Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/20060 E. , 2024/4284 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2019/20060 Karar No : 2024/4284 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hizmetleri A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... DAVACI YANINDA MÜDAHİL: ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararını
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/20060 E. , 2024/4284 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2019/20060 Karar No : 2024/4284 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hizmetleri A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... DAVACI YANINDA MÜDAHİL: ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mülkiyeti davacı şirkete ait İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 13.02.2014 tarih ve 366 (İdare Mahkemesince sehven 66 olarak yazılmıştır.) sayılı kararıyla kabul edilen, Ataşehir ve Ümraniye ilçeleri İSKİ Kurbağalıdere Ana Koluna Ait Dere Islah Projesi uyarınca hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar plan tadilatı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatında "rekreasyon alanı" olarak ayrılan taşınmazların (... ada ... parsel ile ... ada, ... parsel ve bunlar arasındaki boşluğun) çevresine uygun olarak "özel sağlık tesisi alanına" alınması, bu şekilde komşu parsellerle bütünlük içinde planlanması istemiyle askı süresi içinde yapılan itirazın zımnen reddine yönelik işlemin ve dava konusu imar planlarının bu kısımlarının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; bir kısmı davacı şirkete, bir kısmı hazineye ait olan ve rekreasyon alanı olarak fonksiyonlandırılan dava konusu alanın (... ada, ... parsel ile ... ada, ... parsel ve bunlar arasındaki boşluğun), İstanbul Valiliği Defterdarlık Avrupa Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından (belediye meclisince alınan karar uyarınca görüş istenilmesi nedeniyle) davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazı doğrultusunda, çevresindeki plan fonksiyonuna uygun olarak, özel sağlık tesisi alanına alınması, bu şekilde komşu parsellerle bütünlük içinde, sosyal donatı alanlarından olan özel sağlık hizmetine uygun şekilde (plan notlarıyla birlikte) planlanmasında, üstün kamu yararı bulunduğu, aksi yönde tesis edilen zımnen ret işleminde ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, İSKİ'den gelen talep üzerine Ataşehir ve Ümraniye ilçelerinde, Kurbağalıdere ana koluna ait Dere Islah Projesi uyarınca 1/5000 ölçekli nazım imar plan tadilatı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatının İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ... tarih, ... sayılı kararı ile kabul edildiği, 17.02.2014 tarihinde Büyükşehir Belediye Başkanınca onaylanan bu değişikliğin 07.05.2014-09.06.2014 tarihleri arasında askıya çıkarıltıldığı, davacı şirketin askı süresi içinde (06.06.2014 tarihinde) davalı idareye verdiği dilekçesinde, "... ada, ... parsel ile ... ada, ... parsel ve bunlar arasındaki boşluğun çevresine uygun olarak sağlık tesisi alanına alınması, bu şekilde komşu parsellerle bütünlük içinde planlanması" yolundaki itirazının zımnen reddi üzerine, hem bu işlemin hem de dava konusu imar planlarının anılan kısımlarının iptali için yasal süresinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 14. maddesinde de, dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 31. maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı hâller" başlıklı 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; "Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi" başlıklı 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; "Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; "Bilirkişinin yetkileri" başlıklı 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde; nazım imar planı, varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanılış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemleri ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen plan; uygulama imar planı ise, tasdikli hali hazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım plan esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli uygulama etapları ve diğer ayrıntıları ile gösteren planlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 8. maddesinin (b) fıkrasında ise; imar planlarının nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni planı kararlarına uygun olarak belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, belediye meclisince onaylanacak değişikliklerin de aynı usule tabi olduğu hükme bağlanmış olup, İmar Planı Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 6. fıkrasında, onaylı imar planı sınırları içinde arazi kullanışlarının büyüklüğünde, konumunda, yoğunluğunda veya ulaşım sisteminde, imar planı değişikliği yapılabileceği kuralı getirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyeti Hazineye ait ... ada, ... parsel ve anılan taşınmaz ile davacıya ait taşınmaz arasındaki boşluğa ilişkin kısım yönünden; İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, iptal davalarında dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisinin varlığı aranmaktadır. Her uyuşmazlıkta davacının menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için aranan söz konusu menfaat ilişkisinin kişisel, meşru ve güncel olması, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Yukarıda yer alan Kanun hükümlerinin de anlaşılacağı üzere, menfaat ihlalinin tespitinde ilgilinin idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin kurulması gerektiği açık olup; imar planı değişikliğini ancak ilgililerin kendi mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara ilişkin olarak talep edebileceği dikkate alındığında, davacının mülkiyeti kendisine ait olmayan taşınmazlar için belirlenen fonksiyonunun değiştirilmesinde meşru ve kişisel bir menfaat ihlalinin söz konusu olamayacağı açıktır. Bu durumda, davacıya ait olmayan taşınmazlar (... ada, ... parsel ve anılan taşınmaz ile davacıya ait taşınmaz arasındaki boşluğa ilşkin) yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen dava konusu işlemlerin iptaline dair Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunamamıştır. Mülkiyeti davacıya ait ... ada ... parsel yönünden ise; İmar planları; insan, toplum ve çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma kullanma değerlerini en rasyonel biçimde belirlemek üzere hazırlanırlar. İmar planlarının ve değişikliklerinin yargısal denetimlerinde ise, bu hususlara uyulup uyulmadığının planlanan yörede bulunan parsellerin yer, büyüklük konumu ve işleyişi açısından imar planında ayrıldığı amaca, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olup olmadığının incelenmesi gerekir. Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince dosyada yer alan bilgi ve belgeleri değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazların rekreasyon alanı kullanımının, özel sağlık tesis alanı kullanımına dönüştürülmesinde üstün kamu yararı bulunduğu gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptali yolunda karar verilmiş ise de, uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden dava konusu imar planı değişikliğinin ve plan değişikliği talebinin ilgili mevzuatta öngörülen kurallara, şehircilik ilkelerine ve planlama esasları ile kamu yararına uygun olup olmadığının, davacı tarafından öne sürülen iddialar da gözönünde bulundurularak yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucuna göre açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu durumda, dava konusu imar planları hakkında davacıya ait taşınmaz yönünden yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/06/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.