1. Hukuk Dairesi 2005/13585 E. , 2005/12922 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Akşehir Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/06/2004 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 1653 parsel sayılı taşınmazın idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olup özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; hükme dayanak y
**1. Hukuk Dairesi 2005/13585 E. , 2005/12922 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Akşehir Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/06/2004 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 1653 parsel sayılı taşınmazın idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olup özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna göre taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı, davanın bu nedenle reddi gerektiği, ancak idarece saptanan kıyı kenar çizgisinin iptal edilmiş olması, davacı tarafın davayı takip etmemek yönündeki beyanı nedeniyle davanın konusuz kalması karşısında davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi İlknur Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava; tapu iptal ve terkin isteklerine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir. Davada ileri sürülen iddianın ve savunmanın içeriğine göre;yanlar arasındaki uyuşmazlığın,"kıyı kenar çizgisinin" saptanmasından kaynaklandığı açıktır. Bilindiği üzere,son kez yürürlüğe giren 362l sayılı kıyı kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini"belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9.maddeleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış;anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekle olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.ll.l997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da "kural olarak,mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna; ancak 362l sayılı Kıyı Kanunu'nun 9.maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında,bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine"işaret edilmiştir. O halde, öncelikle idare tarafından 362l sayılı Kanunun 9.maddesi hükmüne göre "kıyı kenar çizgisi" haritasının düzenlenip, düzenlenmediği araştırılmalı,ondan sonra,üç jeologtan oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve Tapu Fen Memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılmalı;harita düzenlendiğinin ve yukarıda değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtildiği şekilde işlem gördüğünün,böylece davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazandığının anlaşılması durumunda"kıyı kenar çizgisi" idarenin düzenlendiği haritaya değer verilerek saptanmalıdır. Harita düzenlenmediğinin yada düzenlenipte 5/3 sayılı kararda yazılı olduğu gibi bizzat bildirim yapılmadığının veya ilanen bildirime karşın,idari yargıya başvurulmadığının ortaya çıkması halinde ise,kıyı kenar çizgisi,bilimsel verilerden ve düzenlenmiş olmakla birlikte bağlayıcılık niteliğini kazanamamış haritadan yararlanılarak belli edilmeli belirlenen çizgi Tapu Fen memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişinin krokisine infazda kuşkuya yer bırakmıyacak biçimde yansıtılmalı ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Oysa, mahkemece davanın reddine karar verilirken, aynı yerde daha önce görülen davalar münasebetiyle yapılan incelemelere atıfta bulunulmuş ise de, önceki belirlemeler yerine uygulanmamış, bu konuda bir araştırma yapılmamış, çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisinin neresinde bulunduğu belirlenmemiştir. Eksik soruşturmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilmek suretiyle emsal alınan dava dosyalarındaki karar ve krokilerinin de yerine uygulanması, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.