Başvurucu, 1/2/2007 tarihinde Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve hükmün 8/11/2012 tarihinde kesinleştiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 1/2/2007 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve hükmün 8/11/2012 tarihinde kesinleştiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 25/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 10/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 7/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 4/2/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: a) A.İ.’nin şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında düzenlenen iddianame ile Ankara Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu davası sonunda Mahkemece, 19/4/2006 tarih ve E.2004/767, K.2006/455 sayılı kararla; başvurucunun internet üzerinden hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesi gereği 420,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. b) Temyiz üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 14/5/2008 tarih ve E.2007/1306, K.2008/9338 sayılı ilamıyla; 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uzlaşmaya ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. c) Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; 1/12/2008 tarih ve E.2008/933, K.2008/1319 sayılı kararla; başvurucunun internet üzerinden hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle 765 sayılı mülga Kanun'un maddesi gereği 800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. d) Temyiz üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 26/9/2011 tarih ve E.2011/27004, K.2011/34559 sayılı ilamıyla; miktar itibarıyla hükmün temyizi mümkün olmadığı için temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Ceza davası dosyasındaki fiil nedeniyle başvurucu hakkında, A.İ., G.İ. ve Y.İ. tarafından 1/2/2007 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan manevi tazminat davasında, başvurucunun davacılara, hayat kadını ve kadın pazarlayan kişi olarak tanıtarak internet üzerinden hakarette bulunduğu, kullanılan bilgisayar IP adresinin başvurucunun işyerinde kullandığı bilgisayara ait olduğu ileri sürülmüştür. Başvurucu, davacıların sürekli aleyhine dava açtıklarını, kullanılan bilgisayar ve IP adresinin işyerinde bulunan yaklaşık 500 kişiye hizmet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 13/4/2010 tarih ve E.2007/38, K.2010/114 sayılı kararla, davacı Aylin tarafından açılan davanın kabulü ile 500,00 TL manevi tazminatın suç tarihi olan 31/1/2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle başvurucudan tahsiline, diğer davacılar tarafından açılan manevi tazminat davasının, haksız fiil tarihi olan 31/1/2004 tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, anılan davacıların bu süre içinde şikayetçi olmadıkları ve ceza davasında da taraf olmadıkları gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/10/2011 tarih ve E.2010/8797, K.2011/10983 sayılı ilamıyla; suç niteliğindeki haksız fiilin 31/1/2004 tarihinde gerçekleştiği, davanın 1/2/2007 tarihinde açıldığı, 765 sayılı mülga Kanun'un 102/ maddesinde öngörülen 5 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, başvurucunun temyiz itirazları reddedilerek hükmün davacılar G.İ. ve Y.İ. yararına bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 2/6/2012 tarih ve E.2012/194, K.2012/35 sayılı kararla; başvurucunun internet aracılığıyla davacıların kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle A.İ. tarafından açılan davada verilen karar kesinleştiği için yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacılar G.İ. ve Y.İ. tarafından açılan tazminat davasında uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, Ankara Asliye Ceza Mahkemesince başvurucu hakkında hakaret suçundan verilen kararın kesinleştiği ve fiilin sübuta erdiği, başvurucunun fiillerinin anılan davacılara hakaret niteliğinde olduğu, internet aracılığıyla davacıların kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 500,00'er TL manevi tazminatın 31/1/2004 tarihinde itibaren yasal faiziyle başvurucudan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/11/2012 tarih ve E.2012/15452, K.2012/16400 sayılı kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar, 18/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Şahsi menfaatleri haleldar olan kimse hata vukuunda zarar ve ziyan ve hataların hususi ağırlığı icabettiği surette manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ itasını dava edebilir. Hakim, bu tazminatın itası yerine diğer bir tazmin sureti ikame yahut ilave edebilir.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.”