TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL KARAR SEMİH TEKİN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/34064) Karar Tarihi: 17/3/2021 R.G. Tarih ve Sayı: 16/4/2021-31456 Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 2GENEL KURUL KARAR Başkan : Zühtü ARSLAN Başkanvekili : Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYELYusuf Şevki HAKYEMEZYıldız SEFERİNOĞLU Selahaddin MENTEŞ Basri B
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL KARAR SEMİH TEKİN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/34064) Karar Tarihi: 17/3/2021 R.G. Tarih ve Sayı: 16/4/2021-31456 Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 2GENEL KURUL KARAR Başkan : Zühtü ARSLAN Başkanvekili : Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYELYusuf Şevki HAKYEMEZYıldız SEFERİNOĞLU Selahaddin MENTEŞ Basri BAĞCIİrfan FİDAN Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Semih TEKİN Vekili : Av. Özge TEKE I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, atanma talebinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının i hlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 23/11/2018 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 34. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. 6. İkinci Bölüm tarafından 21/10/2020 tarihinde yapılan toplantı da, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli gör üldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 28. maddesinin (3) num aralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçeves inde ilgili olaylar özetle şöyledir: A. Başvuruya Konu İdari ve Yargısal Süreç 8. Başvurucu 21/6/2011 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Baka nlığında (İdare) iş müfettişi yardımcısı olarak çalışmaya başlamıştır. Y ardımcılıkta geçirmesi gereken üç yıllık süreyi tamamladıktan sonra 15/10/2014 tarihinde iş mü fettişi yardımcıları için düzenlenen yeterlilik sınavının yazılı kısmına katılmıştır. Söz konusu sınavda başarılı olmasının ardından 30/10/2014 tarihinde yeterlilik sözlü sınavı na katılmış ve bu sınavda da başarılı olarak 31/10/2014 tarihinde iş müfettişi olmaya hak ka zanmıştır. 9. Başvurucu, iş müfettişi olmayı hak etmesine rağmen üç yıl boy unca atamasının yapılmaması üzerine 1/11/2017 tarihinde İdareye başvurarak iş m üfettişi olarak atamasının yapılmasını, müfettişliğe hak kazandığı tarihten itibaren yoksu n kaldığı özlük ve mali haklarının ödenmesini talep etmiştir. İdare bu başvuruya 10/11/ 2017 tarihli işlem ile cevap vermiştir. İdarenin cevabının ilgili kısmı şu şekildedir: "Bakanl ığınız İş Müfettişi Yard ımc ılar ının İş Müfettişi kadrolar ına atamalar ına dair işlemler, 31/10/2012 tarihli ve 28453 say ılı Resmi Gazete'de yay ımlanan Çal ışma ve Sosyal Güvenlik Bakanl ığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeli ğine göre gerçekle ştirilmekte olup, söz konus u yönetmelik hükümlerine göre yeterlilik s ınav ında başarı gösteren İş Müfettişi Yard ımc ılar ı ile ilgili olarak atama süreçleri devam etmektedir. Atama süreçlerinin tamamlanmas ına müteakip, ilgililer bilgilendirilecektir." 10. Başvurucu, İdarenin anılan cevabını 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında kesin cevap o larak kabul etmeyip kesin cevabı beklemiştir. İdareye başvurduğu 1/11/2017 tarihind en itibaren altı ay içinde İdare tarafından yeni bir cevap verilmemesi üzerine başvurucu 1 3/6/2018 tarihinde 10/11/2017 tarihli işlemin iptali ve müfettişliğe hak kazandığı tarihten itibaren yoksun kaldığı özlük ve mali haklarının ödenmesi istemiyle dava açmıştır. 11. Ankara 10. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 20/6/2018 tarihinde dav ayı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Kararın gerekçesinde 2577 sayılı Kanun'u n 10. maddesine göre ilgililerin haklarında idari davaya konu edilebilecek bir işlem in tesis edilmesi için idareye başvurmaları hâlinde idarece altmış gün içinde cevap verilmemes i durumunda isteğin reddedilmiş sayılacağı ve bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde idari dava açabileceği Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 4belirtilmiş, verilen cevabın kesin olmaması hâlinde ise ilgilin in bu cevabı talebin reddi sayarak dava açma süresi içinde bunu dava konusu edebileceği gi bi idarenin kesin cevabını da bekleyebileceği ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden i tibaren altı ayı geçemeyeceği ifade edilmiştir. Mahkemeye göre cevabın kesin olmadığı hâllerd e ilgililere bu cevabı talebi n reddi olarak kabul edip buna karşı altmış günlük süresi içinde dava açma ve kesin cevabı bekleme hususunda seçimlik hak tanınmıştır. Bununla birlikte ke sin cevabı bekleme seçeneğinin tercih edildiği hâllerde davanın her hâlükârda idar eye başvuru tarihinden itibare n altı ay içinde açılması gerekeceği vurgulanmıştır. Somut olayda ise 1/11/2017 tarihinde İdareye müracaatta bulunan başvurucu altı aylık sürenin dolduğu 1/5/2018 tarihinden sonra 13/6/2018 tarihinde dava açmıştır. Mahkeme, İdareye başvuru tar ihinden itibaren altı ay içinde açılmayan davayı süresinde kabul etmemiştir. 12. Başvurucu 17/7/2018 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde özetle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinin Mahkemece yanlış uyg ulandığını, bekleme süresi bittikten sonra dava açma süresinin başlayacağını, Mahkeme tara fından ise bekleme süresi içinde dava açılması gerektiği yorumunun yapıldığını ve bekleme süresi ile dava açma süresinin ayrımının yapılmadığını ifade etmiştir. İstinaf dilek çesinde başvurucu; Danışta y içtihadının da altmış günlük dava açma süresinin altı aylık bek leme süresinden sonra işlemeye başlayacağı yönünde olduğunu belirterek dilekçesine Da nıştay Sekizinci ve Onüçüncü Dairelerine ait 2000 ve 2007 yıllarında verilmiş iki k ararın (söz konusu kararlar için bkz. 20, 21) fotokopisini, ayrıca kendi görüşünü destek leyen doktrin görüşünü de eklemiştir. 13. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin (İsti naf Dairesi) 27/9/2018 tarihli kararıyla başvurucunun istinaf talebi reddedi lerek mahkeme kararı onanmıştır. 14. Nihai karar başvurucuya 31/10/2018 tarihinde tebliğ edilmi ştir. 15. Başvurucu 23/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş tur. B. Başvurucuyla Aynı Durumdaki E.Y.ye İlişkin Süreç 16. Başvurucu 9/8/2019 tarihli dilekçesiyle ilave açıklamalarda bulunmuştur. Buna göre başvurucu ile aynı durumda olan E.Y. iş müfettişi olmayı h ak etmesine rağmen iki yıl boyunca atamasının yapılmaması üzerine 2/11/2017 tarihinde İdar eye başvurarak iş müfettişi olarak atamasının yapılmasını talep etmiştir. İdare bu başvuruy a 10/11/2017 tarihli işlem (başvurucu ile ilgili aynı tarihli işlem) ile cevap vermiştir. İşlemin içeriği yukarıda belirtilen başvurucu ile ilgili işlemle aynıdır (bkz. 9). E.Y. de -başvu rucu gibi- verilen cevabı 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında kesin cevap olarak kabul etmemiş ve İdarenin kesin cevabını beklemiştir. İdarenin cevabının İdareye başvuru tarihi nden itibaren altı ay içinde gelmemesi üzerine altı aylık sürenin dolduğu 2/5/2018 tarihinde n sonra 11/5/2018 tarihinde Ankara 14. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Ankara 14. İdare Mahkemesi davayı süresinde kabul ederek 22/10/2018 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. İstinaf Dairesi 13/2/2019 tarihinde Ankara 14. İdare Mahkemesin in kararını kesin olarak onamıştır. C. Başvurucuyla İlgili Bireysel Başvurudan Sonraki Gelişmeler 17. Başvurucu 11/5/2020 tarihinde ek bir dilekçe daha sunmuştur. Bu dilekçeye göre başvurucu 30/10/2018 tarihinde İdareye tekrar başvurmak su retiyle iş müfettişi olarak Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 5atamasının yapılmasını ve müfettişliğe hak kazandığı tarihten i tibaren yoksun kaldığı özlük ve mali haklarının ödenmesini talep etmiştir. Başvurusunun 1/11 /2018 tarihinde İdarece reddedilmesi üzerine bu işlem ile bu işlemin dayanağı olan yöne tmeliğin ilgili maddesinin iptali ve yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlik te ödenmesi talepleriyle 5/11/2018 tarihinde Danıştayda dava açmıştır. Danıştay İkinci D airesi 14/1/2020 tarihinde davanın kısmen kabulüne ve işlemin iptali ile başvurucunun mahr um kaldığı parasal haklarının idareye başvuru yapıldığı tarihten itibaren işleyece k yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararda idarenin, yaptı ğı iş ve eylemlerde makul süre içinde hareket ederek bireylerin mağduriyetini engelleme i şlevi bulunduğu belirtildikten sonra İdarenin gerekli kadro çalışmasını yapmayarak yeterlilik sınavında başarılı olan başvurucuyu aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen iş müfettiş i olarak atamadığı ifade edilmiştir. Başvurucu söz konusu dilekçesinde ayrıca Danıştayın lehe kararına rağmen bireysel başvurusunun esastan incelenmesinde menfaati bulunduğu na ilişkin açıklamalar yapmıştır. IV. İLGİLİ HUKUKA. İlgili Kanun Hükümleri18. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Dava açma süresi, özel kanunlar ında ayr ı süre gösterilmeyen hallerde Dan ıştayda ve idare mahkemelerinde altm ış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." 19. Aynı Kanun'un 10. maddesi şu şekildedir: "1. İlgililer, haklar ında idari davaya konu olabilecek bir i şlem veya eylemin yap ılmas ı için idari makamlara ba şvurabilirler. 2. Altm ış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmi ş say ılır. İlgililer altm ış günün bitti ği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Dan ıştaya, idare v e vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altm ış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevab ı, isteminin reddi sayarak dava açabilece ği gibi, kesin cevab ı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi i şlemez. Ancak, bekleme süresi ba şvuru tarihinden itibaren alt ı ay ı geçemez. Dava aç ılmamas ı veya davan ın süreden reddi hallerinde, altm ış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevab ın tebliğinden itibaren altm ış gün içinde dava açabilirler." B. Danıştay İçtihadı 20. Danıştay Sekizinci Dairesinin 25/10/2000 tarihli ve E.1998/7 093, K.2000/6612 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "10. maddenin temel özelli ği, ilgililerin yönlendirmesiyle idarenin bir i şlem yapmas ının sağlanmas ıdır. 521 say ılı Dan ıştay Kanunu'nun 69. maddesinde de yer alan kural ın uygulanmas ı sıras ında kesin olmayan idari yan ıtlar nedeniyle olu şan duraksamalarla karşılaşıldığından, sorun 2577 say ılı Yasan ın ilk şeklinde giderilmeye çal ışılmıştır. Daha sonra 3622 say ılı yasayla getirilen de ğişiklikle 521 say ılı Kanun zaman ındaki ilkey e dönülmüşse de, 4001 say ılı Yasayla yeniden kesin olmayan yan ıtlarla ilgili kural getirilmiş ve bu kez alt ı ayl ık bekleme süresi öngörülmü ştür. Maddede bu kural d ışında değişiklik yap ılmam ış, son cümledeki altm ış gün geçtikten sonra cevap verilirse dava süresinin başlayacağı yolundaki temel anlay ış korunagelmi ştir. Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 6Yasalardaki bu geli şim karşısında, 'Bekleme' sözcü ğünün kesin yan ıtın beklenmesiyle ilgili oldu ğu ve alt ı ayla s ınırlaman ın da kesin yan ıtın beklenece ği bir süreci kapsad ığında kuşku yoktur. Ba şka bir aktar ımla, ilgililerin ba şvurusu üzerine idarece kesin olmayan bir yan ıt verilirse, bu cevap iste ğin reddi say ılıp dava aç ılabileceği gibi; kesin i şlem de beklenebilecek, ancak bekleme durumunda ba şvuruyu izleyen alt ıncı aydan sonra dava süresi işlemeye ba şlayacakt ır. ... Belirtilen aç ıklamalar kar şısında sözkonusu 10. maddeye göre altm ış gün içinde cevap verilmeyerek olu şan ret işleminden sonra, idarece bir yan ıt verilirse dava açma süresinin işleyeceği aç ık olduğundan, aksine bir gerekçeyle davan ın süreden reddinde hukuka uyarl ık bulunmad ığında kuşkuya yer yoktur." 21. Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/12/2007 tarihli ve E.2006/39 78, K.2007/8733 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "2577 say ılı İdari Yarg ılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, ilgililerin, haklar ında idarî davaya konu olabilecek bir i şlem veya eylemin yap ılmas ı için idarî makamlara başvurabilece ği, altm ış gün içinde bir cevap verilmezse iste ğin reddedilmi ş sayılacağı, ilgililerin altm ış günün bitti ği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Dan ıştay, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilecekleri, altm ış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin de ğilse ilgilinin bu cevab ı istemin reddi sayarak dava açabilece ği gibi, kesin cevab ı da bekleyebilece ği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin ba şvuru tarihinden itibaren alt ı ay ı geçemeyece ği hükmü yer almaktad ır. An ılan hükme göre, ilgililerin yapt ığı başvuruya kesin cevap verilmemesi halinde, süresi içerisinde dava açmak ya da kesin cevab ı beklemek şeklinde iki ayr ı seçimlik hak getirilmiştir. Dava aç ılmamas ı, başka bir deyi şle kesin cevab ın beklenilmesi durumunda, alt ı ay olarak öngörülen bekleme süresi sona ermeden dava açmaya yasal olanak bulunmamaktad ır. Dolay ısıyla, bu halde dava aç ılma süresi, bekleme süresinin sona ermesinden itibaren ba şlayacakt ır. ...Bu durumda, 2577 say ılı Kanun'un 10. maddesi kapsam ında olan davac ının şikâyet başvurusunun Kurum kay ıtlar ına 17.02.2006 tarihinde girdi ği ve bununla ilgili olarak, Rekabet Kurumu'nun 16.03.2006 tarihli i şlemiyle kesin cevap verilmedi ğinden ve bu cevab ın istemin reddi olarak kabul edilmeyerek dava da aç ılmad ığından, alt ı ay olarak öngörülen bekleme süresinin sona ermesinden itibaren dava aç ılmas ı gerekirken, 16.03.2006 tarihli yaz ının üzerinden 4,5 ay geçmesi nedeniyle istemin z ımnen reddedildi ği kabul edilere k açılan davan ın erken aç ılan dava niteli ğine sahip olmas ı nedeniyle uyu şmazl ığın esas ının incelenmesine olanak görülmemi ştir." 22. Danıştay Onbirinci Dairesinin 18/1/2013 tarihli ve E.2012/54 63, K.2013/164 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "2577 say ılı Kanunun 10. maddesi kapsam ında yap ılan başvuruya kesin olmayan bir cevap verilmesi halinde ilgiliye tan ınan alt ı ayl ık bekleme süresinde dava açma süresini n işlemeyeceğinin ve bu bekleme süresinin de ba şvuru tarihinden itibaren ba şlayacağının hükme ba ğlanm ış olmas ı karşısında, bu alt ı ayl ık bekleme süresi içerisinde de kesin cevap Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 7verilmemesi halinde bu sürenin doldu ğu tarihi izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde dava aç ılabileceğinde duraksama bulunmamaktad ır. Alt ı ayl ık bekleme süresi içerisinde dava aç ılmas ı gerektiği yönünde bir kabul ilgilinin Kanunla tan ınan alt ı ayl ık bekleme hakk ını ortadan kald ırmak anlam ına gelir ki, bunun hukuken kabulü mümkün de ğildir. Dosyan ın incelenmesinden, 1978-1986 y ıllar ı aras ında vergi kontrol memuru olarak görev yapan ve vergi dairesi müdürü kadrosundan emekli olan davac ının, 10.7.2011 tarihinde yürürlü ğe giren 646 say ılı 'Vergi Denetim Kurulu Ba şkanl ığının Kurulmas ı Amac ıyla Baz ı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De ğişiklik Yap ılmas ına Dair Kanun Hükmünde Kararname' ile vergi denetmenli ği kadrosu kald ırılarak yerine verg i müfettişliği kadrosunun ihdas edilmesi üzerine, daval ı idare kay ıtlar ına 15.9.2011 tarihinde giren dilekçesi ile emekli ayl ığının, 3600 ek gösterge ve 2000 makam tazminat ı üzerinden ödenmesi talebinde bulundu ğu, bu ba şvurunun, vergi denetmenli ği kadrosunun e şitlik cetveline kayd ının yap ıldığı, eşitlik işleminin sonucuna göre ba şvurusunun değerlendirilece ği şeklinde kesin olmayan cevap niteli ğindeki 20.10.2011 tarihli i şlemle reddedilmesi üzerine, davac ı taraf ından, 2577 say ılı Yasan ın 10. maddesinin son fıkras ındaki 6 ayl ık kesin cevab ı bekleme süresi içerisinde idarece bir cevap verilmesini n beklenildi ği, idarece yeni bir i şlem tesis edilmemesi üzerine 10.4.2012 tarihli dilekçe il e temyizen incelenmekte olan davan ın aç ıldığı anlaşılmaktad ır. Bu durumda, davac ıya 20.10.2011 tarihli i şlem ile, e şitlik cetveli yap ılmas ından sonra talebin tekrar de ğerlendirilece ğinin bildirilmi ş olmas ı, 2577 say ılı Yasan ın 10. maddes i uyar ınca kesin olmayan bir cevap niteli ğinde oldu ğundan, ba şvuru tarihinden itibaren başlayan 6 ayl ık bekleme süresinin bitiminden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içerisinde aç ılan davan ın süresinde oldu ğu anlaşıldığından, davan ın süre aşımı nedeniyl e reddi yolundaki Mahkeme karar ında hukuka uygunluk bulunmamaktad ır." 23. Danıştay Ondördüncü Dairesinin 25/2/2015 tarihli ve E.2013/9 294, K.2015/1425 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Yukar ıda yer verilen 10. maddenin temel özelli ği, ilgililerin ba şvurular ı üzerine idarenin bir i şlem yapmas ının sağlanmas ıdır. 521 say ılı Dan ıştay Kanununun 69. maddesinde de yer alan kural ın uygulanmas ı sıras ında kesin olmayan idari yan ıtlar nedeniyle olu şan duraksamalarla kar şılaşıldığından, sorun 2577 say ılı Yasan ın ilk şeklinde giderilmeye çal ışılmıştır. Daha sonra 3622 say ılı yasayla getirilen de ğişiklikle 521 sayılı Kanun zaman ındaki ilkeye dönülmü şse de, 4001 say ılı Yasayla yeniden kesin olmayan yan ıtlarla ilgili kural getirilmi ş ve bu kez alt ı ayl ık bekleme süresi öngörülmü ştür. Maddede bu kural d ışında değişiklik yap ılmam ış, son cümledeki altm ış gün geçtikten sonra cevap verilirse dava süresinin ba şlayacağı yolundaki temel anlay ış korunagelmi ştir. ... Bu durumda, 2577 say ılı İdari Yarg ılama Usülu Kanunun 10. maddesindeki ' Bekleme ' sözcüğünün kesin yan ıtın beklenmesiyle ilgili oldu ğu ve alt ı ayla s ınırlaman ın da kesin yan ıtın beklenece ği bir süreci kapsad ığına kuşku bulunmamaktad ır. Başka bir anlat ımla, ilgililerin ba şvurusu üzerine idarece kesin olmayan bir yan ıt verilirse, bu cevap iste ğin reddi say ılıp dava aç ılabileceği gibi, kesin yan ıtın verilmesi de beklenebilecektir. Ancak bekleme durumunda ba şvuruyu izleyen alt ıncı aydan sonra dava süresinin i şlemeye başlayacağı gözönüne al ınmaks ızın, bekleme süresi olan 6 ay ın sona erdi ği tarihe kadar dava aç ılmas ı gerektiğinden bahisle bu süre geçirildikten sonra aç ılan davan ın süre aşımı nedeniyle reddine ili şkin İdare Mahkemesi karar ının bu k ısm ında hukuka uyarl ık görülmemi ştir." Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 824. Danıştay Beşinci Dairesinin 2/2/2016 tarihli ve E.2015/6308, K.2016/384 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dosyan ın incelenmesinden; davac ının, 18.09.2014 günlü dilekçe ile mühendis kadrosuna atanma talebinde bulundu ğu, daval ı İdarece 27.10.2014 tarihli i şlemle davac ının 3. hizmet bölgesinde yer alan ve mühendis ihtiyac ı bulunan Van 11. Bölge veya Kars 18 . Bölge Müdürlüklerinden birini seçmesi halinde talebinin de ğerlendirilece ğinin belirtildi ği, anılan işleme cevaben davac ının 06.11.2014 tarihlinde, sa ğlık durumu nedeniyle belirtilen illere gidemeyece ğine ilişkin dilekçesini vermesi üzerine herhangi bir i şlem tesis edilmemes i nedeniyle 07.05.2015 tarihinde bak ılmakta olan davay ı açt ığı görülmektedir. Bu durumda; davac ının 18.09.2014 günlü ba şvurusunun, yukar ıda yer verilen 257 7 say ılı Kanun'un 10. maddesi kapsam ında yap ılmış bir başvuru oldu ğu ve daval ı İdarece bu başvuruya cevaben tesis edilen 27.10.2014 günlü i şlemin kesin cevap niteli ğinde olmad ığı anlaşıldığından, davac ının kesin cevab ı bekleme süresi olan 6 ay ın dolduğu 18.03.201 5 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde, 07.05.2015 tarihinde davas ını açt ığı dikkat e alındığında, davan ın esas ına yönelik bir inceleme yap ılmas ı gerekirken davan ın süre aşımı nedeniyle reddine hükmeden Mahkeme karar ında hukuki isabet görülmemi ştir." V. İNCELEME VE GEREKÇE 25. Mahkemenin 17/3/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başv uru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları26. Başvurucu; dava açma süresi altı aylık bekleme süresi geçtik ten sonra başladığı hâlde derece mahkemesinin bekleme süresi içinde dava açılması g erektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, kendisiyle birlikte başvuran kişinin aynı koşullarda açtığı davanın esastan incelendiği ve iptal kararı v erildiği hâlde kendi davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle de eşitlik ilkes i ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme 27. Anayasa nın " Hak arama hürriyeti " kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir." 28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B.No: 2012/969, 18/9/2013 16). Başvurucunun şikâyeti mahkemey e erişim hakkı kapsamında incelenmiştir. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden29. Başvuruda öncelikle Danıştay İkinci Dairesince verilen karar ın başvurucunun mağdur statüsünü ortadan kaldırıp kaldırmayacağının açıklığa ka vuşturulması gerekmektedir. Olayda başvurucunun 13/6/2018 tarihinde açmış olduğu davanın sü resinde açılmadığı gerekçesi ile reddedilmesine bağlı olarak başvurucu 30/10/2018 tarihinde İdareye yeniden Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 9başvurmuş ve talebinin reddedilmesi üzerine de Danıştayda dava açmıştır. Danıştay İkinci Dairesi işlemin iptali ile birlikte başvurucunun mahrum kaldığı parasal haklarının İdareye başvuru tarihi olan 30/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek ya sal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. 30. UYAP kayıtları üzerinden yapılan inceleme neticesinde -tespi t edilebildiği kadarıyla- başvurucunun açtığı davaya benzer davalarda kabul ya da kısmen kabul kararı verilmesi hâlinde dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan pa rasal hakların iadesinin idareye ba şvuru tarihinden itibaren başlatılması gerektiği yönünde hükümler kurulduğu anlaşılmıştır (pek çok karar arasından Danıştay İkinci Dairesin in 27/4/2020 tarihli ve E.2019/723, K.2020/1604 sayılı kararı ile Danıştay Onikinci Dai resinin 26/2/2020 tarihli ve E.2018/8146, K.2020/1600 sayılı kararı). 31. Anılan kararlardan başvurucunun açtığı davaya benzer davalar da kabul ya da kısmen kabul kararı verilmesi hâlinde dava konusu işlem nedeniy le yoksun kalınan parasal hakların ödenmesinin idareye başvuru tarihinden itibaren başlat ılması uygulamasının yerleşik bir içtihada dayandığı, dolayısıyla başvurucunun Danıştayda açt ığı davanın 1/11/2017-30/10/2018 tarihleri arasındaki maaş farkına ve bu dö nemdeki prim ödemelerine etkisi olmayacağı anlaşılmaktadır. Söz konusu durum başvurucunu n ilk açtığı davanın esasının incelenmesini istemesinde hukuki yararının bulunduğunu göstermektedir. Bu sebeple Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın başvurucunun mağdur statüsünü ortadan kaldırmayacağı ve mevcut başvurunun incelenmesinin sürdürülmesi nde başvurucunun hukuki yararının bulunduğu değerlendirilmektedir. 32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar ver ilmesi gerekir. 2. Esas Yönünden a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yarg ı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sa hip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yarg ılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf ol duğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sö zleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaral ı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir ( Özbak ım Özel Sa ğlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, 34). 34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama ö zgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden ger eken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güv encelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişini n adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoks a adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz ( Mohammed Aynosah, B. No: Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 102013/8896, 23/2/2016, 33). Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı ma hkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanma sını isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir ( Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, 52). 35. Somut olayda davanın süre aşımından reddedilerek esasının in celenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müd ahalenin bulunduğu görülmektedir. b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı36. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür. A ncak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürl üklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13. madde sinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir. 37. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, ... yaln ızca Anayasan ın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere ba ğlı olarak ve ancak kanunla s ınırlanabilir. Bu s ınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz." 38. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa nın 13. maddesinde belirt ilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa nın 36. maddesinin ihlalini teş kil edecektir. 39. Bu sebeple müdahalenin Anayasa nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir se bebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belir lenmesi gerekir. 40. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının incelenme si gerekir. 41. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sın ırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaley i engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsu rlarından biridir ( Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, 60). 42. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı altında çıka rılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi ancak yasama o rganınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir h ükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hük münün bulunmaması hakk a yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır ( Ali H ıdır Akyol ve di ğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, 56). 43. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bi reylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği ölçüde hukuki belirlili k taşıması gerekir. Bir diğe r ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağla nmadığının tespitinde önem Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 11arz etmektedir ( Necmiye Çiftçi ve di ğerleri , B. No: 2013/1301, 30/12/2014, 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir ( Türkiye İş Bankas ı A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, 44). 44. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve özellikl e müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin yorumlanması der ece mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince mahkemeye erişim hakkına y apılan müdahaleni n kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilen hükümlerle ilgili ol arak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte derece mahkemelerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişk i içinde olduğu veya kanun metni dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mü mkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleni n kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür ( Ziya Özden, B. No: 2016/67737, 19/11/2019, 59). 45. Somut olayda başvurucu, iş müfettişliği yardımcılığında geçi rmesi gereken süreyi tamamladıktan sonra iş müfettişliği yeterliliği sınavınd a başarılı olmuş ve iş müfettişi olarak atanmayı hak etmiştir. Uzun bir süre atamasının yapılmam ası üzerine 1/11/2017 tarihinde İdareye başvurup iş müfettişi olarak atanmayı talep e tmiştir. İdare 15/11/2017 tarihinde başvurucunun talebini atama işlemlerinin devam ettiği ni, tamamlandığı zaman bilgilendirilme yapılacağını ifade ederek cevaplandırmıştır. Ba şvurucu 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında İdarenin bu cevabını kesin cevap olarak kabul etmemiş ve İdareye başvurduğu tarihten itibaren altı aylık süre içinde İdarenin ke sin cevabını beklemiştir. İdare tarafından altı aylık süre içinde yeni bir cevap verilmemesi üz erine söz konusu 15/11/2017 tarihli işlemin iptali istemiyle 13/6/2018 tarihinde dava açmış tır. Mahkeme, başvurucunun İdareye başvurduğu tarihten itibaren altı ay içinde en son 1/5/ 2018 tarihine kadar dava açması gerektiğini belirterek 13/6/2018 tarihinde açılan davayı süre a şımı yönünden reddetmiştir. 46. 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasında öncel ikle ilgilileri n haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği belirtilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise idarece verilen cevabın kesin olmaması hâlinde ilgililerin bu cevabı istemin re ddi sayarak dava açabileceği gibi idarenin kesin cevabını da bekleyebilece ği, kesin cevabın beklenilmesi hâlinde dava açma süresinin i şlemeyeceği ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kanun açık bir şekilde da va açma süresi ile bekleme süresi ayrımı yapmış, bekleme süresinde dava açma süresinin işl emeyeceğini açıkça ifade etmiş ve beklemenin ilanihaye devam etmemesi için bu süreye alt ı aylık azami bir sınır koymuştur. 2577 sayılı Kanun'un bu hükmüne göre dava açma süres inin altı aylık bekleme süresinin bitiminden itibaren başlayacağı hususu yoruma yer bı rakmayacak ölçüde açıktır. 47. Nitekim ilgili hukuk kısmında yer verilen Danıştay içtihadın da da kuralın anılan şekilde yorumlandığı görülmektedir. Söz konusu Danıştay içtihat larında vurgulandığı üzere 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde belirtilen, idareye başvuru yapıldıktan sonra verilen cevabın kesin olmadığı takdirde beklenecek olan altı aylık süre , dava açmak için değil idarenin cevabını beklemek içindir. İdarenin kesin cevabını bek leme yolunu tercih edenler açısından dava açmak için altı aylık sürenin dolmasını beklemek zorunludur.Söz konusu altı aylık bekleme süresi içinde davanın açılması hâlinde ise beklem e süresi sona ermediğinden erken dava açılması durumu söz konusu olmakta ve dava incelenme ksizin reddedilmektedir. Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 1248. Başvurucu, İdareye başvurduktan sonra gelen cevabı kesin cev ap olarak kabu l etmemiş ve altı aylık bekleme süresi içinde herhangi bir cevap gelmemesi üzerine kalan dav a açma süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. Bu hâle göre başvuruya konu davada, derece mahkemelerinin 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesin e ilişkin yorumunun kanunun açık lafzı ve buna uygun içtihada göre öngörülebilir ol madığı sonucuna varılmaktadır. 49. Bu durumda iş müfettişi olarak atanma talebine ilişkin tesis edilen işleme karşı açılan davanın açık kanun hükmünün öngörülemez bir biçimde yoru mlanarak süre aşımı yönünden reddedilmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapıla n müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığı sonucuna varılmıştır. 50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesin de güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye eriş im hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 52. Başvurucu, ihlalin tespitine ve 30.000 TL maddi ile 50.000 T L manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. 53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kal dırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında i se bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiy le sonuçlanacağına işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 1355. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihl ali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük ün 79. maddesinin (1) numaralı fık rasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargı lama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasa l düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ort adan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgüle nen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal ka rarına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılam anın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama se bebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısı yla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin tale bini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı ve rerek devam eden ihlali n sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Do ğan, 58, 59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66, 67). 56. İncelenen başvuruda, başvurucunun açtığı davanın süre koşulu nu sağlamadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince esasının incelenmemesi nedeniyl e Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamın daki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihla lin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 57. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar b ulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasın a yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal k ararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararı n bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar veril mesi gerekmektedir. 58. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden ya rgılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddi ne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvur ucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargıla nma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, Başvuru Numarası : 2018/34064 Karar Tarihi : 17/3/2021 14C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahk emeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenid en yargılama yapılmak üzere Ankara 10. İdare Mahkemesine (E.2018/1317, K.2018/1462) GÖNDERİ LMESİNE, D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE, E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3 .894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Ma liye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/3/ 2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Başkanvekili Başkanvekili Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Üye Üye Üye Engin YILDIRIM Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Üye Üye Üye Muammer TOPAL M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Üye Üye Üye Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Üye Üye Selahaddin MENTEŞ Basri BAĞCI İrfan FİDAN