Başvuru, tıbbi ihmal sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölümle ilgili olarak tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölümle ilgili olarak tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların yakınları P.K. 16/2/2007 tarihinde doğum sancılarının başlaması üzerine başvurduğu Viranşehir Devlet Hastanesinde (Hastane) saat 30 sıralarında normal doğum yapmıştır. Doğumdan sonra kanama olması nedeniyle hemşireler doktor O.A.yı bilgilendirmişlerdir. Doktor O.A. kollum (rahim ağzı) yırtığı olduğunu değerlendirerek yırtığı dikip kanamayı durdurmaya çalıştığı hâlde P.K.nın kanamasının durmaması ve durumunun giderek kötüleşmesi üzerine Hastanedeki diğer kadın doğum uzmanı doktor A.O. çağrılmıştır. A.O. kanamanın rahim rüptüründen (yırtık) kaynaklanabileceğini değerlendirmiş, doktor O.A. ile birlikte saat 30'da P.K.yı ameliyata almışlardır. Ameliyat sırasında önce rüptür onarılmış, sonrasında kanamanın durmaması üzerine uterin arterleri (rahim ana atardamarlar) bağlanmıştır. Kanamanın ameliyat sonrasında da devam etmesi üzerine P.K. ikinci kez ameliyata alınarak suptotal histereoktomi (rahmin alınması) işlemi yapılmıştır. Hastanede yoğun bakım ünitesi olmaması nedeniyle ameliyat sonrasında uyandırılma işlemi yapılmadan Harran Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilen P.K. yapılan tüm müdahalelere rağmen 22/2/2007 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Başvurucular Dr. O.A. hakkında Sağlık Bakanlığına, Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğüne, Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette bulunmuşlardır. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğüne yapılan şikâyet üzerine görevlendirilen Dr. İ. tarafından alınan bilirkişi raporunda, hastanın saat 00 sıralarında doğum yapmak için Hastaneye giriş yaptığı, hasta yatışı yapıldığı sırada hemogram alınmadığı, bu işlemin rutin bir işlem olduğu ve kanama takibinde önemli rol oynadığı, muayeneyi yapan Dr. O.A.nın indiksiyon kararı vermeden önce ebe Ş.S.nin kendisinin bu kararı verdiği, bu kararın ilgili uzman doktor tarafından verilmesi gerektiği, hastaya doğum sonrası rutin olarak kollum kontrolü yapılması gerekirken kanama sonrası yapıldığı, bunun da zaman kaybına yol açtığı, hastanın genel durumunun kötüleşip hemarojik şoka girdiği (kan kaybından dolayı şoka girilmesi) ve kanamanın uterus atoni ve rüptüründen olabileceğinin Hastanede görevli diğer Dr. A.O.nun hastayı gördüğü ana kadar tespit edilemediği, hastaya doğrudan histereoktomi (rahmin alınması) işlemi uygulanmaması nedeniyle gecikme oluştuğu ancak Hastanede yoğun bakım ünitesi olmamasından dolayı bir hatanın oluşmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporları sonucunda Dr. İ. tarafından 27/4/2007 tarihinde ön inceleme raporu ve disiplin soruşturma raporu hazırlanmıştır. Ön inceleme raporu ve disiplin soruşturma raporunda Dr. O.A.nın uterus atoni ve rüptürü tanısını geç koyduğu, bu sürede P.K.nın kan kaybından komaya girdiği, sonrasında yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği tespit edilmiştir. Anılan raporlarının sonuç kısmında ise Dr. O.A.nın geç tanı koyması dolayısıyla müdahalede gecikme fiilinin 14/7/1965 tarihli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinde belirtilen fiillere uyan karşılığının bulunamaması nedeniyle disiplin cezası verilemediği belirtilmiştir. A. Olayla İlgili Olarak Yürütülen Ceza Soruşturması ve YargılamasıSüreci Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Dr. O.A. hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca Viranşehir Kaymakamlığından soruşturma izni talep edilmiştir. Viranşehir Kaymakamlığı 30/4/2007 tarihli kararıyla 27/4/2007 tarihli ön inceleme raporuna göreDr. O.A. hakkında müdahalede gecikerek hastanın ölümüne sebebiyet vermek suretiyle görevi ihmal suçunun işlendiği iddiasını doğrulayacak yeterli kanıt bulunması nedeniyle soruşturma izni verilmesine karar vermiştir. Başsavcılıkça başlatılan soruşturma kapsamında 24/9/2007 tarihinde Adli Tıp Kurumundan rapor düzenlenerek P.K.nın ölüm nedeni hakkında bilgi verilmesi talep edilmiştir. Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 5/12/2007 tarihli raporda kişinin ölümünün postpartum (doğum sonrası) kanama ve gelişen komplikasyonlardan ileri geldiği oybirliği ile mütalaa edilmiştir. Başsavcılık P.K.nın ölümünde idarenin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusur oranının bildirilmesi için Adli Tıp Kurumu Üçüncü Adli Tıp İhtisas Kurulundan (Adli Tıp Kurumu) rapor düzenlenmesini talep etmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 13/2/2008 tarihli raporda, uterus rüptürünün doğumun bir komplikasyonu olarak gelişebileceği gibi şartlar oluşmadan dışardan bastırma gibi müdahalelerde de rüptür olasılığının artabileceği belirtildikten sonra kendisine kanamanın olduğu haber verildiğinde doktor O.A.nın gerekli muayeneyi yapıp rahim ağzı yırtığını tespit ederek dikmesinin sonrasında kanama durmayınca ameliyata başlamasının ve ameliyatta yapılan tıbbi işlemlerin ardışık olarak tıp kurallarına uygun olduğuna oyçokluğu ile karar verildiği bildirilmiştir. 13/2/2008 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan Dr. K.K.nın karşıoy yazısında saat 10-20 arasında doğumu gerçekleştirilen hastada kanama sonrası rüptür tespit edilmesine rağmen mahiyeti araştırılmadan vajinal yırtık olarak değerlendirilmesi ve uterustaki rüptüre bir saat gecikme ile müdahale edilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Başsavcılıkça 24/7/2008 tarihli iddianame ile görevi ihmal sonucu taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan Dr. O.A. hakkında Viranşehir Asliye Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) kamu davası açılmıştır. 24/7/2008 tarihli iddianamede; Adli Tıp Kurumunun raporunda doktor O.A.nın yaptığı tıbbi işlemlerin ardışık olarak tıp kurallarına uygun olduğuna oyçokluğu ile karar verildiğinin mütalaa edildiği, anılan mütalaaya karşı oy yazısında uterusta meydana gelen rüptüre bir saat gecikme ile müdahale eden Dr. O.A.nın eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığının belirtildiği, anılan nedenlerle Dr. O.A.nın eyleminin taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu oluşturduğu iddia edilmiştir. Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 11/6/2009 tarihinde Yüksek Sağlık Şurasından rapor alınmasına karar verilmiştir. Yüksek Sağlık Şurasınca düzenlenen 4/5/2010 tarihli raporda; tanık ifadeleri, yapılan işlemlere ilişkin olarak Hastanedeki ve Harran Üniversitesi Tıp Fakültesindeki hasta dosyasında yer alan bilgiler özetlendikten sonra ölüm nedeninin belirtildiği 5/12/2007 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, 13/2/2008 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarının sonuç kısmı ve Dr. K.K.nın karşıoy yazısına yer verilmiştir. Raporun sonuç kısmında ise hastada meydana gelen postpartum kanamanın bir komplikasyon olduğu ancak bu komplikasyonun iyi yönetilememesi nedeniyle hastaya uygulanması gereken nihai müdahalenin geç yapıldığı, Dr O.A.nın kusurlu olduğu belirtilmiştir. Anılan raporda ayrıca Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi yoğun bakımda da gerçekleştirilen takip ve tedavinin uygun yapılmadığı, hastaya ölümünden sonra otopsi yapılmaması nedeniyle kesin ölüm sebebinin anlaşılamadığından kişilerin kusurlarıyla ölüm arasında illiyet bağı kurulamayacağı da belirtilmiştir. Ceza Mahkemesi 26/1/2011 tarihinde raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan üçüncü bir rapor alınmasına karar vermiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınan 3/5/2012 tarihli raporda olay tarihinde normal yolla gerçekleştirilen doğum sonrası kollum ve uterus rüptürüne bağlı kanama ve gelişen komplikasyonlar neticesi ölen 30 yaşındaki P.K. hakkında rüptür tespiti ve atoni kanaması tespiti sonrası yapılması gereken işlemlerin bir tıbbi sıralama içinde yapılması gerektiği, yapılan bir işlemin yeterli gelmemesi halinde sonraki aşamaya geçilmesi gerektiği, direkt hemen histerektomiye geçilemeyeceği tıbben bilindiğinden, kişiye uygulanan önce rüptür tamiri, sonra bilateral uterin arter ligasyonunun uterus masajının ve subtotal histerektomi işleminin sırasıyla usulüne uygun olduğu belirtilmiştir. Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda Dr. O.A.nın beraatine karar verilmiştir. Mahkeme 13/11/2012 tarihli gerekçeli kararında özetle; Dr.O.A. tarafından P.K.ya yapılan müdahalede gecikme olup olmadığı veya müdahale sırasında yapılan işlemlerde Dr. O.A.nın herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için önce Adli Tıp Kurumundan sonra da Yüksek Sağlık Şurasından raporlar alındığı, raporlar arasında çelişki meydana gelmesi üzerine bu çelişkinin giderilmesi amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan üçüncü bir rapor alındığı belirtilmiştir. Gerekçeli kararda ayrıca İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından düzenlenen raporda Dr. O.A.nın hastaya gerekli müdahaleleri yaptığının, Hastanede yapılan teşhis ve tedavi işlemlerinde herhangi bir gecikme olmadığının oybirliğiyle karara bağlanmış olduğu, kusurlu bir hareketinin olmadığı değerlendirilen Dr. O.A.nın üzerine atılı görevi ihmal yada taksirle ölüme neden olma suçlarının yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verildiği belirtilmiştir. Başvurucular tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş, Yargıtayca yapılan temyiz incelemesi sonucunda 13/5/2015 tarihinde anılan kararın onanmasına karar verilmiştir.B. Olayla İlgili Olarak Açılan Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular 29/5/2007 tarihinde Sağlık Bakanlığına (İdare) başvuruda bulunarak tazminat talebinde bulunmuş, İdarenin 5/7/2007 tarihinde tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucular 10/9/2007 tarihli dilekçeyle İdarenin hizmet kusuru bulunduğunu, İdarenin kamu personelini iyi eğitmediği gibi Hastanede yoğun bakım ünitesinin de bulunmaması nedeniyle Harran Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilmek zorunda kalınan P.K.nın tedavisinde iki saatlik bir gecikme yaşandığını belirterek Şanlıurfa İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) İdare aleyhine toplam 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesi talepli tazminat davası açmışlardır. İdare Mahkemesince 31/10/2008 tarihinde, P.K.nın ölümünde İdarenin herhangi bir hizmet kusuru bulunup bulunmadığı, hizmet kusuru varsa kusur oranı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor hazırlanması talep edilmiştir. Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 18/2/2009 tarihli raporda daha önce yapılan tüm işlemler ve alınan raporlar özetle anlatıldıktan sonra sonuç kısmında P.K.nın doğumu sonrasında kanamanın olduğu bilgisi verildiğinde Dr. O.A.nın gerekli müdahaleyi yaptığı, kollum yırtığını tespit ederek diktiği, sonrasında kanama durmayınca P.K.nın ameliyata alındığı, ameliyat sırasında da uygun tedavinin yapıldığı belirtilerek davalı İdarece yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu mütalaasına varıldığı bildirilmiştir. Daha önce alınan raporlara yer verilmiş olmakla birlikte Dr. O.A. hakkında düzenlenen ön inceleme ve disiplin soruşturma raporları ile Yüksek Sağlık Şurasının görüşleri ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Başvurucular Adli Tıp Kurumu raporunun eksik inceleme ve değerlendirmeyle düzenlendiğini iddia ederek itiraz etmişlerdir. İdare Mahkemesince Adli Tıp Kurumunun 18/2/2009 tarihli raporunda eksik bırakılan hususlarda ek rapor alınması için 17/11/2009 tarihinde dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiştir. İdare Mahkemesinin ek raporda bildirilmesini istediği hususlar şöyledir:i. Normal yolla doğum kararının tıp kurallarına uygun olup olmadığı,ii. Hastanın kanamasının nedeninin tespitinde gecikme bulunup bulunmadığı, iii. Alınması gerekli hemogramın alınmamasının ve hastaya doğum sonrası kollum kontrolü yapılmamasının zaman kaybına yol açıp açmadığı, iv. Hastaya uterus rüptürü ve atoni teşhisinin konulmasında gecikme olup olmadığı, teşhisin konulduğunda hemen opere edilmesi gerekip gerekmediği, edilmemesinin zaman kaybına yol açıp açmadığı, anılan tüm işlemlerde gecikme söz konusu ise bunun hastanın ölümüne etki edip etmediği hususlarının değerlendirilmesi talep edilmiştir. Adli Tıp Kurumun 29/1/2010 tarihli raporunun sonuç kısmı şöyledir:"... Yukarıdaki tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında kayıtlı bulanan adli tıbbi belgelerin yeniden tetkiki sonucunda; Seda kızı, 1977 doğumlu [P.K.nin] Viranşehir Devlet Hastanesi’nin 2007 tarihinde gerçekleşen doğumunda ;1) Olay tarihinde 30 yaşında olduğu, daha önce 4 kez normal doğum yapmış olduğu, 8cm açıklığı ve %80 silinmesi olduğu cihetle kişideki doğum eyleminin normal yolla gerçekleştirme seçeneğinin tıp kurallarına uygun olduğu,2) [P.K.nin] kanamalarının tespitinde gecikme söz konusu olmadığı,3) Doğum öncesi hemogram alınmamasının kişideki doğum eyleminin seyrinde ve takibinde bir eksikliğe ya da zaman kaybına neden olmadığı kanama başlayınca kan transfüzyonu yapılmaya başlanmış olduğu,4) Doğum sonrası kollum kontrolü rutin bir işlem olmayıp, gerek duyulduğunda yapılan bir işlem olduğu, ebe [Ş.S.nin] kanama başlayınca kollum seti ile hastanın kontrolünü yapmış olduğu, 5) Rüptür tespiti ve atoni kanaması tespiti sonrası yapılması gereken işlemlerin bir tıbbi sıralama içinde yapılması gerektiği, yapılan bir işlemin yeterli gelmemesi halinde sonraki aşamaya gecilmesi gerektiği, direkt hemen histerektomiye geçilemeyeceği tıbben bilindiğinden, kişiye uygulanan önce rüptür tamiri, sonra bilateral uterin arter ligasyonunun uterus masajının ve subtotal histerektomi işleminin sırasıyla usulüne uygun olduğu ,6)Gebenin doğum salonuna saat 00 sularında çıkarıldığı, 30-40 dakika sonra doğumun gerçekleştirildiği, collum yırtığı olduğu fark edilmesi üzerine kollumun sütüre edildiği, kanamanın durmaması üzerine saat 30 da operasyona alındığı ve saat 35 de Harran Üniversitesi Hastanesi’ne sevkedilerek tedavisinin sevk edildiği hastanede sağlanılmaya çalışıldığı dikkate alındığında 1977 doğumlu P.K.nin Viranşehir Devlet Hastanesi’nde yapılan teşhis ve tedavi işlemlerinde herhangi bir gecikme olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.... " Başvurucular 29/1/2010 tarihli Adli Tıp Kurumu ek raporuna da itiraz etmişler, ek rapor ile Yüksek Sağlık Şurasından alınan rapor arasında büyük bir çelişki olduğunu belirterek tam teşekküllü bir üniversite hastanesinden yeni bir rapor alınmasını talep etmişlerdir. İdare Mahkemesi 8/10/2010 tarihinde Viranşehir Asliye Ceza Mahkemesinden dosyada bulunan Yüksek Sağlık Şurası kararı ile Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporun bir örneğinin incelenmek üzere gönderilmesini talep etmiştir. Mahkeme 1/11/2010 tarihinde raporları İdare Mahkemesine göndermiştir. İdare Mahkemesi 11/11/2010 tarihli kararla davanın reddine karar vermiştir. İdare Mahkemesi kararında her ne kadar Yüksek Sağlık Şurasında ve İl Sağlık Müdürlüğü ön inceleme raporunda doğum sonrası kanamaya bağlı gelişen komplikasyonun iyi yönetilemediği, nihai müdahalede gecikme olduğu belirtilmekte ise de Adli Tıp Kurumunun görüşleri dikkate alındığında nihai müdahalenin ardışık tıbbi işlemlere göre yapıldığının ve zamanında müdahale edildiğinin bildirildiği, İdarenin kusurunun bulunmadığı yönündeki görüşe itibar edildiği belirtilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"... Olayda, her ne kadar Yüksek Sağlık Şurası tarafından davacılar murisi [P.K.nin] ölüm nedeninin belli olmadığı belirtilmişse de, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapor ile hastanın postpartum (doğum sonrası) kanama ve kan kaybına bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği anlaşıldığından, doğum sonrası kanamanın tespit edilmesi ile hastanın ameliyata alınması arasında geçen zaman dilimi içerisinde tıbbi gereklere uygun olarak hareket edilip edilmediğinin tespiti önem arz etmektedir. Bu bağlamda, hastanın saat 10:00 sularında doğum için hastaneye geldiği, 30-40 dakika sonra doğumun gerçekleştiği, kanama olduğunun fark edilmesi üzerine uzman doktor tarafından kollum yırtığının dikilmeye başlandığı, kanama tespit edilmesi durumunda öncelikle kanamaya neden olan kollum yırtığının dikilmesi işleminin yapılması gerektiğinin Adli Tıp raporunda belirtildiği ve yine kanamanın durmaması üzerine hastanın saat 12:30'da operasyona alınarak öncelikle bilateral uterin arter ligasyonunun, uterus masajının ve subtotal histerektomi işleminin sırasıyla yapılmasının usule uygun olduğunun aynı raporda belirtildiği göz önüne alındığında, tıbbi olarak hastaya sırasıyla yapılması gereken müdahaleler nedeniyle herhangi bir gecikmeden bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır.Her ne kadar, ön inceleme raporu ve Sağlık Şurası kararlarında gecikme söz konusu olduğu, Sağlık Şurası kararında koplikasyonun iyi yönetilememesi nedeniyle nihai müdahalenin geç yapıldığı belirtilmekte ise de, nihai müdahalenin ardışık tıbbi işlemlerin sonucu olarak uygulanması gerektiğine ilişkin Adli Tıp Kurumu'nun görüşü göz önüne alındığında bu tespite ve yine histerektominin derhal yapılması gerektiğine ilişkin diğer görüşe itibar etme olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda, meydana gelen sonucun doğumun bir komplikasyonu olarak ortaya çıktığı, bu komplikasyona ardışık olarak doğru tıbbi ameliyeler ile ve zamanında müdahale edildiği, istenmeyen durumun ortaya çıkmasında idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davacıların tazminat talebinin karşılanması hukuken mümkün değildir...." Başvurucular raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Hastanede yoğun bakım ünitesinin bulunmaması nedeniyle hizmet kusuru bulunduğu yönündeki iddialarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuşlardır. Danıştay Onbeşinci Dairenin (Daire) 12/2/2015 tarihli kararıyla başvurucuların temyiz istemleri reddedilerek onama kararı verilmiştir. Başvurucular Dairenin kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuşlar, Daire 12/10/2016 tarihli kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar vermiş ve anılan karar kesinleşmiştir. Başvurucular 9/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İlgili hukuk için bkz. Ali Abidin Saruhanoğlu ve diğerleri, B. No: 2014/15478, 6/12/2017, §§ 39-