7. Ceza Dairesi 2010/2718 E. , 2013/3840 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 556 sayılı KHK'ya muhalefet, Ticarete Hile Karıştırmak, 6197 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Sanık ... (...)'ın tüm suçlardan beraatine; Sanık ... hakkında 556 sayılı KHK'ya muhalefetten hükümlülüğüne, işyerinin 1 yıl süre ile kapatılmasına ve aynı süre ile ticaretten men edilmesine, Ticarete hile karıştırmak suçundan hükümlülüğüne, 6197 sayılı kanuan muhalefetten hükümlülüğüne; Sanık ... hakkı…
**7. Ceza Dairesi 2010/2718 E. , 2013/3840 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 556 sayılı KHK'ya muhalefet, Ticarete Hile Karıştırmak, 6197 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Sanık ... (...)'ın tüm suçlardan beraatine; Sanık ... hakkında 556 sayılı KHK'ya muhalefetten hükümlülüğüne, işyerinin 1 yıl süre ile kapatılmasına ve aynı süre ile ticaretten men edilmesine, Ticarete hile karıştırmak suçundan hükümlülüğüne, 6197 sayılı kanuan muhalefetten hükümlülüğüne; Sanık ... hakkında 6197 sayılı kanuna muhalefetten beraatine, Ticarete hile karıştırmak suçundan hükümlülüğüne, 556 sayılı KHK'ya muhalefetten hükümlülüğüne, 6 ay süreyle ticaretten men edilmesine, ertelemeye; müsadereye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1-Sanıklar ... ve ... hakkında 556 sayılı KH.K'ye aykırılıktan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin katılan vekili, sanık ... müdafi ve sanık ...'nün temyiz taleplerine yönelik yapılan incelemede, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici l'inci maddesi ve buna bağlı olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5'inci maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi sonucu ve aynı Kanunun 2.nci maddesi hükmü karşısında dava konusu eylemin atılı suç oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sanıklara atılı tescilli marka hakkına tecavüz eylemleri ve bu fiilleri işleyenlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat tarihsel olarak incelendiğinde; 11 Mayıs 1888 tarihli Alameti Farika Nizamnamesi ile bu konuda hükümler getirildiği, 03.03.1965 tarihli 551 Sayılı Markalar Kanunu ile yeni bir düzenleme yapıldığı ve Kanunun 54'üncü maddesiyle Alameti Farika Nizamnamesi ile ek ve değişikliklerinin yürürlükten kaldırıldığı, 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren ve tescilli markalarla ilgili cezai koruma hükümleri getiren 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4128 Sayılı Kanunla değişen 82'nci maddesiyle 551 Sayılı Markalar Kanununun yürürlükten kaldırıldığı görülmektedir. Tescilli markaların cezai korunması konusunda ülke mevzuatımızla ilgili olarak yapılan hukuki değişikliklere işaret edildikten sonra somut olay değerlendirildiğinde; Sanıklar hakkında 556 sayılı KHK.nın 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 61'inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 Sayılı Yasanın geçici l'inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır." 5237 sayılı TCK'nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1'inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2'nci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz..." hükümleri yer almaktadır. Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5'inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK'nın 2'nci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK'nın 2'inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03.01.2008 gün ve 2005/15 E, 2008/2 K sayılı iptal kararı gerekçesinde Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 Sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile TCK'nın 2'nci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5'inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 Sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 556 Sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır. Öte yandan 556 Sayılı KHK'ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, 1474'üncü maddesi Gereğince 01.01.1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 Sayılı TTK'nın 57'nci maddesinin 5'inci fıkrasında; başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, işaret gibi tanıtma vasıtaları haklarına tecavüzün yanında, tescilli ve tescilsiz ayırımı yapmadan marka hakkına tecavüz de haksız rekabet suçu olarak tanımlanmış ve cezası 64'üncü maddede belirtilmiştir. Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra 3 Mart 1965 tarihinde yürürlüğe giren 551 Sayılı Markalar Kanunu'nun 47'inci maddesinde de tescil edilmiş marka hakkına tecavüz halleri ayrı ayrı tanımlanmış ve yaptırımı da 51 ve 52'nci maddelerde belirtilmiştir. Her iki düzenlemede de tescilli marka kullanma haklarına tecavüz halleri belirlenmekte ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu nedenle gerek Türk Ticaret Kanunu ve gerekse 551 Sayılı Markalar Kanunundaki düzenlemeyle korunan ortak değer, marka kullanma hakkından doğan haklardır. Marka hakkına tecavüz fiillerinin unsurları her iki düzenlemede de aynıdır ve iki yasa birlikte uygulanamayacağından tam olarak oluşan yasa çatışması kuralları uyarınca sonradan yürürlüğe giren, tescilli markalara hukuki ve cezayi koruma getiren 551 Sayılı Kanundaki düzenleme TTK'nın 57/5 fıkra hükmünü tescilli markalarla sınırlı olmak üzere örtülü olarak yürürlükten kaldırmıştır. Bu kanun da (551 sayılı kanun) 556 Sayılı KHK'nın değişik 82'nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemeler canlanamayacağından sanıklara atılı eylem haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle,sanık ..., katılan ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, 5237 sayılı TCK'nın 7/1.maddesi ve 5320 sayılı Yasanın 8'nci maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 322'nci maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden sanıkların BERAATLERİNE, 2-Sanık ... hakkında 556 sayılı K.H.K'ye aykırılıktan kurulan beraat hükmüne ilişkin O yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan vekilinin temyiz taleplerine yönelik yapılan incelemede, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama şekli hakkında kanunun Geçici 1 inci maddesi ve buna bağlı olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi sonucu ve aynı Kanunun 2 nci maddesi hükmü karşısında dava konusu eylemin atılı suç oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sanığa atılı tescilli marka hakkına tecavüz eylemleri ve bu fiilleri işleyenlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat tarihsel olarak incelendiğinde; 11 Mayıs 1888 tarihli Alameti Farika Nizamnamesi ile bu konuda hükümler getirildiği, 03.03.1965 tarihli 551 Sayılı Markalar Kanunu ile yeni bir düzenleme yapıldığı ve Kanunun 54 üncü maddesiyle Alameti Farika Nizamnamesi ile ek ve değişikliklerinin yürürlükten kaldırıldığı, 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren ve tescilli markalarla ilgili cezai koruma hükümleri getiren 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4128 Sayılı Kanunla değişen 82 nci maddesiyle 551 Sayılı Markalar Kanunun yürürlükten kaldırıldığı görülmektedir. Tescilli markaların cezai korunması konusunda ülke mevzuatımızla ilgili olarak yapılan hukuki değişikliklere işaret edildikten soma somut olay değerlendirildiğinde: Sanık hakkında 556 sayılı KHK.nın 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 61 inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 Sayılı Yasanın geçici 1 nci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır." 5237 sayılı TCK'nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1.maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ..." hükümleri yer almaktadır. Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5'inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK'nın 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK'nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03.01.2008 gün ve 2005/15 E, 2008/2 K sayılı iptal kararı gerekçesinde kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 Sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile TCK' nın 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 Sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 556 Sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır. Öte yandan 556 Sayılı K.H.K ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, 1474 üncü maddesi gereğince 01/01/1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 Sayılı TTK'nın 57 nci maddesinin 5 inci fıkrasında; başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, işaret gibi tanıtma vasıtaları haklarına tecavüzün yanında, tescilli ve tescilsiz ayırımı yapmadan marka hakkına tecavüz de haksız rekabet suçu olarak tanımlanmış ve cezası 64 üncü maddede belirtilmiştir. Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra 03 Mart 1965 tarihinde yürürlüğe giren 551 Sayılı Markalar Kanunu'nun 47 inci maddesinde de tescil edilmiş marka hakkına tecavüz halleri ayrı ayrı tanımlanmış ve yaptırımı da 51 ve 52 inci maddelerde belirtilmiştir. Her iki düzenlemede de tescilli marka kullanma haklarına tecavüz halleri belirlenmekte ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu nedenle gerek Türk Ticaret Kanunu ve gerekse 551 Sayılı Markalar Kanunundaki düzenlemeyle korunan ortak değer, marka kullanma hakkından doğan haklardır. Marka hakkına tecavüz fiillerinin unsurları her iki düzenlemede de aynıdır ve iki yasa birlikte Uygulanamayacağından tam olarak oluşan yasa çatışması kuralları uyarınca sonradan yürürlüğe giren, tescilli markalara hukuki ve cezai koruma getiren 551 Sayılı Kanundaki düzenleme TTK'nın 57/5 fıkra hükmünü tescilli markalarla sınırlı olmak üzere örtülü olarak yürürlükten kaldırmıştır. Bu kanun da (551 sayılı kanun) 556 Sayılı KHK'nın değişik 82 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemeler canlanamayacağından sanığa atılı eylem haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, katılan vekili ile O yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru görülen beraat hükmünün ONANMASINA, 3-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında 6197 sayılı muhalefet ile ticarete hile karıştırmak suçlarından kurulan hükümlere ilişkin katılan Tariş vekilinin temyiz talebine yönelik yapılan incelemede, 6197 sayılı yasaya muhalefet ve ticarete hile karıştırmak suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen Tariş davaya katılmasına karar verilmesi hükmü temyize hak vermeyeceğinden, katılanın temyiz talebinin CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE, 4-Sanıklar ... ve ... hakkında ticarete hile karıştırmak suçundan kurulan hükümlere yönelik O yer Cumhuriyet Savcısı sanık İbrrahim Eskikan müdafi ve sanık ...'nün temyiz talepleri ile sanık ... hakkında 6197 sayılı yasaya muhalefet suçlarından kurulan hükme yönelik sanık müdafiisinin yaptığı temyiz taleplerine yönelik yapılan incelemede, Suç tarihi itibariyle temyiz inceleme gününde suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıkların lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen zamanaşımı tamamlanmış bulunduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan maddeler uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, 5-Sanık ... hakkında ticarete hile karıştırmak ve 6197 sayılı yasaya muhalefet suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebine yönelik yapılan incelemede, Dava zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 03.02.2005 günü itibariyle temyiz inceleme gününde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe hükümler içeren 765 sayılı TCK.nun 102/4 maddesinde öngörülen zamanaşımı tamamlanmış bulunduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan madde uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA 6-El konulan eşyaların iadesi veya müsaderesi yönünden yapılan incelemede, A)Emanetin 2005/107 sırasında kayıtlı Ariel AUTOMAT 3 kg'lık orijinal deterjan numunesi ile emanetin 2005/106 sırasında kayıtlı Vicks Vaporup 38 gram buharlaşan orijinal merhem numunelerinin karar kesinleştiğinde katılan ... And Gamble Co. şirketine İADESİNE, b)Emanetin 2004/2790 sırasında kayıtlı Tariş marka 5 bin M'lelik Naturel sızma orijinal Zeytin yağı, 5 bin M'lelik Riveera Zeytinyağı ile 14 adet üzerinde Tariş logosu bulunan orijinal yağ tıpalarının karar kesinleştiğinde katılan Tariş'e İADESİNE, c)Dosyada mevcut 29.09.2004 tarihli iş yeri arama - zaptetme ve teslim tutanağında yazılı ve Memişo İcra Yediemin deposuna teslim edilen 17, 18, 19 ve 20 sırasında yazılı eşyaların sahibine İADESİNE, d) 29.09.2004 tarihli iş yeri arama-zabtetme ve teslim tutanağının 14, 15, 16 sırasına kayıtlı hapların dava konusu ilaçların 6197 sayılı yasa gereği işlem yapılmak üzere il sağlık müdürlüğüne TEVDİİNE, e)Adli emanetin 2004/2327 sırasında kayıtlı eşyalar ile dosyada mevcut 29.09.2004 tarihli iş yeri arama-zaptetme ve teslim tutanağında yazılı olup da yukarıda iadesi ile tevdiine karar verilen eşyalar müstesna olmak üzere diğerleri hakkında 4703 sayılı kanunun 10 ve 11 maddeleri gereğince mahallinde işlem yapılmasına, 07.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.