Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğun devamı kararlarına yönelik itirazların incelenmemesi ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen kararlarla pasaportun iptal edilmesi ve mal varlığına el
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğun devamı kararlarına yönelik itirazların incelenmemesi ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen kararlarla pasaportun iptal edilmesi ve mal varlığına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkı ile seyahat hürriyetinin; söz konusu el koyma kararlarının tebliğ edilmemesi nedeniyle etkili başvuru hakkının; hukuka aykırı arama kararları nedeniyle adil yargılanma ve özel hayata saygı hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; ceza infaz kurumunda gerçekleştirilen ayrımcı uygulamalar nedeniyle eşitlik ilkesinin; vekille görüşlerin kayıt altına alınması nedeniyle savunma hakkı ile adil yargılanma hakkının; ihraç listesinin ulusal düzeyde yayın yapan basın kuruluşları ile sosyal medya platformlarında paylaşılması nedeniyle de masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).B. Başvurucunun Tutuklanmasına İlişkin Süreç Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucu hakkında, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucu; ifadesinde -üniversite dönemi de dâhil- hayatının herhangi bir sürecinde örgüt evlerinde ya da yurtlarında kalmadığını, dershanelerine gitmediğini, sohbet adı altında yapılan toplantılarına iştirak etmediğini, örgüt tarafından organize edilen yurt içi veya yurt dışı gezilere katılmadığını, Bank Asya aracılığı ile herhangi bir bankacılık işlemi yapmadığını, kurban veya bağış adı altında örgüte herhangi bir yardımda bulunmadığını, mesleğe giriş sürecinde örgütün hiçbir katkısının olmadığını belirtmiştir. Başvurucu; 2010 yılında dünyaya gelen çocuğunun tedavisine Ankara'da devam edilmesi nedeniyle Bakanlıkta tetkik hâkimliğine başladığını, çocuğunun tedavisinin yurt dışında görülmesi gerektiğini, bu nedenle talep ettiği ve şartları taşıdığı hâlde kendisinden daha kıdemsiz ve İngilizcesi yetersiz olan kişilerin örgütün etkisiyle yurt dışına gönderildiğini, tedavisi eksik kalan çocuğunun 2011 yılı içinde vefat ettiğini ve bu durumdan örgütü sorumlu tuttuğunu, yeniden çocuk sahibi olabilmek için eşinin de yurt dışında tedavi görmesi gerektiğini, ancak 2013 yılına kadar örgütün etkisiyle yurt dışına gönderilme taleplerinin reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca 17-25/12/2013 tarihlerinde Amerika'da eğitimde olduğunu, 2010 ve 2014 tarihlerinde yapılan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde aktif olarak görev almadığını, müşahitlik yapmadığını, kamera çekimlerinde bulunmadığını, hiçbir adayın seçim çalışmasına katılmadığını, kızını gönderdiği okulun örgüt ile iltisakı olduğunu bilmediğini, ilerleyen süreçte okula kayyım atanması vesilesi ile durumdan haberdar olduğunu ve kızını başka bir okula kaydettirdiğini, darbe girişimini televizyondan öğrendiğini, kendisinin Kadiri tarikatı üyesi olduğunu, ailesinin Kadiri tarikatının Malatya-Adıyaman kolunun 1970’ten bu yana temsilcisi olduğunu, üzerine yüklenen suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir. Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinde Savcılıkta verdiği ifadeyi tekrar ettiği, bahsi geçen örgüt ile alakasının olmadığını belirttiği anlaşılmıştır. Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016 tarihli kararıyla tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir: "Açıklanan nedenlerle ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Dairesinin 16/7/2016 tarihli ve 2016/4 sayılı kararı ile Dairesinin 16/7/2016 tarihli ve 2016/9052 sayılı kararı ile elde edilen deliller, somut şüphe oluşturan olguların olması, müsnet suçun niteliği, öngörülen cezanın miktarı, atılı suçun 100/3-a-11’de sayılan ve kaçma şüphesi var olduğu kabul edilen katalog suçlardan oluşu, öngörülen ceza miktarı ile tutuklama tedbiri karşılaştınldığında bu aşamada Anayasa’nın maddesinde ifade olunan ölçülülük ilkesine uygun olacağı düşünülmesi, eylemin silahlı bir terör örgüdünün faaliyeti kapsamında işlenmiş olması, amaç ve yöntem olarak temel hak ve özgürlüklerin sonlandırmak gayesini gütmesi, bu hali ile vehamet arz etmesi, hali hazırda anayasal düzeni değiştirmeye yönelik eylemlerin sonlanmamış ve devam ediyor olması ile adli kontrol uygulanmasının bu aşamada yetersiz oluşu ile 2802 sayılı Yasa’nın maddesindeki suç üstü koşullarınında gerçekleştiği gözetilerek, 103/a maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni var sayılan katalog suçlardan olması, öngörülen ceza miktarının yüksekliği nedeniyle kaçma şüphelerinin bulunması, adli kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağının anlaşılması dikkate alınarak şüpheliler Mehmet Takımsu, …’ın üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 94/1 maddesi yollaması ile CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA, ... [karar verildi.]" Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamı kararına itiraz etmiş; Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliği 24/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, başvuru formunda; ayda bir yapılması gereken tutukluluk incelemelerinin yapılmadığını, tahliye taleplerine de cevap verilmediğini belirtmiştir. Başvurucunun 9/9/2016 tarihli dilekçesi ile tahliye talebinde bulunduğu ancak talebi hakkında herhangi bir karar verilmediği, UYAP üzerinden yapılan incelemede de başvuru tarihine kadar yapılan herhangi bir tutukluluk incelemesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Başvurucu 13/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 30/8/2016 tarihli karar ile başvurucu hakkında aynı mahiyetli soruşturma yürütüldüğü gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmedilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 11/7/2017 tarihli kararı ile hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine ait olduğunu belirterek 11/1/2017 tarihli yetkisizlik kararıyla dosyanın Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 11/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle hakkında Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucuya isnat edilen suç ile ilgili olarak şu şekilde bir değerlendirme yapılmıştır:"...Örgüt üyeliği; örgütün kuruluş amaçlarını faliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak örgüt hiyerarşiye dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Terör örgütüne üye olma suçu özel saikle işlenen suç olduğundan kişinin bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi ve terör örgütünün amacını da bilerek örgüt içine girmesi gerekir. Bu bakımdan eylemin örgüte iştirak bilinç ve iradesiyleolması gerekir....Terör örgütüne üye olma suçu şahsi suç olup ayrıca temadi eden bir suç olduğundan kesintinin gerçekleştiği diğer bir deyişle, yakalamanın gerçekleştiği zaman suçun işlenme tarihidir. Yargıtayın süreklilik kazanmışkararlarında silahlı Örgüt üyeliği kabul edilebilecek olan bazı hallere örnek vermek gerekirse; Örgütle organik bağ içine girip (hiyerarşik yapıya dahil olmak) faliyette bulunmak, Örgüte ait kamplarda siyasi veya silahlı eğitim almak, kod adı kullanmak, yakalanmamak için sahte isim ve pasaport kullanmak, örgüte özgeçmiş raporu vermek, örgütün faliyetleri doğrultusunda ders almak, örgüte elaman temin etmek vb. Eylem ve fiiller örnek gösterilebilir (CGK. 2006/141-140, 2006 gün ve 2005/7021E. 2006/859K.)." İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:- Başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının olduğunun sabit görülmesi nedeniyle HSYK'nın 24/8/2016 tarihli ve 426 sayılı kararıyla meslekten çıkarılmış olması,-Başvurucunun çocuğunun FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı tespit edilen ve bu kapsamda da üst kuruluşu olan şirkete kayyım atanan Burç Okullarında 2015-2016 eğitim öğretim yılında kaydının bulunması,- Örgütün talimatı, yönlendirmesi ve desteği ile başvurucunun yurt dışı dil eğitimine gitmesi,- Başvurucunun örgüt üyesi olduğunu gösterir olay ve davranışlarına dair tanık beyanıdelil olarak gösterilmiştir. Bu kapsamda FETÖ/PDY'nin yargı yapılanmasına mensup olduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma yürütülen ve etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Ö. beyanında; başvurucunun Mardin/Savur'dan kendisinin halefi olduğunu, başvurucu ile görüştüklerini ve cemaatçi olduğunu ifade etmiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 22/9/2017 tarihinde yetkisiz olduğuna ve dosyanın yetkili Adana Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Adana Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Yargılama Adana Ağır Ceza Mahkemesinde 2017/341 sayılı dosya üzerinden görülmeye başlanmış, 12/12/2017 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Savcılık, başvurucunun meslekten çıkarıldığı, irtibat ve iltisakını bildiği hâlde kızını örgütün okuluna gönderdiği, yine örgütün yargı içinde en güçlü olduğu dönemlerde yurt dışı dil eğitimine gönderildiği olguları ile tanık beyanlarına istinaden başvurucunun örgüt ile arasında organik bir bağ bulunduğu gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etmiş; Mahkeme ise 10/5/2018 tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiştir. Karara karşı Savcılığın 15/5/2018 tarihli yazısı ile istinaf yoluna başvurulmuş, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 5/10/2018 tarihli ilamı ile istinaf talebi reddedilmiş ve karar 1/11/2018 tarihinde kesinleşmiştir. İyileştirme ve Sosyal Faaliyetlerin Sınırlandırılmasına İlişkin Süreç Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare ve Gözlem Kurulu) 9/8/2016 tarihli kararıyla FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında tutuklananlara vaiz görüşmeleri dâhil herhangi bir eğitim ve iyileştirme faaliyeti verilmemesine karar verilmiştir. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz, Osmaniye İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 3/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında tutuklanan kişilerin sayıca yüksek olduğu belirtilerek herhangi bir güvenlik zafiyeti yaşanmaması amacıyla söz konusu tedbirin alındığı vurgulanmıştır. Bu doğrultuda tutukluların güvenliğinin sağlanması, örgütsel faaliyetlerinin engellenebilmesi amacıyla FETÖ/PDY soruşturmalarından tutuklananlara eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin verilmemesinin uygun olduğu şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Kararda; İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının bu yönde yetkisinin bulunduğu, yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu, takdir hakkının aşılması suretiyle kötüye kullanıldığına dair uygulama yapıldığına ilişkin herhangi bir delil ve emare bulunmadığı ifade edilmiştir. İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Telefonla Haberleşme ve Kapalı Görüş Hakkının Sınırlandırılmasına İlişkin Süreç İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 1/8/2016 tarihinde 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) maddesi uyarınca, terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olarak bulunanların telefon hakları ile ziyaret haklarından on beş günde bir yararlandırılmalarına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara itiraz ettiği yönünde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. İlgili ulusal hukuk için bkz. Fatma Maden, B. No: 2016/28719, 17/7/2018, §§ 21, 22; Abdurrahim Özkan, B. No: 2017/25586, 18/4/2018, § 26; İbrahim Kaptan, B. No: 2017/30510, 18/7/2018, §§ 15-30; İbrahim Kaptan (2), B. No: 2017/30723, 12/9/2018, §§ 15-19; Bayram Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018, §§ 18-