T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... Av. ... DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) Tar…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... Av. ... DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen hüküm aleyhine süresi içerisinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davacı kendisinin uzun yıllardır ... bayisi, Züccaciye ve Hediyelik Eşya Satış yeri sahibi olan bir esnaf olduğunu, 10/06/2019 tarihinde ... Anonim Şirketi tarafından Hazine Destekli Kredi Garanti Fonu Kadın Girişimci Kredisi borcu sebebi ile hakkında haksız ve hukuka aykırı bir şekilde alacak muaccel olmaksızın icraya verildiğini, bu durumun davacıyı hem itibarının hem de ekonomik ve manevi olarak zedelediğini, ilamsız takip sürecinde süresi dahilinde icra dairesine defalarca başvuru yaptığını, ticaret yapmasının engellendiğini ve kazanç kaybı yaşadığını, banka ve bankanın yetkililerine ulaşmaya ve uzlaşmaya çalışıldığını ancak sonuçsuz kaldığını, 29/03/2018 tarihinde ... Denizli şubesinden çekilen hazine garantili kadın girişimci kobi KGF Kredisinin ödemelerinde gecikme yaşanması sebebiyle işbu borcun yapılandırılmaması ile ilgili olarak gerekli başvuruların sağladığını, 10/07/2019 tarihinde Denizli 1 İcra müdürlüğü ... Talimat dosyası gereğince yapılan haksız hacze, 03/07/2020 tarihinde Denizli 1 İcra Müdürlüğü ... Talimat dosyası gereğince yapılan haksız hacze ve son olarak 17/12/2020 tarihinde İstanbul 11 İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası gereğince yapılan haksız hacizler ile davacının maddi ve manevi olarak zarar gördüğünün ortada olduğunu belirterek 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazmitanın haksız fiilin vuku bulduğu 10.06.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve karşı vekaletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın hak düşürücü süreye ve zamanaşımına uğradığını, davacının haksız fiil iddiasına dayanarak yaptığı haciz işleminin işlemi yapmaya yetkili icra dairesi tarafından gerçekleştirildiğini, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş icra işlemlerinden yıllar sonra davacı tarafından açılan davanın hukuki zeminde hiçbir dayanağının olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, dava dilekçesinde açık ve anlaşılabilir bir taleplerinin bulunmadığını, davacının işbu davayı açmasından ihlal edilmiş bir hukuki yararı bulunmadığını, davalı bankanın Denizli Şubesi ile ... arasında 13/12/2017 tarihinde 500.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi neticesinde müvekkil banka tarafından Kahramanmaraş 2. Noterliği aracılığıyla kredi müşterisine 15/03/2019 tarih ve 8652 sayılı ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin ardından 10/06/2019 tarihinde ... hakkında İstanbul 10. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İlamlı takip, kefil ... hakkında ise İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, ... müşteri nolu ...'ın müvekkil banka nezdinde bulunan KGF+TKMH riski 29/05/2019 tarihinde 90 günlük gecikme sebebiyle takip hesaplarına aktarıldığını, KGF kredilerinde takibe aktarılmadan önce 10 Ekim 2018 tarih ve 162 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi doğrultusunda yapılandırma sunma zorunluluğu bulunduğunu, ancak takibe aktarım öncesi gönderilen ihtarnameye ve yapılan aramalara rağmen kredi müşterisinin aramalara cevap vermemesi sebebiyle bu imkan tanınamadığını ve davalı banka tarafından kredi dosyasının anlaşmalı avukatlık bürosuna devredildiğini ve borçlu hakkında yasal takip süreci başlatıldığını, müşteri takibe aktarılmadan önce ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında KGF kredisi için yapılandırma teklifi sunulmadığından bahisle davalı bankaya gönderilen Hazine ve Maliye Bakanlığı yazısı ve müşterinin bizzat bankayla iletişime geçmesi üzerine davalı banka tarafından icra takiplerinden feragat edilerek yapılandırma görüşmelerine başlandığını ve kredi müşterisi ... ile 06/08/2021 tarihinde yapılandırma protokolü yapıldığını, davacının maddi ve manevi bir zararının oluşmadığını, davacının kendi hür iradesiyle davalı bankadan ticari kredi kullandığını ve ödemelerini düzenli yapmadığı için hakkında yasal takip başlatıldığını, davacının huzurdaki davayı sebepsiz zenginleşme gayesi ile ve TMK 2. Maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralına aykırı olarak açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI; Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararında özetle; "1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, -84.692,65-TL 'nin 10.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Takdiren 50.000,00-TL Manevi Tazminatın 10.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gereken 9.200,85-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.415,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.785,35-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davanın kabul ve ret oranları dikkate alınarak; davacı tarafından yapılan, ilk dava açılış gideri 3.595,40-TL, posta gideri 488,25-TL, bilirkişi ücretleri 8.800,00-TL olmak üzere toplam 12.883,65-TL yargılama giderinden (harçların tamamı davalı taraftan alınmak üzere yapılan hesaplamaya göre) 9.850,70-TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kalan kısımdan karar kesinleşinceye kadar yapılan masraflar düşüldükten sonra kalan kısmın davacı tarafa iadesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kabul edilen miktarlar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca; a)Maddi Tazminat davası yönünden; 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, b)Manevi Tazminat davası yönünden; 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen miktarlar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca; a)Maddi Tazminat davası yönünden; 15.307,35 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, b)Manevi Tazminat davası yönünden; 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.320,00-TL'den 6235 Sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince kabul ve red oranına göre hesaplanan 888,97-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan, bakiye kalan 431,03-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına," dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ ; İnceleme konusu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kısmi kabul kararı usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiğini, davacı , müvekkiline karşı, haksız ve yersiz ithamlarla kusur izafe ederek tazminat talep ettiğini, davacının istemi, haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesi’nin; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmü gereğince, davacının dava tarihinden geriye doğru 2 yıldan önceki döneme isabet eden talepleri zamanaşımına uğradığını, davacı; 10/06/2019 tarihinde aleyhinde icra takibi başlatıldığını ve bu yasal takip süreciyle ilgili yapılan işlemler nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ettiğini ve uğramış olduğunu iddia ettiği zararın tazmini talebiyle 20/07/2023 tarihinde huzurdaki davayı açtıklarını, dava iki yıllık süre içinde açılmamış olduğundan zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazı Yerel Mahkeme tarafından haksız yere reddedildiğini, davacının hakkında yapılan icra takip işlemleri, resmi kurum olan icra dairesi tarafından yapıldığını, haciz işlemleri, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilip kesinleşmesi neticesinde, usulüne uygun olarak yapıldığını, davacı, haciz işleminin yasaya aykırı yapıldığı iddiasında idiyse, bu iddiasını İİK 16. Maddesi uyarınca İcra Hukuk Mahkemesi’nde yapacağı şikayet başvurusu ile 7 günlük hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerektiğini, davacının İcra Müdürlüğü işlemine karşı, kanunda öngörülen hak düşürücü süre içinde bir şikayeti de söz konusu olmadığını, gerekçeli kararda bu yönden yapmış olduğu hak düşürücü süre itiraza yönelik de bir değerlendirme yapılmadığını, davacının müvekkilinden maddi ve manevi zarar talep etmesini haklı kılacak herhangi bir eylem olmadığı halde tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, yanlı tanık anlatımları dışında davacının müvekkil bankanın hukuka aykırı herhangi bir eylemi nedeniyle zarara uğradığını gösteren bir kanıt olmadığını, yerel Mahkeme vakıaların tazminat koşullarını sağlamıyor oluşunu, davacının talep ettiği tazminata dayanak olarak gösterdiği vakıaların bankanın operasyonel süreci ile ilgili olduğu ve müvekkili bankanın prosedürleri hukuka uygun ve doğru şekilde yerine getirmiş olduğu hususlarını dikkate alınmadığını, yerel mahkeme yapılan yargılamada, hacizlerin haksız olarak yapıldığı, davacının manevi yönden zarara uğradığı ve takip alacaklısından manevi tazminat talep edebileceği kanaatine varıldığı şeklinde yüzeysel ve beyana dayalı bir gerekçe ile haksız ve hukuka aykırı olarak davacı lehine manevi tazminat ödenmesine karar verildiğini, davacının müvekkili banka adına yürütülen icrai işlemler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu iddiası, hukuki işlem ehliyetine sahip, altına imza koyduğu işlemlerin anlam ve sonuçlarını bilebilme yetisine sahip tacir bir kimse açısından dikkate değer olmadığını, davacı hür iradesiyle müvekkil bankadan ticari kredi kullanmış ve ödemelerini düzenli yapmadığı için hakkında yasal takip başlatıldığını, davacının, hem bir icra takibine sebebiyet verip, hem de borçlu sıfatından fazlaca etkilenmiş olduğu iddianın müvekkiline yöneltilebilecek bir kusur olmadığını, haciz işleminde gerçekleştiği ileri sürülen vakıaların ise, davaya konu edebilmek amacıyla çarpıtıldığı ortada olduğunu, davacının hem bir icra dosyasında borçlu sıfatına sahip olup, hem de hakkında haciz işlemi yapılmasından dolayı kendi içinde elem ve keder yaşamış olması müvekkiline yüklenebilecek bir kusur olmadığını, bu nedenle tehir-i icra talebinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ... Esas ... Karar sayılı kararının icrasının geriye bırakılmasını, yerel Mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; haksız haciz nedeniyle kişilik hakları zarara uğrayan ve maddi zarara uğrayan kişinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nin 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması hâlinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Maddi tazminat için geçerli olan bu sorumluluk, kusursuz sorumluluk (tehlike sorumluluğu) esasına dayalıdır. İcra ve İflas Kanununda haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi tazminat sorumluluğu düzenlenmiş ise de haksız haciz nedeniyle maddi tazminat sorumluluğu düzenlenmemiştir. Bu haksız haciz uygulanması hâlinde tazminat sorumluluğu bulunmadığı anlamına gelmeyip haksızfiilin unsurlarını taşır şekilde bir eyleme dayalı olarak haciz uygulanmış olması hâlinde genel haksız fiil hükümlerine göre tazminat istenmesi mümkün olacaktır. Nitekim yerleşik yargısal uygulamalar ile haksız haciz nedeniyle uğranılan zararlar için maddi veya tazminat istenebileceği kabul edilmektedir. Haksız fiiller TBK 49 ila 76. maddelerde düzenlenmiştir. Haksız fiilin temelinin düzenlendiği TBK 49. maddeye göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu temel düzenleme ile bakıldığında, haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir fiilin bulunması, fiilin hukuka aykırı olması, kusurun bulunması, hukuka aykırı fiille zarar verilmesi ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Böylelikle haksız fiilin; fiil, hukuka aykırılık, kusur, zarar ve uygun illiyet bağından ibaret olmak üzere beş unsuru bulunduğu söylenebilir. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemeyecektir. Haksız haciz, tüm koşulları gerçekleştiğinde haksız fiil oluşturmakla görülmekte olan davanın hukuksal dayanağı haksız fiildir. Bu nedenle haksız fiil kavramı ile bu hukukî müessesenin kanuni düzenlemeleri üzerinde durulmasında yarar vardır. Haksız fiilden doğan borçlar; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ilâ 76] maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK’nın “Sorumluluk” başlıklı 49. maddesi de; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür” hükmünü taşımaktadır. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir. Haksız fiil nedeniyle doğan maddi zarar, bir kimsenin mal varlığında rızası dışında meydana gelen eksilmedir. Mal varlığının zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durumla fiil sonucu aldığı durum arasındaki fark, zararı oluşturur (Tandoğan, Haluk: Türk Mes’uliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 63). Zarar, mal varlığı aktifinin azalmasından, mahrum kalınan kârdan (kazançtan) veya pasifin artmasından ileri gelebilir. Bu itibarla maddi zarar, fiili zarar ve mahrum kalınan kâr olmak üzere iki unsurdan oluşur. Fiili zarar ya mal varlığının aktif kısmında gerçek bir azalmanın meydana gelmesiyle ya da pasifteki borçların artmasıyla gerçekleşir. Mahrum kalınan kâr (kâr mahrumiyeti) ise, elde edilebilecek bir kazançtan yoksun kalmayı ifade eder. Örneğin; yaralanan kişinin veya atölyesi yakılan kişinin çalışmadığı günlerdeki gelir kaybı böyledir. Bu zarar, daha çok mal varlığının artmasına engel olunmasından kaynaklanır. (Oğuzman, Kemal/ Öz,Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt:II, İstanbul 2017, s. 41). Zararın belirlendiği tarihe kadar gerçekleşmiş olan zarara mevcut zarar denir. Zararın belirlendiği tarihe kadar henüz gerçekleşmemiş olan fakat başka bir maddi olgu eklenmeksizin olayın normal gelişimine uygun olarak gerçekleşmesi beklenen zarar ise müstakbel zarardır. Ayrıca henüz mevcut olmayan fakat riskli bir olgunun ilâvesi ile gelecekte gerçekleşme ihtimali olan zarar ise muhtemel zarardır. Hukuk düzeni kural olarak mevcut zararın tazminini düzenlemiş, ancak bazı durumlarda, örneğin ölüm hâlinde destekten yoksun kalma zararı gibi müstakbel zararın tazminini de düzenlemiş bulunmaktadır. Buna karşılık muhtemel zararda ise riskli olgu gerçekleşmedikçe zararın tazmini mümkün değildir (Antalya, O. Gökhan; Borçlar Hukuku Genel Hükümler C. II, İstanbul 2007, s. 105). Manevi zarar ise, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur. İstihkak davasında istihkak davacısı tarafından talep edilen tazminatın reddine karar verilmesinin, genel hükümler dairesinde gerçek zararının tazminine yönelik isteklerinin dinlenmesine engel teşkil edip etmeyeceği hususuna da değinmek gerekmektedir. Bu konuda daha önce Yargıtay Daireleri arasında içtihat aykırılığı bulunduğundan içtihatların birleştirilmesi yoluna gidilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.05.1974 gün ve 1974/5 E.-1974/7 K. sayılı kararıyla; “Borçlu hakkında yapılan bir icra kovuşturması sırasında haksız yere malı haczedilen üçüncü kişilerin bu yüzden doğan gerçek zararlarının ödetilmesini, İcra ve İflas Kanunu’nun 97. maddesinde öngörülen özel hüküm dışında genel hükümlere göre genel mahkemelerde ayrıca dava açarak isteyebilecekleri” kabul edilmiştir. Anılan bu kararın gerekçesinde de; İcra ve İflas Kanunu’nun 97. maddesinin 15. fıkrasında yer alan tazminat sözcüğünün, tabanı haczedilen malın değerinin %15'inden aşağı olmayan götürü bir tazminatı ifade ettiği, gerçek zararı karşılamak gibi bir amacı taşımadığı, dolayısıyla gerçek zararın ayrıca istenmesine engel oluşturmayacağı ifade olunmaktadır. Sonuç itibariyle; İcra ve İflas Kanunu’nun 97. maddesinin 15. fıkrasındaki tazminat icra hukukuna özgü götürü bir tazminat niteliğinde olup, genel hükümlere dayanılarak açılan gerçek zararın tazminine yönelik davalar yönünden engel oluşturmayacağı gibi bu davalar ile tarafları aynı olsa bile konusu ve yasal dayanakları itibariyle benzerlik taşımamaktadır.( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/4-585 Esas 2022/907 Karar ve 16/04/2022 tarihli karar) Yukarıdaki yasal düzenlemeler nazara alınarak somut olayın istinaf sebepleriyle sınırlı yapılan incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacının cevaba cevap dilekçesinde bahsettiği, 15.İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının ve istihkak talepleri ile ilgili İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının, İstanbul 6.İcra Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının, İstanbul 6.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/64 Esas sayılı dosyasının dosyaya kazandırılmadığı anlaşılmakla, Dairemiz tarafından resen müzekkere yazılarak, bu dosyalar UYAP sisteminden istenerek dosya arasına kazandırılmıştır. Bu eksik evraklar ikmal edildikten sonra yapılan inceleme de; öncelikle haciz sebebiyle muhafaza altına alınan eşyaların iade tarihi davalının talipten vazgeçme ve hacizlerin kaldırılmasının talep ettiği tarih ve dava tarihi göz önüne alındığında davada zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Davacının, davalıdan 10/06/2019 tarihinde hazine destekli kredi garanti fonu kadın girişimci kredisi çektiği, davacının bu kredi ile ilgili ipotek verdiği anlaşılmıştır. Bahse konu kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı tarafından, davacı hakkında İstanbul 10.İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı, takip toplamının 182.912,76-TL olduğu, faize esas asıl alacak tutarının 159.866,96-TL olduğu, ipotek konusunun 240.000,00-TL bedelli 1.derecede ipotek olduğu tespit edilmiştir. Davacının bu takibin iptali için İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas 2021/301 Karar sayılı dosyasında takibin iptalini talep ettiği, mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile İstanbul 10.İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki icra emrinde yer alan asıl alacağın, 4.930,33-TL'lik kısmının çıkartılmasına karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek 16/01/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Daha sonrasında, ipotek konusu taşınmazın kıymet takdirinin yapıldığı, kıymet takdirine itiraz davası sonucunda ipotek konusu taşınmazın değerinin 425.000,00-TL olduğu anlaşılmıştır. Bu yönüyle ipotekli taşınmazın değerinin davalı bankanın alacağını karşılamaya yettiği tespit edilmiştir. Ancak buna karşın, davalı bankanın, dava dışı borçlu - müteselsil kefil ... aleyhine İstanbul 11.İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında, 10/06/2019 tarihinde aynı borç için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip toplamının 185.034,63-TL olduğu faize esas alacak tutarının 159.866,96-TL olduğu, takip dayanağının 15/03/2019 tarihli ihtiyaç kredileri - 159.866,96-TL ihtar gideri ve masraf - 687,87-TL, 15/03/2019 tarihli tüzel kredili mevduat hesabı - 6.019,49-TL olduğu tespit edilmiştir. Takip dosyası kapsamında; Borçlu ...’a ait “İSTANBUL/KARTAL YUKARI Mah. ... Bağ.Bölüm” taşınmaz üzerine haciz konulduğu, yine bu taşınmazdaki menkullerin ayrıca haczi için alacaklının talebi üzerine İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin ... Tal. Dosyasına yazı yazıldığı, borçlu ... tarafından açılan davada İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas, ... sayılı kararı uyarınca taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına 10.11.2020 tarihinde karar verildiği tespit edilmiştir. Borçlu ...’ın maaşının haczedildiği, maaş haczi kapsamında dosyada toplam 22.815,00 TL tahsilat yapıldığı, 16.04.2021 tarihinde yapılan 2.980,00 TL tahsilatın ise alacaklının talebi ile borçluya iade edildiği tespit edilmiştir. Bankalara 89/1 birinci haciz ihbarnameleri gönderildiği tespit edilmiştir. İş bu icra dosyası kapsamında Denizli 1. İcra Dairesi ... Tal. (Denizli İcra Dairesi ... Tal) dosyası kapsamında menkul hacizleri de yapıldığı tespit edilmiş olup; 10.07.2019 tarihli haciz tutanağının incelenmesinde; borçlunun ev adresine gidildiği, oğlunun adreste hazır olduğu, babasının eşyalarını toplayıp gittiğini beyan ettiği, haczi kabil mal bulunmadığının tutanak ile imza altına alındığı, akabinde borçlunun kayınvalidesinin oturduğu eve gidildiği, damadının Ankara’da çalıştığını uzun zamandır görmediğini beyan ettiği, haciz işlemi yapılmamasına karar verildiği, sonrasında ... Denizli adresine gidildiği, kapının kilitli olduğu, en son dosya ilgili icra dosyasında borçlu olmayan ...’a ait olduğu iddia edilen işyerine gidildiği, ...’ın vergi levhası sunduğu ve istihkak iddiasında bulunduğu, alacaklı vekilinin haciz ve muhafaza talep etmesi üzerine 11 adet 5 raflı beyaz renkli raf tanesi 100 TL ( toplam 500,00 TL), 13 adet Güral marka değişik renk ve desende yemek ve kahvaltı takımı tanesi 50,00 TL (toplam 650,00 TL) , 16 adet Güral marka değişik renk ve desenlerde kahve takımı tanesi 10 TL ( toplam 160,00 TL), 8 adet Güral marka değişik renk ve desenlerde yemek takımı tanesi 50 TL ( toplam 400,00 TL) , 1 adet LG Beko Marka (model LG BKE 7705 seri nolu)klima 500,00 TL, haczedildiği, haczedilen malların yediemin sıfatı ile ...’a bırakıldığı, istihkak iddiasına esas dairesince karar verilmesine karar verildiği tespit edilmiştir. Dosya kapsamından davacının istihkak davası açmadığı görülmüştür. 03.07.2020 Tarihli Haciz Tutanağının incelenmesinde; haczin ilgili icra dosyasında borçlu olmayan ...’a ait olduğu ileri sürülen işyerinde yapıldığı, istihkak iddiasında bulunulduğu, vergi levhası ibraz edildiği, alacaklı vekilinin 10.07.2019 tarihinde yapılan istihkak iddiasına karşı İcra Hukuk Mahkemesince verilen karar kapsamında tekrar hacze gelindiğini beyan ettiği, istihkak iddiası kabul edilmeyerek haciz ve muhafaza işlemine geçildiği, 1 adet LG marka beyaz renkli klima-500 TL, 1 ADET Apple marka birçok yerinde kırık olan 16 GB Ipad-1000 TL haczedildiği, haczedildiği, haczedilen malların yediemin sıfatı ile ...’a bırakıldığı, İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. ... K. sayılı 04.09.2020 tarihli konusu “İstihkak İddiası Nedeniyle Takibin Taliki veya Devamı İ.İ.K.97” olan kararın incelenmesinde; “İİK 97/1 maddesi uyarınca İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinde TAKİBİN DEVAMINA, istihkak iddiacısına dava açması için 7 gün süre verilmesine...” karar verildiği görülmüştür. Bunun üzerine davacı tarafından herhangi bir istihkak davası açılmadığı anlaşılmıştır. 17.12.2020 Tarihli Haciz Tutanağının incelenmesinde; haczin ilgili icra dosyasında borçlu olmayan ...’a ait olduğu ileri sürülen iş yerinde yapıldığı, ...’ın vergi levhası ve fatura sunduğu ve istihkak iddiasında bulunduğu, alacaklı vekilinin İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında verilen kararı belirterek önceki haczedilen malların muhafazası ve borcu karşılamaması nedeni ile ek haciz ve muhafaza talep ettiği, talep kapsamında haciz ve muhafazası yapıldığı, beyaz renkli klimanın Mustafa Özer’e ait olduğunun fatura ile belgelendirildiği, Ipad tabletin de kırık olması nedeniyle haczedilmediği, haczedilen malların nakliyeye yüklendiği, eşyaların Karataş yediemin deposuna götürüldüğü tespit edilmiştir; Muhafaza edilen malların; “10 adet değişik renk ve ebatlarda Güral porselen marka kahve takımı 7 adet canba marka ve 5 tanesi markasız çay bardağı takımı Beş adet güral porselen marka 24 parça altı kişilik yemek takımı 24 adet değişik renk ve boyutlarda çay tepsisi 1 tane güral marka 90 parça kaşık çatal bıçak takımı 5 adet değişik ebatlarda ve markalarda duvar saati 92 adet tekli roc marka değişik renk ve ebatlarda tekli bıçak 7 adet roc marka değişik renk ve ebatlarda çifti bıçak 1 adet markasız 6 tane kahve gümüş fincan takımı tepsisi ile birlikte şekerliği olduğu anlaşılmıştır. Muhafaza altına alınan menkul malların satışının 18.01.2021 tarihli talep dilekçesi ile alacaklı vekili tarafından talep edildiği tespit edilmiştir. 17.12.2020 tarihli hacizle ilgili, borçlu tarafça yapılan istihkak iddiası ile ilgili İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile takibin devamına, istihkak davası açması için icra takibinde 3.kişi konumunda olan dosyamız davacısına 7 günlük süre verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Daha sonrasında, dosyamız davacısı ...'ın, İstanbul 6.İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında istihkak davası açtığı, bu dosyada tensiben tedbir ile takibin durdurulmasına karar verildiği, daha sonrasında, 07/06/2022 tarih ... esas ... Karar sayılı ilam ile taraflar arasında imzalanan protokol neticesinde alacaklı hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğinden, haczedilen malların ...'a teslim edilmesine karar verildiğinden haczedilen menkuller üzerindeki hacizler kaldırıldığından ve muhafaza altına alınan mallar borçluya teslim edildiğinden, konusuz kalan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Alacaklı vekilinin 29.06.2021 tarihli dilekçesi ile takipten vazgeçtiği, dosyadaki tüm hacizlerin fekki ile dosyanın kapatılmasını talep ettiği tespit edilmiştir. İstanbul İcra Dairesi’nin 04.11.2021 tarihli kararı ile “Dosyanın tetkikinde, takibin 29/06/2021 tarihinde haricen tahsil olarak işlemden kaldırılmış olduğu, Denizli 1. İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyasına, hacizli ve muhafaza altına alınmış olan malların borçluya teslimine dair talimat yazıldığı ancak haczedilen ve muhafaza altına alınan malların üçüncü şahısa ait olduğu anlaşılmak ile aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir. 1-Denizli 1. İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyasına talimat yazılarak, 17/12/2020 tarihinde muhafaza altına alınan malların, muhafaza sırasında peşin alınan yediemin ücretinden karşılanarak üçüncü şahıs ...'a tesliminin istenmesine,..” şeklinde karar verdiği tespit edilmiştir. 16.02.2022 tarihinde, 17.12.2020 tarihinde haciz ve muhafaza edilen malların ... tarafından yedieminden çıkarıldığına dair raporun dosya kapsamında mevcut olduğu, 17.02.2022 tarihli tutanak ile malların tesliminin yapıldığı, ilgili tutanaktan eksik ve hasarlı malların tespit edildiği, ... tarafından hasarlı ve eksik mallara ilişkin bildirimin 17.03.2022 tarihli dilekçe ile Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı’na yapıldığı, ilgili dilekçenin incelenmesinde zarar gören eşyanın değerinin 5.810,72 TL ve diğer ticari eşyanın 18.596,24 TL toplam muhafaza altına alınan eşyanın değerinin 24.406,96 TL olarak belirtildiği ve dilekçe ekinde zarar gören ve eksik eşyaların fotoğrafları ve değerleri (5.810,72 TL tutarında zarar) ile birlikte gösterildiği, diğer teslim alınan ticari taşınır eşya listesinin sunulduğu görülmüştür. Yargıtay 11.HD'nin 2022/4873 Esas 2024/1368 Karar sayılı ilamında da bahsedildiği üzere; davalı bankanın dava konusu Hazine destekli PGS işletme konulu kredisi borçlulardan tazmin talebinde bulunabilmesi için, Kredi Garanti Kurumlarınca sağlanan hazine desteğine ilişkin 2016/9538 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararında değişiklik yapılmasına ilişkin 30/01/2019 tarihli 30671 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 681 sayılı kararda belirtildiği üzere, borçlulara yeniden yapılandırma imkanının tanınmış olması gerekmektedir. Davalı banka tarafından yapılandırma teklifinde bulunduklarına dair bir belge ibraz edilmemiştir. Yapılandırma teklifinde bulunulmadan 3.kişi ... hakkında icra takibi yapıldığı bu icra takibi neticesinde davacının iddia ettiği iş yerinde birden fazla kez icra takibi yapıldığı, son hacizde muhafaza işlemi de yapıldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, asıl borçlu olan davacının vermiş olduğu ipoteğin borcu karşılayacak miktarda olduğu tespit edilmiştir. Bu yönüyle davacının iş yerinde yapılan hacizlerin haksız haciz niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitlerden sonra maddi tazminat talebi değerlendirildiğinde; Serbest muhasebeci mali müşavir ... 09/11/2024 tarihli bilirkişi raporu içeriğinde; hacizler sebebiyle davacının yıllık hasılatlarında ortalama %82,46 oranında azalma olduğunun belirtilmesi, muhafaza altına alınan eşyalar nedeni ile davacının iş yerinin işleyişinin olumsuz yönde etkileneceği, ayrıca iş yerinde komşu esnafın ve müşterilerin gözü önünde gerçekleşen haciz, muhafaza ve yediemine teslim işlemleri nedeni ile 3.kişiler nezdinde güvenilirliğinin düşeceği, iş kaybına uğrayacağı ve bu nedenle kar kaybı yaşaması açık olduğundan tüm dosya kapsamına göre davacının hacizler sebebi ile toplam ticari zararının 56.362,99-TL olarak tespit edilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, davacı dava dilekçesinde maddi tazminat konusunda ayrıca konulan ticari malları geri almak için teslim harcı olarak 189,50-TL, ATGV araç ücreti için 240,00-TL olarak toplam 429,50-TL ödediğinin bu ödemelerden haciz isteyen alacaklının sorumlu olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamından 429,50 TL maddi zarar ispat edilmiştir. Bu alacak kalemi için davacının talebi 429,50-TL olmakla, talebi aşar şekilde bu alacak kalemi için 3.922,70-TL alacağa hükmedilmesi isabetli olmamıştır. Ayrıca, davacı muhafaza altına alınan ve daha sonra kendisine teslim edilen eşyalarla ilgili maddi zararını, yediemin deposundan teslim alınan hasarlı, eksik ve zarar gören eşyalar olarak gösterilmiş, ayrıca, muhafaza edilen eşyanın tamamından 14 ay boyunca mahrum kalması sebebi ile tazminat talep etmiştir. Bu yönüyle tazminat talebinde istenen ve davacının 5.810,72-TL olarak belirttiği, hasarlı, eksik ve zarar gören eşyanın bedeli yanında, dava konusu edilmeyen, eksik yada zarar görmeyen eşyanın da, modasının geçmiş olduğu ve satışının zorlaştığından bahisle dava konusu edilmeyen zarar görmeyen bu eşyaların bedeline de talep aşılarak hükmedilmesi isabetli görülmemiştir. Eksik ya da ve zarar gördüğü iddia edilen eşyaların bedeline ilişkin, bilirkişi ... alınan bilirkişi raporu dosya kapsamına göre yeterli değildir. Zira bu raporda; eksik ya da zarar gören eşyaların dava tarihindeki değerinin, iade tarihindeki değerinden daha düşük çıkması imkan dahilinde değildir. Ayrıca, bilirkişi ... 09/11/2024 tarihli raporunda eksik ya da zarar gören eşyaların değerinin 5.810,72-TL olarak belirlenmesi serbest muhasebesi mali müşavir bilirkişisinin uzmanlık alanına giren bir husus değildir. Bu nedenle bu alacak kalemi ile ilgili davacının hasarlı, eksik zarar gören ticari eşyasının iade tarihindeki değerinin tespiti için konusunda uzman bir bilirkişiden rapor aldırılması gerekmektedir. Manevi tazminat talebi değerlendirildiğinde; Yukarıda bahsettiğimiz gibi, haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur. Yukarıda açıklandığı üzere davacının ilk iki haciz ile ilgili istihkak davası açmaması, asıl borçlunun davacı olması, dava dışı ... icra takibi ile ilgili borca itiraz etmemesi, icra takibi iptali ile ilgili dava açmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, icra takibinde davalı haksız olsa da, takipte kötü niyetinin ya da ağır kusurunun varlığı sabit olmadığından bu husus davacı tarafça ispat edilmediğinden manevi tazminat şartları oluşmamasına rağmen davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi isabetli görülmemiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının, HMK 353/1-a-6 bendi uyarınca kaldırılarak belirtilen hususlarda gerekli araştırmalar yapılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜ K Ü M : GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile HMK 'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince,Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı sayılı ilamının KALDIRILMASINA, 2-Gerekçede belirtilen nedenlerle dosyanın yeniden yargılama yapılması için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 353/1-a/6 ve 362/1-g maddeleri gereğince KESİN olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...