olarak ifadesine başvurulan F.K.nın beyanının ilgili kısmı şöyledir:"BİMER Başbakanlık İletişim Merkezine gönderilen 16/8/2016 tarih[li] ... başvuruda 2003-2012 yılları arasında lisede Lise hazırlıkta bir yıl, üniversitede yarım yıl ve mezun olduktan sonra da yarım yıl FETÖ içinde bulunmuş 17-25 Aralık kumpası olmadan 1 yıl öce bu örgütle ilişkisini koparmış bir vatandaş olarak anlatacaklarımda isimlerini vereceğim şahısların halen FETÖ ile bir ilişkileri varsa bu kişilerin tespit edilmesi ve gereğinin yapılmasını arz ederim...Lise sınıfta FETÖ mensupları ile tanıştım lise sınıfta bizim öğrenci grubundan sorumlu şahıs Akif Çendek (marmara işletme mezunu sayıştayı kazandı)...idi...Lise sınıfta İstanbul ili Bağcılar semtinde Fettullah Gülen yapılanmasına ait evlerde şu an adreslerini hatırlayamadığım üniversite öğrencilerinin bulunmuş olduğu evlere ders çalışmaya gidiyordum. Bu evler genelde Askeri okullara öğrenci hazırlayan evlerdi ve askeri okullara hazırlanan öğrencilere vasıflı talebe deniliyordu...2003 yılında Lise sınıfta gittiğim evde öğrenci grubundan sorumlu olan şahıs Akif Çendek (marmara işletme mezunu sayıştayı kazandı)..idi..."- BİMER aracılığıyla gizli olarak yapılan 19/7/2016 tarihli ihbarda, başvurucunun örgüte bağlı olduğu, örgütün okullarında okuduğu, örgüte maaşından bağışta bulunduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur.- BİMER aracılığıyla gizli olarak yapılan 19/7/2016 tarihli ihbarda, başvurucunun FETÖ/PDY mensubu olduğu ve şüphelinin halen örgütü desteklediği şeklinde beyanda bulunulmuştur. Başvurucu hakkındaki soruşturma bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmektedir. A. Kanun Metinleri 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)..."B. Yargıtay Kararları Yargıtay Ceza Dairesinin 14/1/2019 tarihli ve E.2018/3259, K.2019/207 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için 'abi', kadınlar için 'abla'dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır." Yargıtay Ceza Dairesinin 4/7/2018 tarihli ve E.2018/1520, K.2018/2237 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"... FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı, dosyada ifadesi bulunan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan B.'nin beyanlarından da anlaşılacağı üzere, örgüt içerisinde Kartepe bölgesinden sorumlu ve lisans mezunlarını askeri okullara hazırladığı belirtilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı ..." Yargıtay Ceza Dairesinin 16/1/2018 tarihli ve E.2017/3415, K.2018/495 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"...FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün diğer örgütlerden farklı kendine özgü eleman kazanma, örgütlenme, gizliliği sağlama amaçlı iletişim sistemi ve diğer örgütlerden farklı bir faaliyet sistemi vardır. Genel olarak eleman temini okul-dersane üzerinden sağlanmakta, sohbet adı altında yapılan örgütsel toplantılarla örgütsel bilinç verilip, örgütsel bağın canlı tutulmasına çalışılmakta, himmet adlı nakdi yardımlar ve diğer faaliyetler ve hukuka aykırı yöntemlerleörgüte gelir temin edilmektedir..." Yargıtay Ceza Dairesinin 5/12/2019 tarihli ve E.2018/4735, K.2019/7776 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"...Askeri mahrem yapılanmasında yer alan bir örgüt mensubunun hayatını dört evrede özetlemek mümkündür. Bunlar şu şekildedir:- Birinci evre; Işık Evi, - İkinci evre; Hususi/Özel ev,- Üçüncü evre; Askeri okullardaki eğitim süreci,- Dördüncü evre; Birim yapılanması,Çocuk yaşta örgüte kazandırılan öğrenciler, talebe evlerinden alınarak mahrem yapı dışındaki kişilerin bilmediği ve sadece mahrem hizmetlerde kullanılan özel evlere yerleştirilmektedir.Örgüt mensupları, ortaokul ve lise dönemlerinden itibaren düzenli olarak örgüt liderinin ses veya görüntü kaydı haline getirilmiş vaazlarını, kitaplarını sohbet toplantılarında dinlemekte, izlemekte ve okumaktadır. Sohbet toplantıları, örgüt tarafından masum dini faaliyetler gibi gösterilmeye çalışılarak ardındaki örgütsel fikir ve idealler gizlenmektedir. Oysaki bu toplantılarda, dini kılıf altında ya da buzdağının görünmeyen yüzünü oluşturan kısımlarında örgütsel bir bakış açısı kazandırılmaktadır....Askeri Mahrem Yapılanmada örgüt, özel olarak seçip yetiştirdiği elemanlarını Askeri Okullara sokarak dikey büyüme stratejisini takip etmekte, Emniyet Mahrem Yapılanmasında olduğu gibi sızdırdığı bu elemanlarını kullanarak kendi örgütüne mensup olmayan öğrencileri saflarına çekerek yatay büyüme stratejisini uygulamadığı görülmektedir.Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim birimlerine giren öğrencilerin örgütsel görevi hedef üniteye girmekle sonlanmaz. Öğrenci sınavı kazandıktan sonra, kendisini hazırlayan abisi ya da onun yerine görevlendirilen başka bir abi ile takibi yapılır. Bu abiler vasıtasıyla hedef ünitelere sokulan örgüt mensubu öğrencilerle sık sık görüşülür. İrtibatın hiçbir zaman koparılmadığı FETÖ mensuplarının sadakatlerine göre gruplara ayrılarak eğitim hayatları boyunca bir an olsun boş bırakılmadan verilen görevleri yerine getirmesi istenir. Öğrenci okulu bitirene kadar bu işlemler, bu şekilde büyük bir gizlilikle devam eder."