Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4546 E. , 2024/3799 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4546 Karar No : 2024/3799 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, muayenehane tabelasında "doçent" ünvanını kullandığı gerekçesi ile hakkında uyarı müeyyidesi uygulanmasına ilişkin Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün... tarih ve... sayılı işlemi (Dava
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4546 E. , 2024/3799 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4546 Karar No : 2024/3799 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, muayenehane tabelasında "doçent" ünvanını kullandığı gerekçesi ile hakkında uyarı müeyyidesi uygulanmasına ilişkin Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün... tarih ve... sayılı işlemi (Dava dilekçesinde ... tarih ve ... sayılı işlem olarak belirtilmiştir.) ile bu işlemin dayanağı olan 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Özel psikiyatri kliniği açtığı, kliniğin tabelasına mesleki ünvanı olarak “doçent” yazıldığı, Ordu Valiliği işlemi ile tabeladaki ünvanının kaldırılması için uyarı anlamında idari işlemin uygulandığı, Doçentlik Yönetmeliğinin Yükseköğretim Kanunu’ndan sonra yürürlüğe girdiği, 1981 öncesinde doçentliğin bir kadro olarak değerlendirildiği, yeni Yöntmelikte doçentliğin bir ünvan olduğu, kadro olmadığı, doçentlik sınavı geçildiğinde doçent ünvanına sahip olunduğu, bu Yönetmelik kapsamında kadro olarak verilen isimler ile akademik kariyer ünvanı olan doçentlik arasında fark yaratıldığı, Doçentlik Yönetmeliğinin özel hükümle diğer Yönetmelik hükümlerini ortadan kaldırdığı, 1984 yılından önce özel üniversitelerin bulunmadığı, Devlet tarafından yetiştirilen ve kadro verilen isimlerin hizmet karşılığı alınmadan başka bir yerde çalışamayacakları yönünde getirilen düzenlemenin üniversitenin kimliğini korumak için getirilmiş bir kriter olduğu, yani Devletin yetişmiş olan elemanlarının o kadroda en az iki yıl çalışmasını ve öğrencileri eğitmesini istediği, bu dönemde kadrolar her üniversiteye bağlı olduğu için, bir üniversitede profesör olanın diğer üniversite için profesör olmadığı ve 2 yıl çalışmaz ise bu ünvanı kullanamadığı, ancak doçentliğin belli bir zamanın geçmesine değil kurucu inşai hak olan sınav kazanma ile elde edildiği, bir üniversiteye bağlı olmaktan çıktığı, kendisinin ünvan ve doçentlik belgesini sınavı kazanmakla sağladığı, bu hususla ilgili olarak bir yerde çalışma zorunluluğu aranmadığı, Doçentlik Yönetmeliğinde de belirtildiği gibi doçentliğin bir kadro değil ünvan olduğu ve kazanılmasının zaman geçirmiş olma kriterine bağlı olmadığı, bu haliyle özel yönetmelik hükümlerine itibar etmek gerektiği, ünvanın mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, kendisini uzman psikiyatristlerden ayırıcı unsurun doçent olması olduğu, doçentliğin aynı zamanda rekabet edici bir özellik de taşıdığı, emek ve mesai harcayarak kazandığı ünvanını kullanmasının kendisine avantaj sağlayacağı, bunu ummasının meşru bir beklenti olduğu, kanunlar çerçevesinde korunması gerektiği, Valilik kararının ve Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrasının iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN_SAVUNMASI : Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından; davaya konu hükmün, bir kısım düzenlemede işaret edilen sakıncaları bertaraf etmek gayesiyle getirildiği, nihaî amacın kişilerin yanılgılardan ve karışıklıklardan korunması suretiyle kamu yararının gerçekleştirilmesi olduğu, gerçek veya tüzel kişilik sahipliğindeki ticari kuruluşların isim hakkını haiz olmakla birlikte, bu durumun, kişilerin yanlış algılamalarının, karışıklığın ve haksız rekabetin önlenmesi amaçlarına yönelik olduğu, işaret edilen mevzuat hükümlerinde belirlenen esasların yanında, tabiplerin akademik ünvanlarını kullanabilmeleri için bu hususu düzenleyen ilgili mevzuat hükümlerine de riayet etmelerinin gerekeceği, bu bağlamda davacının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerine tabi olduğu, 2547 sayılı Kanun'un 29. maddesinin 2. fıkrasında profesörlük, doçentlik veya doktor öğretim üyesi ünvanlarını kazananların, her ünvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu ünvanı kullanamayacaklarının kurala bağlandığı, Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliğinin “Ünvanların yükseköğretim kurumları dışında kullanımı” başlıklı 16. maddesinde 2547 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile aynı yönde hükme yer verildiği, davacının, doçentlik ünvanını kazanması üzerine 13/04/2017 tarihinde doçent ünvanı ile görevine başladığı ve bu görevinden 28/03/2018 tarihinde ayrıldığı, bu durumda 2547 sayılı Kanun ve uygulama Yönetmeliğinin amir hükümleri uyarınca davacının ilgili ünvan döneminde fiilen iki yıl görev yapmadığından muayenehane tabelasında “doçent” ünvanını kullanamayacağı, dava konusu bireysel işlemde ve düzenleyici işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı Ordu Valiliği tarafından; davanın süresinde açılmadığı, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında davacının doçent ünvanını aldığı tarihin 06/03/2017 olduğunun belirtildiği, yine Sağlık Bakanlığı Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin... tarih ve ... sayılı yazısında davacının 28/03/2018 tarihinde görevinden ayrıldığının belirtildiği, Yükseköğretim Kanunu’nun 29. maddesi hükmü gereği 2 yıl boyunca fiilen doçent olarak görev yapmayan davacının ünvanını kullanamayacağı, doçent ünvanını kullanma yetkisi bulunmayan davacıya Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 30. maddesi ve Yönetmeliğin eki Ek-6 “Müeyyide Formu”nun, “Yönetmeliğin 29 uncu ve 30 uncu maddesine aykırılık halinde; mesul müdür üç kez uyarılır. Bir yıl içerisinde dördüncü tespitte iki gün, beşinci tespitte beş gün süreyle sağlık kuruluşunun faaliyeti durdurulur.” hükmü gereği uyarı müeyyidesi uygulandığı, işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, psikiyatri kliniği sahibi olan davacı tarafından, muayenehane tabelasında "doçent" unvanını kullandığından bahisle hakkında uyarı müeyyidesi uygulanmasına ilişkin Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 15.2.2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 30'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerden Ordu Valiliği tarafından ileri sürülen davanın süresi içerisinde açılmadığı iddiası yerinde bulunmayarak, işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Yönetmeliğin dava konusu yapılan 30'uncu maddesinde, "Sağlık kuruluşunun tabelasına veya basılı evrakına; ruhsatlarında yer alan mevcut isim ve unvanları veya tescil edilmiş isimlerinin dışındaki diğer isim ve unvanları ile faaliyet izin belgesinde belirtilen uzmanlık dalları haricinde başka uzmanlık dalı yazılamaz." hükmüne yer verilmiştir. Kişilerin sağlık, güzellik, estetik, zayıflama, ruhsal ve psikolojik sağlığın korunması ve benzeri amaçlarla başvurdukları sağlık kuruluşları ve buralarda uygulanan işlemler insan sağlığını doğrudan ilgilendirdiğinden, bu sağlık kuruluşlarının ülke genelinde aynı standarda sahip olmalarını sağlamak için dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe konulduğu dikkate alındığında, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu hükümleri ile 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca düzenleme yapma yetkisi bulunan davalı idarenin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun unvanların korunmasına yönelik hükümlerine uygun olarak kural belirlemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, dosyanın incelenmesinden, 13.7.2017 tarihinde doçent unvanı ile göreve başlayan davacının, 2547 sayılı Kanunun 29'uncu maddesinde belirtilen süreden önce görevinden ayrıldığının anlaşılması karşısında, davacı adına tesis işlemde de yasal isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü denetim ekiplerince 08/11/2019 tarihinde yapılan olağan denetimde, Ordu ili, Altınordu ilçesinde faaliyet gösteren davacıya ait muayenehane tabelasında “doçent” ünvanının kullanıldığı tespit edilmiştir. Ardından, Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile, "2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 29. maddesinin 2. fıkrasında; '...profesörlük, doçentlik veya doktor öğretim üyesi unvanlarını kazananlar her unvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu unvanı kullanamazlar.' yönünde kurala yer verildiği, davacının çalıştığı üniversiteden alınan belgeye göre 11 ay 15 gün doçent ünvanıyla görev yaptığının tespit edildiği, bu sebeple doçentlik ünvanını kullanamayacağı" belirtilerek, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrası ve EK-6 Müeyyide Formunun 32. satırı hükümleri çerçevesinde davacı hakkında uyarı müeyyidesi uygulanmasına ilişkin işlem tesis edilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (g) bendinde, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapılacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Öte yandan, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 24. maddesinde, "İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur." hükmü bulunmaktadır. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 9. maddesinde, "Tabip ve diş tabibi, gazete ve sair neşir vasıtaları ile yapacağı ilanlarda ve reçete kağıtlarında, ancak ad ve soyadı ile adresini, Tababet İhtisas Nizamnamesine göre kabul edilmiş olan ihtısas şubesini, akademik ünvanını ve muayene gün ve saatlarını yazabilir. Muayenehane kapılarına veya binaların dışına asılacak tabelaların ebadı ve adedi, mahalli tabip odaları tarafından tesbit edilebilir. Tabipler ve diş tabipleri,tabip odalarının bu husustaki kararlarına riayet etmekle mükelleftirler. Tabelalarda en çok iki renk kullanılabilir. Işık verici vasıtalarla tabelaları süslemek yasaktır." kuralına; 39. maddesinde, "Tabip ve diş tabibi, meslektaşlarının hastalarını elde etmeğe matuf hareket ve teşebbüslerde bulunamaz." kuralına yer verilmiştir. 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık kuruluşlarının isimleri" başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasında, "Sağlık kuruluşunun tabelasına veya basılı evrakına; ruhsatlarında yer alan mevcut isim ve unvanları veya tescil edilmiş isimlerinin dışındaki diğer isim ve unvanları ile faaliyet izin belgesinde belirtilen uzmanlık dalları haricinde başka uzmanlık dalı yazılamaz." kuralına; "Müeyyideler" başlıklı 37. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uymayanlar hakkında, bu Yönetmelikte öngörülen idarî yaptırımlar ile ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır..." kuralına; EK-6 Müeyyide Formunun 32. satırında, - dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle- "Yönetmeliğin 29 uncu ve 30 uncu maddesine aykırılık halinde; mesul müdür 3 kez uyarılır. Bir yıl içerisinde dördüncü tespitte iki gün, beşinci tespitte beş gün süreyle sağlık kuruluşunun faaliyeti durdurulur." kuralına yer verildiği görülmektedir. Ayrıca, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun "Unvanların korunması" başlıklı 29. maddesinde, "Öğretim üyeleri, bu kanunda yazılı hükümler dışında kazanmış oldukları akademik unvanlardan yoksun bırakılamazlar. Başka bir işe geçmek, emekli olmak veya çekilmek ya da işten çekilmiş sayılmak yoluyla öğretim görevinden ayrılanlar, akademik unvanlarını taşıyabilirler. Ancak profesörlük, doçentlik veya doktor öğretim üyesi unvanlarını kazananlar her unvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu unvanı kullanamazlar." hükmü yer almaktadır. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Unvanların yükseköğretim kurumları dışında kullanımı" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Profesörlük, doçentlik veya doktor öğretim üyesi unvanlarını kazananlar, her unvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu unvanı kullanamazlar." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava Konusu Yönetmelik Hükmünün İncelenmesi: Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. Yukarıda yer verilen 1219 sayılı Kanun ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğü uyarınca, tabiplerinin reklam ve reklam mahiyetinde ilanlar yapmasının yasak olduğu, diğer sebeplerle verilecek ilanlarda ise ancak, ad ve soyadı ile adresini, uzmanlık alanını, akademik ünvanını ve muayene gün ve saatlerini yazabileceği kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda, anılan mevzuat hükümlerinde belirtilen sınırlar çerçevesinde, sağlık hizmetinin kamusal niteliği ve insan yaşamına olan doğrudan etkisi gözetilerek, sağlık kuruluşuna ticari bir görünüm kazandırılmasının ve rekabet arzusuyla hastaların yanlış yönlendirilmesinin engellenmesi dolayısıyla da kişilerin yanlış algılamasının, karışıklığın ve haksız rekabetin önlenmesi amacıyla sağlık kuruluşunun tabelasına veya basılı evrakına; ruhsatlarında yer alan mevcut isim ve ünvanları veya tescil edilmiş isimlerinin dışındaki diğer isim ve ünvanları ile faaliyet izin belgesinde belirtilen uzmanlık dalları haricinde başka uzmanlık dalı yazılamayacağı yönünde kural getiren dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı gibi düzenleme ile kamu yararının korunmasının amaçlandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan, davacı tarafından, doçent ünvanının kullanılmasının dava konusu Yönetmelik hükmüyle engellediği ileri sürülmekte ise de, yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği uyarınca, profesörlük, doçentlik veya doktor öğretim üyesi ünvanlarını kazananların, her ünvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu ünvanı kullanamayacakları açık olup, bu kapsamda da dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dava Konusu Bireysel İşlemin İncelenmesi: Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısına göre 06/03/2017 tarihinden itibaren davacıya doçent ünvan ve yetkisinin verildiği, Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesinin... tarih ve ... sayılı yazısına göre de, davacıya doçentlik ünvanı verilmesine ilişkin yazının hastaneleri kayıtlarına girdiği 13/04/2017 tarihinde davacının doçent ünvanı ile hizmet vermeye başladığı ve bu ünvan ile görevden ayrıldığı 28/03/2018 tarihine kadar çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, 2547 sayılı Kanun ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği uyarınca doçent ünvanını kullanabilmesi için ünvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapması gereken davacının, söz konusu süreyi tamamlamadan görevinden ayrıldığı, dolayısıyla anılan ünvanını yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarda kullanmasının hukuken olanaklı olmadığı sabittir. Diğer taraftan, dava konusu Yönetmelik maddesiyle, sağlık kuruluşunun tabelasında veya basılı evrakında hangi ünvanların kullanabileceğinin kurala bağlandığı görülmekte olup, 2547 sayılı Kanun ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği uyarınca doçent ünvanını kullanamayacağı anlaşılan davacının muayenehane tabelasında doçent ünvanını kullanmasının dava konusu Yönetmelik maddesine aykırı olduğu görülmektedir. Ayrıca, Yönetmeliğin EK-6 Müeyyide Formunun 32. satırında Yönetmelik gereği uyulması gereken kurallara aykırı davranılması halinde tespit sayısına göre uygulanacak yaptırımlarda kademeli bir artırıma gidildiği, bu kapsamda Yönetmeliğe aykırılığın ilk defa tespit edildiği de gözetilerek anılan düzenlemeye uygun olarak davacı hakkında uyarı yaptırımının uygulandığı görüldüğünden Yönetmelik kuralına uygun olarak tesis edilen yaptırımda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve... sayılı işlemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.